Uzayda yolculuğun kapısını aralayan bilim insanı: Tsiolkovski

Yoksul bir kasaba papazının, ileri seviyede duyma bozuklukları ve ekonomik yetersizlik nedeniyle neredeyse hiç resmi eğitim almamış, daha sonradansa kendi yolunu çizmiş oğlu... Bu kişi aynı zamanda uzaya çıkmanın, modern roket sistemlerinin, uydu gönderebilmenin, uzay üsleri kurabilmenin ve daha pek çok çığır açıcı düşüncenin anahtarını bulup, insanlık ve bilim tarihine teslim etmiştir. Devrinin ötesinde bir bilim insanının yaşamının da hayret verici olmasına şaşırmamak lazım.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – “Dünya insanlığın beşiğidir, ancak insan sonsuza kadar bu beşikte yaşayamaz”

Parlak gecelerde gökyüzüne baktığımızda Ay’ın yalnızca bir tarafını görebiliyoruz. Eğer bir şekilde ayın -yanlış bir tabirle- ‘karanlık’ yüzünü görebilseydik, muhtemelen uzanıp yukarı baktığımızda çıplak gözümüze dikkat çekici bir krater yansıyacaktı: Tsiolkovski Krateri. Günümüzde sevgililer birbirlerine yıldönümlerinde ‘yıldız ismi’ satın alabiliyor ya da milyonerler Mars’ta bazı yerlere kimi isimlere korkunç paralar karşılığında sahip olabiliyor. Konstantin Tsiolkovski, uzayı pazarlama çılgınlığı henüz ortada olmadığı dönemde ayın yüzeyindeki bu önemli noktaya ismi layık görülen bir bilim insanı. Kendisi uzayda yolculuğun kapısını aralasa da ülkesi Sovyetler Birliği coğrafyası dışında ismi fazla duyulmamış. Onun ünü atmosferden çıkınca, başlıyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda asılı Yuri Gagarin ve Tsiolkovski fotoğrafları

Yukarıda fotoğrafını gördüğümüz kişi, yoksul bir kasaba papazının, ileri seviyede duyma bozuklukları ve ekonomik yetersizlik nedeniyle neredeyse hiç resmi eğitim almamış, daha sonradansa kendi yolunu çizmiş oğlunun fotoğrafıdır. Bu kişi aynı zamanda uzaya çıkmanın, modern roket sistemlerinin, uydu gönderebilmenin, uzay üsleri kurabilmenin ve daha pek çok çığır açıcı düşüncenin anahtarını bulup, insanlık ve bilim tarihine teslim etmiştir. Devrinin ötesinde bir bilim insanının yaşamının da hayret verici olmasına şaşırmamak lazım. “Önce, kaçınılmaz olarak, fikir, hayal gücü, peri masalı. Ardından bilimsel hesaplama. Son olarak rüyanın taçlandırılarak tamamlanması” diyen Tsiolkovski’nin yaşamanını okuyarak, insanın uzay yolculuğunda hayalgücü, bilim ve zorluklarla dolu fazla görmediğimiz bir kısmını seyredelim.

Tsiolkovski Krateri

BİR BAŞINA EĞİTİM

Moskova yakınlarındaki Ryazan kırsalında 1857 yılında dünyaya gelen Tsiolkovski, yoksul bir ailenin 18 çocuğundan biridir. Küçük yaşlardan itibaren okulda özelikle fizik ve matematik gibi pozitif bilimlere yatkınlığı göze çarpar. 10 yaşında geçirdiği kızıl humma, yoksulluktan sonra hayatında yüzleştiği ikinci büyük darbe olur. Hastalık sonucu duyma yetisini kaybeder. Bu durum her ne kadar sonraki yıllarda hafiflese de Tsiolkovski, hayatı boyunca duyma problemleri çekecektir. Eğitim hayatını da küçük yaşta böylece yarıda bırakmak zorunda kalır. Okuldan uzak kalan Tsiolkovski’yi önce babası evde eğitmeye başlar. Kendi deyimiyle ‘kitaplarından başka’ öğretmen öğretmeni olmamıştır. Tüm bu sessizlik ve resmi eğitimden uzaklık, bir şekilde Tsiolkovski’nin bilimle ve uzayla kurduğu bağları da kuvvetlendirir.

