Şili'nin devrimcisi Miguel Enriquez: Ne ilginç kabusa kayıtsızlık

Miguel Enriquez, 23 yaşında kurduğu hareketi 30 yaşında darbeci Pinochet'in güçlerince öldürülene kadar yöneten Şilili doktor ve devrimci. Kübalı sanatçı Silvio Rodriguez, Şili tarihinde gözden kaçırdığımız ve Latin Amerika'nın yakın tarihine geçen bu gence adadığı şarkısında şöyle diyor: “Evrenin hangi hayati gizemi / mısrasını beklerken karanlık kalacak? / Son olarak, ne ilginç şey / kabusa kayıtsızlık.”

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

Şili, Türkiye solunda en yakından tanınan ülkelerden. Üstelik sadece ülkenin solcu lideri Salvador Allende’ye yönelik yapılan darbe ve Augusto Pinochet’nin cunta dönemi değil, Şili’nin sol kültürü de Türkiye’deki sosyalistler tarafından yakından biliniyor. Örnek vermek gerekirse: Victor Jara şarkıları, İnti Illimani’ler, renkli duvar resimleri, ‘El pueblo unido jamas sera vencido’ ya da ‘Venceremos’ gibi sloganlar ve onların ‘Türkçeleşen’ müzikteki yansımaları… Tabii, bu bağı ‘Şili sevgisiyle’ açıklayacak değiliz. Türkiye İşçi Partisi’nin ‘Şili Halkıyla Dayanışma Gecesi’ etkinliğinden, Bulutsuzluk Özlemi’nin ‘Şili’ye Özgürlük’ şarkısına… İki ülkenin tarihinde yaşadığı süreçlerin, dönüm noktalarının birbirine benzemesi, aradaki okyanuslara rağmen etkileşimi kuvvetlendiriyor. Buna geçtiğimiz yıl ülkemizde yapılan Anayasa Değişikliği Referandumu’nun Şili’deki referandumla benzeştirildiğini de ekledik mi elimizde geçmişten günümüze uzanan güçlü bir ilişki tarihi oluyor.

Belki darbeler, askeri cuntalar ya da referandumlardaki benzerliğin fazlasıyla dikkat çekmesinden, belki de Allende şahsında Unidad Popular (Halk Cephesi) zaferinin ‘popülerliğinden’, bu ülkeyle ilgili kimi figürler ve hareketler gözardı edilebiliyor. Movimiento de Izquierda Revolucionaria (MIR – Devrimci Sol Hareketi) ve onun kurucu lideri Miguel Enriquez gibi… Bize Enriquez’in ismi güçlü bir şekilde ulaşmasa da aslında o, Şili’den de öte, Latin Amerika sol tarihi için oldukça önemli bir kişi. Kıtanın dört bir yanında onun için bestelenen, ona adanan şarkılara, şiirlere geleceğiz. Peki Enriquez’i şarkılar bestelenecek kadar önemli kılan neydi? Buna cevap vermek için 30 yaşında Pinochet’nin askeri istihbaratı DINA tarafından öldürülen Enriquez’i tanıyalım. Hem kim bilir, belki böylece bu ülkenin sol tarihiyle başka bağlar kurmamız da mümkün olur?

BAKAN BABAYI DIŞARIDAN DESTEKLEYEN OĞUL

1944 yılında dünyaya gelen Enriquez’in ailesinin ülke siyasi hayatında hatırı sayılır bir yeri var. Babası Edgardo, Concepcion Üniversitesi’nde anatomi dersleri veren bir profesördür. Bunun yanı sıra Radikal Parti’nin öne çıkan figürlerindendir. Liberal demokrat bir çizgideki Radikal Parti, Allende ile bildiğimiz Halk Cephesi ittifakına da dahil olacaktır. Öyle ki 1973 yılında baba Enriquez, oğlunun yönettiği MIR’in dışarıdan desteklediği Halk Cephesi’nin Eğitim Bakanı olarak görev alır.

