Facebook düzelmez, yerine başka şey konur

Cambridge Analytica skandalının ardından Facebook’un kişisel veriler konusundaki yaklaşımı birçok tartışmaya ve soruşturmaya konu oldu. Tüm dünyada 2.2 milyar kullanıcısı olan bu şirket kolay kolay değişmeyecek. O halde, çözüm başka sosyal platformlara geçmek olabilir...

Tim Wu*

Yıllar boyunca çok fazla bilgi toplamasının ardından, Facebook çok fazla sayıda kişisel gizlilik fiyaskosuna yol vermesi nedeniyle yakalandı. Şirketin CEO’su Mark Zuckerberg, bu ay yapmayı planladığı Kongre önünde ifade verirken, Kongre üyeleri Facebook’un toplumsal güveni nasıl geri kazanabileceğini ve sınırlı bir oranda düzenlemeyi kabul edip etmeyeceğini sormayacaklar. Öte yandan, büyük resme bakıldığında, bunlar yanlış sorular.

Doğru soru şu: Facebook’tan sonra ne gelecek? Evet, sosyal ağların bağımlısı olduk; ancak doğası gereği kusurlu bir Facebook tekelini kabul etmektense, şu an ihtiyacını en fazla hissettiğimiz şey, kullanıcı verilerini korumaya bağlılık ve farklı bir içgüdüyle hareket eden , yeni nesil bir sosyal medya platformu. Liderlik ve iş modelinin genel anlamda elden geçirilmesini engelleyen Facebook, asla o platform olmayacak.

KURULU DNA’SINDAN DOLAYI SORUNLU

Her işin kurulu bir DNA’sı vardır. Özellikle de aynı liderler sorumluluğu yürüttüğünde gerçek kurumsal değişimler nadir yaşanır. Facebook meselesinde sorun, şirketin şu veya bu kısmında doğru yoldan sapmış birkaç çalışanın hatalı adımları değil, mevcut iş modelinin yarattığı tahmin edilebilir, yönetimsel ve yapısal sorunlar. Öncelikle kazanç sağlamaya başladığı günden beri Facebook, diğer olası hedeflere kıyasla büyümeyi öne aldı, bilgiyi ve insanların ilgisini en üst seviyeye yükseltti. Yatırımcılara yönelik vaatleri, geniş insan topluluklarını gözetlemek ve manipüle etmek yolunda sürekli biçimde gelişen bir beceriyi de içeriyordu. Facebook özünde bir takip cihazı olduğu halde hatalı biçimde, değişim olacağı yönünde bir beklenti var.

1959 yılında gazeteci Walter Lippmann’ın “özgür” televizyon dediği şey, “özgür” sosyal medya için de geçerli: Nihayetinde “ticaretin hizmetçisi ve fahişesi olan bir yaratıktır. Diğer yandan, sosyal medyanın kendisi bir yere gitmiyor. Hayatımıza girmiş, iletişim kurma ve hayatı yakalama konularındaki temel insani ihtiyacı tatmin etmeye yardım etmiştir. Facebook, temelde “bizleri buluşturmak” ve “küresel bir toplum yaratmak” için çalıştıklarını ifade ederek, yüce amaçları olduğunu öne sürüyor. Bunlar, sosyal medyanın sunabileceği asil amaçlar. Ama şayet bunlar Facebook’un gerçek amaçları olsaydı, şimdi burada olmazdık.

Facebook’un kusursuz rakibi ve halefi, böylesi amaçları öncelik olarak ortaya koyan bir platform olurdu. Öte yandan, bunu yapacak olan Google Plus gibi diğer bir veri toplayan platform değil. Geçtiğimiz on yılda öğrendiğimiz bir şey varsa, o da reklam ve bilgi toplama modellerinin güven duyulacak bir sosyal medya ağıyla bağdaşmadığıdır. Mücadeleler çok çetin, bilgi toplama ve reklam verenlere her şeyi vaat etme baskısı temiz kalpli olmak için bile çok zorlu.

