Dünya Forum: Tanrı Loki / Bir elinde cımbız bir elinde ayna…

Hilekâr yapısı ve hiçbir ahlaki prensibe bağlı olmamasıyla nam salan meşhur pagan tanrısı Loki, bir yanıyla modern çağın bencil ve umursamaz insanının da kusursuz bir tasviri gibiydi. Binlerce yıl öncesinde insanın kusurlu karakteriyle resmedilen bu nihilist tanrı, şaşırtıcı biçimde birçok defa tanrıları ve insanları büyük belalardan kurmak için tek çare olmuştu.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

Kuzey Avrupa (Nordik) Pagan kültürünün en ilgi çekici tanrılarından biri olan Loki, İskandinav mitolojisinde hem basit tanrılara hem de rakiplerine karşı kötü şakalar yapmayı sevdiği için “hileci” tanrı diye tanımlanan bir figürdü. Tanrıların tanrısı Odin’in kan kardeşi olan Loki’nin adı, düzenbaz karakteri ve özellikle de Odin’in oğlu olan ışık, keyif ve saflığın tanrısı Baldr’ın (Balder ve Baldur olarak da bilinir) ölümünde ve kıyamet savaşında üstlendiği rolden dolayı birçok olumsuz çağrışımla anılırdı. Kendisine bağlı hiçbir tarikat bulunmasa ve Viking Çağı inancında açık bir işlevi olmasa bile, en saygı duyulan tanrılar Odin ve Thor gibi birden çok efsanede boy gösteren üç tanrıdan biriydi; bu nedenle Loki, İskandinavların en büyük tapınağında kendisine eşsiz bir yer edinmişti.

Loki sinsi ve kötü karakteriyle nam salmıştı. Ölümlüler ve tanrılar açısından sonsuz bir sorun kaynağıydı ama bazı zamanlarda hilelerini iyi amaçlar için de kullanıyordu. Pagan tanrılarının dünyası olan Asgard’da yaşıyor ve sık sık Thor ya da Odin’le birlikte vakit geçiriyordu.

Loki, Pagan tanrılarının sıradan bir üyesi gibi görülse de, tanrılar, devler ve Hıristiyanlık öncesi İskandinav dinini var eden diğer türden manevi varlıklar arasında oldukça kararsız ve eşsiz bir konuma sahipti.

KARMAŞIK BİR SOY AĞACI, DEĞİŞKEN BİR VAROLUŞ

Loki’nin ailesel ilişkileri, doğasının karmaşıklığına ilişkin birçok ipucu sunuyordu. Babası bir dev olan Farbauti’ydi, annesiyse Laufey veya Nal adındaki bir tanrıça, dev, ya da tamamen başka, doğa dışı bir varlıktı. Maalesef, elimizdeki kaynaklar annesi Laufey hakkında çok bir bilgi sunmuyor.

Loki’nin değişken varoluşu, kimi zaman yeraltı tanrıçası Hel’in devi Angrboda’nın ya da Ragnarok (kıyamet) çağında Thor’u öldüren devasa ejderha-yılan Jormungand’ın babası biçiminde zuhur eder. Loki, tanrıların ya da sıradan insanların esenliği konusunda hiçbir kaygı gütmeyen, neredeyse nihilist bir kıyamet tellalı olsa da rengârenk ve karanlık ruhunda sonsuz sürprizler barındırır. Sayısız çocuğunun yanı sıra, en gözde eşi Sigyn ile, ismi “ceset” anlamına gelen Nari (veya Narfi) adında ürkütücü bir oğlu daha vardı.

Hilekâr Loki, yalnızca toplumsal ilişkilerden değil, aynı zamanda “doğa kanunları” biçiminde adlandırdığımız olgudan da rahatsızlık duyardı. Yukarıda bahsi geçen neslin yanı sıra, Loki, Odin’in sekiz başlı mitolojik atı Sleipnir’in de annesiydi. Odin ceza olarak Loki’yi bir kısrak haline getirdikten ve yeryüzündeki atların en iyisi olan aygır Svadilfari’ye kurban gönderdikten sonra, Loki Sleipnir’e gebe kalmış ve sonra onu doğurmuştu.

