Cabral: Benim şiirim kendimim

O yıllarda Kongo'da olan Arjantinli Devrimci Ernesto Che Guevara, Amilcar Cabral ile görüşür, Castro'yu da bu özgürlük hareketinin sahip olduğu potansiyelden haberdar eder. Küba'nın Gine Bissau'daki özgürlük hareketiyle ilişkisi böyle başlar. Ancak Küba'nın desteği Angola'da olduğu gibi doğrudan asker boyutunda olmaz. Küba'nın Gine Bissau'daki askeri misyonun başındaki isim olan Victor Dreke, "Amilcar bizden savaşçı yardımı istemedi. Kongo'da işimiz bitmişti ve ona yardım için hemen yanına gidebilirdik" diyor. Peki Cabral'ın istememesindeki neden neydi?

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Emperyalizm kavramı, malumunuz son dönemde sık sık dile getirilmekte. Bu kavramın muktedirlerce kullanılmasındaki tezatı yeniden dile getirmeye gerek yok. Ancak zihinleri berraklaştırmakta fayda var. Eğer anti emperyalist tarihe yeterince hakim olamazsak, bu kavram yalnış ağızlara pelesenk olmaya devam edecek.

Bu nedenle tarihte ufak bir yolculuğa çıkalım. Amilcar Cabral ile tanışalım: Henüz 31 yaşında, Afrika'nın en fakir, en küçük ülkelerinden biri olan Gine Bissau'da Portekiz'e karşı bağımsızlık savaşına liderlik eden bir şair ve devrimci. Fidel Castro onun için 'Afrika'nın en aydınlık ve duru yoldaşı' diyordu

İMPARATORLUĞUN KUYTU KÖŞESİ

Adını pek sık duymuyoruz Gine Bissau'nun. Bölgenin sömürgecisi Portekizliler de yüzyıllarca adını duymaya meraklı değildi. Neden mi? İmparatorluğun elinde tuttuğu topraklar arasında muhtemelen Portekiz için en 'vasıfsız' bölgeydi. Afrika'nın en batısında, Atlas Okyanusu kıyısındaki bu bölge yanı başındaki Yeşil Burun Adaları (Cabo Verde) gibi stratejik bir konuma sahip değildi, Angola ya da Mozambik gibi zengin kaynakları bulmuyordu, Brezilya gibi beyaz kolonicilere ev sahipliği yapmıyordu. Bu nedenle Portekiz için bölgenin sanayileşmesi hiç bir anlam ifade etmiyordu. Haliyle nüfusun büyük bir bölümü köylülerden oluşuyordu, sayısı oldukça düşük liman ve ulaşım işçileri dışında bölgede işçi sınıfının varlığından söz etmek olanaksızdı.

Portekizlilerin bölgede sanayileşmeye dair bir 'çıkarı' olmaması, diğer sömürge bölgelerine göre Gine Bissau'ya çok daha az beyaz kolonici nüfusun yerleştirilmesine sebep olmuştu. Diğer taraftan beyaz üst tabakanın olmayışı, şehirlerde yerli küçük burjuvazinin siyasal ve ekonomik anlamda nüfuz kazanmasına olanak sağlıyordu. Şuan için önemsiz bir detay gibi görünse de Cabral'ın emperyalizm fikirlerine geldiğimizde tekrar burayı hatırlayacağız.

https://soundcloud.com/fabfive/jose-carlos-schwarz-na-colonia

CABRAL: DÜNYAYI SARMAM İÇİN KOLLARINI VER ŞİİR

Saydığımız farklardan da tahmin edeceğiniz gibi Gine Bissau'daki bağımsızlık mücadeleleri 1950'li 1960'lı yıllara gelindiğinde Angola ya da Mozamik'e göre daha ağır ilerliyordu. En azından Portekiz böyle düşünüyordu. Tam da burada Cabral'dan bahsetmeye başlayabiliriz. Cabral, toprak zengini aileden gelen bir baba ve otellerde çalışan bir anneden 1924 yılında dünyaya gelir. Yeşil Burun'da gördüğü eğitim sırasında Cabral'ın edebiyata olan ilgisini ve yazdığı şiirleri görüyoruz. Elbette bu dizeler, devrimci bir geleceğin habercisidir:

"Hayır şiir / Ruhumun esrarı içinde saklanma / Hayatın kendisinden kaçmayı bırak / Hücremin görünmez parmaklıklarını kır / Varlığımın geniş kapılarını aç / Dışarı çık / Dışarı çık mücadeleye, hayat mücadeledir / Dışardaki insanlar seni arar / Ve sen şiir, sen de insansın / Tüm dünyanın şiirlerini sev / İnsanı sev / Tüm ırklar için şiirler getir / Her şey için / Kendi bedenini, dünyadaki tüm bedenlerle yen / Kendini benimle birlikte yen / Terk et şiir / Dünyayı sarmak için benim kollarımı al / Banaysa hayatı sarmam için kollarını ver / Benim şiirim kendimim."

