DÜNYA FORUM

Dünya Forum: Sandinista Devrimi ve Nikaragua’nın bitmeyen savaşı

Nikaragua, yaklaşık yüz yıldır süren isyanların, katliamların ve kısa süreli barış dönemlerinin ardından, yeni çatışmalar ve isyanlarla çalkalanıyor. Üçüncü dönem başkanlık görevine 2017’de seçilen Ortega, halkı çatışmalardan uzak durmaya, gündelik hayatı aksatmamaya çağırsa da ülke şiddet sarmalından çıkamıyor.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Her yıl 19 Temmuz günü, Nikaragua’nın dört bir yanından binlerce insan, başkent Managua’da bulunan Plaza La Fe’de (Plaza de la Revolución / Devrim Meydanı adıyla da bilinir), tarihi ve coşku dolu bir etkinlik gerçekleştirmek için bir araya geliyor. O gün, onlarca yıl silah zoruyla ve zulümle ülkeye hükmeden Somaza ailesinin diktatörlüğünün yıkıldığı gündür. Bu aile, ülkeyi kırk yıldan uzun süre tam anlamıyla zalimce yönetmişti. İşçiler, esnaflar, köylüler, öğrenciler ve gerillalar güçlerini birleştirip 19 Temmuz 1979 günü Ulusal Muhafızları yenerek Sandinista Devrimi’yle, ABD destekli bu acımasız diktatörlüğü devirmişti.

Nikaragua Devrimi’nin sembolü, çiftçiler ve işçilerden oluşan bir ordunun, bağımsızlık yanlısı ulusal bir kahraman olan General Augusto C. Sandino (1895-1934) idaresindeki kurtuluş mücadelesidir.

Sandino ve, Şili'li yazar Gabriela Mistral'in taınımıyla, onun “küçük ve çılgın ordusu” ülkenin kuzeyindeki Segovia Dağları’nda ABD donanmasının piyadeleriyle savaştı. Sayısal ve teknik üstünlüklerine karşın, ABD işgal güçleri bu küçük gerilla ordusuyla başa çıkamıyordu. Neticede, piyadeler geri çekilmek zorunda kaldı ve ardında, sağcı yönetime bağlı paralı askerlerden oluşan bir ordu (Ulusal Muhafızlar) bıraktılar.

ABD ordusunun çekilmesinin ardından, Sandino barış müzakereleri başlatmak istedi ve gerillalarının normal hayatlarına dönmesini istedi. Başkan José María Moncada ve Somoza tarafından görüşmeler için çağrıldı. Ne var ki, Sandino ihanete uğradı; ordu tarafından yakalandı ve idam edildi. Mezarının yeriyse asla bulunamadı.

DİKTATÖRE SUİKAST

Zaman içerisinde ABD destekli sağcı Somoza García, 1937’de yönetimi tamamen ele geçirdi. ABD destekli Somoza, ülkeyi tam anlamıyla terör ve kanla yönetiyordu. Eylül 1956’da genç bir şair olan Rigoberto López Pérez, Leon kentindeki sosyal bir etkinlik sırasında diktatörü vurdu. Rigoberto, diktatörün adamlarınca aynı yerde öldürüldü. Somoza saldırıdan yaralı kurtuldu; ancak götürüldüğü bir Panama hastanesinde öldü.

Somoza García’nın en büyük oğlu Luís Somoza, daha sonra başkanlığı devraldı ve Ulusal Muhafızlar’ın başındaki en küçük oğul olan Anastacio Somoza, ülkede yoğun bir baskı ortamı kurdu.

1967’de Luis Somoza hâlâ yönetimde olduğu dönemde aniden öldü. Küçük kardeşi ulusal seçimleri kazandı ve diktatörlüğün baskıcı ve ezici rejimini yeniden tesis etti. 1972’nin sonunda, büyük bir deprem başkent Managua’yı vurduğunda, Nikaragua’ya gönderilen dış yardımın büyük bir kısmı diktatörün deposuna taşındı. Bu yardımlar para karşılığında halka satıldı ve şehrin yeniden inşası için açıklanan ve kaynaağı vergilerle uluslararası bağışlar olan  tüm ihaleler, Somoza’nın işletmeleri ve ittifakları tarafından kazanıldı.

