Dünya Forum: Newroz... Hayatın uyanışı

Dünyadaki doğal dönüşümlerin kavranmasına ilişkin bu dönüm noktası, kimi tarihçilere göre Batı Asya’daki ilk imparatorlukların oluşumundan üç bin yıl önce Babil tarihine dayanır ve daha sonraki kültürlerin oluşumlarına doğru çeşitli tarihi süreçlerden geçer. Hıristiyanlık ve İslamiyet öncesi Pers medeniyetleri bu süreçlerde kilit bir rol oynar. Newroz’un binlerce yıl boyunca en önemli tarihsel işlevi, sürekli değişen bir dünyada her zamankinden daha yeni ve kolektif bir kimlik algısını geliştirmek ve teşvik etmektir.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Hakkında binlerce yıldır hikâyeler anlatılan, gelişi Ortadoğu’dan Orta Asya’ya dek geniş bir coğrafyada neşe ve sevinçle karşılanan Newroz, 21 Mart’taki gündönümüyle başlayan, İran kökenli geleneksel bir bahar kutlamasıdır. Kadim Pers tarihinde derin köklere sahip olan bu bayram, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilir. Binlerce yıl boyunca çeşitli ülke ve toplumların geleneklerine dahil olan bu bayram, her coğrafyada kendine yeni ama benzer isimler edinmiştir. Newroz, “yeni gün / gün ışığı” anlamına gelirken, kökenlerini Zerdüştlük inancının kitabı olan Avesta’dan alır.

Newroz, bilindiği kadarıyla yaklaşık 3 bin yıldır kutlanırken, Zerdüştlerin inancına ait ritüel ve gelenekleri de yaşatmaya devam eder. Hindistan Zerdüştleri (Parslar), Newroz’u yılda iki kez kutlar; ilkini İran halkıyla aynı dönemde, yeni yılın gelişini kutladıkları Mart ekinoksundaki ‘Kral Cemşid Newrozu’dur, ikincisiyse Temmuz veya Ağustos’ta kutladıkları ve Kadmi takvimine dayanan Newroz’dur.

Kökleri İran’a dayanan bir din olan Bahai inancı da bu günü dini bir bayram olarak kutlar ve İranlı Bahailer bu günle ilişkili birçok geleneği yaşatmaya devam eder. Amerika’daki Bahai toplulukları, Bahai kutsal yazılarında bulunan dua ve hikâyeleri okurken, geniş kutlama sofralarında yiyeceklerini paylaşırlar.

HAYAT VEREN GÜNDÖNÜMÜ

Newroz’un kökleri efsane ve söylenceler içinde dağılmış haldedir. Bu efsaneler, Mezopotamya ve Kafkasya’daki ilk toplulukların İran platosuna yerleştiği döneme ve Orta Asya bozkırlarında filizlenen uygarlıklarda yaşanan yeni bir aşamaya işaret eder. İran mitolojisinde, eski İran takviminin başlangıcı olan Noruz, ortaya çıkışıyla ilişkilendirilen Kral Cemşid’e dayandırılırken, Kürt efsanelerinde aynı olay zalimliğiyle anılan Kral Dehak’a karşı Demirci Kawa’nın kazandığı zafere atıfta bulunur. Daha sonraları Babil belgelerinde sıkça bahsedildiği üzere, yeni yılın Mart gündönümünde kutlanması, M.Ö. 2340’tan daha öncesine tarihlenen eski bir Babil geleneğine dayanıyor. Dahası, Akamenid ​​Kralı Daryus’un, Newroz şenliklerini düzenlemek amacıyla tanınmış antik şehir Persepolis’i inşa ettirdiği düşünülüyor.