Yeşil Burun'daki günlerinin ardından tarım üzerine eğitim almak için Portekiz'in başkenti Lizbon'a gider. Burada geçirdiği zaman onun ve tabii ki Gine Bissau için iki anlamda önemliydi: faşist diktatör Salazar yönetimine karşı Afrika ülkelerinin bağımsızlığı için mücadele eden öğrenci hareketlerinin içinde bulunur, mücadeleyle tanışır ve döndüğünde kendi ülkesinde tarım araştırmaları sırasında emperyalizmin kökenlerine inme fırsatı bulur. Nitekim çok geçmeden, 1956 yılında Yeşil Burun'daki bağımsızlık mücadelesini Yeşil Burun ve Gine'nin Bağımsızlığı İçin Afrika Partisi - PAIGC ismiyle kendi ülkesine taşır.

1959 yılına gelindiğinde liman işçilerinin grevini Portekiz ordusunun şiddetle bastırması ve olayın 50 işçinin ölümüyle sonuçlanmasıyla Cabral, mücadele yöntemlerinde bazı değişikler yapılması gerektiğini düşünüyordu. Portekiz'in barışçıl mücadele yöntemlerini elinin tersiyle itmesiyle birlikte Cabral, diğer pek çok Afrikalı bağımsızlıkçı gibi yüzünü silaha döndü. Şehirlerde tehlike yoğundu ve başarı şansı düşüktü. Bu yüzden PAIGC kırsalda yaptığı örgütlenmenin ardından 1963 yılında ilk kurşunu attı. Yeni strateji işe yaradı ve kısa süre içinde ülkenin yüzde 15'i bağımsızlıkçıların kontrolüne geçti.

YİNE AFRİKA YİNE FİDEL

Bu ne anlama geliyordu? Portekiz sömürgeciliği en zayıf halkadan kopuyordu! Önemsiz görülen Gine Bissau'da Cabral, zafere yaklaşarak tüm kıta halkları için umut kaynağı olmaya hazırlanıyordu. 1960'larda verilen bir anti emperyalist mücadeleyi okuduğumuzda işin içinde Fidel Castro'nun, Küba'nın adına kolayca rastlarız. O dönem Küba, özellikle Afrika'daki anti emperyalist bağımsızlık hareketlerinin en büyük destekçisiydi. Evet, en büyük diyoruz çünkü çoğu zaman Sovyetler'in dahi cüret edemediği hamleleri, samimi bir enternasyonalist ruh ile gerçekleştirebiliyordu. Bunun en iyi örneği olarak Sovyetler'den habersiz Angola'daki anti sömürgeci güçlere destek için binlerce asker göndermesini gösterebiliriz.

O yıllarda Kongo'da olan Arjantinli Devrimci Ernesto Che Guevara, Amilcar Cabral ile görüşür, Castro'yu da bu özgürlük hareketinin sahip olduğu potansiyelden haberdar eder. Küba'nın Gine Bissau'daki özgürlük hareketiyle ilişkisi böyle başlar. Ancak Küba'nın desteği Angola'da olduğu gibi doğrudan asker boyutunda olmaz. Küba'nın Gine Bissau'daki askeri misyonun başındaki isim olan Victor Dreke, "Amilcar bizden savaşçı yardımı istemedi. Kongo'da işimiz bitmişti ve ona yardım için hemen yanına gidebilirdik" diyor. Peki Cabral'ın istememesindeki neden neydi?