Halkın sıkıntıları ve öfkesi artıyordu; ancak Ulusal Muhafızlar siyasi muhaliflere ve halka işkence ederek ve öldürerek, herhangi bir halk hareketini güçlü bir şekilde bastırıyordu.

Nikaragua’da bir halk kesiminin Somoza ve onun özel ordusunun baskılarına olan tepkisi, 1962’de diktatörlüğü yenmeyi amaçlayan bir askeri hareketin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu hareket, adını General Sandino’dan aldı ve FSLN (Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi), Carlos Fonseca önderliğindeki bir grup aydın ve gönüllü tarafından kuruldu.

Örgütün ilk günleri, savaştaki eşitsizlik nedeniyle oldukça zor geçti. İlk askeri eylemi bir katliamla sona erdi; çünkü grup, ABD piyadelerine karşı Sandino'nun yönettiği sayısız savaşın başlangıcı olan Jinotega bölgesi sınırında, Ulusal Muhafızlar ve Honduras ordusu tarafından kuşatılarak yok edildi.

İlk yenilgiye karşın, FSLN geri adım atmadı. Bazı köylüler, öğrenciler ve hatta büyük toprak sahipleri, silah kuşanarak ya da yardım ederek harekete katıldılar. Zaman geçtikçe, Somoza karşıtı hareket, devrimci görüşleri benimsemeye ve aynı zamanda iş alanlarında, üniversitelerde ve okullarda bir bilinç yaratmak için askeri gücü ve propaganda çabalarını artırmaya başladı. Gerilla, Ulusal Muhafızlar’ın büyük gücü nedeniyle dağlara çekilse de, bu muhalif ordunun varlığı, giderek daha fazla insanın gönüllü katılımıyla büyüdü.

Ülke, her anlamda Somoza’nın kontrolündeydi. Kentlerde ve kırsal bölgelerdeki gerilla eylemleri bastırıldı ve 1967’de ülkenin kuzey bölgesinde meydana gelen çeşitli çatışmalardan sonra ikinci bir çözülme yaşandı. Kalan Sandinistalar daha uzak bölgelere çekilmeye zorlandı.

1969'da, Managua’daki bir evde gizlenmiş küçük bir gerilla grubu Ulusal Muhafızlarca fark edildi ve kanlı bir çatışma yaşandı. Gizlenen gerillaları yok etmek için üç yüz asker, tank ve uçak gönderildi. Çatışma toplamda birkaç saat sürdü. Askerler cesetleri aramak için eve girdiklerinde, karşılarındaki tek kişinin, yoldaşlarının kaçabilmesi için geride kalan Julio Buitrago olduğunu gördüler.

Somoza, yaşanan çatışmayı FSLN’nin yıkımı biçiminde lanse etmek için televizyonda halka göstermişti; ancak tek bir adamın bu çılgın eylemi, durumu tamamen tersine çevirdi. Halk, olayın ertesinde harekete geçti ve devrimci örgüte büyük bir katılım gerçekleşti. Zamanla, çatışmalar diğer kentlere de yayıldı. Ordunun ve istihbarat örgütünün acımasız baskısı sürerken, birçok gerilla ve halktan insan katledilmeye devam edildi. Çatışmalar artık bir iç savaşa dönüşmeye başladı.

1970’e gelindiğinde, FSLN “sessizlik içinde kuvvet birikimi” biçiminde adlandırılan bir döneme girdi; bu dönemde saldırılarını en aza indirdi ve örgütü güçlendirmeye odaklandı. Dört yıl sonra, hareket büyük bir halk mücadelesi başlattı. Ülkenin dört bir yanında saldırılar düzenlendi. Paniğe kapılan diktatör Somoza, sıkıyönetim ilan etti ve örgüte yardım edenlere ya da şüpheli görünen sıradan insanlara karşı ayrım gözetmeksizin saldırmaya başladı. Sonraki yıllarda şehirlerde ve kırsal alanlarda büyük çatışmalar yaşanıyor, çok daha fazla sayıda insan gerillalara katılıyordu.

1976 yılında FSLN’nin en büyük lideri Carlos Fonseca, beklenmedik bir şekilde öldürüldü. Yanı sıra başka bir lider, Eduardo Contreras da öldürüldü. Bu cinayetlerin ardından, FSLN, mücadeleyi bağımsız olarak sürdüren üç eğilime bölündü: FSLN Proletario, FSLN Guerra Popüler Prolongada ve FSLN Insurreccional.

