Sarı Takunyalılar!

Geride bıraktığımız yüzyılda 'sabotaj' özellikle paylaşım savaşlarıyla birlikte çıkış noktasını aşan bir anlam kazandı. Günümüzdeyse 'makine-kırıcılık,' otomasyon ve yapay zekayla iliştirilerek yeniden farklı bir 'işsizlik korkusuyla' gündeme geliyor.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

Etimolojide argo kelimelerin izini sürmek bazen çok daha şaşırtıcı olabiliyor. Türkçede ‘parçalama, kullanılmaz hale getirme’ anlamıyla kullanılan ‘sabotaj’ kelimesi, yüz küsur yıl öncenin Fransızcasında argo bir ifade olarak karşımıza çıkıyor. Sadece Türkçede de değil, Rusçadan İspanyolcaya pek çok dilde uzun zamandır bu eylem ‘sabotaj’ kelimesiyle telaffuz ediliyor. Bu yaygın kullanılan kelimenin ortaya çıkışındaki özneyi aradığımızdaysa Fransız işçileriyle karşılaşıyoruz.

Önce bu kelimeyi parçalara ayırarak söze başlayalım. ‘Sabot’ tahta takunyalara verilen bir isim. Bilindiği gibi dilimizde de ‘Sabo’ -ki Fransızcada da böyle telaffuz ediliyor- hastane terliği benzeri terlikler için kullanılıyor. Biz her ne kadar bu tahta ayakkabıları düşündüğümüzde aklımıza Hollanda gelse de aslında eskiden Fransa da dahil olmak üzere Batı Avrupa’nın pek çok bölgesinde, çeşit çeşit ‘sabotlar’ kullanılıyordu. ‘Sabotaj’ kelimesi de farklı bir anlam kazanmadan önce bu takunyaların yapım işlemine verilen bir addı. Fransa endüstriyelleşirken kırsaldan sanayi bölgelerine göç eden halk da bu takunyaları giyiyordu. Böylece tahta takunyalar kentlerin Arnavut kaldırımlarında gezinmeye başladığında çıkan sesi ifade etmek için ‘saboter’ yani ‘sabote etme’ fiili kullanılmaya başlar: Gürültülü bir şekilde yürümek veya ayaları vurmak.

.

Bu deyimin anlamı kentin varoşlarındaki ‘Sarı Takunyalılar’ fabrikaya girdiği zaman değişir. ‘Sabot’lar artık sadece zemine değil, makinelere vuruldukça da ses çıkarmaya başlar. İşçilerin makine-kırıcılığında sabotlarını kullanması farklı bir ifadeye sebep olur. Kelime Emile Littré’in Frasız Dili Sözlüğü’nde (Dictionnaire de la langue française – 1873-1874) farklı bir şekilde yer alsa da ünlü anarşist Emile Puget gazetesi Le Pere Peinard’da (1897) ‘bir çalışmayı sabote etme eylemi’ tanımını yapar. 1911’de yazdığı Le Sabotage eserinin girişinde de “bir onbeş yıl önceye kadar ‘sabotaj’ kelimesi sadece argo bir terimken bugün toplumsal mücadelenin bir formülü” olduğunu yazar.

Burada Türkçe’de ‘makine-kırıcılık’ olarak da bilinen ‘luddizm’ konusunda ufak bir parantez açmak gerekiyor. Konunun tarihiyle ilgili iki temel yaklaşım farklılığıyla karşılaşıyoruz. Kimi tarihçiler işçilerin Sanayi Devrimi’yle birlikte makine-kırıcı eylemlerini ‘modernleşen teknolojilere karşı bir tepki’ olarak yorumluyor. Yani ‘endüstriyelleşmemiş’lerin ‘endüstriyelleşmiş’ olana, makinalara karşı yaşadığı yoksulluktan dolayı duyduğu öfke. Öte yandan kimi diğer tarihçilerse bunun ‘sığ’ bir yorum olduğu görüşünde. Örneğin Eric Hobsbawm, “Dikkatli bir tarih incelemesiyse, bu hareketin tam tersine, İngiltere’deki tekstil sektöründe çalışan kalifiye işçiler arasında doğduğunu gözler önüne serer” diyor. Özetle basit bir tepki olarak değil de işgücünü daha ucuz hale getirmek için kullanılan makineleri işçilerin ‘sabote ederek’ daha iyi çalışma koşulları sağlamayı amaçlaması olarak görüldüğünü söyleyebiliriz. Tabi bu makine-kırıcılığı Fransa ya da İngiltere’ye has bir hareket olmadığını da söylemeden geçmeyelim.

.

Son olarak kelimenin İngilizce’ye geçişinde de bahsedebiliriz. Her ne kadar bu konuda kesin bir yorum yapamasak da kimi kaynaklar İngiliz dilinde kullanımın 1910 civarında yaygınlaştığına işaret etmekte. Gerekçeyse aynı yıl Fransa’da demiryolu işçilerinin grevi. Binlerce işçi ücretlerinde zam talebinde bulunur. Fakat grev boyunca hükümet işçilerin maaşlarında herhangi bir değişiklik yapmaz. Demiryollarının işleyemeyişine karşın hükümet işçilere işbaşı yaptırmak için orduyu görevlendirir. Bundan sonra işçiler raylara zarar vermeye, demiryolu sistemini ‘sabote etmeye’ başlar. İlginç bir detay, trenlerin hızını yavaşlatmak için kullanılan metal parçaya da ‘sabot de voie’ ismi verilir. Nitekim Littré de sözünü ettiğimiz sözlüğünde aynı anlamdan bahseder. İşçiler bu parçaları sökerek işleyişi aksatmayı amaçlar. Fakat bu metal sabotların, bildiğimiz anlamıyla ‘sabotaj’ kelimesiyle bir alakası yok, sadece dilbilimsel bir tesadüf. Velhasıl binlerce işçinin katıldığı bu eylemler ordunun müdahale etmesiyle birlikte hem şiddetini artırır hem de çevre ülkelerde ses getirir. Dönemin İngiliz gazetelerinde konunun sık sık yer bulduğunu görüyoruz.

Geride bıraktığımız yüzyılda ‘sabotaj’ özellikle paylaşım savaşlarıyla birlikte çıkış noktasını aşan bir anlam kazandı. Günümüzdeyse ‘makine-kırıcılık,’ otomasyon ve yapay zekayla iliştirilerek yeniden farklı bir ‘işsizlik korkusuyla’ gündeme geliyor. Konu gelecekte de sık sık tartışılacak gibi görünüyor…

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı linkler:

1- http://www.guvenlicalisma.org/19582-makine-kiriciliktan-yapay-zeka-korkusuna-otomasyon-distopyalari-nazli
2- http://kropot.free.fr/Pouget-sabotage.htm
3- http://www.wikizeroo.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9mci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvU2Fib3RhZ2UjQ29uZmxpdF9pbmR1c3RyaWVsX2Rlc19sdWRkaXRlc19hdV9Sb3lhdW1lLVVuaQ
4- http://www.noisylesec-histoire.fr/2015/06/1910-premiere-greve-generalisee-des-cheminots/
5- http://www.le-blog-de-roger-colombier.com/article-octobre-1910-greve-des-cheminots-111722140.html
6- https://jeparleamericain.com/2012/06/29/labor-disputes-wooden-shoes-italian-bread/