Dünya Forum: Modernizmin girmediği yerler

Hindistan’a bağlı Andaman adalarında iki hafta önce yaşanan bir olay, dünya gündemine modern dünyayla bağlantısı bulunmayan kabileleri taşıdı. Bu kabilelerin birçoğu artık yaşanan işgal ve soykırımlar nedeniyle yok olmaya yüz tutmuş durumda. Hükümetler ve yardım kurumları tarafından büyük ölçüde görmezden gelinse de onlar hâlâ varlar ve hiçbir şekilde bizim gibi yaşamıyorlar.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Geçtiğimiz haftalarda dünya basınının gündemine taşınan bir haber, modern dünyada yaşayan insanların oldukça ilgisini çekti. Hindistan egemenliği altındaki Andaman ve Nicobar adalarını ziyaret eden ABD’li bir misyoner, adanın yerli halkı tarafından önce atılan oklarla uyarılmış, ardından, uyarılara aldırış etmemesi nedeniyle öldürülmüştü. Olayın ardından bazı misyoner örgütleri Hindistan hükümetinden misyoneri öldüren yerlilerin yakalanarak mahkemeye çıkarılmasını talep etti. Buna karşın, Hindistan hükümetinden, adanın dış dünyadan tecrit edildiği ve adaya hiçbir koşul altında gidilmemesi gerektiği, yerlilerin özel bir statüye sahip olması nedeniyle yargılanmalarının da söz konusu olamayacağı yönünde bir açıklama yapıldı. Şu anda, Sentinel Adası’nda yaklaşık 250 kişilik bir izole topluluğun yaşadığı tahmin ediliyor.

TECRİT ALTINDAKİ HALKLAR

Gerek misyonerin ölümü, gerekse ‘tecrit’ altında tutulan yerliler nedeniyle büyük bir yankı uyandıran olay, akıllara şu soruyu getirdi: Dünyada modernizmin ulaşmadığı ya da işgal etmediği bir toprak parçası kalmış mıydı?

.

Günümüzde, insan tarihinin herhangi bir döneminde olduğundan daha fazla birbirimizle bağlantıdayız; buna karşın, bazı dış dünyadan yalıtılmış insan toplulukları küreselleşmiş toplumdan ayrı bir şekilde yaşamayı sürdürüyorlar. İşin gerçeği, tam olarak kaç tane yalıtılmış kabilenin var olduğunu bilmek imkânsız. Yine de ‘Survival International’ (yalıtılmış toplulukların hakları için mücadele eden bir sivil toplum kuruluşu) gibi örgütler dünya çapında yüzlerce izole kabile olduğunu tahmin ediyorlar.

Bu insanları ‘dokunulmamış’ diye nitelendirmek tam olarak doğru değil. Dışarıdan gelen insanlarla temastan tamamen kaçınmak neredeyse imkânsız ve ticaret yoluyla uzak bölgelere doğru yol alan fabrika yapımı bıçaklar ya da benzeri araçlar olmadan yaşamak da oldukça zor. Bu tür bağlantılara rağmen, onlarca grup kendilerini dünyadan tecrit ederek yaşam biçimlerini korumaya çalışıyor.

Ne yazık ki, çevresel tahribatın yanı sıra, kereste üretimi ve büyük çiftliklere toprak sağlanması için ormanların yok edilmesi gibi faaliyetler bu kültürlerin birçoğuna karşı büyük bir tehdit oluşturuyor. Brezilya Hükümeti’ne bağlı FUNAI (Ulusal Yerli Topluluklar Vakfı) ve diğer savunma gruplarından Survival International, savunmasız kabileleri dış müdahalelerden korumaya çalışıyor.

Peki, ‘dış dünyayla temassız’ bir toplum ne anlama geliyor? İsim biraz yanıltıcı olabilir; zira bu toplumlar dış dünyayla temastan kaçınan, hatta şiddetle reddeden insan grupları. Bir noktada dışarıdan insanlarla iletişim kurmaları mümkün ama yeni gelen yerleşimcilerin uyguladığı şiddet, bu grupları tecrit altında yaşamaya itmiş olabilir. Öte yandan, bu toplulukların bağımsızlıklarını ve yaşam biçimlerini savunmaları için hiçbir zaman yeterli ilgi ve desteği görmemiş olmaları da ayrı bir sorun.

