Dünya Forum: ABD’nin kara kutusu Oliver North

ABD’de, radikal sağın en parlak zamanlarından birine şahitlik ettiğimiz Trump döneminde, liberallerin öfkesini üzerine çeken NRA (Ulusal Silah Derneği) kurumunun başına, hafızalarda karanlık operasyonlarla yer eden Oliver North getirildi. Peki, 1986 tarihli İran-Kontra skandalında başrolde olan Oliver North kimdir?

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – ABD Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oliver North, ADB’nin San Antonio kentinde 7 Ekim 1943’te dünyaya geldi. Annapolis’te bulunan Birleşik Devletler Donanma Akademisi’nde eğitim aldı. Vietnam Savaşı sırasında bir deniz birliğinin başındaydı ve Gümüş Yıldız ve Mor Kalp madalyalarına lâyık görüldü. 1981 yılında, dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan, North’u Ulusal Güvenlik Konseyi’nin başkan yardımcılığına atadı. Daha sonra İran-Kontra skandalına karıştı ve işlediği suçlardan hüküm giydi; buna karşın, 1990’da temyize giden davada tüm suçlamalardan beraat ettirildi.

İRAN-KONTRA SKANDALI VE SONRASI

İran-Kontra skandalı esnasında Oliver North, İran’ın elindeki ABD’li rehineler karşılığında İran’a silah teminini ve Nikaragua’da işkence ve katliamlarla anılan, iç savaşta binlerce insanı öldürmekle suçlanan kontrgerilla örgütlerine yardım etmek amacıyla gizli bir fonu yönetmesini içeren suçlamalar nedeniyle, 1986 yılında istifaya zorlandı. Bu suçlamalar neticesinde, üç yıl hapis cezasına çarptırıldı, toplumsal hizmet vermesine hükmedildi ve 150 bin dolar para cezası aldı. 1990’da bu üç mahkûmiyet temyizde bozuldu ve 1991’de federal bir yargıç tarafından tüm suçlamalar düşürüldü.

Beraat kararından sonra North sağcı bir politik gruba, V-PAC’e dahil oldu ve radyo yayınları yapmaya başladı. 1991 yılında anılarını aktardığı bir kitap yayımladı. Bu kitabının ardından, kendini temize çıkarma amacıyla dört kitap daha yazdı. Kariyerinde yeni bir sayfa açan North kitaplarının ardından, kimileri kitaplarından esinlenen birkaç film ve TV dizisine danışmanlık yaptı. Bahsi geçen film ve diziler, genel olarak ‘ABD askerlerinin dünyaya nasıl demokrasi dağıttığını, esaret ve baskı altında yaşayan zavallı halklara nasıl özgürlük götürdüklerini’ anlatıyordu. Son dönemlerde dikkatleri üstüne toplayan bir yapım olan ‘Homeland’ adlı dizinin de Oliver North’un hikâyelerinden esinlenen bir senaryoyla çekildiği yolunda birçok yorum yapılıyor.

ABD’NİN NİKARAGUA’DAKİ KİRLİ SAVAŞI

1920’lerin sonlarında ABD’nin Orta ve Güney Amerika ülkeleri üzerindeki denetimi gittikçe yayılma eğilimi gösteriyordu. Bölgede hüküm süren tüm diktatörler ABD ile cömert ticaret ve silah anlaşmaları yaparak, koltuklarını garanti altına almışlardı. Karşılıklı fayda esasına dayalı bu ilişkilerde, ABD bu ülkelerin doğal kaynaklarına hükmederken, diktatörlere asker ve silah desteği sağlıyordu.

ABD’nin Nikaragua’ya yönelik baskı ve denetim çabaları, bağımsızlık yanlısı Sosyalist Sandinista hareketinin ülke genelinde etkisini artırdığı 1970 yılında, ülkeyi bir iç savaşa doğru sürüklemeye başladı. 1972 yılında diktatör Somoza’ya milyonlarca dolar değerinde yardım gönderilmişti. Ülkedeki çatışmalar büyük bir iç savaşa dönüştü. 1979’da Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi (FSLN), ABD’nin bölgedeki yakın dostu Anastasio Somoza’nın diktatörlüğünü devirerek başkent Managua’ya girdi.

