Stan Lee'nin evreninde herkes süper kahraman olabilirdi

Lee ve Kirby, halkın sivil haklar liderleri Martin Luther King Jr ve Malcolm X’e ilişkin anlayışını genişletmek hususunda bir ilham ve fırsat buldular. King’in Profesör X karakterine esin kaynağı olduğu ifade edilirken, Magneto Malcolm X’ten esinlendi. Her iki adam da halkı için bir kurtuluş arzuluyordu; ancak ikisinin, kurtuluşa nasıl ulaşılabileceği ve bunun nasıl yapılması gerektiğine dair farklı ideolojileri vardı.

Frederick Joseph *

Latince’de “Excelsior”, “daha yukarı” anlamına gelir ve 1960’larda Marvel Genel Yayın Yönetmeni ve yöneticisi olan Stan Lee’nin meşhur sloganı haline gelen sözdür. Bu sözcüğü, Vietnam Savaşı’ndan Amerika’daki ırksal sorunlara ilişkin ilerici görüşlerine dek her şeye ilişkin görüşlerini paylaştığı aylık sütunu ‘Stan’s Soapbox’ta bir imza olarak kullandı.

“Excelsior!”, geçen pazartesi günü 95 yaşında vefat eden, artık gökten düşmüş kahramanımız için oldukça uygun bir slogan; zira yaşamların değişmesine ve dünyanın en dışlanmış topluluklarının birçok üyesinin umutlarını yükseltmesine ve “daha yukarı” ilerlemesine yardım etti.

GÜNDELİK SORUNLARI HAYALİ BİR EVRENE TAŞIDI

Lee, toplumdan dışlanan topluluklara rahatsızlık veren olgulara ışık tutmak için Marvel Evreni’ni kullanmanın ne dönemli önemli olduğunu gördü. Bu nedenle Amerika’da yaşanan ırk temelli sorunlara ilişkin bir simge olacak hikâyelerin yaşandığı bir evren yarattı.

Bununla birlikte, sıradan beyaz erkeklik anlayışından kopmuş, bu yeterince temsil edilmeyen toplulukların kültürlerini ve farklılıklarını kutlayan, olumlu bir ışık altında temsil etmelerine yardım edebilecek karakterlere sahip süper kahramanlar yarattı. Bu karakterlerden ve hikâyelerden en tanınmış iki tanesi X-Men ve Kara Panter’di.

Amerika’daki sivil haklar hareketinden esinlenen Lee ve Jack Kirby, ‘mutantlar’ (‘dönüşmüşler’) diye bilinen bazı insanların, kendilerine özel yetenekler sunan ama aynı zamanda alışılmış insanlardan farklı bir görünüm veren bir genle doğdukları bir dünya olan X-Men çizgi evrenini yarattılar.

Mutantlar (görünümleri ve yetenekleri nedeniyle) çoğu kez eziyet gördü, baskıya uğradı ve hatta farklı olmaları nedeniyle öldürüldüler. X-Men, dış uzaydan gelen düşmanlarla savaşmak ve suçları engellemektense, toplumun ve hükümetin elindeki mutantların maruz kaldığı gündelik baskılarla mücadele etmeye yoğunlaştı.

ESİN KAYNAKLARI MALCOLM-X VE MARTIN LUTHER KING’Dİ

Lee ve Kirby, halkın sivil haklar liderleri Martin Luther King Jr ve Malcolm X’e ilişkin anlayışını genişletmek hususunda bir ilham ve fırsat buldular. Uzun zamandır Lee’nin Professor X olarak bilinen Charles Xavier ve Magneto olarak bilinen Erik Lehnsherr karakterlerinde bu iki simgeden esinlendiğine ilişkin söylentiler mevcut.

King’in Profesör X karakterine esin kaynağı olduğu ifade edilirken, Magneto Malcolm X’ten esinlendi. Her iki adam da halkı için bir kurtuluş arzuluyordu; ancak ikisinin, kurtuluşa nasıl ulaşılabileceği ve bunun nasıl yapılması gerektiğine dair farklı ideolojileri vardı. Profesör X, tıpkı Dr. King gibi şiddetsiz bir yol seçti, buna karşın Magneto, halkını hedef alan ön yargı ve baskılar karşısında daha çok etkin bir duruş sergiledi.