AFRİKA MİLLİYETÇİLİĞİ

"Savaşması gereken Ginelilerdir ve onlara bir müfreze göndermek fayda sağlamaz. Mücadele ederek zafere hazırlanmayı öğrenmeliler." Bu sözlerin sahibi Amilcar'a göre sadece böyle bir mücadele anlayışı diğer tüm aşiretleri birleştirebilir ve zafere ulaştırabilirdi. Aşiretleri birleştirme konusunda bunun etkisi olacağı değerli bir tespit. Ancak bir diğer görüş Cabral'ın, Portekiz'e karşı savaşan diğer hareketlere göre Afrika milliyetçiliğini daha fazla ön plana alması.

Dilerseniz yavaş yavaş Cabral'ın fikirlerine odaklanalım. Fransız gazetecinin sorusunu şöyle yanıtlıyor Cabral:

"Evet neden mi bağımsızlık? Öncelikle kendimiz olmak için, Afrikalı insanlar olmak için, daha iyi bir hayata yürüyüşle dünyadaki diğer insanlar gibi kimlik sahibi olmak için. Salazar diyor ki , Avrupalılar olmadan Afrika var olamaz. Bu bir mübalağa ve Fransızlar bunu bilmek için iyi bir noktada. Fikrimizce bizim bağımsızlığımız bizim kendi kültürümüzü, kendimizi ve ülkemizi geliştirmemize olanak sağlayacak ve sefaletten, acıdan kurtaracak. Çünkü karşımızda 6 yüzyıldır Portekizlerce yönetilen bir devlet var. Bizim bağımsızlık isteğimiz 'ırkçılık' olarak değerlendirilemez. Hayır. Çünkü Afrikalıyız, Afrikalı insanlarız, Afrikalı bir halkız. Ve diğer halklar gibi bağımsız olma hakkının farkına vardık. Bağımsızlık istiyoruz çünkü herkesin kendi ülkesinde yaptığını kendi memleketimizde yapmak istiyoruz." Muhabirin Portekiz ile görüşme ihtimali üzerine sorduğu soruyaysa buna hazır oldukları cevabını veriyor ve gülerek "Buna Portekizlilerin yanıt vermesi gerekiyor. Aynı dili konuştuğumuz için bunun anlaşılması çok da zor değil sanırım" diyor.

Bu cevaplar, ezilen ulus milliyetçiliğini anlamak açısından aydınlatıcı. Öte yandan tam da bu noktada bu ezilen halkların kurtuluş yolu olarak neden sosyalizmi gördüklerini ve -en azından bir noktaya kadar- onla yürüdüklerine değinmeliyiz. Her şeyden önce sosyalizm, sömürge halklar için yüzyılar önce kaybettikleri onur ve saygıyı sunuyordu. Bunu sunmakla da kalmıyor, sömürgeci mekanizmayı, emperyalizmi yıkmak için hem teorik hem de pratik açıdan destek oluyor, teşvik ediyodu. Üstelik bu ittifak Afrika ve Ortadoğu halkları için 1960-70'lerde yükselişe geçtiyse de çok daha erken yıllarda Hindistan'da, Güneydoğu Asya'da kendini gösteriyordu.

Gine Bissau'daki savaşın Emperyalizm ile ilişkisi içinse ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Afrika Sorumlusu Herman Cohen'in sözlerine kulak verelim: "Portekiz'in o zaman Gine Bissau'dan çekilmesi düşünülemezdi. Portekizlilere Afrika'da kulanmak üzere Amerikan silahlarının verilmemesi yönünde bir kanun vardı. Ancak defalarca ihlal edildi ve biz hiç bir şey yapmadık. Hatta bu amaçla kullandıklarını bildiğimiz halde engellemedik."

SİYASİ BAĞIMSIZLIK VE EMPERYALİZM

Cabral sosyalizmle kader ortaklığının farkındaydı. Her şeyden önce kendisi de bir marksistti. Ancak izlediği siyasi stratejilerde diğer kimi Afrikalı sosyalistlerden ayrışıyordu. Örneğin PAIGC'in programı sömürgecilere karşı savaşta tüm sınıfların ittifakını öngörüyordu. 'Millet sınıfı' gibi görüşler, bu hareketi sosyalist değerlerden uzaklaştırıyordu. Ana hedef sömürgecilerden bağımsızlığın kazanılması olarak belirlenmişti. Anak Cabral'ın kendisinden sonra gelip kıtanın emperyalistlerle olan ilişkilerini sorgulayacak diğer devrimcilerine örnek olacak kimi önemli fikirleri vardı.

