Malezya seçimleri Arabistan ve BAE'yi neden rahatsız etti?

BAE, Malezya'daki seçim sonuçlarından neden bu kadar rahatsız oldu? Yoksa sorun Necib Rezzak gibi bir ortaktan mı olmuş olmalarıydı?
Suudi Arabistan kralı Selman Bin Abdülaziz el Suud (solda) ve Malezya'nın devrilmiş başbakanı Necib Rezzak (sağda).

 

Azzam Temimi*

Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) Akademisyen Abdülhalık Abdullah’ın Twitter hesabından Malezya seçimleriyle ilgili yaptığı açıklamalar, salt onun kişisel görüşleri değil. O, Emirlikler yöneticisi Muhammed bin Zayed’in fiili tutumunu dile getiriyor. Bu yüzden son mesajında dile getirdiği ifadeleri, Muhammed bin Zayed’in ve belki de onun Riyad’daki müttefiklerinin Malezya parlamento seçim sonuçları nedeniyle duyduğu öfke ve hâyâl kırıklığı olarak okunabilir.

Abdülhalık Abdullah şöyle diyor:

“Malezya, partisine ve müttefiklerine aniden sırtını dönüp daha önce bir takım uydurma suçlamalarla hapse gönderdiği siyasi rakibi ile şüpheli bir anlaşma yapan 92 yaşındaki bir adamı yeniden seçecek kadar feraset sahibi liderlerden ve devlet adamlarından bu kadar uzak mı? Siyasete lanet olduğunda, demokrasi de intikam aracı haline gelir.”

Abdulhalık Abdullah ve Abu Dabi Veliahtı’nın zihnini meşgul eden şey, daha önce Mahatir Muhammed’le Enver İbrahim arasında meydana gelenler bir yana, her ikisi ismin de atlatmış olduğu kâh uzlaşma ve ittifak kâh husumet ve hile ile geçen dönemlerde, demokrasinin sağlıklı olup olmadığına ilişkin değerlendirmeleri değil. Mısır tarihinin ilk demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi (Allah onu ve kardeşlerini bir an önce zindanlardın kurtarsın) deviren darbeyi finanse eden iki devlet, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) ve ortağı Suudi Arabistan’dır. Arap Devrimleri’ni coğrafyanın her yerinde başarısızlığa uğratan, değişim dalgasının ve demokratik dönüşümün önüne set çeken bu iki ülkeydi.

HOŞNUTSUZLUĞUN ARDINDAKİ SEBEPLER

Öte yandan, hoşnutsuzluğun arkasındaki gerçek neden 93 yaşındaki Mahatir Muhammed olamaz. Bu kez BAE’liler komşuları S. Arabistan’ın, Alzheimer ve Demans hastası Kralı için ne diyebilirlerdi ki? Öyleyse BAE’lilerin Malezya’daki seçim sonuçlarına duydukları bu öfkenin arkasındaki sebep neydi?

Asıl neden, Malezya devletinin yakın bir müttefiki olan BAE’li yetkililerle işbirliği içerisinde karanlık bir takım işlere girerek, Malezya devletinin milyarlarca dolarlık parasını zimmetine geçirmekle suçlanan eski Başbakan Necib Rezzak’ın kaybetmesi olmalı. Birkaç ay önce BBC-2 kanalı, “Suud Hanedanı: Savaş Halindeki Aile” (House of Saud: A Family at War )” adlı üç bölümlük bir belgesel yayınladı.

Kuala Lumpur yönetimi hakkında önemli bir araştırma içeren bu belgesel film, mülkiyetinin Malezya halkına ait olması gereken Malezya Varlık Fonu’na ait MDB1 şirketine ait milyarlarca doların ortadan kaybolmasından sonra, Malezyalıların devlet varlıklarının yağmalanmasına tepki göstermek üzere sokağa çıkmalarıyla başlıyor. Malezyalı muhalif milletvekili Tony Boo’nun ifadelerine göre, varlık fonunun yağmalanması hikâyesi şöyle:
Malezya hükümeti, adı sanı duyulmamış bir Suudi şirketi olan ve eski Suudi Kralı’nın oğlu Türki bin Abdullah’ın sahibi olduğu “Petro Saudi”ye varlık fonundan yaklaşık 1.2 milyar dolar borç veriyor. Öykü, Akdeniz sahilindeki Monaco Prensliği’nde başlıyor. MDB1 Şirketin Petro Saudi firmasıyla arasındaki anlaşma, Prens Türki bin Abdullah’ın sırf bu iş için kiraladığı “Tattuche” adlı Monaco bandralı lüks bir yatta imzalanıyor. Yatın içinde Prens Türki’nin misafiri olarak Necib Rezzak ve aile fertleri bulunuyordu. BBC’nin belgeseli, Malezya’nın Suudi şirketine yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım yapmasının ardından, birkaç gün içerisinde bu paranın 700 milyon dolarının buharlaştığını ifade ediyor.