X-Men çizgi romanının yaratılması, yalnızca Amerika’daki birçok grubun yüz yüze olduğu tehlikeleri göstermeye yardımcı olmakla kalmadı. Bunun ötesinde, çoğu insanın ilk defa çizgi roman dünyasının da bu konulara değindiğini hissetmesine yardım etti. Bu sayede, yeni bir ‘Zeki Siyah’ topluluğun, sonuç olarak kendilerine benzeyen ve onlar gibi hisseden karakterlerle ilgili şeyler okuması mümkün oldu.

Stan ve Kirby aynı zamanda Kara Panter çizgi romanını yarattılar ve bu da insanların siyah olmak, imtiyaz, akıl, zenginlik ve siyah kadınlar gibi konulardaki fikirlerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Otantik ve aynı zamanda ilham verici Wakanda gibi asla sömürgeleştirilmemiş kurgusal bir ülkenin var olduğu bir dünya yaratma hususunda bilinçli davrandılar.

Wakanda, dünyanın en zengin ve teknolojik açıdan en gelişmiş ülkesidir ve orada yalnızca güzel ve siyah insanlar olan Wakandalılar yaşar. Bir süper kahraman kostümü de giyen Kral Kara Panter, Wakanda’nın koruyucusudur. Orada Kral bir erkek ya da kadın olabilir ve daima yalnızca güçlü değil, aynı zamanda zeki ve büyük bir sorumluluk sahibi olmalıdır. Her kralın, gezegendeki en yetenekli savaşçılardan oluşan bir kadın muhafız gücü olan ‘Dora Milaje’ adında özel bir seçkin askeri birliği bulunur.

Wakanda ve oradaki karakterler, yalnızca Afrikalı toplumlar hakkında değil, aynı zamanda (diğer yerlerde yaşayan) siyah insanlar hakkındaki olumsuz klişelere karşı bir tezat oluşturur.

HERKESİN KABUL GÖRDÜĞÜ BARIŞÇIL BİR DÜNYA ÖZLEMİ

X-Men ve Kara Panter adlı çizgi romanlar, okuduğu türden baskılarla başa çıkmaya çalışan meraklıları için güvenli ve kapsayıcı bir alan yaratılmasına yardım etti. Görünen o ki Lee’nin istediği, herkesin kabul gördüğü, anlaşıldığı ve görünür olduğu bir yerdi. Bunu gerçekleştirmek için, sıradan beyaz erkekler olmayan insanların da süper kahraman olabileceğini dünyaya gösteren karakterler yarattı.

Lee’nin herkesin onunla paylaşması gerektiğini düşündüğü hayalleri vardı. Lee’nin çalışmaları, Latin kökenli bir queer olan (her cinsiyet için özgürlüğü savunan) America Chavez’den Kenyalı hava tanrıçası Storm’a dek, ırk, renk, cinsiyet ya da diğer tüm farklılıklardan bağımsız biçimde, herkesin kahraman olabileceği bir evrene temel oluşturdu. Burası, ahlâkın ve insanî (ya da insanlık dışı) anlayışın, insanların nasıl muamele göreceğini belirlediği bir yerdi.

Lee, geçen yıl Marvel Entertainment tarafından yayınlanan bir videoda aşağıdakileri ifade ederek hayranlarına hitap etmişti:

“Marvel, daima, hemen penceremizin dışındaki dünyanın bir yansıması oldu ve olmayı sürdürecek. Bu dünya farklılaşabilir ve evrim geçirebilir ama hiçbir zaman değişmeyecek olan şey, kahramanlığa dair öykülerimizi anlatma biçimimiz olacak. Bu öykülerde, ırkı, cinsiyeti, dini ya da cildinin rengi ne olursa olsun herkese bir yer var. Bu yerde barındırmadığımız yegâne şeyler, nefret, hoşgörüsüzlük ve tutuculuktur. Her birimiz büyük bir ailenin parçasıyız ve hepimiz Marvel’ın varlığında bir araya geldik. Sizler Marvel evreninin bir parçasınız, daha yukarı ve ileri doğru giden daha büyük bir mutluluğun taşıyıcısısınız… Excelsior!”

Lee, siyah insanların -ve diğer tüm insanların- kendi insanlığını ve büyüsünü fark edebildiği dünyalar yarattı. Stan Lee’yi yitiren dünyamız, son süper kahramanlardan birini de yitirmiş oldu.

* Yazının aslı The Huffington Post‘ta yayınlanmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)