Dünya Forum: Uykusuzluk / Sonu gelmeyen geceler

Uykusuzluk, modern dünyada yaşayan birçok insanın en ortak sorunlardan birisi. 2002 yapımı “Insomnia” (Uykusuzluk) adlı Christopher Nolan imzalı polisiye bir filme ve yüzlerce şarkı ve şiire ilham kaynağı olan bu hastalığın birçok nedeni var. Ortaya çıkması kolay ancak tedavisi zor olan bu hastalık, çok uzun süre devam ettiğinde bilinçte bulanıklık, düşünme yetisinde bozulma ve nadiren olsa da intihar gibi birçok olumsuz sonuca yol açabiliyor. 

Tarkan Tufan  ttufan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR –  Insomnia (uykusuzluk hastalığı), dünya çapında milyonlarca insanı düzenli olarak etkileyen bir uyku bozukluğu sorunu. Uykusuzluk sorunu yaşan kişiler uykuya dalmak veya uykuyu sürdürmek konusunda zorluklar yaşar. Uykusuzluk kendi başına bir sorun olabilir veya diğer tıbbi durumlar veya ilaçlarla da ilişkili olarak ortaya çıkabilir.

Uykusuzluk genellikle gündüzleri yarı-uykulu bir hale, uyuşukluğa ve hem zihinsel hem de fiziksel olarak rahatsızlık duygusuna yol açar. Duygu durumunda ani değişimler, gerginlik ve takıntılı ruh halleri ortak belirtiler olarak görülür.

Bu sorunu yaşayan kişiler uyandığında yorgun hisseder. Uykusuzluk yalnızca enerji düzeyini ve ruh halini değil, aynı zamanda genel sağlık durumunu, çalışma performansını ve yaşam kalitesini de doğrudan etkiler. İhtiyaç duyulan ortalama uyku süresi kişiden kişiye değişir; ancak yetişkinlerin çoğu gece yedi ilâ sekiz saat uykuya ihtiyaç duyar.

Uykusuzluk, uyku kalitesinin düşük olmasından uyku düzensizliğine kadar geniş bir yelpazedeki uyku bozukluklarını içerir. Genellikle üç tipe ayrılır:

1- Geçici uykusuzluk: Semptomlar üç geceye kadar sürdüğünde ortaya çıkar.

2- Akut uykusuzluk: Kısa süreli uykusuzluk olarak da adlandırılır. Semptomlar birkaç hafta devam eder.

3- Kronik uykusuzluk: Bu insomnia türü aylarca, bazen yıllarca devam eder. Sağlık enstitülerine göre, kronik uykusuzluk vakalarının çoğu başka birincil sorunlardan kaynaklanan yan etkiler olabilir.

Uykusuzluk her yaştan insanı etkisi altına alabilir; yetişkin kadınlarda erişkin erkeklerden daha yaygın görülür. Uyku bozukluğu öğrenim ve iş performansını zayıflatmasının yanı sıra obezite, kaygı bozukluğu, depresyon, gerginlik, odaklanma sorunları, hafıza sorunları, bağışıklık sistemi fonksiyonlarında zayıflama ve savunma sistemi tepki süresinin azalmasına neden olabilir.

Bunların dışında kronik hastalıklardaki artış riskini yükseltir. Çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalara göre erişkinlerin yüzde 30-40’ının son 12 ay içinde uykusuzluk sorunları yaşadığı ve yetişkinlerin yüzde 10-15’inin kronik uykusuzluk sorunu yaşadığı tespit edilmiş.

ÖLÜMCÜL KALITSAL UYKUSUZLUK SORUNU

Ölümcül kalıtsal uykusuzluk sorunu, beyninizin uyku kontrolünden sorumlu kısmını etkileyen nadir görülen bir kalıtsal hastalıktır. Aşamalı biçimde ilerleyen insomnia, kilo kaybı, iştahsızlık, çok yüksek veya çok düşük vücut ısısı ve hızla ilerleyen bunama gibi semptomlarla birlikte, genelde orta yaştan insanlarda görülür. Hastalık ilerledikçe, hastalar halüsinasyonlar görmeye başlarlar ve şiddetli zihin bulanıklığı ve kas spazmları yaşarlar; bunama hâli, hastaların artık yürüyemediği ve konuşamadığı bir noktaya doğru ilerler.

