Arif Dirlik anısına: Üretkenliği korkutucu, kapasitesi sıra dışıydı

Ben onun ile 1989’da tanıştığımda Çin Komünizminin Kökenleri yeni yayımlanmış, Çin Devrimi’nde Anarşizm ise taslak halindeydi. Kitabı ve taslağı o kısık sesli tanışmadan sonraki bir toplantıda bana verdi ve bir sonraki buluşmamızda yorumlarımı aktarmamı istedi. Verilen işten ürkmüş, ondaki hiyerarşi duygusu yoksunluğundan kafam karışmıştı.

Rebecca Karl

Arif Dirlik ile 1989 sonbaharında Nanjing Üniversitesi Tarih Bölümü’nün onuruna düzenlediği bir akşam yemeğinde tanıştım. Duke Üniversitesi’nde hocalık yapan bu profesörle tanışmaktan hoşlanacağımı düşünen bir arkadaşımın davetiyle. Boğaz enfeksiyonu geçiriyordum ve sesim güçlükle çıkıyordu. O akşam bir şekilde Arif Dirlik ve ben, kısık sesim ve sonu gelmeyen kadeh kaldırma talepleri arasında derin bir sohbete dalabildik. O günden beri Dirlik ile olan diyaloğum hiç bitmedi.

Dirlik, Duke Üniversitesi’nde doktora tez danışmanımdı. Harika bir danışmandı. Bana pek çok şey öğretti. Sanırım en önemlisi de korkusuzca radikal; entelektüel çalışmalarımda, kişisel hayatımda ve kurumsal pratiklerimde radikal bir şekilde korkusuz olmayı öğretti. Pek çoğumuzun bildiği gibi Dirlik zaman zaman geçinilmesi zor biriydi; kin tutmayı ve hakaret etmeyi kesinlikle iyi bilirdi. Fakat radikal olasılık teorisine kendini adamış ciddi bir düşünür, ciddi bir akademisyendi. Sırf bu yüzden affedilebilirdi.

Dirlik, Türkiye’den Amerika’ya Rochester Üniversitesi’nde bilim alanında çalışmak üzere Fulbright bursuyla gelmişti. Devrimin, yani 1960’larda devam etmekte olan Çin Devrimi’nin cazibesine kapılmıştı. Romantik bir şekilde değil, Çin Devrimi’ni olasılığın radikal bir biçimi olarak gördüğü için. Burada tarih bölümüne geçerek mütevazi sınıfsal arka planlarıyla sıra dışılığa radikal bir imkan tanıyan Harry Harootunian ve diğer akademisyenlerin yardımıyla kendine –yine Fulbright bursu kapsamında- yeni bir çalışma alanı yarattı. New York’un kuzeyinde bu Türk’ü ve Ermeni’yi içkilerini yudumlayıp, zekalarını harmanlayarak dünya tarihinin en kanlı ve hâlâ büyük oranda inkar edilen ayrışmalarından birine köprüler kurabilecek bir dostluğu inşa ederken hatırlamaktan her zaman büyük keyif alırım. Yıllara göğüs germiş bir entelektüel yoldaşlık: Arif ve Harry, Harry ve Arif. Ve onların yarattığı alanın bizler için mümkün kıldığı diğer tüm kalıcı karşılaşmalar.

Dirlik’in ilk kitabı Devrim ve Tarih Amerika’daki Çin tarih yazıcılığına ciddi anlamda meydan okudu. Bu çalışma 1930’ların Marksist tarih yazımı tartışmalarını ve zamanın Çinli Marksistlerinin Çin tarihini Marksist bir analizle düşünme çabalarını ciddiye alıyordu. Arif, Maoizmin geri çekilmesinin başladığı bir zamanda Marksizm’i ciddiye aldığı için; Çinli akademisyenler bile Çin Devrimi’ne olan bağlılıklarını terk ederken radikalizmini inkar etmeyi reddettiği için; bir pozisyonu değil politikası olduğu için… Çin çalışmaları o dönem radikalizm karşıtlığı ve akademik çalışmaların siyasetten arındırılması ihtiyacıyla yeniden şekillendirilirken sahanın kutsal merkezlerinde iyi karşılanmadı.