Olan bitene rağmen, başka ortak yatırımlarla milyarlarca dolar yatırım yapmaya devam ediliyor. Ancak paranın büyük bir bölümü iz bırakmadan buharlaşıyor. Dikkat çekici olan ise Malezya Başbakanı Necib’in sadece Başbakan değil Maliye Bakanı olarak Varlık Fonu’nun hisselerinin sahibi ve yetkili tek imzaya sahip olması. Paraların toplanma yöntemini belirleyen ve nereye nasıl harcanacağına karar veren kişi o. Malezya halkına verdiği tek şey, birikmiş dev borçları.

Bundan yaklaşık 3 yıl sonra Ağustos ayında The Guardian gazetesi Malezya Başbakanı Necib Rezzak’ın 2013 yılında S. Arabistan’dan hibe ve bağış şeklinde 681 milyon dolar para aldığını yazdı. Necib, 2015 yılında özel hesabına havale yapıldığı yönünde yolsuzluk suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştı. Gazete, Suudi Dışişleri Bakanı Adil el Cübeyr’in, İstanbul’da düzenlenen İKÖ toplantısında bu bağıştan haberinin olup olmadığı yönündeki soruya, “Evet, bu gerçek bir bağıştır; bir karşılık beklemiyoruz,” şeklinde yanıt verdiğini aktardı.

Ancak herhangi bir devletin başka bir ülkenin seçilmiş Başbakanına bu kadar büyük bir bağışta bulunduktan sonra ondan herhangi bir karşılık beklememesi mantıklı değil.

BBC’nin belgesel filmine dönecek olursak; yolsuzluk skandalı, ABD sahillerine ulaşmış durumda. FBI yaptığı açıklamada MDB1 şirketiyle ilgili soruşturmanın, tarihte görülmüş en büyük hükümet soygunu ve dolandırıcılığı olduğunu ifade etti.

Amerikan yönetimi mülklere el koymaya başladı. El koyulanlar arasında Monet’in tablosu, 33 milyon değerindeki özel uçak, Hollywood Beverly Hills’teki bazı taşınmazlar bulunuyor. El konma nedeni ise koleksiyonların Malezya halkından çalınmış paralarla satın alınmış olması. Bu paralarla ayrıca Holywood’da çekilen “Para Avcısı” adlı filme de yatırım yapıldığı belirtiliyor. Belki de bu filmin bir yolsuzluk ve dolandırıcılık öyküsünü anlatması bir çelişkidir.

671 MİLYON DOLARLIK  ‘HEDİYE’

FBI soruşturmasını sürdürürken Malezya eski Başbakanı utanılacak bir şey yapmadığında ısrar ederek 671 milyon doların Suudi bir Prens’in kendisine hediyesi olduğunu ve bu paranın büyük bir bölümünü kendisine iade ettiğini söyledi.

YOLSUZLUĞUN BOYUTU 4.5 MİLYAR DOLAR

Wall Street Journal Gazetesi, 2017 Haziran’ında yayınladığı haberde, BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el Uteybe’nin Malezya Varlık Fonu’na ait paralarla ilgili skandala boğazına kadar battığını belirterek, yolsuzluğa konu olan rakamın yaklaşık 4.5 milyar dolar civarında olduğunu ifade etti.

Şimdi de Necib Rezzak iktidardan ayrılmak durumunda ve yargılanması uzak bir ihtimal değil. Riyad ve Abu Dabi yönetimleri, milyarlarca doların nereye gittiğini araştıracak olan daha şeffaf bir sorgulama yapılması durumunda, bu yolsuzluğun arkasından Suudi ve BAE prenslerinin çıkacak olmasından endişe ediyor.

Necib Rezzak’ın bütün bunları yaparak neyi hedeflediğine ilişkin bir sonuç çıkarmak zor olmasa gerek. Şüphesiz para ve daha çok para! Peki, Suudiler ve BAE’liler ne yapmaya çalışıyordu? Başbakan Necib’e yardım etme karşılığında ne elde etmeyi umut ediyordu?

Türki bin Abdullah ve Yusuf el Uteybe gibi kişiler, şahsi servetlerini Malezya halkının zararına da olsa maksimize etmek istemiş olabilirler. Ancak BAE ve Suudi yöneticilerin yolsuzluk paraları dışında başka hedefleri de olmalı. Birkaç milyar doların ötesinde, başka şeyler gerçekleştirmek istedikleri muhakkak.

Malezya’da yeni bir dönem başlıyor. Malezya halkının ve bütün dünyanın yolsuzluk paralarına ne olduğunu ve BAE’li ve Suudi yöneticilerin anlattıklarının iç yüzünü yakın gelecekte öğrenmelerini ümit ediyoruz.

*Londra’da mukim Filistinli yazar ve aktivist.

Yazının aslı arabi21 sitesinde yayınlanmıştır .(Çeviren: İslam Özkan)