TEKNOLOJİ BİR ENGEL DEĞİL

Peki, hakiki bir seçenek yaratmanın önünde ne gibi engeller var? Bu engel teknoloji değil. Sağlam ve başarılı bir Facebook rakibinin yalnızca arkadaşlarla bağlantı kurarak düşüncelerin, resimlerin ve yorumların yayınlanmasını sağlayan bir platform oluşturması yeterli değil. Hayır, asıl mesele kritik bir sayıda kullanıcı kitlesi oluşturmak. Facebook, 2.2 milyar kullanıcısıyla var olmaya devam edecek ve rakiplerini satın alma ya da azaltma gibi bir sicile sahip (bkz. Instagram ve Foursquare). Fakat Lyft’in Uber’in pazar payını çalarak ve Snapchat’in Facebook’tan daha genç takipçileri kendine çekerek kanıtladığı üzere, “ağ etkileri” bir kader değil. Artık, ana gemiye meydan okuyan yeni nesil Facebook rakiplerinin dönemi.

Facebook’un alternatiflerinden biri, kullanıcılarına cüzi bir ücret ödeyecekleri (mesela ayda 99 sente) güvenilir bir gizlilik koruması olan firmalar eliyle mahremiyet sağlayabilir. “Ücretsiz” sosyal medya çağında, para ödemek mantıksız gibi görünebilir; ancak yapılan ödemenin, platformun hedeflerini kullanıcılarınınkilerle daha iyi dengelediğini de unutmamak gerek. Ödeme ve sosyal ağ imkânı iPhone, Mozilla ya da Brave (bir internet tarayıcısı) gibi farklı ürünlerle birlik bir paket olarak sunulabilir.

ALTERNATİF BİR FACEBOOK KURULABİLİR

Diğer bir “alternatif Facebook”, kâr amacı gütmeyen hastane ve üniversitelerin yaptığına benzer şekilde, daha iyi uygulamalara olan bağlılığını belirtmek için bu statüyü kullanan bir sivil toplum kuruluşu olabilir. Wikipedia kâr amacı gütmeyen bir kuruluş ve neredeyse Facebook kadar yoğun bir işleyişi çok daha az bir bütçeyle gerçekleştiriyor. Bir “alternatif Facebook”, Wikimedia tarafından ya da Silikon Vadisi’nin kültürünü değiştirmeyi amaçlayanlara yönelik bir sivil toplum kuruluşu olan Humane Teknoloji Merkezi’nde bir araya gelen eski Facebook çalışanlarınca yaratılabilir. Dahası, ticari televizyonculuğun başarısızlıklarına tepki amacıyla kurulan ve “misyonu, ticaret dışı ve ücretsiz olan telekomünikasyon hizmetlerine erişimin sağlanmasını” da içeren Kamu Yayıncılığı Birliği tarafından finanse edilebilir.

Bir şirket Facebook’un yaşadığı gibi başarısızlığa uğradığında, hükümetin kendisini düzeltmesini istemesi ya da yönetmeliklerle yüzleşmesini talep etmesi normaldir. Fakat, rekabet daha iyisine ulaşmak noktasında bir baskıya yol açabilir. Günümüzdeki gizlilik skandalları, bizi Facebook’u yalnızca rekabetten soyutlanarak konumlandırılmış bir tekel haline getirmeye yönlendiriyorsa, biz hepten bitmişiz demektir. Dünyanın kurumsal bir sosyal medya kilisesine ihtiyacı yok.

*Tim Wu, Columbia Üniversitesi’nde bir hukuk profesörüdür ve ‘İlgi Tacirleri: Zihnimize Girmenin Destansı Mücadelesi’ (The Attention Merchants: The Epic Struggle to Get Inside Our Heads) adlı kitabın yazarıdır.

Yazının aslı New York Times’da yayınlanmıştır (Çeviren: Tarkan Tufan)