Dünya Forum: Sarazenler / Çöllerin korkusuz savaşçıları

Sarazenlerin atası olan Sarakenoi halkı Araplardan oldukça farklıydı, ancak zamanla Arap halklarıyla kaynaştılar ve sonrasında Müslüman oldular. 8. yüzyılda Fransa’yı işgal ederek uzun süre boyunca çeşitli bölgelerde hüküm sürdüler. Bölgede kaldıkları süre boyunca, tropikal reçinelerin ve mantar meşesi kabuğunun tıbbi alandaki kullanımını ve genel tıp bilgilerini bölge halkına da öğrettiler.

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Sarazenlere dair bilinen en eski tarihsel kayıtlar, kuzey-batı Arap yarımadasında yaşayan ‘Sarakenoi’ halkına ilişkin Yunan kaynaklarındaki bilgilere dayanır. Sarakenoi halkı Araplardan oldukça farklıydı ancak zamanla Arap halklarıyla kaynaştılar ve sonrasında Müslüman oldular.

Kuzey Afrika ve İspanya’da yaşayan Müslümanlara çoğunlukla ‘Moor (Mağribi)’ adı verilirken, Yunanca ismiyle ‘Sarakenoi’ler, aslında tarih yazarları tarafından bahsedildiği üzere, kuzeyli bir Arap kabilesiydi.

M.S. 2. yüzyılda yazılan ‘Ptolemy (Batlamyus) Coğrafyası’nda, Sina’nın kuzeyinde ‘Sarakene’ olarak adlandırılan ve Filistin’le Mısır arasındaki bir şehir olan Saraka’nın adını alan bir bölgeden bahsedilir. Ptolemy, Yunan Sarakenoi’sinin yanı sıra Sarazeni’nin, Peskenyus’un Nijeryalı ordusuna M.S. 193 yılında Aegyptus’ta (günümüz Mısır’ı) düzenlediği bir saldırıdan bahseder. Öte yandan, gerçekten var olmuşlarsa bile bu ordu hakkında herhangi bir tarihi bilgiden yoksunuz.

ANTİK ARABİSTAN KABİLELERİ

3. yüzyılın ilk yarısında, Arabistan’da üç ayrı kavim yaşıyordu; daha sonradan “Tayyi” olarak tanımlanan Arap kabilesi Taeni, Araplar ve Sarakenoi, yani Sarazenler. Sarazenler, Roma İmparatorluğu’nun düşmanı olarak, ülkelerin kanunlarını aktaran bir kitap olan Hippolytus’ta da kendine yer bulmuştu. Sarazenlerin, Romalıların kendilerini ‘barbaro’ olarak adlandırmasına neden olan müthiş askeri yeteneklere sahip olduğu söyleniyor.

Romalılar ‘Notitia Dignitatum’da (Roma imparatorluk mahkemelerinden kalan bir belge) Sarazenleri, Roma Ordusu’ndaki özel birliklerden bile daha başarılı olarak tasvir ediyor. Romalılar, Sarazenleri savaşçı atlılar ya da ağır süvari savaşçılar olarak tanımlıyorlar ve kendilerinden daima üstün yetenekli savaşçılar olarak bahsediyorlar.

Ioannes Malalas’ın kayıtlarında ve ‘Augusta ve Bizans Tarihi’nde, Sarazen halkına ilişkin iki farklı kayıt var. İki kayıt arasındaki tek fark, Malalas’ın Suriye çölünün tüm sakinlerini Sarazenler olarak tanımlamasıydı; Historia Augusta ise Arap halkı ile Sarazen kabilesi arasındaki ayrımı açıkça dile getiriyor, farklı halklar olarak aktarıyordu.

AVRUPA’DA İLK SARAZEN İZLERİ

M.S. 8. yüzyılın ilk yarısında tüm Akdeniz sahillerini işgal eden Sarazenlerin Avrupa’ya yayılmasının ardından, 800 yılında Frank Kralı Charlemagne (Şarlmayn) Batı Roma (Kutsal Roma) İmparatoru seçilmişti.

Sarazenler, 8. yüzyılın başlarında Fransa’yı işgal etti ve 100 yıl boyunca burada kaldılar. Kral Charles Martel’in 732’de Poitiers’de Sarazenleri yenmesinin ardından Güneydoğu Fransa’da bulunan Provence’a yerleştiler. Orada gerçekleşen birkaç savaşta da yenildiler ancak Massif des Maures’in bir kısmının kontrolünü ellerinde tutmaya devam ettiler. St. Tropez’nin yaklaşık 20 km kuzeybatısında, La Garde-Freinet’in bulunduğu köye bakan tepelere bir kale inşa ettiler. Sarazenler kalelerinden çevredeki Provence’ı 200 yıl daha kontrol ederken, 973 yılında Kont William bu birlikleri yenerek bölgeden çıkardı.

Bölgede kaldıkları süre boyunca, Sarazenler tropikal reçinelerin ve mantar meşesi kabuğunun tıbbi alandaki kullanımını ve genel tıp bilgilerini bölge halkına da öğretti.