Hiç şüphesiz Loki, İskandinav mitolojisinde bu güne kadar en çok tartışılan figürdür. Hiçbir şeye sadakati olmayan bir entrikacı, kötü bir tanrı gibi görünmesine karşın, tarih ve mitoloji uzmanları hâlâ asıl amaçlarının neler olabileceğini araştırmaya ve tartışmaya devam ediyorlar. Gerçek amacı İskandinav panteonunda kendine daha büyük bir yer edinmek miydi yoksa tüm gücü elinde toplayarak Asgard’a ve yeryüzüne hükmetmek miydi?.. Karakteri, şüphesiz ki şu anda anlayabileceğimizden çok daha fazla şey ifade ediyordu. Amaçlarıysa, kaynak yetersizliği sebebiyle Loki’nin kim olduğuna ve neler yapabildiğine genel bir bakış sağlanamadığından, tam olarak anlaşılamıyor.

NİHİLİST BİR MUAMMA

Anlatılan efsanelerde, Loki yalnızca dünyevî zevklere düşkün, kendinden başka hiçbir şeyi önemsemeyen, bir korkak olarak tasvir edilir. Yaşamsal eğilimleri eğlence, kötülük, yardımseverlik biçiminde sıralanırken, hiçbir şeye saygı duymayan nihilist bir mizaç çizer.

Örneğin, dikkatsizliği nedeniyle İdun adlı bir tanrıçanın Thiazi adlı bir devin eline düşmesine neden olurken, sırf kendini kurtarmak için tanrıçanın neredeyse ölmesine göz yumar. Loki kendi hayatını kurtarmak için öfkeli devin isteklerine boyun eğer ve ardından İdun’u kurtarmaması halinde tanrıların kendisini ölümle tehdit etmesi nedeniyle garip bir durumda kalır. Aynı temel sebeple tanrıların bu talebini kabul eder; bir şahin bedenine bürünür ve pençeleriyle kavradığı tanrıçayı kurtararak Asgard’a geri getirir. Thiazi onu bir kartal bedeninde umutsuzca takip eder, ancak hedefine ulaşmak üzereyken, tanrılar kalelerinin çevresini alevlerle kaplar. Alevler Thiazi adlı devi sarar ve onu ölümüne yakar; böylece İdun ve Loki tanrıların şehrine güven içinde ulaşır.
Sonuç olarak Loki tanrıların yardım talebini geri çevirmemiştir; tabii ki aslında kendisinin sorumlu olduğu bir felaketi telafi etmek amacıyla yapar bunu. Aynı tema, birçok başka hikâyede de tekrarlanır. Aynı tema, birçok başka hikayede tekrarlanır.

Thiazi’nin ölümünün ardından, devin kızı olan Skadi, Asgard’a gelir ve babasının öldürülmesi nedeniyle bazı taleplerde bulunur. Taleplerinden biri tanrıların onu güldürmesidir ve bunu becerebilecek tek tanrı, Loki’nin kendisidir. Loki, bunu başarabilmek için, bir ipin bir ucunu bir keçinin sakalına, diğer ucunu da testislerine bağlar. Aynı anda hem o hem de keçi çığlık çığlığa kalır; zira, keçi ipi kendi tarafına çekerken Loki de diğer tarafa çekmektedir.

Sonuç olarak çığlıklar içerisinde Skadi’nin kucağına atlar ve dev ona yardım edemese de böylesine saçma bir gösteri karşısında gülmekten kendini alamaz. Bu olay sırasında Loki bir kez daha tanrıların yardımına gelmiştir; ne var ki bunu Viking Çağı İskandinavlarının kültürüne uygun, onurlu bir anlaşmaya ya da zafere imza atarak değil, aptalca ve tuhaf bir davranışla gerçekleştirir. Loki, dönüşümlü olarak hem tanrılara hem de devlere, o sırada hangi davranışın en eğlenceli ve avantajlı olduğuna bağlı olarak yardım eder. Ragnarok sırasında tanrılar ve devlerin en büyük savaşının yaşandığı sırada, Loki kozmosun yok edilmesi amacıyla devlerin tarafında saf tutar.

İYİNİN VE KÖTÜNÜN ÖTESİNDE

Loki, belki de en fazla Baldr’ın ölümünde oynadığı kötü niyetli rolüyle anımsanır. Sevilen tanrı Baldr’ın doğumundan sonra, annesi Frigg, her canlıdan oğluna zarar vermeyeceğine dair söz alır. Neredeyse her canlı söz verirken, tanrıların Baldr’a zarar veremeyecek kadar küçük ve güvenilir bir şey olduğunu düşündüğü ökseotundan hiçbir söz alınmamıştır. Bu ihmali keşfeden Loki bir ökse otu mızrağı yapar, kör tanrı Hod’un eline verir ve Baldr’a fırlatmasını ister. Mızrağın ham maddesini bilmeyen Hod güven içerisinde bu isteği yerine getirir ve neticede Baldr ölür.