REAGAN FAKTÖRÜ

Cumhuriyetçi Ronald Reagan’ın başkanlığında, Güney Amerika’daki devrimci örgütlerle mücadeleye hız veren ABD yönetimi, CIA (Merkezi Haber alma Teşkilatı) aracılığıyla, Nikaragua’daki bir petrol depolama tesisine ve diğer endüstriyel hedeflere karşı ABD idaresindeki sağcı silahlı örgütler aracılığıyla bir saldırı planladı. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bağımsızlık savaşlarının yaşandığı Orta ve Güney Amerika ülkelerinde daha fazla söz sahibi olmaya çalışan ABD, bu saldırı aracılığıyla, ülkenin genel idaresini yürütmekte olan solcu yönetimi devirmeyi ve iç savaşı kazanmayı amaçlıyordu.

1981-1983 arası dönemde, Nikaragua’nın içlerindeki sanayi ve ulaşım hedeflerine düzenlenen doğrudan saldırılar, yönetimdeki Sandinistaları daha önceki çatışmalara oranla daha hızlı ve örgütlü biçimde yanıt vermeye itti. CIA bir yıldan fazla bir süre boyunca, paralı askerlerini konuşlandırdığı Honduras sınırından, yakındaki Nikaragua yerleşimlerine büyük çaplı kontrgerilla operasyonları düzenledi ve savaşı finanse etmeyi sürdürdü. Saldırılarda kullanılan paralı askerlere ‘Kontralar’ adı veriliyordu.

Sandinista yönetiminin sözcüsü Daniel Ortega Saavedra, ulusal bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ABD destekli kontrgerilla birliklerinin petrol hatlarını bombaladığını, ayrıca bombardımanlarda kullanılan uçakların bir kısmının doğrudan CIA tarafından temin edildiğini açıkladı. Saldırılar her ne kadar paralı askerler tarafından düzenlense de kullandıkları silahlar ve saldırı planları, Oliver North’un da içinde bulunduğu, CIA idaresi altındaki ABD askerleri tarafından organize ediliyordu.

Bu saldırıların organize edildiği yerlere kısa süre sonra Kosta Rika da katılacak, orada bulunan ve ABD’den yardım almayı reddeden sağcı gruplar da CIA güdümlü paralı askerlere dönüştürülecekti.

Reagan yönetimi, bu operasyonların finansmanını devam ettirebilmek için Kongre’de lobi yapıyordu ve ulusal güvenlik yetkililerini, komando baskınlarını, isyancıları içeren bu savaş ağı sayesinde Sandinistaları yönetimden indirerek, ABD güdümlü bir yönetim kurabileceklerini öne sürüyordu. Ancak 1981’de alevlenen savaş için ayrılan milyonlarda dolarlık bütçe de ABD’nin arzuladığı başarılara ulaşmasını sağlayamıyordu. 1987’ye dek her yıl yaklaşık 100 milyon dolarlık bir bütçeyle sürdürülen savaş, Kongre’nin artık onayını alamaz hale geldi ve ABD, Güney Amerika’da, Küba’nın ardından en büyük hezimeti yaşayarak, güçlerini geri çekmek zorunda kaldı. 1990 yılında yapılan seçimlerde Daniel Ortega seçimleri kaybetti, ülkede iç savaş sona erdi.

Yıllar sonra açıklanan CIA belgelerinde, ABD’nin yürüttüğü kirli savaşın detayları da kamuoyu ile paylaşıldı ve belgelerde Oliver North’tan da sıkça bahsedildiği görüldü.

İRAN MESELESİ VE OLIVER NORTH’UN İFŞA OLUŞU

İran ve Nikaragua’daki sağcı kontraları içeren dava, Kasım 1986’da bir Lübnan gazetesinin, ABD hükümetinin gizlice İran’a silah sağladığını manşetlere taşımasıyla ortaya çıktı. North, Başsavcı Edwin Meese’nin North’u sorgulamasının ardından ortaya çıkan gerçekler bir skandalın da fitilini ateşlemiş oldu. North’un verdiği bilgilere göre, İran’a yapılan gizli silah satışlarından elde edilen para, Kongre’nin incelenmesini önlemek amacıyla geniş çaplı bir yasadışı organizasyonun çabalarıyla Nikaragua’da Sandinista’lara karşı savaşan silahlı gruplara yönlendirilmişti.

1989 yılında, Başkan’ın eski Ulusal Güvenlik Yardımcısı olan ve 1986 İran-Kontra davasının merkezinde yer alan Oliver North, üç konuda suçlu bulundu: Hükümet belgelerinin tahrip edilmesi, rüşvet almak ve gerçekleri Kongre’den saklamak.

