Brexit'ten çıkış için hukuk yolu açık

Avrupa Birliği (AB) Adalet Mahkemesi’nden üst düzey bir sözcü, İngiltere’nin 50'nci maddeyi iptal edebileceğini ifade etti. AB’de kalmak zor ama şimdi bunun yolu daha da netleşmiş durumda.

Jolyon Maugham*

Avrupa’nın en yüksek mahkemesi olan AB Adalet Divanı’nın huku sözcüsü içtihadını açıkladı: Brexit’i iptal edebiliriz.

Hukuk sözcüsü Manuel Campos Sanchez-Bordona, İngiltere’nin 50’nci maddeyi tek taraflı olarak iptal edebileceğini ifade etti. Bu, parlamentomuz Avrupa Birliği’nde kalmamızın çıkarlarımıza en doğru biçimde hizmet edeceğine karar verirse, AB’nin buna karşı çıkmayacağı anlamına geliyor.

Sözcünün açıkladığı kararın mahkeme tarafından izleneceği kesin değil -karara ne zaman varılacağı da henüz açıklanmadı- fakat mahkemeler, davaların çok büyük çoğunluğunda hukuk sözcülerinin yolundan gidiyorlar. Ve aynı şey yine olursa, AB’de kalma ihtimalimiz daha yüksek görünecek.

SÖZCÜNÜN GÖRÜŞÜ OLDUKÇA NET

50’nci madde, ayrılma kararı almış bir üye devletin fikrini değiştirip değiştiremeyeceği hususunda bir görüş belirtmiyor. Ve mesele hakkında, Gina Miller’in (Brexit’i parlamento onayına sunmadan onayladığı için için İngiliz hükümetine dava açan iş insanı) avukatının yüksek mahkemeye bunu yapamayacağını söylediğinden bu yana bir belirsizlik ortaya çıkmıştı. Ancak mahkemenin hukuk sözcüsü bu yaklaşımı kabul etmedi.

Ayrıca, haftada 100 milyon sterlinlik bir indirim ve serbest dolaşım hususunda Schengen anlaşmasından vazgeçmemizden dolayı sınırlarımız üzerindeki kontrole sahip olmak gibi, hâlihazırda keyfini sürdüğümüz avantajlardan faydalanabileceğimizi de öğrendik. Politikacılar bunu yapmalarının AB’de kalmayı haklı göstermeyi çok daha güç bir hale getireceğinin farkındaydılar ve bu nedenle Michael Gove, geçen hafta, “şu anda sahip olduğumuzdan çok daha güç koşulları kabul etmeye zorlanacağımızı” belirtti. “İndirimleri sürdürmek mi? Unutun gitsin.” Ama artık -elbette onun da bilmesi gerektiği üzere- söylediklerinin doğru olma ihtimalinin çok düşük olduğunu biliyoruz.

Açıklanan içtihat, ayrıca, AB’de kalma için gereken yasal yolu da netleştirdi. Seçeneklerden biri, başka bir referandum yapılmaksızın milletvekillerinin 50’nci maddeyi iptal etmeleri. Bu, hukuk sözcüsünün parlamento için açık bıraktığı bir yol. Ve netice itibariyle, kabul edilen 2016 referandumu, meclis açısından yalnızca tavsiye niteliğindeydi.

Parlamento üyeleri bugün bu seçimle karşı karşıya kalsaydı, şüphesiz bunu reddederlerdi. Öte yandan, Avrupa Araştırma grubunun muhafazakâr bir liderlik koşulu oluşturmak için gereken 48 dilekçeyi toplama konusundaki başarısızlığı, parlamentoda anlaşma içermeyen bir Brexit’e desteğin ne kadar az olduğunu ispatlıyor. Şayet milletvekilleri 29 Mart 2019 bitiş tarihine doğru bir anlaşma olmadan ilerlerse, anlaşmasız bir durumun yaratacağı uçurumdan kaçabilmek için basit bir dayanak bulmak bile çok zor olabilir. Ve (vekiller) şu paradoksu dillendirebilirler: 2016 Haziran’ındaki oylar meşru ise nasıl başka bir referandum planlayabiliriz? Ve şayet gayrimeşru ise neden yeni bir referanduma ihtiyacımız olsun?

CİDDİ BİR ZAMANLAMA SORUNU SÖZ KONUSU

Alternatif rotaya -ikinci bir referandum- ilişkin zorluklardan biri zamanlamadır. Bu yeni açıklamanın ardından bile, diğer AB üye ülkelerinin, ikinci bir referandum yapmak için (ihtiyacımız olacak) ek zaman talebimize onay vermesi gerekiyor. Buna karşın, ortada siyasi bir irade varsa, kısa süre içinde bir referandum yapılabilir. Yunanistan’da, referandumun (mali) kurtarma koşullarını kabul edip etmeyeceği noktasında parlamentonun yaptığı oylamanın yalnızca bir hafta sonrasında bu gerçekleşmişti. Ve hukuk sözcüsünün içtihadı, AB’ye (Brexit görüşmeleri konusunda) zamanı uzatmak için her türlü sebebi sunuyor. Halk tarafından gerçekleştirilecek bir seçimin, sadece milletvekilleri tarafından verilecek bir karardan daha güçlü bir yaptırımı olduğu kabul edilebilir.

Tüm bunların basit, değişmez ya da olup bitmiş olduğunu iddia etmekse çok büyük bir kibir örneği olacaktır. Hükümetin istekleri karşısında bir karar arayışında olan milletvekillerinin önünde epey zorlu engeller bulunuyor. Hiç değilse İrlanda’nın, hükümetin (Brexit’ten) geri dönüş konusundaki yasal görüşünü açıklamaya zorlama girişimleri olduğunu öğrendik. Diğer yandan, AB’de kalma hususunda daha kolay olan yolu reddetmenin de bir anlamı yok.

*Jolyon Maugham bir avukat ve ‘Doğru Hukuk Projesi’nin yöneticisidir.

Yazının aslı The Guardian‘dan alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)