Dünyadaki doğal dönüşümlerin kavranmasına ilişkin bu dönüm noktası, kimi tarihçilere göre Batı Asya’daki ilk imparatorlukların oluşumundan 3 bin yıl önce Babil tarihine dayanır ve daha sonraki kültürlerin oluşumlarına doğru çeşitli tarihi süreçlerden geçer. Hıristiyanlık ve İslamiyet öncesi Pers medeniyetleri bu süreçlerde kilit bir rol oynar. Newroz’un binlerce yıl boyunca en önemli tarihsel işlevi, sürekli değişen bir dünyada her zamankinden daha yeni ve kolektif bir kimlik algısını geliştirmek ve teşvik etmekti. Bu nedenle, eski medeniyetler İslam’ı kabul etmeye başladığında, birçok düşünür, tarihçi ve şair, sanatı ve felsefe aracılığıyla yeni anlatılar ve eserler yaratmak için çalışacaktı. Firdevsi ve Mevlana gibi düşünür ve sanatçıların eserleri, İsfahan’ın göz alıcı güzellikteki camileri gibi anıtlar, eski Şaman, Mitracı ve Zerdüşt inançlarını Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam ile uzlaştırmaya çalıştılar. Bunun gibi çabalar, Ortadoğu, Batı ve Orta Asya ve daha uzaklarda yaşayan birçok halkın sahiplendiği kültürel mirasın bir parçası olarak kabul edilmesini sağladı.

Tarihsel bulguların gösterdiği kadarıyla, Mezopotamya’da kullanılan Sümer ve Babil takvimleri, mevsimlerin döngüsüne dayanıyordu. Babil ekonomisinin bel kemiğini oluşturan yerleşik tarım, büyük ölçüde mevsimlerin değişmesine ve yıllık yağış miktarına bağlıydı. Daha sonraları, baharın başlangıcı Mezopotamya’da daha büyük bir öneme sahip oldu ve kutlanır hale geldi. Babil’de, kralın bahar başlangıcında Marduk tapınağına bir yolculuk yaparak tanrıdan olumlu işaretler beklediği ve krallığın korunmasını istediği yıllık ayinler düzenlenirdi. Yıllık olarak karşılıklı güven ve desteğin beyan edilişi, bahar başlangıcıyla simgeleşen yaşamın yenilenmesi olgusunun bir ifadesiydi. Pers Kralı Büyük Kiroz’un (I. Cyrus) Babil’i işgal ederek oğlu Kambises’i buraya yönetici olarak atamasının ardından, bu ritüelin antik İranlılar tarafından da benimsendiğine ilişkin kayıtlar günümüze dek ulaşmıştır.

Öte yandan, kimi kabilelerin İran’a yerleşmeden önceki yaşam tarzı göçebelikti ve yerleşik tarımdan ziyade büyük ölçüde sığır yetiştiriciliğine bağımlıydılar; bu yüzden mevsimsel değişimleri tam olarak izlemeleri gerekmemişti. Orta Asya bozkırlarındaki anavatanlarında çok soğuk kışlar ve kavurucu yazlar geçiriyorlardı ve ilkbaharın gelişi onlar için büyük bir anlam taşımıyordu. Dolayısıyla, Newroz’un asıl köklerinin, Mezopotamya’daki bahar kutlamalarında yattığı ve daha sonra muhtemelen ilk Akamenid hükümdarlığı döneminde, yerleşik İran kabileleri tarafından benimsendiği sonucuna varmak mümkündür.

Fotoğraf: Akamenid Hükümdarlığı sırasında, Persler Noruz’u kutlamak için tören alanı olan Persepolis’e hediyeler getiriyordu. (İran/Persepolis antik kenti)