Thomas Meisenhelder'ın libcom.org'da yayınlanan yazısında Cabral'ın teorisine dair şöyle diyor:

"Cabral’a göre, tekelci kapitalizm çağında emperyalizme karşı sürdürülen Üçüncü Dünya hareketleri tarihin merkezî unsuru hâline gelmiştir. Bir yandan üretim güçlerinin yereldeki kontrolünü içeren gerçek bir toplumsal değişim bir yandan da saf bir politik bağımsızlık yeni sömürgecilik olarak zuhur eden emperyalizmin sürekliliğine halel getirmemektedir. Politik bağımsızlık kurtuluş mücadelesinin sonu değildir, sadece bu mücadelenin aşamalarından biridir. Her şeyin ötesinde tarihi belirleyen, üretim güçlerinin gelişimidir, o hâlde bir halk kendi tarihini ancak kendi üretici teknolojilerinin kontrolünü eline aldığı takdirde kazanabilir. Bundan daha azını yapmak, basit anlamda yeni sömürgecilikten başka bir şeye işaret etmez."

Yani Cabral, bağımısızlığın ardından üretim güçleri alanında yapılacak değişimlerin emperyalizmle ilişkiyi de değiştireceğini söylemektedir. Bu teorilerin Afrikalı bir ağızdan, Afrika'ya yönelik koşullara göre oluşturulması sosyalizmin yerelliği açısından Cabral'ın büyük bir katkısıdır. Cabral'ın bu sözlerine kendinden çok sonra doğan Burkina Faso'lu Thomas Sankara'nın 4 yıllık kısa pratiğinde görüyoruz.

CABRAL'IN MİRASI

Üçüncü dünya ve emperyalizm üzerine farklı tartışmaları başka örneklere bırakalım, Gine Bissau'ya geri dönelim. Cabral'ın karizmatik liderliği kadar doğru stratejileri kısa süre içinde ülke içinde büyük destek bulmasında etkili olur. Yine Cabral'ın dilindeki yerelliğin bunda payı olduğunu rahaça söyleyebiliriz. Öyle ki Cabral, karışık teorik ve siyasi örneklerden bahsettiğinde sıkça deyimlerden yararlanıyordu. Üstelik bu deyimleri seçerken konuştuğu köylülerin bölgesinde üretilen tarım ürünlerini kullanmaya özen gösteriyordu.

Cabral ve bağımsızlıkçıların güç kazanması, Portekiz için daha ciddi bir konu olmaya başlar. Bölgeye 22 bin Portekiz askeri daha sevk edilir. Uzun süren çatışmalarda gerilla taktiğiyle savaşan Cabral, 1974 yılında Portekizlilerin çekilmesinden sadece aylar önce, Portekiz istihbaratının kurduğu pusuda hayatını kaybeder. Cabral'In ölümü, beraberindeki güçlerin o güne kadar görülmemiş bir hızla taaruza geçmesine ve kısa süre içinde Portekizliler bölgeyi terk etmesine neden olur. Böylece Gine Bissau, Angola ve Mozambik'in aksine Portekiz'de gerçekleşen Karanfil Devrimi öncesinde bağımsızlığını kazanan tek ülke olur.

Amilcar'ın ölümünden sonra kardeşi Luis Cabral ülkenin ilk devlet başkanı olur Liderini, teorisyenini kaybeden Gine Bissau, Afrika'daki diğer sosyalist ülkeler gibi bir gelişim süreci yaşamaz. Yani Cabral'ın, sömürgecilerden siyasi bağımsızlığı iktisadi bağımsızlığa taşıma ve parti içindeki küçük burjuva aydınların 'sınıf intiharı' ile sağlam bir kadro partisi yaratma düşüncesi pek fazla hayat bulmaz. Ancak Gine Bissau örneği ve Cabral, Afrika'nın devrimci köklerinde, gelecekte tekrar çıkarılmak üzere miras bırakır.

https://soundcloud.com/cheb-gero/unidade-e-luta-anti-colonialist-songs-from-1970s-lusafrica-orignal-mix

Kaynaklar ve faydalı linkler

1- Unity and Struggle: Speeches and Writings of Amilcar Cabral

2- https://istiraki.blogspot.com.tr/2012/11/amilcar-cabraln-snf-intihar-teorisi.html

3- http://www.invent-the-future.org/2014/09/amilcar-cabral/

4- https://afrolegends.com/2014/01/20/poetry-by-amilcar-cabral/