Kuzey Kore neden endişeleniyor?

ABD düzenli olarak, -Kaliforniya'daki Vandenberg Hava Üssü'nden- Pyongyang'a ulaşıp yok edebilecek uzun mevzili nükleer füzeleri Minuteman-3'ü deniyor. Kuzey Kore'nin endişelenme konusunda nedeni var gibi.

John Laforge*

“Oraya gittik, savaştık ve sonunda öyle ya da böyle Kuzey Kore’deki her kasabayı yaktık. Yaklaşık üç yıllık bir zaman diliminden sonra, nüdusun yüzde 20’sini öldürdük.”

-General Curtis LeMay, (Stratejik Hava Harbi, Richard H. Kohn)

ABD kamuoyu Kuzey Kore’nin neden bu kadar paranoyak, kibirli ve militarist olduğunu merak ediyor. Ve neden başkent Pyongyang’daki liderler her roket ve bomba testinden sonra parmaklarıyla ABD’yi işaret ediyor? ABD’nin Kuzey Kore’deki her köyü yıkmasından 65 yıl sonra ABD ordusu bugün eş zamanlı olarak 7 farklı nükleer gücü olmayan ülkeyi bombalıyor. ABD Güney Kore’nin kuzey sahil şeridinde her yıl iki kez askeri tatbikat düzenliyor.

ABD düzenli olarak, -Kaliforniya’daki Vandenberg Hava Üssü’nden- Pyongyang’a ulaşıp yok edebilecek uzun mevzili nükleer füzeleri Minuteman-3’ü deniyor. Kimi ABD cumhurbaşkanlığı kurumları Kuzey Kore’ye ‘şeytan’, ‘terör sponsoru devlet’ ve ‘tehditkar’ gibi isimlerle adlandırırken ABD askeri yetkilileri de ‘küçük’, ‘geç kavrayan’, ‘neredeyse iflas etmiş devlet’, ‘ABD güvenliğinin baş tehditi’ gibi isimlendirmelerde bulunuyor. Kuzey Kore’nin endişelenme konusunda nedeni var gibi.

Kuzey Kore füze denemeleri çoğu zaman başarısız oluyor ancak Dış İlişkiler Konseyi ve Beyaz Saray tarafından her zaman ‘provokatif’ ve ‘istikrarı bozucu’ olarak nitelendiriliyor. Hangi partinin iktidarda olduğu bu yorumları değiştirmiyor. Bill Clinton 1994 yılında, “Eğer Kuzey Kore her hangi bir nükleer silah kullanmış olsaydı, var olmaya devam edemezdi” dedi. Bugün de aynı şekilde Savunma Bakanı Jim ‘Deli Köpek’ Mattis, Kuzey Kore’den bahsederken aynı ‘bombalı’ dili kullanıyor. Reuters’tan John Walcott’un haberine göre Mattis, Ağustosun 8’inde “Kuzey Kore kendii rejiminin yıkılması ve halkının yok olmasına yol açabilecek her türlü hareketten kaçınmalı” dedi.

Robert Neer’in 2013’de çıkan kitabı ‘Napalm’ da yazar, General Lemay’ın “Kuzey ve Güney Kore’deki neredeyse her şehri yaktık. Bir milyona yakın sivil koreliyi öldürdük” yazdığını belirtmekte. Sekizinci Ordu kimyasal silah subayı Donald Bode, “Ortalama ‘iyi bir günde’ Kuzey Kore’deki pilotlar 70 bin galon civarı napalm bırakmaktaydı. Bunların 45 bini ABD Hava Kuvvetleri’nden, 10-20 bini donanmadan ve 4-5 bini denizciler tarafından kullanılmaktaydı” denizciler yanan jöleli benzine ‘yemek pişirme yağı’ ismini takmaktaydı.

Yakın bir zamanda Kore’de toplam 32.357 ton napalmın kullanıldığı öğrenildi. Bu sayı 1945’de Japonya’ya bırakılan napalmın yaklaşık iki katı. İkinci Dünya Savaşı’nda Pasifik sahasına bırakılan bombalardan çok daha fazlası Kore’ye bırakıldı -635 bin tona karşı 503 bin ton. “1950’den öcnce yarım milyon nüfuslu bir şehir olan Pyongyang’da sadece iki binanın ayakta kalmasına neden olmuştu” diye yazıyor Neer. Bu ‘hâlâ Kuzey Kore’de yaşayan bir hafıza.