Bu ayrıntılar göz önünde bulundurulduğunda, İran’da ortaya çıkan dünya algısının Newroz ritüellerine uyarlandığı düşünülebilir. Sasani döneminin ortalarında, takvimlerinde bir kesinlik bulunmaması nedeniyle Newroz bazen yaz başında, bazen de kış ortasında kutlanıyor olsa da, Newroz’un asıl kutlanma tarihi her zaman bahar başlangıcıydı. En son Manicilikte (Maniheizm) görülen ve erken Sasani ve erken İslam döneminde popüler olan İran Gnostisizminin (gizemciliğinin) farklı kolları, dünyayı iyi ve kötü güçlerin arasındaki bir savaş alanı olarak görmekteydi. Manicilik ve İran’daki Magi dini, temelde karanlığı ve soğuğu kötülüğün belirtileri ve güneşi ve ışığı iyiliğin gücü olarak tanımlıyordu. Gerçekte, Mani inancının en belirgin özelliği, daha sonra Hıristiyanlığı ve ‘kurtuluş’ kavramını da etkileyen bir simge olan ‘ışığı’ öne çıkarmasıydı. Böylece, çoğu insan kışı kötülüğün güçleriyle ilişkilendirir ve baharı ışığın ve iyiliğin yeniden doğuşu olarak görür hale geldi. Sonrasında Newroz, ışığın karanlığa karşı zaferi ve dünyanın yenilenmesinin başlangıcı olarak görülür oldu.

TARİHSEL KAYITLAR

Farsça kayıtlarda Noroz adına M.S. 2. yüzyıla dek rastlanmıyor. Buna karşın, bahar bayramının bu tarihten çok daha eski olduğunu ve Akamenid döneminde (M.Ö. 555-330) halk ve krallık tarafından kutlandığını gösteren tarihsel bulgular mevcut. Tarihçiler arasında, ünlü Persepolis şehrinin ya da en azından Apadana ve Yüz Sütunlu Saray’ın Noruz’u kutlamak amacıyla inşa edildiğine dair bir fikir birliği söz konusu. Yine de hiçbir Akamenid kaydında ‘Noruz’ adından söz edildiğine rastlanmıyor.
Noruz’la ilgili en eski kayıtlar bir Ermeni hanedanı olan Pars Arşakuni Hükümdarlığı zamanlarına (M.S. 247 ilâ M.Ö. 224) tarihleniyor. Arşakuni İmparatoru I. Vologases (M.S. 51-78) döneminde Noruz’un kutladığına ilişkin atıflara rastlanır. Ne yazık ki, Arşakuni Hanedanına ilişkin daha detaylı kayıtların olmayışı, yönetimleri döneminde kutlanan Noruz’a ilişkin başka ayrıntılara ulaşmamızı engelliyor.

İran’daki Sasani Hanedanlığı’nın (M.S. 224) kurucusu Kral Ardeşir’in iktidara gelişinden sonra, Noruz’un kutlanmasıyla ilgili tutarlı veriler de kaydedilmeye başlandı. Sasani dönemi (M.S. 224-650) boyunca Noruz, yıl boyunca en belirgin ritüel olarak kutlandı. Yıllık ortak eğlenceler düzenlenmesi, hediyeler verilmesi ve mahkûmların affedilmesi gibi birçok Noruz geleneği, Sasani döneminde ortaya çıkmıştı ve modern zamanlara dek değişmeden kaldı. Noruz, kış ortasında kutlanan Sadeh’le birlikte, M.S. 650’den sonra İslam toplumunda hayatta kalan iki İslam öncesi kutlamadan biri oldu.

Gahanbar ve Mehragan gibi diğer kutlamalarsa gittikçe unutuldu ve bu bayramları yalnızca Hindistan’a göç eden Zerdüştler yaşatmaya devam etti. Buna karşın Noruz, İslam dininin kurucuları tarafından dahi onurlandırıldı. Dört Büyük Halife’nin Noruz kutlamalarına başkanlık ettiğine dair kayıtlar mevcut ve Abbasi döneminde de halifeliğin ana tatili olarak kabul edilmişti.