Annesini erken yaşta kaybeden, işitmekte güçlük çeken bu yoksul ailenin çocuğu Tsiolkovski, eğitimine devam etmek üzere ergenlik çağında güç bela Moskova’ya gönderilir. Ancak burada zamanını okul derslerden çok kütüphanede kendi çalışmalarına odaklanarak geçirir. Tsiolkovski’nin kütüphanede kendinden verdiği saatlerde, bilimsel çalışmalar kadar düşüncesinin ufkunu açan Jules Verne’in eserleri üzerinde büyük etki yaratır.

“Uzun zaman boyunca, herkes gibi roket üzerine düşündüm (…). Beni, hareketlerini hesaplamaya iten şeyin tam olarak ne olduğunu hatırlamıyorum. Muhtemelen fikrin tohumları büyük fantastik yazar Jules Verne tarafından ekildi. Düşüncemi belirli kanallara yönlendirdi, sonra bir arzu ve ondan sonra da aklın eseri.”

Jules Verne’nin özellikle Ay’a Yolculuk kitabı Tsiolkovski’nin uzaya çıkış için çalışmalarına gerçekten tohum ekmiştir. O tohumu büyütense, herkesin bir başına başardıklarına hayranlıkla baktığı Tsiolkovski’nin bilimle hayalgücünün birlikte yürüdüğü düşünceleridir. Ay’a insanların top benzeri ateşli bir ‘silahla’ göndermeye çalışmanın herkesi öldürüp başarısız olacağını söyler, bunun yerine koyduğu yöntem onun bilim dünyasındaki en büyük ve geçerli çalışmalarındandır. ‘Herkese Bilim Teknooloji’de yayınlanan ‘Rahat Uyu Tsiolkovsky’ başlıklı yazısında Tevfik Uyar bu buluşu gayet güzel anlatmış. Biz de tekrara düşmemek adına ilgili bölümden alıntı yapalım:

“1903 yılında yayınlanan Kozmik Uzayın Tepkili Motorlarla Keşfi adlı kitabında mucidi olduğu ‘sıvı yakıtla çalışan yeterince güçlü bir roketin’ Dünya’nın yerçekiminden kurtularak diğer gezegenlere ulaşabileceğini teorik olarak açıklamıştır. Dünya’nın çekiminden kurtulma hızını doğru olarak hesaplamıştır. Dünya’ya dönen uzay araçlarının atmosfere yeniden girişte ısınan dış çeperlerini soğutmaya yarayan, roketin ağırlık merkezini değiştirmek suretiyle hareketini kontrol eden teknolojilerin fikir babası ve mucidi odur.”

‘YOLDAŞLAR, RÜYAMIN GERÇEKLEŞECEĞİNE İKNA OLDUM’

Tsiolkovski, Kaluga’ya döndüğünde matematik öğretmenliği yapmaya başlar, aile kurar. Hemşehrilerinin çoğu, uzaklardaki kulübesinde yaptığı deneyler yüzünden ona biraz ‘çılgın profesör’ gözüyle bakar. Bilim hayatının devamında 400’ü aşkın makale ve çığır açan buluşlara imza atar… Ruya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (RSDİP) üyesi olan ve hayatını kadınların, işçilerin mücadelesine adayan devrimci kızı Lyubov Konstantinovna Tsiolkovskaya, Çarlık yönetiminin baskılarıyla 1910’lu yıllarda zorlu bir dönem yaşar, haliyle endişe içindeki babası Tsiolkovski de öyle. Aynı dönemde ailenin yaşadığı yoksulluk Ekim Devrimi sonrasında Bolşevik yönetimin Tsiolkovski’ye sahip çıkmasıyla birlikte sona erer. Böylece nihayet bilimsel çalışmalarını devletin büyük desteğiyle yürütme şansı bulur. Tabii oğlunun intiharının onu derinden etkilediğini belirtmeden geçmeyelim.