DÜNYANIN FARKLI BÖLGELERİNDE YAŞIYORLAR

Bu kabileler, büyük ölçüde gezegenin en uzak köşelerinden bazılarında coğrafi izolasyondan ötürü dış dünyadan uzak yaşayabiliyorlar. Bazıları Güneydoğu Asya’daki Yeni Gine’nin yoğun ormanlarında ve dağlık bölgelerinde yaşıyor. Endonezya’ya bağlı Batı Papua bölgesinin 40’dan fazla dokunulmamış gruba ev sahipliği yaptığı tahmin ediliyor. Bununla birlikte, bu rakamın doğruluğunu teyit etmek, büyük oranda dağlar ve ormanlarla kaplı olan arazi ve Endonezya hükümetince bölgeye girişin yasak olması nedeniyle mümkün değil.

Diğer bazı topluluklarsa Hindistan ve Malay Yarımadası arasında, Andaman Takımadaları’nda yaşıyor. Yakın zamana dek, Andaman Adaları’ndaki Jarawa Adası’nın yabancılarla teması yasaktı; ancak adaların bazılarına hem turistler hem de Hindistan kökenli köylülerin gelişiyle birlikte yerliler arasında salgın hastalıklar ortaya çıktı ve ayrıca kabilenin yaşadığı topraklar büyük bir kaynak sömürüsüne maruz kaldı.

 

Bunların dışında, bilinen temassız kabilelerin birçoğu, Güney Amerika’da, Amazon yağmur ormanlarının derinlerinde yaşıyor. Brezilya, dünyanın en fazla dokunulmamış insanına ev sahipliği yaptığını iddia ediyor ve tespit edilen 77 izole kabilenin bulunduğunu ifade ediyor. National Geographic dergisinin bu bölgeye ilişkin tahminleriyse 84 kabileyi içeriyor. Bu toplulukların çoğu Mato Grosso, Rondonia ve Acre’nin batı bölgelerinde yaşıyor.

Amazon’da yasa dışı yerleşimler bölgede yaşayan yerli halk için büyük bir tehdit oluşturuyor ve dış dünyayla temasa geçmeyen bazı kabileler bile, yaşanan saldırı ve tacizleri protesto etmek için zaman zaman tecrit alanlarının dışına çıkmak zorunda kalıyorlar. FUNAI, Amazon Nehri havzasının diğer yerli halklarının yanı sıra bu dokunulmamış kabilelerin yer değiştirip getirmediklerini ya da arazilere yasa dışı girişlerin yaşanıp yaşanmadığını insansız uçaklar aracılığıyla kontrol etmek istiyor. Bu girişimlere karşın, Brezilya’nın çiçeği burnunda ırkçı devlet başkanı Bolsonaro, Amazon ormanlarının tamamen kaynak sömürüsüne açılacağını ve dolayısıyla yerli halkların yaşam alanlarının gerçek bir yıkıma uğrayacağını daha seçilmeden ilan etmişti. Bu söylemin hemen arkasından, Amazon ormanlarında katledilen kabilelere ilişkin birçok yeni haber dünya basınında yer aldı.

Amazon havzasında bulunan ve 15 izole topluluğa ev sahipliği yapan Peru gibi yoksul ülkeler bölgeyi emniyete almak için daha az kaynağa sahip ve koruma kuruluşları bölgeyi ve onun izole sakinlerini işgalcilerden korumak için mücadele ediyorlar. Antropologlar ve yerli hak savunucuları, bu bölgelerin sürekli biçimde tecrit edilmesini destekliyorlar.

.

YOK OLMAKLA KARŞI KARŞIYALAR

Amazonlara giden ilk modern yerleşimcilerle birlikte yerlilerle sağlanan ilk temaslar, Brezilya’nın dokunulmaz kabileleri için tam bir felaketle sonuçlandı. Yalıtılmış insanlar, başka yerlerde yaygın olan hastalıklara karşı bağışıklığa sahip değildi. İlk temasın ardından bir yıl içinde kızamık ve grip gibi hastalıklar nedeniyle bir kabilenin yüzde 50’sinin hayatını yitirmişti. Matis Kabilesi’nin şamanlarının, genç ve yaşlı nüfusunun yarısı, ilk temasın üzerinden bir yıl geçmeden ölmüştü.