Halifeliğin sona ermesinin ve Samaniler ve Buyidler gibi Pers hanedanlarının yeniden ortaya çıkmasının ardından, Noruz daha da önemli bir olay haline geldi. Buyidler, eski Sasani geleneklerini yeniden canlandırdı ve Halifelik tarafından yasaklanan birçok küçük bayramı yeniden kutlamaya başladı. Sonraları İran’a akın yapan Türk ve Moğol topluluklarıysa Noruz’u ortadan kaldırmaya çalışmadı ve böylece Noruz, Fars topraklarında hem yöneticiler hem de halk tarafından kutlanan büyük bayramlardan biri olarak varlığını sürdürdü.

ASUR KRALI DEHAK VE DEMİRCİ KAWA

Kürt söylencesinde Newroz, acı dolu bir hikâyeyle anılır. Anlatılan ilk hikâyeye göre, çok eski zamanlarda, daha yeryüzünde kimsenin olmadığı dönemlerde, Zervan isimli tanrının iki oğlu olmuştur. Birinin adı Hürmüz’dür ve ismi ‘bereket ve ışık saçan’ anlamına gelmektedir. Diğer çocuğun adıysa Ehriman’dır, ‘kötülük ve kıtlık saçan’ anlamına gelmektedir. Zerdüşt tanrısı Ahura Mazda’nın kutsadığı topraklarda, Hürmüz iyinin ve uygarlığın, Ehriman ise kötülüğün ve karanlığın temsilcisi olmuştur.

Hürmüz, kendisini temsil etmesi için Zerdüşt’ü dünyaya gönderir ve yüreğini sevgiyle doldurur. Zerdüşt ise buna karşılık olarak çocuklarını Hürmüz’e armağan eder. Ehriman, Zerdüşt’ün bu davranışını kıskanır ve yüzyıllar boyunca sürecek olan iyiye karşı savaşına başlar. Medya (Kuzeybatı İran) topraklarında yaşayan tüm iyi insanlara ve Zerdüşt’ün soyundan gelenlere hayatı çekilmez bir hale getirir. Kötülüğün temsilcisi Ehriman kimi zaman gökten ateş yağdırır, kimi zamansa fırtınalar koparır, iyiliğe ve iyilere zulmeder. Sonunda, taşıdığı nefret ve kötülük zehrini zalim Kral Dehak’ın beynine aktarır ve onu bir bela olarak İran halkının üzerine salar.
Dehak’ın bildiği tek şey zulüm ve kötülüktür. Dehak halkına zulmederken beynindeki zehir bir ura dönüşür ve onu ölümcül bir hastalığın pençesine düşürür. Kral acılar içinde kıvranarak yatalak olur ve hastalığına hiçbir ilaç bulanamaz. Doktorları, acılarının dinmesi ve hastalığının iyileşmesi için, yarasına gençlerin ve çocukların beyinlerinin sürülmesi gerektiğini söylerler. Bunun ardından, Medya’da yıllar boyunca devam edecek bir katliam başlar; her gün iki genç öldürülüp beyinleri merhem niyetine Dehak’ın yarasına sürülür. Gençler katledilirken, sıra, daha önce bu şekilde 17 oğlunu kaybeden Kawa adlı demircinin en küçük oğluna gelir.

Gençler Dehak’ın askerleri tarafından başları kesilmek üzere götürülürken, Kawa isyan etmeye karar verir ve bunu güvendiği birkaç kişiye anlatır. Dehak’la savaşmak için çeşitli silahlar yapar; bir yandan da savaşmak için etrafındakileri eğitir. Bu hareket yavaş yavaş halkın içinde yayılmaya başlar. Mart ayının 20’sini 21’ine bağlayan gece zalim Dehak’a karşı ayaklanma başlar. O gece saray direnişçiler tarafından ele geçirilir. Direniş bir anda Dehak’ın hükümdarlığı altındaki bütün topraklara yayılır. İsyancılar, dağlarda ateşler yakarak birbirleriyle haberleşirler. Ayaklanmanın sonunda Kawa’nın başlattığı isyan Dehak’ı ve emrindekileri devirir. Mutlukla dağlara çıkan halk, bu işaret ateşlerin etrafında eğlenmeye başlar.

Fotoğraf: Kürt kadınlar, Erbil’in 100 km kuzeyindeki Koya kasabasında Kürt kadınlar Newroz kutlarken.

Kawa’yla ilgili diğer efsaneye göreyse, 2 bin 500-2 bin 600 yıl önce, Zuhak (Dehak) adında çok zalim bir Asur Kralı’nın yönetimi altında yaşayan Kawa adlı bir demirci vardı. Kral neredeyse bir canavardı ve her iki omuzunda da birer yılan taşıyordu. Bu iki yılanı beslemek için her gün Medya halkından iki çocuğu sarayına kurban olarak getirtip bu çocukların beyinlerini yılanlarına yediriyordu. Zalim kral aynı zamanda ilkbaharın gelişini de engelliyordu. Bu katliam ve gaddarlıktan bıkan Armayel ve Garmayel adlı iki kişi nihayetinde kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başardı ve Kralın yılanlarını beslemek için getirilen çocuklardan yalnızca birini öldürüp diğerini gizlice saraydan kaçırdılar. Ellerindeki bir insan beyniyle kestikleri bir koyunun beynini karıştırarak yılanlara verdiler ve her gün bir çocuğun kurtulmasını sağladılar. Saraydan dağlara kaçan bu çocuklarsa Kürtlerin atalarını oluşturdu. Bu çocuklar Kawa adlı demirci tarafından gizlice eğitilerek bir ordu haline geldiler. Kawa’nın öncülüğündeki ordu 20 Mart günü zalim kralın sarayına yürüyüşe geçti, saraya girdi ve Demirci Kawa kralı çekiç darbeleriyle öldürdü. Daha sonra Kawa, etraftaki tepelerde ateşler yaktı ve yanındakilerle birlikte bu zaferi kutladı. Böylece Kürt halkı zalim kraldan kurtulurken baharın gelişini engelleyen zulüm de ortadan kalktı ve dallar çiçeklere büründü.

ASYA’DA ‘NEVRUZ’

Nevruz, Batı Asya’da yaşayan birçok halkın da ana bayramlarından biri, ayrıca İran ve Afganistan halkları için resmi takvimin başlangıcıdır. Bayramın kökenleri Sasani güneş takvimine dayanırken bu takvim ünlü matematikçi Ömer Hayyam tarafından kusursuzlaştırılmıştı. Takvimlerle ilgili yüz yıllar boyunca süren karışıklıktan ve ayların eski isimlerinin unutulmasından sonra, yirminci yüz yılın başında, eski ay isimleri gözden geçirildi ve Noruz, İran takviminin ilk günü olarak belirlendi.
Noruz, tarım geleneğinde kökleri olan bir başka kutlamadan, yani Çarşenbe Suri’den (Kızıl Çarşamba) önce gelir ve on üç gün sürer. Resmi bir bayram olarak, herkesin yeniden canlanan dünyanın güzelliğinin tadını çıkarmak için doğaya çıktığı bir gündür. Noruz’da on üç gün akrabaları ziyaret ederek, hediyeler vererek, aile ve arkadaşlarla birlikte eğlenerek geçirilir.

Ortadoğu ve Asya halkları arasında ‘Newroz, Noroz, Novruz, Nowrouz, Nooruz, Navruz, Nauroz ya da Nevruz’ adıyla bilinen bu kadim bayram, 21 Mart günü Afganistan, Azerbaycan, Hindistan, İran, Irak, Kırgızistan, Kazakistan, Pakistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan ve Özbekistan gibi İpek Yolu üzerinde bulunan birçok ülkede kutlanır.