Sosyalist düşünce Miguel’in hayatına henüz lise yıllarında girer. Concepcion’daki ayrıcalıklı bir kolejde okurken edindiği arkadaşları Marcello Ferrada ve Bautista van Schouwen ile sosyalist kurtuluş fikirleri üzerine yoğunlaşırlar. Bu ekip ileride daha sonra MIR’e evrilecek olan Sosyalist Parti gençliğinin çekirdek kadrosu olur. Miguel, lise yıllarından sonra aldığı tıp eğitimini dönem ikinciliği ile bitirir. Dönem birincisi ve üçüncüsü de dikkat çekicidir: MIR’in diğer militan kadrosundan Jorge Gutiérrez ile Bautista van Schouwen.

Şimdi yavaş yavaş Enriquez’in siyasi hayatına ve kısaca MIR’e geçeceğimiz için biraz onun siyasi arka planını nasıl inşa ettiğine odaklanalım. Bu yazıyı oluştururken Miguel Enriquez hakkında en kapsamlı çalışmaları yapan isimlerden olan Manuel Cabises’in yazılarından ve röportajlarından yararlanıyoruz. Şili’deki önemli sol dergilerden Punto Final’in yayın yönetmenliğini yapmış aynı zamanda MIR’in başkent örgütlenmesinde faaliyet yürütmüş Cabises, Enriquez’in siyasi ve kişisel mizacını şöyle anlatıyor:

“Miguel Enriquez hakkında hatırladığım ilk şey, onun sonsuz denizci ceketi ve bulaşıcı yüksek sesle gülüşüdür. Gözlerinde, jestlerinde kendini gösteren iyimserlik ile yorulmak bilmeden, neşeyle iletişim kuruyordu. Miguel tüm vücudu ile gülüyordu, çalkalanıyor ve sonra sağnak bir sevinç patlamasıyla gürlüyordu. Daha sonra bunun aynı zamanda babası Don Eduardo’nun gülme tarzı olduğunu keşfettim. Miguel bir dinamoydu, hızlı düşüncesi ve sözü olan. Cümleleri fırtınanın içinde süratleniyordu.

Karşılıklı tartışmalarda korkutucuydu, bazen -benim anlayışıma göre- yoldaşlarıyla münakaşaları oldukça sert oluyordu. Argümanlarıyla kuşanmış, dünya devrimci tarihinden, özellikle Bolşevik Devrim’den alıntılar yapıyordu; Lenin’i -bazen onu ‘el Pelao’ [saçı dökülmüşlere söylenen bir ifade] diye anıyordu- Troçki’yi, Rosa Lüksemburg’u oldukça iyi biliyordu, Çin Devrimi’nin üzerinden geçiyor, Küba Devrimi’nin tüm detaylarını biliyordu ve Şili tarihine son derece hakimdi…”

Bunların haricinde sıkı bir edebiyat okuyucusudur. Dostoyevski, Herman Hesse ve Ernest Hemingway’den ütopik sosyalistlere, siyasi felsefe ve klasik edebiyat en çok ilgilendiği alanlardır.

.

İŞÇİ SINIFINA ‘UZAYLI’ YAKLAŞIM ELEŞTİRİSİ

Enriquez, üniversite yıllarında resmen üyesi olduğu Şili Sosyalist Partisi’nin gençliğinde kısa sürede öne çıkar. Partinin ‘reformist’ bir tutum takındığına yönelik eleştirileri MIR’in temellerini hazırlar. Enriquez ve arkadaşları, Sosyalist Parti’nin parlamentarizm sınırlarına kapandığı ve bu yüzden bir kabuk değiştirmenin gerekli olduğu düşüncesindedir. Enriquez’e göre parti, işçi sınıfı çıkarlarına yaklaşımda bir ‘uzaylıdan’ farksızdır. Tartışmaların alevlenmesiyle birlikte yavaş yavaş partiden kopan Enriquez grubu, çeşitli siyasi deneyimlerin ardından 1965 yılında resmen MIR’in kuruluşunu ilan eder. Hareket, militan çizgisiyle gündeme oturur. Dilerseniz henüz MIR’in kuruluşunu, 23 yaşında liderliğine soyunan Miguel Enriquez’in kendi ağzından dinleyelim. Punto Final’dan Manuel Cabises, Enriquez ile bir röportaj yapar. “MIR’in kökeni nedir? Militanlığının karakteri nedir?” sorusuna şöyle yanıt veriyor Enriquez:

“MIR, 1965 yılında çeşitli küçük örgütlerin komünist, sosyalist, troçkist ve pekinist eski militanlarının birleşimiyle ortaya çıktı. Şu anda MIR, militanlığını özünde siyasi bir geçmişi olmayan alanlarda kazanıyor. 1965 yılında asıl amacı propaganda yapmak olan küçük bir entelektüel-öğrenci grubundan ibaretti. Takibindeki yıl, çeperini oldukça genişletti ki bugün hâlâ ulusal çapta bunu koruyor. Ancak, 1967-68’lere gelindiğinde temelleri sağlam, düzenli, tutarlı ve organik bir siyasi-devrimci örgüt oldu. Öğrenciler ve kitleler arasında baş döndürücü bir gelişme tecrübeledi. Emekçilerin sektöründe nüfuzu artıyor ve köylüler arasında kendine güçlü çıkış sağlamaya başladı. Bir anlamda, bizim şehirde ve kırdaki işçilere yönelik yaklaşımımızın hoş karşılandığını görmek gerçek bir sürpriz oldu.”

‘DEVRİMCİLİK OYNAYAN ZENGİN ÇOCUKLAR’ MI?

Miguel Enriquez’in yorumları ne denli gerçeği yansıtıyor? MIR sahiden Enriquez’in söyediği gibi kırda ve şehirde emekçiler arasında büyük bir yankı buldu mu? Bu önemli soruyu cevaplamadan önce MIR hakkındaki bir başka polemikten bahsetmeliyiz. Hareketin kadrolarında varlıklı ailelerden gelen, iyi akademik eğitim almış devrimcilerin bolluğu, sağcı olsun solcu olsun dönemin anaakım Şili medyasında MIR’e yönelik ‘devrimcilik oynayan zengin çocuklar’ yorumu yapılmasına neden oluyordu. Cabises de aynı röportajda bu polemik hakkındaki gerçeklik payını Miguel Enriquez’e sorar. Aslında bakarsanız bu polemiğin yalnızca Şili’ye has olduğunu söylemek yanlış olur. Bu nedenle cevabın da kapsayıcı olduğu çıkarımını yapabiliriz.

Sorunuz yerinde ancak bana teorik planda, ardından tarihsel ve sonra somut bir şekilde yanıtlamama izin verin. Biz devrimci mücadelenin bir açıdan ‘işçiler ve köylülerin, burjuvazi ve emperyalizm ile karşılaştığı’ konusunda netiz. Ama yalnızca işçi sınıfının tek başına toplumsal mücadelede yeri olduğunu kabul etmiyoruz. Her halükarda. Teorik bir düzlemde konuşmak gerekirse sayısı oldukça az ‘Marksist’, bireyin üretim sürecinde bulunduğu yere göre sosyal sınıfını tanımlamayı sürdürür. Bilinir ki bu, sadece insan kümesini tanımlar, bir sınıfı değil. Marx’ın dediği gibi, bugün daha fazla olmak üzere, bireyin üretimde tuttuğu yer aslidir ama onu bir sosyal sınıfın üyesi yapan, onun siyasi pratiğidir, bireyin toplumsal mücadelede oynadığı roldür. Bu sebeple devrimde işçilerin, köylülerin, öğrencilerin, entelektüellerin hepsinin bir yeri vardır…

Tarihsel düzlemden bahsedeceksek: Sosyalist devrimlerde öne çıkan birçok devrimci, küçük burjuva kökenlidir, en azından ne işçidir ne de köylüdür: Lenin, Troçki ve neredeyse tüm Bolşevik lider kadro, entelektüel ve küçük burjuvalardan oluşuyordu. Çin Devrimi’nin yolunda Mao Çe-Tung tarımsal küçük burjuvaziden geliyordu ve birçok yoldaşı, öğrenci, tutucu ordunun eski askeri, hatta bazıları mandarin çocuklarıydı. Küba Devrimi’nde: Fidel Castro bir toprak sahibinin oğluydu ve neredeyse tüm doğrultu da küçük burjuva kökenliydi. Ve son olarak öne en çok çıkan, Latin Amerika’nın efsanevi devrimci figürü Ernesto Che Guevara bir doktordu. Şili dahil olmak üzere öğrencilerin Latin Amerika’daki mücadeleci rolünü kimse inkar edemez. Geleneksel sol MIR’e ancak liderlerinin genç oluşundan dolayı yüklenebilir. Çünkü bu partilerin büyük çoğunluğunu da , bizden daha yaşlı olmalarına rağmen, küçük burjuvazi oluşturuyor. Soruya şimdi somut bir cevap: Evet biz genciz, bu bir gerçek ve bu Latin Amerika’nın tüm devrimci soluyla denkleşen bir gerçek…

DARBE GÜNÜ VE ALLENDE’YE ÖNERİ

Enriquez sözlerine diğer soruya verdiği cevapta bahsettiği gibi, işçi ve köylüler arasında da güçlenmeye başladıklarına değinerek devam ediyor. Gerçekten, MIR’i basit bir ‘radikal öğrenci hareketi’ olarak küçümsemek yanıltıcı olur. Şili’nin özellikle kırsal bölgelerinde, oduncular ve yerliler arasında örgütlenen MIR, aynı zamanda büyük şehirlerin varoşlarında da kitlelerle güçlü bağlar geliştirmiştir. Öyle ki MIR, 11 Eylül 1973’deki Pinochet darbesini önceden öngören ve buna karşı silahlı eğitim kampları kuran Şili solundaki ender teşkilatlardan biridir. Örgütlü olduğu bölgelerde kurdukları Halk Komiteleri’ni de eklersek, MIR’in neden askeri diktatörlük dönemi boyunca en büyük direnişi gösterenlerden olduğu daha kolay anlaşılabilir. Enriquez’in öldürülmesinin ardından MIR’in yönetimini devralan, Salvador Allende’nin yeğeni Andres Pascal Allende’nin verdiği rakamlara göre askeri diktatörlük boyunca hareketin yaklaşık 2 bin üyesi öldürülür ya da kaybedilir.

Şili’deki darbe günü, elinde silahıyla kendini savunan Allende fotoğrafıyla meşhurdur. Başka bir bakış açısıyla, bu fotoğrafın arka planında Enriquez’i gördüğümüzü söyleyebiliriz. Darbe günü Allende’yi savunan, Kübalılar tarafından eğitilmiş muhafız alayının kuruluşu bizzat onun önerisidir. Darbe günü bu alayla birlikte MIR de uzun yıllar sürecek silahlı direnişi başlatmış olur. Ancak konumuzu Enriquez’in hayatıyla sınırladığımız için, fazla detaylara girmeyelim.

 

.

 

MIR’in diğer üyeleri gibi Enriquez de yurt dışına sürgüne gitmeyi reddeder ve yeraltı hayatı yaşamaya başlar. O, ülkeyi kişisel güvenlik sebebiyle terk etmeyi ‘sosyalizme ihanet’ ile eşdeğer görüyordu. Bu sırada Pinochet için MIR gittikçe bir paranoya haline gelmektedir ve askeri istihbaratı DINA her yerde Enriquez’i aramaktadır. Santa Fe’de ilişkilerinin kuvvetli olduğu bir komünist ailenin küçük evinde eşi ve yoldaşı Carmen Castillo ile birlikte yaşamaktadır. 5 Ekim 1974 sabahı, evin etrafında dolaşan üç şüpheli araç keşfedilir ancak çatışma kaçmaya fırsat vermeden başlar. İki saat süren çatışmanın ardından o günlerde sekiz aylık hamile Castillo, ağır yaralanır ve sürgünde doğum yapar. Ancak bebek birkaç hafta içinde hayatını kaybeder. Bir tank ve bir helikopter de dahil olmak üzere takviye geldikten sonra, silah sesleri susar. Miguel Enriquez ise kafasına isabet eden bir kurşunla yaşama veda eder.

ŞARKILARIN KÖPRÜSÜ

Henüz 30 yaşındayken hayatını kaybeden Miguel Enriquez, ülkenin yaşadığı kanlı askeri cunta döneminin binlerce kurbanından sadece biri. Ancak mirasının ardında bıraktığı direnişi, ‘devrimcilik oynayan gençler’ diyerek onları zamanında solundan sağına tüm siyasilerince hor görenleri utandıracak türden. Yöntemleri doğru muydu? Fazla mı sert bir siyasi hattı önüne koydu? Bu soruya net bir cevabı yalnızca tarih verebilir. Bizim Enriquez ve mücadelesi hakkında verebileceğimiz tek cevap, Şili solu iskeletini oluştururken, geleneksel sola, kendi doğrularınca çalımlar atarak bir zorlu zamanlarda doğrusuyla yanlışıyla tuğla koyduğu. Ha, bir de oğlu var ki günümüzde, eskisi kadar etkili olmasa da hâlâ faaliyet yürüten MIR ile değil, tabiri caizse daha ‘anaakım’ sosyalistlerle yol yürüyor: İsmi Marco Enriquez Ominami. Dileyen araştırabilir, ülkede hatırı sayılır bir ünü var, 2009’daki seçimlerde yüzde 20’den biraz fazla oy alarak üçüncü oldu, MIR’in desteklediği blokun adayı bu seçimlerde yüzde 6’larda kalmıştı.

Şayet Latin Amerika sol kültürüyle kuracağımız bir başka köprü varsa, o da hayatını kaybeden devrimcilerin zamana inat şarkılarda da yaşaması olabilir. Nasıl ki zamanında Türkiye İşçi Partisi’nden ayrılan ve mirasları kadar ölümleriyle birlikte kitleler için adeta bir efsaneye dönüşen genç kuşağın önderleri, Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya adına söylenen şarkılar hâlâ güncelliğini koruyor, Miguel Enriquez için de aynısı geçerli. Elbette bu iki kuşağın şarkılardan öte yaşadıkları siyasi kopuş dolayısıyla paylaştığı çok daha büyük bir benzerlik var, ama bugün yeterince konuştuk; şimdi, Latin Amerika müziği efsanelerinin şarkılarındaki Miguel Enriquez’i dinleyerek noktalayalım.

Angel Parra – Miguel Enriquez

“Miguel Enriquez, senin adında / bir nehrin gücü var / dağlardan aşağıya dökülen / yollarımızı sulamaya gelen / Miguel Emriquez, senin gözlerin / bize gelecekten bakıyor / şarkını haykıran bir ses / saf idealleri söylüyor /… / Bir mektup yazmak istiyorum / Söylediği altın harfler: / Miguel Enriquez ölmedi / Şili için hayatını verdi.”

Silvio Rodriguez – Canción Contra la Indecisión

“…Hangi şehirde solmuş bir rengi olacak / ve bir hayat neden yazılı hiç bir şey bıramıyor / hangi hayal bir kelimeye aç olacak / bir damla kan mı? /…/ Evrenin hangi hayati gizemi / mısrasını beklerken karanlık kalacak? / Son olarak, ne ilginç şey / kabusa kayıtsızlık. /…/ ”

Kaynaklar ve daha detaylı bilgilerin yer aldığı linkler

1- https://www.lahaine.org/internacional/historia/ultimodiaEnriquez.html
2- http://www.ipsnews.net/2004/10/chile-miguel-enriquez-the-man-behind-the-legend/
3- http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUmV2b2x1dGlvbmFyeV9MZWZ0X01vdmVtZW50XyhDaGlsZSk
4- http://marxismoyrevolucion.org/?p=528
5- https://www.viewpointmag.com/2015/09/24/fifty-years-since-its-founding-%E2%80%A8a-history-of-the-movement-of-the-revolutionary-left-mir/
6- http://isyandan.org/diger/sili-devrimci-sol-hareketi-tarihi/
7- http://www.elclarin.cl/web/entrevistas/12820-la-primera-entrevista-de-miguel-enriquez.html