1979'da, ülkenin her yerinde çatışmalar yaşanıyordu. Somoza diktatörlüğü saldırılarını, tüm nüfusu etkileyen gerillaya karşı daha güçlü hale getirdi. Mart ayında, üç eğilim bir birleşme anlaşması imzaladı; bu şekilde, birleşik FSLN, tüm halkı haziran sonunda bir saldırı başlatmaya çağırıyordu. Örgüt, haziran ayında gerillalarını Managua’da toplanmak üzere harekete geçirdi. Aynı esnada, diktatörlüğe nefretin bir göstergesi olarak, işçilerin ve hatta işadamlarının katılımı ile bir genel grev başlatıldı.

Somoza ulusal isyanı yenmeye çalışsa da artık bu imkânsızdı. 17 Temmuz’da Somoza, işbirlikçileri ve bir cinayet şebekesi olan Ulusal Muhafızların liderleri ülkeden kaçtı ve yanlarında ülkenin tüm servetini de götürdüler. Somoza yandaşı Francisco Urcuyo başkanlığa vekâlet ediyordu ve Sandinistaların saldırıları durdurmasını istedi. Urcuyo’nun hükümeti sadece 24 saat sürdü ve ardından ülkeyi terk etti. Sonunda, Ulusal Muhafızlar teslim oldu.

DİKTATÖRÜN KAÇIŞI

19 Temmuz 1979’da binlerce gerilla ve sivil, Managua’nın eski merkezinde, Somoza hanedanlığının kesin düşüşünü kutlayacakları Plaza de la Republica’ya girdi.

Aralarında toprak sahipleri ve Sandinista liderlerinin bulunduğu, beş üyeden oluşan bir Ulusal Yeniden Yapılanma için Yönetim Meclisi oluşturdular. Ülkeyi savaş sonrası felaketten kurtarmak ve her düzeyde sosyal adaleti teşvik etmek için reformlar yapılmaya başlandı. Bankalar kamulaştırıldı ve Somoza ailesi ve müttefiklerinin mülklerine el konuldu. Ülkede büyük bir eğitim seferberliği başlatarak, neredeyse hiçbiri okuma yazma bilmeyen halk için okullar açıldı.

Devrimin ardından, önce Amerika Birleşik Devletleri’ne ve daha sonra Paraguay’a yerleşen Somoza, 1980 yılında “Montoneros” adında bir Arjantin gerilla gücü tarafından öldürüldü. Somoza’nın işbirlikçileriyse, güçlü bir yerel politik grup haline geldikleri ABD-Miami’ye yerleştiler.

Fidel Castro ile olan yakın ilişkileri nedeniyle ABD’nin hışmını üstüne çeken FSLN, 1981’de ekonomik bir abluka ile karşı karşıya kaldı. Bu durum, Nikaragua’yı ve Sovyetler Birliği’ni birbirine yaklaştırdı ve ABD karşıtı tutumlarını sertleştirmelerine yol açtı.

KONTRALARIN ORTAYA ÇIKIŞI 

Honduras, Kosta Rika ve Miami’ye yerleşmiş olan Ulusal Muhafızlar’ın kalıntıları, kısa süre sonra ABD hükümetinden gizli ve büyük bir mali destek alıp “Contrarrevolución Nacional” (Ulusal Karşı Devrim / kısaca Kontralar) adında sağcı bir örgüt kurdular. Ordu “La Contra” adıyla biliniyordu ve savaş bir kez daha başlamıştı; savaş masrafları, kırılgan Nikaragua ekonomisine zarar veriyordu.

FSLN bir genel seçim çağrısında bulundu ve liderleri solcu bir siyasi parti kurdu. Daha sonra, 1984’teki seçimleri açık arayla kazandılar. Ancak savaş, halkın sıkıntılarını ve Sandinista hükümeti tarafından yapılan hataları çoğalttı ve birçok köylünün Kontralar’a yönelmesine yol açtı.