Hastalıkların dışında, yaşanan çatışmalar ve şiddet olayları, temassız toplulukların yaşadığı bölgelerde gerçekleşen ekonomik faaliyetlerin en yaygın sonuçlarından biri. Bu tür çatışmalar, az sayıda yabancının ve birçok yerlinin ölümüne neden oldu. Örneğin, Akuntsu Kabilesi’nin hayatta kalan son beş üyesi acımasız saldırılara uğradı, akrabalarının katledilmesine tanık oldu ve evleri, işgalci çiftçiler tarafından yok edildi.

Yerli kabileler nesillerdir birçok tehditle karşı karşıya kaldılar ve Survival International, onları ‘dünyadaki en savunmasız insanlar’ diye nitelendiriyor. Bir Survival International yetkilisi, “Dışardan gelenler, kereste, madencilik, baraj veya yol yapımı, çiftlik veya yerleşim yeri için topraklarını veya kaynaklarını istiyorlar” diyor. “Temas genellikle şiddetli ve düşmanca gerçekleşiyor; ancak asıl katiller, çoğu zaman dokunulmamış insanların bağışıklığı olmayan ve genellikle onlar için ölümcül olan bulaşıcı hastalıklar.”

MODERNİZMDEN GERİYE KALAN BAZI KABİLELER

Jarawalar: Jarawalar, Hindistan’daki yalıtılmış bir kabiledir; aynı zamanda Andaman Adaları’nda da yaşıyorlar. Kendi kendine yetebilen avcı-toplayıcı bir topluluk ve bilindiği kadarıyla oldukça mutlu ve sağlıklı bir hayatları var. 90’lı yılların başlarında, yerel yönetim kabileyi modern dünyaya açmak için bir plan sunsa da bu plandan geri adım atıldı. 1998’de kabilenin üyeleri dış dünyayı ziyaret etmeye başladı. Yakın zamanlarda, köylerinin yakınlarında artan yerleşim nedeniyle Jarawalar ve yabancılar arasında daha fazla iletişim gerçekleşti. Bu temaslar, bağışıklıkları olmaması nedeniyle, kabile içerisinde iki kızamık salgınına neden oldu. Kabile, bunun dışında, yanlış yönlendirilmiş turistler tarafından ziyaretlere ve atalarının evlerinin yakınında artan yerleşimlere de maruz kaldı. Toplam Jarawa nüfusunun 400’e yakın olduğu tahmin ediliyor.

Javari Vadisi halkları: Brezilya’da bulunan Javari Vadisi, yaklaşık 20 yerli kabilenin bulunduğu ve Avusturya büyüklüğünde bir bölge. Bölgede yaşamakta olduğu tahmin edilen 3 bin kişiden yaklaşık 2 bininin ‘temassız’ olduğu düşünülüyor. Bu kabileler hakkındaki bilgiler dönemsel ve kesin veriler içermiyor; ancak eldeki kanıtlar, avlanmanın yanı sıra bazı tarım uygulamalarını da kullandıklarını gösteriyor. Ticaret yoluyla metal tencereler ve araç gereçler alıyorlar. Bölgede yaşayan Matis Kabilesi’nin hikayesi oldukça iyi biliniyor. Yeni gelenlerle yaşadıkları temaslar sonucunda salgın hastalıklara yakalanarak kabilenin beş köyünden üçünün nüfusu yok oldu ve genel nüfusları neredeyse tamamen ortadan kalktı. Bu nüfusa yönelik yeni tehdit madenciler ve çiftçilerden geliyor.