Davanın başsavcısı John Kekker verdiği demeçte basına şunları söylemişti: “Jüri uzun ve zor bir yargılamanın ardından kararını açıkladı ve hiç kimsenin kanunların üstünde olmadığı ilkesi doğrulanmış oldu.”

Bu kararla, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı olan Amiral John Pindexter’ınkileri de içeren diğer bazı İran-Kontra davalarının da önü açıldı. İran’ın elindeki ABD’li rehinelerin serbest bırakılması karşılığında gizlice silah satışını ve buradan gelen paranın Nikaragua’daki kontrgerillalara aktarılış sürecini yöneten North, CIA gözetiminde, kendine bağlı çalışan yasadışı bir örgütün liderliğini yapıyordu.

Reagan, skandal patlak verdikten sonra, yaşanan şokun etkisini azaltmak isteğiyle, 13 Kasım 1986’da Beyaz Saray’daki Oval Ofis’ten ulusal bir konuşma gerçekleştirdi ve “ABD’nin, yaşanan düşmanlığı sona erdirmek için hazır olduğuna dair bir işaret göndermek istediğini,” ifade etti. “ABD ve İran yeni bir ilişki kurabilir… İran’ın atabileceği en önemli adım, Lübnan’daki etkisini orada tutulan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak için kullanmak olabilir” diyerek konuşmasını sürdürdü.

NRA’NIN BAŞINA ATANMASI ÖFKE YARATTI

North’un yaklaşık 30 yıl önce İran-Kontra skandalının ardından Ulusal Silah Derneği’nin başkanlığına atanması, Florida ve Las Vegas’taki kitlesel katliamların etkisini henüz üzerinden atamamış olan kesimlerce büyük bir tepki ve öfkeyle karşılandı. Muhafazakârlar ve silah hakkı savunucularıysa North’u gerçek bir vatansever olarak nitelendiriyor. Bu atamayla, eski savaş ağası North, 5 milyon üyeli bir silah lobisinin başına geçen en ünlü figür oldu.

NRA’nın CEO’su Wayne LaPierre, “Oliver North, Amerika’nın özgürlüğünü savunan yetenekli bir savaşçı, yetenekli bir iletişimci ve yetenekli bir lider,” açıklamasını yaptı.

North, NRA’nın iki yılda bir yeni başkan seçen yönetim kurulu tarafından atandı ve önümüzdeki birkaç hafta içinde göreve başlaması bekleniyor. North’un başkanlık koltuğuna oturmasının ardından, özellikle de yıllardır bitmeyen savaşlarla ABD bütçesine büyük katkı sağlayan Ortadoğu’ya silah satışında yaşanacak bir artışın yanı sıra, dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmalarda da yayılma gözlemlenmesi bir sürpriz olmayacak.

Uzun yıllardır sağcı Fox Tv kanalında yorumcu olarak boy göstermekte olan North, verdiği bir demeçte başkanlığa seçilmekten onur duyduğunu ve “görevinin başına geçmeyi sabırsızlıkla beklediğini,” ifade etti.

Cortland’de bulunan New York Eyalet Üniversitesi’nde siyaset bilim uzmanı olan Robert J. Spitzer, NRA’nın sahip olduğu kötü şöhrete en uygun kişi olan North’u tercih etmesinin şaşırtıcı olmadığını söylüyor.

Başkan Donald Trump, seçimler sonrasında kimi açıklamalarında NRA’ya katılma isteğini ifade etse de henüz bu gerçekleşmedi; ancak başkan seçilmesinden bu yana derneği dört kez ziyaret ederek toplantılarına katıldı.

Kaynaklar:

http://www.newsweek.com/who-oliver-north-new-nra-president-was-behind-illegal-iran-contra-arms-sales-913154

https://www.theguardian.com/us-news/2017/may/05/oliver-north-iran-contra-affair

https://https://www.snopes.com/fact-check/oliver-twisted/?utm_source=iframely&utm_medium=embed

http://www.chicagotribune.com/news/nationworld/ct-oliver-north-nra-20180507-story.html

https://www.brown.edu/Research/Understanding_the_Iran_Contra_Affair/h-on-gallery.php

https://edition.cnn.com/2018/05/07/politics/nra-oliver-north/index.html