1985’te, ABD hükümeti, Nikaragua’nın komünist yanlısı bir tutum benimsemesi nedeniyle yeni bir ticari ambargo başlattı. Yanı sıra, Nikaragua hükümetini defalarca askeri müdahaleyle tehdit etti. ABD’nin İran-Kontra skandalıyla ortaya çıkan gizli faaliyetleri, zaten yıllardır savaş ve yoksulluk içinde harap olan ülkeye büyük zarar veriyordu. Nikaragua yavaş yavaş çöktü. 1988’de, ulusal hükümet, Kontralar’a karşı büyük bir saldırı başlattı ve ardından barış müzakereleri başladı. 1989 yılında, Sandinista hükümeti, bir sonraki yıl seçimlere gidileceğini belirten bir anlaşma imzaladı. Sandinistalar, tüm beklentilere karşın, ABD destekli Kontraların hileleri ve halkın bıkkınlığı nedeniyle 1990’da gerçekleşen seçimleri kaybetti.

Birçoğu için bu, devrimin sonuydu. Nikaragua nüfusunun büyük bir kısmı, liderleri tarafından yapılan birçok hata nedeniyle Sandinista hareketini terk etmeye başladı. Ancak FSLN, tarihsel liderlerinin birçoğu partiyi siyasi farklılıklar nedeniyle terk etse de, en güçlü Nikaragua siyasi partilerinden biri olmaya devam etti.

ÜLKE YİNE TEYAKKUZDA

Sandinistaların efsanevi önderlerinden Daniel Ortega, üçüncü dönem başkanlık görevine 12 Ocak 2017 seçimleri sonrasında getirildi. Ortega’nın başkanlığı Sandinista destekçisi halk açısından mutluluk verici olsa da Kontralar’a destek veren muhalif kesimi için hayat pek de mutlu yürümüyor. Ülkede son haftalarda yeniden isyanlar ve çatışmalar başlamış durumda. Daniel Ortega’nın çağrısıyla geçtiğimiz hafta ulusal bir genel grev gerçekleştirildi. Grevin amacı, piyasayı kontrol eden şirketlerin fiyat politikalarını ve piyasaya arzda yaşanan sorunları protesto etmek olarak biliniyor.

Ortega karşıtı protestolara öncülük eden öğrenci liderlerinden 20 yaşındaki Fernando Sanchez, “Grev ne gibi bir fark yaratacak bilmiyorum,” diyor. “Her yer zaten kapalı. Barlar ve restoranlar karanlık. Süpermarketlerin stokları tükeniyor. Ekonomi tam bir enkaz durumunda.”

Polis ve Ortega karşıtı protestocular arasında iki ay süren kanlı çatışmalarda 150’den fazla insan öldü. Şu anda en önemli zayiat, ülke ekonomisinin kendisi olabilir. Turistler ve yabancı şirketler, ekonomisi büyük oranda turizme bağımlı olan ülkeyi neredeyse tamamen terk etti. Birçok havayolu şirketi, yarı yarıya boş olan uçuşlarını tamamen durdurma kararı almış durumda. Yılın sonuna dek, var olan huzursuzluk devam ederse, ekonominin yüzde 2 oranında küçüleceği öngörülüyor.

Emekli bir Dünya Bankası ekonomisti ve eski Nikaragua Dışişleri Bakanı olan Francisco Aguirre, “Yıllardır gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini izlemek için çok zaman harcadım ve kayıpların en az iki katı olacağını söyleyebilirim,” diyor.

Ortega hükümeti, rahatsızlıklar başlamadan çok önce sıkı bir şekilde korumaya alınmıştı ve o zamandan beri neredeyse hiç kamuya açık konuşma yapmadı. Ancak, daha ilk günlerde, protestoların ciddi ekonomik sonuçlara yol açacağı konusunda uyarıda bulundu. Protestocuların barikatlarıyla kapanan sokaklar ve caddelerden geçmek neredeyse imkânsız ve bu nedenle şehirlerde ticari ve insani faaliyetler yürütülemez hale geldi. Bu durum, özellikle mal sevkiyatının yapılamaması nedeniyle, ekonomiyi oldukça kötü şekilde etkiliyor ve makûs talihi savaşlarla yoğrulmuş bu zavallı ülke, bitmek bitmeyen savaşlardan bir yenisinin eşiğinde duruyor.


Kaynaklar:

New York Times 

https://vianica.com/go/specials/15-sandinista-revolution-in-nicaragua.html

https://www.lifepersona.com/nicaraguan-revolution-causes-and-consequences

https://thenicaraguanrevolution.weebly.com/el-final-the-end.html

http://todaynicaragua.com/managua-is-a-ghost-town-as-protests-paralyze-economy/

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR