Nikaragua'nın Netflix'te görünmeyen 'Küçük Çinli'si: Arlen Siu

Nikaragualıların 'La Chinita', yani 'Küçük Çinli' olarak andığı Arlen Siu, ülkedeki devrimin sembol isimlerinden. Yirmi yıllık yaşamında hem marksist-feminist düşünceyi hem sanatı hem de devrimciliği sığdıran Siu'nun ismi ülkede Ulusal Sandinist Kurtuluş Cephesi'nin (FSLN) kimi lider kadrolarından dahi daha çok işitiliyor.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

ABD sinemasının Latin Amerika’daki devrimci hareketleri bir uyuşturucu çetesine benzeterek dünya tüketimine sunması yarım yüzyılı aşkın süredir devam eden bir masal. Günümüzde de Latin Amerika devrimcilerini Netflix dizilerinden takip edecek olursak bu hareketleri silah ve uyuşturucu saplantılı kişiler olarak düşünmemek elde değil. Kıtanın tarihine biraz daha yakından baktığımızdaysa kültürel hegemonyanın nedenlerini ve gerçeği artısıyla eksisiyle görmek çok güç değil.

Nikaragualıların ‘La Chinita’, yani ‘Küçük Çinli’ olarak andığı Arlen Siu, ülkedeki devrimin sembol isimlerinden. Yirmi yıllık yaşamında hem marksist-feminist düşünceyi hem sanatı hem de devrimciliği sığdıran Siu’nun ismi ülkede Ulusal Sandinist Kurtuluş Cephesi’nin (FSLN) kimi lider kadrolarından dahi daha çok işitiliyor. Dilimize çevrilen tarihi eserlerde Siu’ya pek fazla rastlamıyoruz ancak Latin Amerika’nın özellikle kadın mücadele tarihinde ‘La Chinita’yla karşılaşmamak çok zor. Nikaragualıların neden Siu’yu bunca önemsediğine geleceğiz. Ancak önce Nikaragua’yı ve FSLN’yi kısaca tanıyarak başlamak faydalı olacaktır.

NİKARAGUA’YA KISA BİR BAKIŞ

Orta Amerika’da yer alan Nikaragua, Latin Amerika’da tarihini iyi bildiğimiz ülkelerden biri değil. Bölge hakkında en çok dikkat çeken noktalardan biri, yaklaşık yüz elli yıl boyunca ABD’nin doğrudan ya da dolaylı istilalarıyla karşılaşması. ABD’nin Nikaragua’ya olan bu ısrarlı ilgisinin başında bölgenin coğrafi konumu geliyor. (Küba Devrimi’ne karşı düzenlenen Domuzlar Körfezi saldırısının önemli bir bölümünün Nikaragua’dan yapıldığını düşündüğümüzde bunu daha iyi anlayabiliriz.) Yıllar içinde Panama ve Karayipler’e yakınlığıyla stratejik önemi artan Nikaragua, ABD için ideal bir ‘operasyon merkezi’ durumundadır. Özetle Nikaragua’nın tarihinin büyük ölçüde ABD müdahalesi ve bu müdahaleye karşı direnişin tarihi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yirminci yüzyılda bu direnişin en bilinen isimlerinden biri ‘Sandinistler’in ismini aldığı Augusto Cesar Sandino’dur. 1920’lerde muhafazakarlara karşı girişilen ayaklanma ABD denizcilerinin karaya çıkmasıyla sona erer. Sandino teslimiyeti kabul etmeyen tek generaldir ve güçleriyle birlikte bir gerilla hareketi örgütler. Sandinistler kitle desteğini maden ve plantasyonlarda çalışan proleterlerden alır. Bu sırada hareketin içindeki kimi önemli figürlerin Komintern’e yakınlaşma çabalarına karşın Sandino buna pek sıcak bakmaz. Öyle ya da böyle ABD’ye karşı Sandinistlerin direnişi ülke ve dünya çapında büyük bir sempati uyandırır. 1930’ların başında ABD, askeri güçlerini bölgeden çekme kararı alır ancak geride eğitip donattığı, başında Anastasio Somoza’nın bulunduğu Ulusal Muhafızları bırakır. Başkanlık seçimlerinin ardından Sandino da silah bırakmayı kabul eder ancak bir komplo sonucu 1934’te pusu kurularak öldürülür.

SOMOZALARIN MÜLKÜ: NİKARAGUA

Somoza ailesinin hanedanlığının başlaması ülkenin tam anlamıyla ABD kuklası bir ‘muz cumhuriyetine’ dönüşmesinin de başlangıcı olur. Bu sürede aile Orta Amerika’nın en zengin ailesi haline gelir: 51 sığır çiftliği, 46 kahve plantasyonuyla ülkenin en büyük kahve üreticisi ve toprak sahibidir. Buna Amerikalılardan düzenli olarak alınan ‘bekçilik’ ücretleri ve diğer alanlardaki kirli eller de katıldığında dönemin Nikaragua’sı için neden ‘Somoza’nın mülkü’ benzetmesi yapıldığına şaşırmamak gerek. Temmuz 1962’de Carlos Fonesca Amador önderliğinde bir kadro Frente Sandinista de la Liberacion Nacional (Ulusal Sandinist Kurtuluş Cephesi – FSLN) kurar. Fonesca’nın ‘Düşünceler’ isimli yazısında FSLN’nin hedefi “Adaletin, sevdanın, mutluluğun hükümran olması, insanlık dışı edimlerin ortadan kaldırılması… ve nihayet insanın insanı acımasız sömürüsünün yok edilmesi için savaşıyoruz” olarak tarif ediliyor. Buradaki ‘savaş’ ifadesinden kastın silahlı bir savaş olduğunu da hatırlatalım.

Arlen Siu.

FSLN’nin ne olduğu, 1979 yılında devrimden sonra ülkede nelerin yaşandığı ve eleştirileri başlı başına bir yazı konusu. Biz devrim mücadelesinin son yıllarında hareket içinde etkili olan üç kanadı belirtmekle yetinelim. Kabaca FSLN’nin Küba’da başarıya ulaşan 26 Temmuz Hareketi’nden etkilenen, Sandino’nun fikirlerini daha ‘marksist’ bir bakışla yorumlamaya çalışan FSLN’de askeri mücadeleye bel bağlamak yerine proleter kitle hareketine yönelmeyi öne süren kanat 1975 yılında ihraç edilir. Takibindeki yıl kırda ‘uzun erimli halk savaşını’ öne sürenler ile sınıflar arası ittifak ve şehir gerillalığını yöntem olarak benimseyen üçüncü görüş arasında ayrılık yaşanır. Ayrılıklarda ‘kazanan’ taraf olan üçüncü gücün önemli temsilcilerinden biri günümüzde hâlâ ülkenin liderliğini yapan Daniel Ortega’dır.

MAO’NUN ASKERİ BİR BABA

Nikaragua hakkında kabaca fikir sahibi olduğumuza göre yazımızın kahramanı Arlen Siu’nun hikayesine geçebiliriz. Başta belirttiğimiz üzere ‘La Chinita’ benzetmesinin sebebi, Siu’nun gerçekten yarı Çinli olması. Nikaragua’ya geldikten sonra İspanyolca bir isim alan babası Armando Siu Lau, Çin’den gelen bir mülteci. Üstelik daha da dikkat çekici detay, Çin’de Mao Zedong liderliğindeki devrimcilerle birlikte savaşmış olması. Ülkesinden göç ettikten sonra Nikaragualı Rubia Bermudez ile Jinotepe’de evlenir ve kısa bir süre içinde, 1955 yılında Arlen Siu dünyaya gelir.

Çocukluk yıllarından itibaren şarkı söylemeye ve resim yapmaya büyük bir yeteneği olan Arlen önce gitarla tanışır, ardından flüt ve akordeon çalmayı öğrenir. Fakat özellikle ergenlik yıllarında ‘yardımseverliğiyle’ ailesinin dikkatini çeker. Kiliseyle birlikte yoksullara yardım çalışmalarına girer ancak bir süreden sonra bu ona yeterli gelmez. Boş zamanının büyük bir çoğunluğu yoksul mahallelerde şenlikler düzenlemeye başlar. Yer yer bu yardım organizasyonları tek başına yapmaya başlar. Arlen’in yaklaşık 15 yaşındayken kırsal bir bölgedeki gezisinde yazdığı şiir, hem onun gençlik yıllarını hem de siyasi görüşlerinin şekillenişini gösteriyor. Yoksul bir köylü annenin duygularını anlattığı ‘Maria Rural’ isimli şiir, daha sonra kendi tarafından şarkıya dönüştürülür ve ciddi bir ün kazanır.

“Köylerin patikaları boyunca / kederini taşıyarak yürüyorsun / Sevgi ve göz yaşının kederi / kil ve topraktan karnında. / (…) Bugün senin için şarkı söylemek istiyorum Köylü Maria / Ah, köylerin annesi / eşsiz anne / bugün sana şarkı söylemek istiyorum / senin yoksul çocukların hakkında (…)”

DEPREM VE DEĞİŞİM

Grupo Pancasan ile yaptığı müzik döneminde kazandığı ünün yanı sıra, tüm devrimin sembol şarkılarından olur. Arlen’i en çok etkileyen olay başkent 1972 yılında Managua’da meydana gelen depremdir. Yaklaşık 20 bin kişinin hayatını kaybettiği olayın Arlen ve ülke üzerindeki etkisi hakkında üniversite arkadaşı Marlene Alvarez verdiği bir röportajda şöyle anlatıyor: “Depremin birçok şeyi gün yüzüne çıkardığını biliyorsunuz. Ve o da değişim için sosyal çalışmanın, sosyal yardımların yeterli olmadığının farkına vardı. Zannediyorum ki o andan sonra dahil olmak için öğrenci gruplarını aramaya başladı.”