Yeni Gine halkları: Endonezya hükümeti insanları yerli bölgelerinden uzak tutma noktasında oldukça başarılı olduğu için, bu tecrit edilmiş kabilelere ilişkin bilgiler dönemsel ve geçici. Bununla birlikte, bazı kabileler son yüzyıl içerisinde yalıtılmış kalarak ve geleneklerini koruyarak dış dünyayla temas kurdu. Bu toplulukların en bilinen örneği Dani halkıdır. Endonezya ve Yeni Gine’nin merkezinde yaşayan kabile, dış dünyayla temas halinde ve topraklarına girişler oldukça sıkı denetleniyor. Dani halkı, 1938’den beri dünyanın geri kalanıyla temas halinde ancak yalıtılmış yaşamlarını sürdürüyor.

Kongo kabileleri: Orta Afrika’nın eşsiz güzellikteki ülkesi Kongo’da, ormanlarda yaşayan halkların çoğu, son yüzyılda nadiren dış dünyayla temas kurdu. Bununla birlikte, pek çok dokunulmamış kabilenin hâlâ var olduğu düşünülüyor. Mbuti adlı pigme* halkı, temassız kabilelerin nasıl yaşayabileceğine dair bizlere bir fikir veriyor; temas halindeler ama bölgelerinde izole bir durumda yaşıyorlar. Mbutiler, ormanı, ihtiyaç duydukları her şeyi sağlayan bir ebeveyn figürü olarak gören avcı-toplayıcı bir halk. Küçük ve eşitlikçi köylerde yaşıyorlar. Büyük ölçüde kendi kendine yeterliler ama dış gruplarla da ticaret yapıyorlar. Ormansızlaşma, yasa dışı madencilik ve pigmelere karşı yürütülen soykırımlar nedeniyle yaşam biçimleri ve nüfusları tehdit altında.

.

Amazonlar – Rio Pardo’daki Kawahiva halkı: Bu kabile hakkında çok az şey biliniyor, ancak genel Kawahiva grubuna dahil olduklarına inanılıyor. FUNAI, yaklaşık 50 yıl önce büyük bir nüfusa sahip olduklarını tahmin ediyordu ancak bugünlerde çok daha az sayıda olabilirler. Çocuk doğurmayı bıraktıklarına inanılıyor; çünkü sürekli olarak kaçak ormancılar ve diğer saldırgan misafirlerin saldırılarına maruz kalıyorlar. Toprakları henüz koruma altında değil ve bu nedenle insanların soykırım ya da salgın nedeniyle yok olma tehlikesi çok büyük. Yaşadıkları ormanlar, Brezilya’nın Colniza kentinde faaliyet gösteren şirketler ve kişiler tarafından istila ediliyor. Birkaç yıl önce federal bir savcı Kawahivalara karşı gerçekleştirilen soykırım hakkında bir soruşturma başlattı ancak bugüne dek tecrit ya da koruma yönünde bir karar alınmadı.

Javari Vadisi Koruboları: Brezilya ve Peru sınırındaki Javari Vadisi, yedi temaslı halkın yanı sıra Brezilya’daki en büyük izole edilmiş insan topluluklarından biri olan, yaklaşık yedi yerli grubuna ev sahipliği yapıyor. Bir grup Korubo, kendilerini korumak için kullandıkları büyük sopalar nedeniyle bölgede ‘sopacılar’ adıyla biliniyor. 1996 yılında FUNAI, ana gruptan ayrılan ve çevredeki gruplarla temastan kaçınan 30 kişilik bir Korubo grubuyla temas kurdu. Yabancıların taşıdığı ölümcül hastalıklar, bölgedeki dış dünyayla temaslı grupları olumsuz etkiliyor ve hastalıkların dokunulmamış gruplara da bulaştırılması tehlikesi mevcut.

Carabayo halkı: Carabayolar, Kolombiya’nın Brezilya sınırındaki Amazon bölgesinde yaşayan izole insanlardır. Aralık 2011’de Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos, Carabayo gibi teması olmayan toplulukların haklarını koruyan ve gönüllü tecritin yanı sıra, dış güçlerden gelen herhangi bir şiddete maruz kalmaları halinde tazminat ödenmesini içeren yasalar çıkardı.

Taromenane halkı: Bu yerli kabile şu anda Ekvador’un Amazon Havzası’ndaki Yasuni Milli Parkı’nda yaşıyor. Bu topraklarda halen göçebe bir yaşam sürdüren yaklaşık 150–300 Taromenane’nin olduğuna inanılıyor. Son zamanlarda, yasa dışı işgalcilerden ve petrol arayıcılardan gelen tehditler, yaşamlarını risk altına sokuyor.

Wapishana halkı: Bu topluluk, güney Guyana ve kuzey Brezilya’nın Roraima bölgesinde yaşar. Brezilya’da bulunan bir Wapishana köyünde yaklaşık 150 kişi yaşar. Bazı Wapishana liderleri geçmişte hükümet yetkilileriyle temas halindeydi; ancak kabile üyelerinin çoğunluğu aşırı derecede yalıtılmış bir hayat sürüyor.

Toromona halkı: Toromona, Güney Amerika’da Bolivya’nın kuzeybatısındaki toplumdan soyutlanmış bir kabile ve yaşadıkları alanlar pek bilinmiyor. 2006 yılında, Toromonaları korumak için Madidi Ulusal Parkı’nın özel bir bölümü kendilerine ayrıldı.

Wayampi halkı: Fransız Guyanası’nda Eureupoucine ve Yukarı Camopi arasında yaşayan Wayampi kabilesi yaklaşık 100 kişiden oluşuyor ve dış dünyayla her türlü teması reddediyorlar.

Yuqui halkı: Bolivya halklarından yerli bir kabile olan Yuquiler, yoğun olarak Bolivya’nın Santa Cruz ve Cochabamba bölgelerinde yaşıyor. Uygarlıktan yalıtılmış halde yaşayan Yuqui topluluğu, avcı-toplayıcı bir hayat sürdürüyor. Birçoğu Amboro Milli Parkı’nın sınırları içerisinde yaşamını sürdürüyor.

Awa-Guaja halkı: Awa veya Guaja, günümüzde Brezilya’daki Amazon bölgesinin doğu kesiminde yaşayan, nesli tükenmekte olan bir yerli grubudur. Kabilenin yaklaşık 350 üyesi olduğu düşünülürken, yaklaşık 100’ünün dış dünya ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor. Avcı-toplayıcı olarak yaşıyorlar ve gün geçtikçe daha büyük bir yok oluş tehdidiyle karşı karşıyalar. Survival International, kabilenin dünyada en büyük tehdit altındaki topluluk olduğunu ifade ediyor.

Papua kabileleri (Batı Papua): Okyanusya’nın Yeni Gine adasında bulunan Endonezya eyaleti Batı Papua’da yaklaşık 312 kabile yaşıyor. Bu kabilelerin çoğu hakkında bir bilgiye sahip değiliz; daha az tecrit edilmiş kabileler, dağlık bölgelerdeki uzak gruplarla ilgili hikayeleri modern dünyaya aktararak, bizleri varlıklarından haberdar ediyorlar. Survival International’a göre, yaylalarda yaşayan topluluklar tatlı patates ve domuz yetiştiriyorlar. Papua halkları, topraklarını işgal eden ve çatışmalar yaşadıkları Endonezyalılardan etnik olarak farklılar.

*Orta Afrika’nın ilk sakinlerinden biri olarak kabul edilen Pigmeler, günümüzde Papua Yeni Gine ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde de yaşayan ve genelde 1.5 metreyi aşmayan boylarıyla hatırlanan yerli bir kabiledir.

Kaynaklar:

https://www.survivalinternational.org/tribes/uncontacted-brazil

https://news.sky.com/story/the-mystery-of-the-worlds-uncontacted-tribes-11443131

https://bigthink.com/scotty-hendricks/there-are-more-than-100-uncontacted-tribes-in-the-world-who-are-they

https://www.zmescience.com/other/feature-post/most-remote-tribe-sentinelese-17052018/

http://www.bbc.com/future/story/20140804-sad-truth-of-uncontacted-tribes

https://www.brainjet.com/random/2359070/13-uncontacted-lost-tribes-who-live-in-voluntary-isolation-around-the-world/

https://www.usatoday.com/story/news/nation/2018/11/26/beyond-north-sentinel-uncontacted-isolated-tribes/2117381002/