Marksist olduğunu gizleme gereği duymayan Tsiolkovski ölmeden aylar önce, dönemin Sovyet Lideri Joseph Stalin’in alkışlarıyla 1 Mayıs 1935 yılında Lenin Mozolesi üzerindeki konuşmasında şöyle diyor:

 

“Şimdi, yoldaşlar, sonunda teorik temellerini attığım rüyamın -uzay yolculuğunun- gerçekleşeceğine ikna oldum. Çoğunuzun atmosfer ötesine yapılacak ilk yolculuğa şahitlik edeceğinize inanıyorum. Sovyetler Birliği’nde pek çok genç pilotumuz var. En cüretkar umutlarımı onlara adıyorum. Keşiflerimin hayata geçmesine yardım edecekler ve ilk uzay aracının yetenekli inşaatçılarını hazırlayacaklar. Kahramanlar ve cesaretin insanları, ilk havayolunu resmen açacaklar: Dünya’dan Ay’a, Dünya’dan Mars’a; Moskova Ay’a, Kaluga Mars’a!”

PENCEREDEN EVRENE BİR BAKIŞ

Şimdi biraz işin ‘ansiklopedik’ kısmından sıyrılıp Tsiolkovski’nin kendi hayal gücü hakkında bize ipucu verdiği noktaları ele alalım. Bu, şüphesiz aklıyla ufkun ötesine geçebilen bir bilim insanını anlamanın en iyi yolu. Mesela Tsiolkovski aynı zamanda bir bilimkurgu yazarıdır. Yazdığı hikayeler bize büyük edebi kaygıları ne kadar tatmin eder bilinmez ancak bir bilim insanın kaleminden çıkmış olması, hatta o dönemki hayal gücünün çok daha ötesindeki kalelerini bilim üzerine bina edişi takdir edilişidir. İki kişinin uzay yolculuğunu anlattığı 1893 tarihli ‘Ay’da’ başlıklı eserin özellikle ilk bölümündeki betimlemeler oldukça ilginç. Bu satırları okurken, o yıllarda henüz havacılığın emeklemekte olduğunu unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla uzaya gitmenin ‘çılgınlığa’ eşdeğer görüldüğü ve uzaya gidildiği takdirde nelerle karşılaşılacağı hakkında dünya nüfusnun neredeyse tamamının hiçbir fikri olmadığını da eklemek gerek. Şöyle yazıyor Tsiolkovski:

“Yatağımda yatıyor ve hâlâ az evvel gördüğüm rüya üzerine kafa yoruyorum: Yüzüyordum ve şimdi kış aylarında olduğumuz için yazın yüzmeyi hayal etmek ayrıca keyif vericiydi. Kalkma zamanı. Yukarıya doğru esneyip biraz gerinirim. Ne de kolay! Oturması kolay, kalkması kolay. Neler oluyor? Hâlâ rüyanın içinde olabilir miyim? Kendimi çok hafif hissediyorum, sanki boğazıma kadar suyun içinde durmuş gibiyim: ayaklarım zemine zar zor temas ediyor. Tamam da su nerede, hiçbir yerde göremiyorum? Ellerimi sallıyorum ve hiçbir direnç hissetmiyorum. Hâlâ uyuyor muyum?”