Managua’da psikoloji okuduğu üniversite yıllarında Latin Amerika’da oldukça etkili olan Kurtuluş Teolojisi, feminizm ve marksizm okumaları yapar. Nitekim çok geçmeden, henüz 18 yaşındayken her şeyi bir kenara bırakıp FSLN’ye katılır. Geri dönmemek üzere evden çıkarken ailesine, “Aileme. İnsanoğlunun mükemmele doğru sıkı sıkıya sarılmış mücadelesi gerçek aşktır” sözleriyle başladığı son derece şiirsel dille yazılan veda mektubunu bırakır.

Arlen, FSLN güçlerine katıldıktan iki yıl sonra, 1975 yılında Ulusal Muhafızların bir saldırısında hayatını kaybeder. Eski gerilla ve araştırmacı Monica Baltodano’nun aktardığı bilgilere göre Arlen’in ölümü karadan ve havadan yapılan büyük çaplı bir operasyonun sonucudur. Bazı gruplar bu kuşatmayı başarsa da kimileri içeriden ihbar edilmesi nedeniyle sıkışır. Arlen’in de bulunduğu grup köylülerden yardın talep etse de bölge kuşatılır ve grup üyeleri hayatını kaybeder.

‘MÜLTECİ KELEBEK’

Düşündüğünüzde Arlen Siu’nun 20 yıllık yaşam hikayesi, 1970’lere uzak bir devrin Nikaragua’ya uzak bir coğrafyası için yeterince anlamlı gelmeyebilir. Her şeyden önce bu kadar kısa sürede bir gencin bunca insan üzerindeki etkisi azımsanacak bir şey değil. Başka bir zaman ve mekandan da olsa işin bu yanı, Arlen’in yaşadığı yılları ve ülkesini anlamak için bir anahtar olabilir. Çoğunlukla gençler için ‘bestseller’ biyografi kitapları yazan bir yazar Arlen Siu için şöyle diyor:

“Somoza rejimi Arlen’i susturduğunu düşünecek olursa yanılır. Ölümünden sonra o, Sandinistler için çok daha güçlü bir sembole dönüşür. Onlar için Arlen, devrimin ilk ‘şehidi’ konumundadır ve gururla ülkenin her yerindeki gösterilerde resmi sergilenir. ‘Maria Rural’ gösterileri yapanların matemi haline gelir ve Arlen’in Marksizm-Feminizm hakkındaki denemeleri Sandinistler ve büyüyen Nikaragua kadın hareketi için ilham kaynağı olur.”

Bu yazar konunun uzmanı değil. Hatta siyasi olarak bu hatta uzak biri dahi olabilir. Ancak buna rağmen Arlen Siu’nun etkisinden böylesine bahsetmesi bir şey ifade ediyor. Nikaragua’da devrimin başarıya ulaşması, daha sonraki iktidar döneminde ‘tamamlanamamış devrim’ ifadesinin neden kullanıldığı, eksikleri, başarıları… tüm bunlar uzun ve gerekli bir tartışmayı hak ediyor. Başarılı ya da başarısız her mücadelenin kendi Arlen Siu’ları var. Bu kişileri basit bir ‘örgüt fedaisini putlaştırma’ olarak görmek bir coğrafyada yaşanan zamanın ruhunu görmezden gelmek olur.

Arlen Siu’yla üniversite yıllarında müzik vesilesiyle tanışan ve Nikaragua’nın önemli yerel müzisyenlerinden Carlos Media Godoy, ‘El Zenzolotle Pregunta por Arlen’ isimli şarkıyı ölümünden yıllar sonra yazar. Böylece bu şarkı ‘Marika Rural’ ile birlikte Nikaragua Devrimin ‘Hasta Siempre’si olur.

(Küçük bir ek: Şarkıda geçen ‘mülteci kelebek’ benzetmesi, sık sık Arlen Siu’yu anmak için kullanılır.)

Kaynaklar ve ayrıntılı bilgilerin yer aldığı adresler:

1- Latin Amerika’da İsyanın Tarihi – Sibel Özbudun (Ütopya Yayınevi)

2- Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi (İletişim Yayınları)

3- https://www.ecured.cu/Arlen_Siu_Berm%C3%BAdez

4- https://medium.com/@anagsiu/carta-para-arlen-siu-7b31b938cef

5- https://www.laprensa.com.ni/2016/09/18/suplemento/la-prensa-domingo/2101994-vida-y-muerte-de-arlen-siu-la-mariposa-clandestina

6- http://barricada.com.ni/arlen-siu-valentia-entrega-amor-nicaragua/

7- https://lyricstranslate.com/es/mar%C3%ADa-rural-rural-maria.html