Brezilya’nın yeni başkanı Amazon’u yağmalamayı planlıyor

Brezilya'da ormansızlaşmanın sonuçları tüm gezegen açısından yıkıcı olabilir. Bundan daha kritik olan sorun ise Amazon ormanlarının birçok yerli halkın yuvası olması.

Kat Eschner *

Brezilya’da, geçen pazar günü yeni bir başkan seçildi: Jair Bolsonaro. Bolsonaro, aşırı sağcı siyasi çizgisi nedeniyle Başkan Donald Trump’la benzeştirildi. Trump gibi, onun seçilmesi de Brezilya’daki mevcut statükodan duyulan hoşnutsuzluğa ilişkin bir işaret ve tıpkı Trump gibi çevreye ilişkin eylemleri de dünyanın dört bir yanını etkileyen sonuçlar doğuracak. Bu noktada ABD başkanından üstün olabilir; zira artık o, Amazon gibi benzersiz bir kaynağı yönetecek.

Avustralya’daki James Cook Üniversitesi’nde bir koruma biyoloğu olan William Laurance, “Bolsonaro’nun şu anda tabiat savunucularını ve bilim insanlarını mutlu eden tabloya ekleyeceği hiçbir şey yoka” diyor.

Bolsonaro, tartışma yaratan birçok ifadesi arasında, yerli topraklarını kaynak yağmasına açmayı, Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) gibi çevreci sivil toplum örgütlerini yasaklamayı, Brezilya’nın çevre bakanlığını tarım bakanlığı denetimine vermeyi ve Amazon’u imara açılmaktan koruyan yasalarda esnekliğe gitmeyi vaat ediyor. Seçim kampanyasının başlarında, şimdi daha rahat bir duruş sergilese de, Paris iklim anlaşmasından çekilme tehdidi savurmuştu.
Öte yandan, seçim vaatlerinin tamamını gerçekleştirirse, anlaşmanın geri kalan kısmı artık bir anlam ifade etmeyecek.

AMAZON’UN KÜRESEL BİR KARŞILIĞI VAR

Elbette seçim vaatleri önemli ve işler başkanlık ofisinde başka türlü yürür. Amazon’u çevreleyen meseleler Brezilya’nın çok ötesinde bir önem taşıyor ve bunlar birbirleriyle bağlantılı.

İş çevreye -elbette özellikle de Amazon’a- gelince, dünya Bolsonaro’yu yakından takip ediyor. Amazon ekolojisi hakkında uzman olan Floridalı ekoloji uzmanı Emilio Bruna “Karşımızdaki, Amazon’un yüzde 70’ini kontrol eden politik varlık olan Brezilya federal hükümeti” diyor. Brezilya’nın bu topraklarda yapmaya karar vereceği her şeyin küresel bir karşılığı var.

Brezilya, gezegendeki en büyük biyolojik çeşitlilik bölgelerinden biri ve mühim bir karbon depolama alanı olan Amazon yağmur ormanlarının yaklaşık yüzde 70’ine ev sahipliği yapıyor. İklim değişikliğinin ve günümüzde gerçekleşmekte olan kitlesel yok oluşun etkilerini hafifletmek istiyorsak, onu korumak gerçekten önemli. Ormansızlaşma oranları, 2012 yılında tarihi oranda düşük seviyelere gerilemişti; fakat o dönemden beridir yükseliyorlar. Kaynak yağmacılığına hevesli ve (çevreyi) korumaya hararetli biçimde düşman olan bir hükümetle, bu artışın sürmesini bekleyebiliriz.

Bruna’nın ifade ettiği kadarıyla, zihniyetinin bir göstergesi olarak, Bolsonaro’nun çevre bakanlığını lâğvetmeyi ve burayı tarım bakanlığının yönetimine vermeyi planladığı açıklandı. “Açıkçası, bu iki bakanlığın farklı ekipleri ve hedefleri var ve işin gerçeği, çevre bakanlığı çevre mevzuatının uygulanmasından sorumlu” diyor. Bu mevzuat, çiftçilerin soya fasulyesi ya da sürü hayvanları yetiştirmek amacıyla topraklarını yasaya aykırı bir biçimde tahrip etmediklerinden emin olabilmek için çiftçilere polislik yapmak gibi görevleri içeriyor. “Çevre Bakanlığı’nı Tarım Bakanlığı’na bağlamaları, önceliklerinin ne olduğunu gerçekten iyi anlatıyor” diyor.

PEKİ YERLİ İNSANLARIN HAKLARI?

Öte yandan, ormansızlaşmayı yalnızca iklimsel etkileriyle değerlendirmek, Brezilya siyasetinin en önemli oyuncularından olan ve Amazon’un kendileri için gezegenin mücevheri olmaktan daha fazla şey ifade ettiği insanları konu dışında bırakıyor; oysa burası onların evi.

Brezilya Yerli Halkları Birliği (APIB) Koordinatörü Dinama Tuxa, “Bu senaryo tam anlamıyla kalbimizi kırıyor” diyor ve ‘Amazon Watch’ organizasyonu tarafından yayınlanan basın açıklamasında şunları ekliyor: “Bolsonaro, haklarımıza tamamen karşıt biçimde yerli topraklarındaki korumanın kaldırılmasına dair açık ve ısrarlı açıklamalarda bulundu.”

Bolsanaro, Amazon’u hastalıklı cilt yaralarıyla benzeştirerek yerli koruma alanlarını “suçiçeği olmuş bir çocuk gibi” diye tanımladı. Seçim kampanyasındaki vaatleri arasında yerli bölgelerindeki korumanın sona erdirilmesi ve yerli topraklarının madencilik faaliyetlerine açılması da bulunuyordu. Bunların dışında, Amazon’da bulunan nükleer ve hidroelektrik santralleri çoğaltmaktan söz ediyordu. Bu ise, bir kısmı yerli halkları topraklarından edecek olan daha fazla baraj anlamına geliyor.

Amazon’un yerli halkları, yasa dışı ormansızlaştırmanın takip edilmesi ve yağmur ormanlarının korunması konusunda hayati bir rol oynuyorlar. Ancak bölgeyi korumanın sağlayacağı yararların ötesinde, burası onların yuvası. Amazon’u koruyan yasaları kaldırmak da en temel hakları üzerinde bir tehdit anlamına geliyor.

22 Ekim günü yayınlanan bir APIB açıklaması, ulusal ve uluslararası insan hakları topluluğundan “hayatımızın korunması ve hem federal anayasa hem de Brezilya tarafından imzalanan uluslararası anlaşmalarca güvence altına alınan hakların savunulması konusunda duyarlılık göstermelerini” talep ediyor.

Laurance, yerli koruma alanlarının Amazon’daki “korunan alanları gerçekten de arttırdığını” ifade ediyor. Koruma alanları ve çevre yönetimine tabi olan devlet kontrolündeki ağaç kesim alanlarıyla birlikte, ormanın önemli kısımlarından geçen ‘koruma koridorları’ açıyorlar” diyor. Yerli koruma alanlarının yetkilerini ellerinden almak, bu koridorlarla ormanı parçalara ayıracak ve geride vahşi hayatı korumak için tamamen yetersiz olan küçük yamalar bırakacak.

Laurence, “Amazon’da bulunan yerli koruma alanlarının birçoğu, aşırı biçimde gelişim baskısı altına giriyor” diyor. Karşınızda, yerlilerin özerkliğini açık biçimde tehdit eden ve bunun ardından neler yaşanabileceğinin farkında olan kalkınma yanlısı bir başkan bulunuyor.

* Yazının aslı Popular Science sitesinde yayınlanmıştır (Çeviren: Tarkan Tufan)