Uykusuzluğun verdiği toplam hasar hastalığın sonlarına doğru yaygınlaşır ve genellikle ilk belirtilerden 12-18 ay sonra ölümle sonuçlanır. Şu ana dek ölümcül kalıtsal uykusuzluk hastalığıyla ilgili herhangi bir tedavi bulunamadı.

UYKUSUZLUĞUN YAYGIN SEBEPLERİ

Uykusuzluk, fiziksel ve psikolojik etkenlerden kaynaklanabilir. Kronik uykusuzluğa neden olarak altta yatan bir tıbbi durum vardır; geçici uykusuzluk yakın zamanda yaşanmış bir travmaya veya olaya bağlı olabilir.

Uykusuzluğa genellikle şunlar neden olur:

1- Yaşamsal ritimdeki aksamalar: Jet Lag (uzun süreli uçak yolculuklarından sonra yaşanan bir adaptasyon sorunu), çalışma saatlerindeki değişiklikler, yüksek rakımlara çıkma, çevresel gürültü, aşırı ısı veya aşırı soğuk ortamlar.

2- Psikolojik sorunlar: Bipolar bozukluk, depresyon, anksiyete bozuklukları veya psikotik bozukluklar.

3- Tıbbi durumlar: Kronik ağrı, kronik yorgunluk sendromu, kalp yetmezliği sorunları, anjin, asidik reflü hastalığı, kronik akciğer hastalıkları, astım, uyku apnesi, Parkinson ve Alzheimer hastalığı, hipertiroid, artrit, beyin lezyonları, tümörler, inme.

3- Hormonal durumda değişimler: Östrojendeki değişimler ve regl sürecindeki hormon değişimleri.

4- Diğer etkenler: Horlayan bir eşle uyuma, parazitler, genetik koşullar, aşırı aktif zihin, gebelik.

KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Bazı insanlar uykusuzluk konusunda diğerlerine oranla daha fazla sorun yaşar; bu insanlar genellikle:

– Gezginler; özellikle uzun mesafeler arasında yolculuk edenler

-Vardiyalarda sık değişimler yaşayan işçiler (gündüzden geceye geçenler)

-Yaşlılar

-Uyuşturucu kullananlar

-Ergen veya genç-yetişkin öğrenciler

-Hamile kadınlar

-Menopoz yaşayan kadınlar

-Zihinsel sağlık sorunları olanlar

YAŞLANMAYLA İLİŞKİSİ

Uykusuzluk sorunu yaşla birlikte daha yaygın hale gelir. Yaşlandıkça karşılaşabileceğiniz durumlar şöyle özetlenebilir;

Uyku düzeninde değişiklikler: Yaşlanma ilerledikçe uyku sıklıkla daha hafif hale gelir, bu nedenle yaşam ortamındaki gürültü veya diğer değişikliklerin insanları uyandırması daha muhtemeldir. Yaşla birlikte, biyolojik saatimiz de sıkça ileri gider; bu nedenle akşamın erken saatlerinde yatıp sabah erken kalkmaya başlarız. Ancak yaşlı insanlar da genelde genç insanlarla aynı miktarda uykuya ihtiyaç duyarlar.

Faaliyetlerdeki değişiklikler: Yaşlandıkça fiziksel veya sosyal açılardan daha az aktif hale geliriz. Bu hareketsizlik durumu iyi bir gece uykusunun önüne geçebilir. Ayrıca, ne kadar az hareket edersek, gündüz uykusuna yatma olasılığımız da o kadar yükselir; bu ise gece uykusunda azalmaya yol açabilir.