Uzay Yolculuğu Albümü

Tsiolkovski’nin Uzay Yolculuğu Albümü’nde yer alan çizimler de en az bilimkurgu romanı kadar ilgi çekicidir. Uzay aracı tasarımları, yolcuların araçtan uzaya çıkışları, roketler, uzayda yerçekimsiz insan hareketleri…. Tüm bu çizimler bilimsel içeriğe daha güçlü ve daha farklı bir anlam katar. İçlerinden en etkileyici olanıysa ‘geleceğin’ insanlarının uzay aracının zeminindeki camından evrene baktıkları anın betimlenmesidir.

‘ÖLMEKTE OLAN BİLGELİK’ VE ‘DİRİ ENERJİ’

Bugün sadece Rus uzay bilimcileri değil, NASA da internet sitesinde Tsiolkovski’yi, ‘uzay yolculuğunun ve füze biliminin yaratıcılarından’ ifadeleriyle anmaktadır. Sovyetler’de adına onlarca heykel, sokak, müze… yapılmıştır. Sputnik zaferinin mimarlarından Sergey Korolyov, Tsiolkovski’nin devrettiği anahtarların üzerine koyarak yola çıkmış ve başarıya ulaşmıştır. Tsiolkovski’yi özel kılan başat neden elbette bilimsel keşifleri ya da izlediği yolların kendinden sonraki keşiflere yardımcı olması. Ancak o, bilim tarihinin verdiği bu ‘madalyaların’ çok daha ötesinde, hayatıyla ve hayalleriyle ayrıca saygıyı hak ediyor. Düşünüyoruz ki bilim insanları sadece başardıkları şeyleri hedef olarak ortaya koyar. Tsiolkovski için roketle uzaya çıkmak hedefin aslı değildir. O bitiş çizgisini çok uzaklara, uzay yolculuğuna, uzayda yaşamaya, başka canlılarla tanışmaya, sonsuzluğa götürür. Kendi sözleriyle bunu şöyle ifade etmiş:

 

“Benim için roket sadece bir araç -sadece uzayın derinliklerine ulaşmak için bir yöntem- ve kendi başına bir son değil. İnsanlığın evrendeki başka yerlere yerleşmesine yardımcı olacağından dolayı roket gemilerinin çok önemli olduğuna şüphe yok. Ama üzerine çalışmakta olduğum şey bu yeniden yerleşme… Tüm fikir Dünya’dan uzaydaki yerleşim yerlerine doğru taşınma üzerine.” (…) “[İnsanlık] gezegen sistemimizin sınırlarının ötesine seyahat edecek; Diğer Güneş’lere ulaşacaklar ve ölmekte olan bilgelikleri yerine diri enerjilerini kullanacaklar.”

İnsanlık bu enerji israfına gem vurup, uzaya birlikte yol almaya başladığında, Tsiolkovski Krateri’nin yanından geçenler, ona daha farklı bir gözle bakacaklar. Tabii eğer Tsiolkovski’nin hayalleri gerçek kılınırsa… Tahta bir kulübeden uzayın derinliklerine!

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı adresler:

https://www.airspacemag.com/space/konstantin-tsiolkovsky-slept-here-32294363/
https://www.nasa.gov/audience/foreducators/rocketry/home/konstantin-tsiolkovsky.html
http://www.swarthmore.edu/Humanities/sforres1/translations/Tsiolkovsky.html
https://www.rbth.com/science_and_tech/2017/04/12/5-of-the-most-important-discoveries-by-the-russian-leonardo-da-vinci_740506
http://www.thelivingmoon.com/45jack_files/03files/Tsiolkovsky_001_Intro.html
https://www.bbvaopenmind.com/en/science/leading-figures/konstantin-tsiolkovsky-from-uneducated-peasant-to-the-father-of-astronautics/
https://www.popularmechanics.com/space/moon-mars/a28485/russian-rocket-genius-konstantin-tsiolkovsky/
https://www.grc.nasa.gov/www/k-12/rocket/BottleRocket/20thBeyond.htm
http://www.gmik.ru/blog/2017/10/02/lyubov-konstantinovna-tsiolkovskaya-vernyiy-pomoshhnik-ottsa/