Dirlik’in sonraki kitapları –Çin Komünizminin Kökenleri ve Çin Devrimi’nde Anarşizm ve dostu Maurice Meisner ile birlikte derledikleri Marksizm ve Çin Devrim Tecrübesi antolojisi – ilk kitabında ortaya koyduğu mantığın bir uzantısı olarak düşünülebilir: Marksizm ve radikalizmin Çinlilere söyleyecek neyi vardı; Çinlilerin Marksizm’e ve radikalizme anlatacak neyi vardı? Arif’in bu temel tarihsel soruları düşünürken ortaya koyduğu yoğunluk ve derinliği pek az akademisyen gösterebilmiştir.

Ben onun ile 1989’da tanıştığımda Çin Komünizminin Kökenleri yeni yayımlanmış, Çin Devrimi’nde Anarşizm ise taslak halindeydi. Kitabı ve taslağı o kısık sesli tanışmadan sonraki bir toplantıda bana verdi ve bir sonraki buluşmamızda yorumlarımı aktarmamı istedi. Verilen işten ürkmüş, ondaki hiyerarşi duygusu yoksunluğundan kafam karışmıştı. Dürüst olmak gerekirse bir sonraki buluşmamızda ona neler söylediğimi hatırlamıyorum ama kitabı okumak için saatler harcadığımı ve sonrasında onunla çalışmaya karar verdiğimi çok iyi hatırlıyorum.

Dirlik’in sonraki çalışmaları sayılamayacak kadar çok: 1990’ların başındaki post-kolonyalizm tartışmasına müdahalesini kim unutabilir? Ya da post-modernizm hakkındaki çalışmalarını? Ya üçüncü dünyacılık? Ya da … Dirlik’in müdahalelerinin çoğu entelektüel ve siyasal çalışmalar alanında küresel düzeyde kayda değer sonuçlar üretti ve çalışmalarının çevirileri yaygın bir şekilde okundu. Dirlik’in çalışmaları etkiliydi demeyeceğim çünkü biliyorum ki o ‘etki’ fikrinden nefret ederdi. Bize bıkıp usanmadan hatırlattığı gibi, ‘etki’ tarihsel değil astrolojik bir kavramdı.

Dirlik’in üretkenliği korkutucu, çalışma kapasitesi sıra dışıydı. Büyük bir iştahla, farklı sorgulama dünyalarında okumalar yapar; kendinden emin bir şekilde, hiçbir kelime veya düşünceyi ziyan etmeden hızlıca yazardı. Kesintisiz bir şekilde küçük ve büyük birçok platformda, ve yaygınlaştığında internette, bolca yayın yaptı. Yine de başkalarının çalışmalarına detaylı yorumlar yapmak, öğrenci yetiştirmek, tez ve taslak çalışmaları okumak, konferanslara ve eğitim etkinliklerine katılmak, içki ve sigara içmek, yemek yemek ve pişirmek ve sanki çene çalmaktan daha iyi yapacak bir şeyi yokmuş gibi eğlenmek için hep vakti vardı. Ve elbette Roxann Prazniak’a hayat arkadaşlığı, kendi çocuklarına ve Roxann’ın oğluna babalık yapmak için.

Onun çalışmalarının uygun bir değerlendirmesini yapmayı başkalarına bırakıyorum; şu an aktarabileceklerim bu kısa kişisel hatıralardan ibaret. Dirlik’in eşine az rastlanır politik dik duruşu, dürüstlüğü ve entelektüel gücüyle bu dünyada olduğunu bilmeyi özleyeceğim. (Çin çalışmaları) alanında hak ettiği kabulü görmedi ama sonuçta çok daha fazla önemsediği alanların tümünde tanındı. O her zaman aykırıydı. Tam da olması gerektiği gibi.

Prof. New York Üniversitesi Tarih Bölümü

Rebecca E. Karl, New York Üniversitesi’nde modern Çin tarihi, cinsiyet, düşünce tarihi ve sosyal teori konularında ders veriyor. Derlemesine katkı sunduğu Marksizmin Ötesinde Marksizm kitabı 2005 yılında İmge Yayınları tarafından yayımlandı. Diğer önemli eserleri: Staging the World: Chinese Nationalism at the Turn of the Twentieth Century (2002), Mao Zedong and China in the Twentieth Century World (2010), The Magic of Concepts: History and the Economic in Twentieth-Century China (2017).

Çeviren: Yrd. Doç. Selda Altan, Swarthmore College Tarih Bölümü