Sağlıktaki değişimler: Artrit veya sırt problemleri gibi durumlardan kaynaklanan kronik ağrı, depresyon ya da kaygı, uykuyu etkiler. Gece boyunca tuvalete gitme ihtiyacını artıran sorunlar (mesela prostat veya mesane sorunları) uyku düzenini bozabilir. Uyku apnesi ve huzursuz bacak sendromu yaşla birlikte daha yaygın hale gelir.

Daha fazla ilaç kullanımı: Yaşlı insanlar genellikle genç insanlardan daha fazla reçeteli ilaç kullanır ve bu da ilaçlarla bağlantılı uykusuzluk ihtimalini artırır.

UYKUSUZLUKLA MÜCADELE YOLLARI

Uykusuzlukla mücadelede sahip olduğumuz iki güçlü silah; sakin ve rahat bir uyku ortamı ve rahatlatıcı bir uykudan önce fiziksel olarak yorulmaktır. Her ikisi de uykunun kalitesini artırmada büyük farklar yaratabilir.

Yatak odasının sessiz, karanlık ve serin olmasını sağlayın. Gürültü, ışık ve aşırı sıcak veya soğuk bir yatak odası, rahatsız bir yatak veya yastık, uykuyu engelleyen bir etken olabilir. Dışarıdaki gürültünün içeri gelmesini engellemek için ses cihazı (gürültü engellemek için kullanılan bir makine) veya kulak tıkacı, odayı serinletmek için açık bir pencere veya fan, ışığı engellemek için de kalın perdeler veya göz maskesi kullanmayı deneyin. Rahat bir yatak ve yastıklarla uyumaya özen gösterin.

Düzenli bir uyku saatine bağlı kalın. Hafta sonları da dahil olmak üzere her gün aynı saatte yatıp kalkarak biyolojik saatinizi destekleyin. Sabah yorgun olsanız bile her zamanki saatte kalkın. Bu, bir süre sonra düzenli bir uyku ritmine kavuşmanıza yardımcı olacaktır.

Yatağa gitmeden en az bir saat önce tüm ekranları kapatın. Elektronik ekranlar vücudunuzun “melatonin” salgısı üretimini bozar ve uyku durumunu bozan mavi bir ışık yayar. Telefonunuzla, tabletinizle, bilgisayarınızla veya televizyonunuzla vakit geçirmek yerine, kitap okumak veya yumuşak tarzda müzikler dinlemek gibi rahatlatıcı bir yol seçin.

Yatmadan önce fiziksel aktiviteden ve stresli durumlardan kaçının. Bu, sosyal medyadaki mesajları kontrol etme, tartışma programları izleme veya eşiniz ya da ailenizle tartışmalar yaşama gibi durumlardan kaçınmanız anlamına gelir. Bu tür şeyleri sabaha erteleyin.

Yatak odasını sadece uyku ve cinsel yaşamınız için kullanın. Orada çalışmayın, televizyon seyretmeyin veya bilgisayarınızı yatakta ya da yatak odasında kullanmayın. Bundaki amaç, yatak odasını sadece uykuyla ilişkilendirmektir; böylece beyniniz ve vücudunuz yatağa girdiğinizde uyku vaktinin geldiğini gösteren güçlü bir sinyal elde eder.

Uyuyamadığınız zaman yataktan kalkın. Kendinizi uyku moduna geçirmeye çalışmayın. Kalkıp yatak odasını terk edin ve okumak, bir fincan bitki çayı içmek veya ılık duş almak gibi rahatlatıcı bir şeyler yapın.

Şayet tüm bunlar işe yaramazsa bir uyku uzmanıyla görüşerek tıbbi yardım alın.

 

Kaynaklar:

https://www.drugs.com/health-guide/insomnia.html

http://www.whysoawake.com/a-possible-cause-of-insomnia/

https://www.healthline.com/health/insomnia

https://www.helpguide.org/articles/sleep/insomnia-causes-and-cures.htm

https://beta.nhs.uk/conditions/insomnia/?WT.mc_id=organic_split

https://www.thesun.co.uk/fabulous/4720363/insomnia-causes-symptoms-fatal-familial/