‘Birleşik Devlerin Halk Tarihi’ isimli kitabında Howard Zinn, “Kuzeyden ve güneyden belki 2 milyon Koreli, ‘gücün kuralına’ karşı çıkmak adına Kore Savaşı’nda öldü” diyor. Bruce Coming, ‘Kore Savaşı’ kitabında “Dört milyondan fazla kayıp… en az iki milyonu sivil. …Bir milyon sivil de dahil olmak üzere tahmini Kuzey Kore’nin kayıbı 2 milyon… 900 bin Çinli asker de çatışmalarda hayatını kaybetti” ifadeleri yer alıyor.

Truman’ın Mayıs 1951’de General MacArthur’u kovmasından sonra eski yüksek komutan, Kongre’de, “Kore’deki savaş, şimdiye kadar zaten neredeyse 20 milyon kişilik bir ulus yok etti. Ben böylesi bir yıkım görmedim. Sanırım ben, her yaşayan insan kadar kan ve felaket gördüm ve orada olduğum en son seferde midem bulandı. Yüzlerce kadın ve çocuğun enkazdan gelen parçalarını gördükten sonra kustum” sözleriyle ifade verdi.

Demokratların iki başkan adayı 2007 yılında 2007’de kasti kitle imhanın rahatsız edici fikri imalı bir şekilde nükleer saldırı tehdidini ‘masadan kaldırma’ olarak söyledi. Nisan 2006’da bir TV röportajında New York Senatörü Hillary Rodham Clinton’a İran konusundaki konumu soruldu, “Kamuya açık şekilde hiçbir seçeneğin masa dışında olmaması gerektiğini söyledim ama kesinlikle nükleer seçeneği masa dışında bırakmaktan yanayım. Bu [Bush] yönetim, nükleer silahların kullanımı hakkında, ‘nükleer dönemden’ beri görmediğimiz bir şekilde isteklice konuşmakta. Zannediyorum ki bu korkunç bir hata” diyor.

İki Ağustos 2007 tarihinde AP’ye konuşan Barack Obama, “Ben, her hangi bir durumda nükleer silahların kullanılmasını korkunç bir hata olduğunu düşünüyorum” der. New York Times’da verilen haberde Obama bu sözlerinin ardından durduktan sonra “sivilleri kapsayan” diye ekler. Obama hızlıca geri adım atar ama niyeti sesli ve netti -ve tekrara ihtiyaç vardı: ABD’nin ‘tüm seçenekleri göz önünde bıraktıran’ uzun zamandır süren tehdidi konusunda, nükleer silahların sivillere karşı kullanma isteği kaldırılmalıdır. Hidrojen bombaları, milyonlarca olmasa bile yüz binlerce sivil ölmeden, çatışma sahası dışındaki alanlara da çıkabilen ölümcül radyoaktif dalgalar yaratmadan ve uzun süreli çevresel felaketlere yol açmadan, Cenevre Sözleşmesi ve BM tüzüğü ihlal edilmeden kullanılamaz.

Clinton ve Obama’nın nükleer konusundaki geri adımları nadir ve cesurca açıklamalardan. Böyle konuşmalar daha çok cesaretlendirilmeliydi.

En az bir düzine nükleer savaş plancısı -Kissinger, Jimmy Carter, Melvin Laird, Generals George Butler, Charles Horner Andrew Goodpaster, amiraller Stansfield Turner, Noel Gayler ve Hyman Rickover- nükleer silahları açıkladı ve kaldırılmalarını talep etti.

Peki tüm ülkenin halkını yok etmekle tehdit eden şey tam olarak nedir? Terörizm midir? Trump’ın ‘daha önce dünyanın hiç görmediği’ öfkesi, ABD İç Savaşı’ndaki yarım milyon, Birinci Dünya Savaşı’ndaki yaklaşık 18 milyon, İkinci Dünya Savaşı’ndaki 50-80 milyon, Vietnamlı 3 milyon ve Koreli 2 milyon ölünün çok daha ötesine gider. Her zamanki gibi Bay Trump, ciddiye alınamaz ya da ürkütücü derecede sinir bozucu.

Raegan’ın Beyaz Saray’daki başkanlık danışmanı, sağ cepheden bir Soğuk Savaş kartalı ve ‘Anti-Sovyet Günümüz Tehditi Komitesi’ kurucusu Paul Nitze, 1999’da şöyle yazıyor: “Hiçbir durumda ABD’nin -bize karşı kullanılmış bir saldırıya misilleme bile olsa- nükleer silahlarını kullanması akıllıca olmaz.”

*Wisconsin’de bulunan barış ve çevresel adalet grubu Nukewatch’ın Yönetici Yardımcısı

Bu yazı Counter Punch sitesinden alınmıştır. (Çeviri: Kavel Alpaslan)