Nevruz, bu engin bölgedeki birçok farklı din ve kültürün insanları tarafından kabul edilmiş bahar bayramıdır. Pers mitolojisinde anlatılan Kral Cemşid efsanesi de dahil olmak üzere çok çeşitli yerel efsane ve gelenekle bağlantılıdır. Günümüzde İran’da, Nevruz kutlamaları bazen Noruz Cemşidi olarak bilinir. Efsaneye göre, Kral Cemşid uçan bir arabayla seyahat ederek, kendisini bekleyen konuklarını hayran bırakan bir kutlama düzenlemişti. Benzer mitolojik hikâyeler Hint ve Türk geleneklerinde de görülürken, Orta Asya ülkelerinde Amoo Nowrouz adlı bir efsane popülerdir.

Son bin yılda Nevruz, İpek Yolu boyunca yayıldığı bölgelerde yeni sosyal, dini ve kültürel etkileri de içeren biçimde gelişti ve genişledi. Aslen eski astronomik uygulamalara göre hesaplanan tarihi birçok kez revize edilerek yeniden hesaplandı ve 11. ve 12. yüz yıllarda çeşitli yöneticiler ve rejimler altında büyük toplumsal öneme sahip bir bayram olmaya devam etti. Ebu Reyhan el-Biruni (973-1048), Kaşgarlı Mahmud (1005-1102) ve Ömer Hayyam (1048-1131) gibi ünlü Müslüman âlimler, Nevruz tarihini araştıran ve aktaran entelektüeller arasındaydı.

Nevruz kutlamalarına eşlik eden gelenek ve görenekler ülkeden ülkeye değişse de birçok ortak özellik görülür. Çoğu bölgede, kutlama öncesi hazırlıklar yapılır ve büyük ateşlerin ve akarsuların üzerinden atlamayı da içeren ritüeller gerçekleştirilir. İran’da, bu danslar, Çarşenbe Suri veya Çarşenbeyi Ateş olarak bilinen Nevruz öncesi son çarşamba günü gerçekleşirken, Azerbaycan’da bu uygulama kutlamalardan önceki dört çarşamba boyunca gerçekleştirilir. Pek çok yerde, halk yılın son çarşambasında su kaynaklarının etrafında buluşur. Ayrıca, Nevruz kutlamaları başlamadan önce mezarlıkları ziyaret etme geleneği vardır; ziyaretçiler ölülerini hatırlamak için mumlar ve hediyeler götürür. Kazakistan’da Nevruz arifesinde, evlerin kapısına genellikle iki mum konur. Azerbaycan’da ölüler, Nevruz’un ikinci gününde anılır.

Günümüzde çok çeşitli coğrafya ve kültürlerde yaygın biçimde varlığını sürdüren bu 3000 yıllık gelenek, baharın gelişiyle birlikte doğanın canlanışını, soğuk ve karanlık kış mevsimine karşı ışığın dünyaya dönüşünü ve hayatın tomurcuklanışını, kötülüğe karşı iyiliğin dirilişini simgeleyen en büyük bayramlardan biri. Kimi politik tartışmalar ve kültürel rekabet nedeniyle birçok kesim tarafından üzerinde hak iddia edilse de, bahar bayramı, dünyadaki birçok topluma neşe veren, canlanan doğanın heyecanını insanlara taşıyan bir gün olarak varlığını binlerce yıl daha devam ettirecek.

Kaynaklar:
http://nowruzcommission.org/history-of-nowruz/
https://iranologie.com/the-history-page/nowruz-in-history/
https://www.ancient-origins.net/news-general/nowruz-persian-new-year-and-spring-equinox-002808
https://en.unesco.org/silkroad/content/nowruz-celebrating-new-year-silk-roads
https://www.huffingtonpost.com/entry/norooz-2016-dates-traditions-and-history-of-the-persian-new-year_us_56f032fce4b09bf44a9df896
http://www.atour.com/education/20040525a.html
https://tr.wikipedia.org/wiki/Demirci_Kawa_Efsanesi