SAVAŞÇI BİRLİKLER

Bugün, Sarazen sözcüğü, esas olarak M.S. 1095-1291 arasında gerçekleşen ve Ortadoğu’ya yapılan bir dizi kanlı Avrupa istilası olan Haçlı Seferleri’yle ilişkili görülür. Haçlı seferine çıkan Avrupalı Hristiyan şövalyeler, Kutsal Topraklar’daki düşmanlarını tanımlamak için Sarazen terimini kullandılar (yanı sıra Müslüman siviller de bu tanıma dahil edilmişti).

Daha sonraki Ortaçağ Avrupalıları, Sarazen kelimesini herhangi bir Müslüman için aşağılayıcı bir terim olarak kullandı. Bununla birlikte, Sarazenlerin siyah tenli olduğu yönünde ırkçı bir inanış da mevcuttu. Öte yandan, Arnavutluk, Makedonya ve Çeçenya gibi yerlerde yaşayan Avrupalı ​​Müslümanlar da Sarazen olarak kabul edildi.

Haçlı seferlerine gelindiğinde, Avrupalılar herhangi bir Müslümana atıfta bulunmak için Sarazen kelimesini kullanma yoluna gittiler. Romalıların Sarakenoi’ye atfettikleri kibirli hayranlıktan bile ayrılan bu dönemde, Sarazenlik dehşet verici bir terim olarak değerlendirildi. Bu yaklaşım, Müslümanları insanlıktan aşağı görmekteydi; bu durum, muhtemelen Avrupalı ​​şövalyelerin, uzaktaki kutsal topraklarda ‘kâfirlerle’ mücadele etmeye çalıştıkları yıllarda, erkekleri, kadınları ve çocukları merhamet göstermeksizin öldürmelerine yardım etmişti.

SELAHADDİN’İN SARAZENLERİ VE TAPINAK ŞÖVALYELERİ

Ortaçağ’daki Haçlı Seferleri sırasında direniş gösteren Sarazen ordularının Müslüman Şövalyeleri öncelikle Mısırlı General Selahaddin tarafından yönetiliyordu. Tam adı Salah Al-Din İbn Yusuf Al-Ayyubi idi (MS 1137-1193).

Selahaddin, M.S. 1169 yılında general olarak iktidara gelip, Mısır ve Suriye’nin ilk sultanı olarak ilan edilerek, M.S. 1174’te Eyyubi hanedanını kurmuştu. Sonradan Mezopotamya, Yemen ve Kuzey Afrika’nın bir parçasını da fethederek Sultan unvanını aldı. Selahaddin, düşmanı olan Haçlı komutanları arasında dürüstlüğü ve mertliği ile takdir gören bir komutandı. Haçlı Seferi’nin düşmanı olmasına rağmen, İngiltere’nin ‘Aslan Yürekli Richard’ı Kral Richard, Avrupalı asiller ve Tapınak Şövalyeleri arasında Şövalyelik ilkelerinin kusursuz bir örneği haline geldi.

M.S. 1191-1192 yılının kışında, Kral Richard, bir önceki Arsur savaşından geri dönerken, Kudüs’teki bir sonraki savaş için güç toplamaya çalışsa da yakalandığı ateşli hastalıktan mustaripti. Richard, Selahaddin’in gerçek bir Müslüman olduğunu ve ihtiyaç duyanların yardımına koşmakta tereddüt etmeyeceğini biliyordu. O sıralar Tapınak Şövalyeleri ve Selahaddin Sarazenleri arasındaki karşılıklı saygı o denli kuvvetliydi ki, Kral Richard düşmanı Selahaddin’e haber göndererek hastalığını iyileştirmek için tatlı su ve taze meyve istedi. Selahaddin, Richard’a küpler dolusu kar ve taze meyve göndererek, Tapınak Şövalyelerine sağlık ve esenlik dileklerini iletti.

Richard ve Selahaddin kısa süre sonra planlanan nihai savaşı iptal ederek, MS 1192 yılında Ramla Anlaşması’nı imzaladılar. Bu antlaşma ile Kudüs Müslüman kontrolü altında kaldığı halde, Hristiyanların hac ziyaretlerine daima açık olacaktı.

Anlaşmayı imzaladıktan sonra Selahaddin ve Kral Richard birbirlerine saygı göstergesi olarak birçok hediye göndermeye devam ettiler ancak şahsen bir araya gelmediler. Bu büyük tarihsel dostluğun bir anıtı olarak, Selahaddin ve Kral Richard’ın at üstünde birbirlerini tebrik eden bir heykeli, Eski Kudüs’teki Davut Kalesi önüne dikildi.

(Çeviren: Tarkan Tufan)

Kaynaklar:

https://www.thoughtco.com/who-were-the-saracens-195413

http://www.patheos.com/blogs/anxiousbench/2015/01/moors-saracens-and-turks-islam-and-europes-deep-history/

http://www.beyond.fr/history/saracen.html

http://www.knightstemplarorder.org/muslim-chivalry-templars/

http://www.eyewitnesstohistory.com/lionheart.htm

https://european-history.knoji.com/ancient-saracen/