Buna benzer birçok kötücül eyleminin ardından, tanrılar, işlediği birçok suçtan ötürü Loki’yi yakalayıp ve onu bir mağarada üç devasa kayaya bağırsaklarından zincirler. Zehirli bir yılan Loki’nin üzerine oturur ve bedenine zehrini akıtmaya başlar. Loki’nin sadık ve sevgi dolu olan eşi Sigyn, zehri havada yakalamak için elinde tuttuğu bir kâseyle yanında oturmaktadır. Ancak kâse dolduğunda mecburen dökmek için kocasının yanından ayrılır. Sigyn yerinden kalkınca, Loki’nin bedenine düşen zehir damlaları acı çekmesine yol açar ve acıyla kıvranması depremlere neden olur. Ve kıyamet günü olan Ragnarok’ta serbest kalana dek bu şekilde yatmaya devam eder.

Baldr’ın ölümü ve buna yol açan kandırmaca, tanrılar arasındaki uyumu bozar ve tanrıların yeraltı dünyası ve insanların dünyasındaki diğer işgalci güçlerle savaşıp her şeyin yok olacağı kıyameti başlatır. Loki bu savaşta tanrıların düşmanı olur ve hatta yeraltı güçleriyle birlik olarak, devlerden oluşan bir orduyu yönetir. Bir açıdan, Loki’nin bu olaylardaki rolü, ilk domino taşını deviren bir kolaylaştırıcı gibi yorumlanabilir ve böylece kıyametin gerçekleşmesine yardım eder. Öte yandan, kimi tarih uzmanlarına göre, Baldr’ın ölümü, tanrıların dünyasının çöküşü fikrinin de en bariz ifadesidir. Tanrılar Baldr’ın öldürülmesini engelleyememiştir, çünkü kendi dünyaları Loki’nin varlığı nedeniyle zaten bir hile ve yıkım unsuru içermektedir. Loki’nin buraya kadar anlatılan siciline rağmen, aslında oldukça temiz ve parlak bir yüzü de bulunuyordu. Öncelikle, hile konusundaki yetenekleri, birçok efsanede anlatıldığı üzere tanrıları üstesinden gelemedikleri durumlardan çıkarmak için kullanılıyordu.

Asgard’ın yıkılmasının ardından, tanrıların sarayının yenilenmesi karşılığında devler, başka birçok şeyin yanı sıra tanrıça Freyja’nın kendilerine verilmesini talep eder. Kurnaz Loki devi oyalamak için bir hile yapar, böylece devlerin talebinin yerine getirilmesini geciktirir. Ardından devlerle uyumlu bir tavır takınır ve tanrıları tehdit eder; ancak dev Thor tarafından öldürülür ve tanrıça Freyja serbest kalır.

Loki’ye ilişkin bulmacanın tüm bu parçalarının, Viking Çağı’nda olduğu gibi, onu adil biçimde resmedecek biçimde nasıl bir araya getirileceği sorusu hâlâ çözülebilmiş değil. Viking tarihi araştırmacısı William Sayers, Loki’nin hazırcevap sözleri ve kıvrak zekâsıyla, çözümsüz görünen durumlara çare bulan ziyadesiyle yaratıcı bir “tamirci” olduğunu ifade ederken, karakterinin bir başka özelliği olarak etrafındaki insanları suçlayıcı ve yargılayıcı niteliklerine de vurgu yapar.

Gaddarlığı sebebiyle (elbette kan kardeşi Odin sayesinde) ilahi ailenin bir parçası olarak kalırken, aslında gayet dışlanmış biri olması da mümkündü. Her iki şekilde de Loki’nin sahip olduğu karakterin birçok farklı yönüyle tüm öykülerde parladığını, karman çorman doğasının onu en iyi tanımlayan şey olduğunu kabul etmemiz en doğrusu olacaktır. Loki, bir tanrı olmak için fazlasıyla insan, bir insan olmak içinse fazlasıyla umursamaz, tam anlamıyla iyinin ve kötünün ötesinde bir karakterdir.