Dr. Halis Yerlikaya: Salgın tehlikesi henüz geçmedi

TTB Merkez Konsey Üyesi Doktor Halis Yerlikaya, Türkiye’de tam aşılı nüfus oranının %17 civarında olduğunu ve toplum bağışıklığı için hesaplanan %70 hedefinin henüz çok uzağında olunduğunu söyledi.

Google Haberlere Abone ol

DİYARBAKIR - Korona virüsü aşısı Türkiye’ye geldi mi, gelecek mi derken Sağlık Bakanı, aşı tedarikinde bir sorun kalmadığını ve son günlerde aşılama hızının arttığını belirtiyor. Aşı bulundu, aşılamada mesafe kat edildi ama korona virüsü tehlikesi büsbütün geçti mi? Tehlikenin geçmesi için aşılama oranı hangi seviyede olmalı? Öte yandan aşı karşıtlarının mevcudiyeti de düşündürücü. En yakınımızdaki insanlar bile değişik gerekçelerle aşı olmak istemediklerini dile getiriyorlar. Aşıya karşı çıkanlar, korona virüsü ile mücadele sürecini nasıl etkiler? Sağlık Bakanı aşının önemini yeterince ve etkili bir şekilde ifade edebiliyor mu?

Aşılamanın hızı ve yeni normal sürecin ardından kişisel tedbirlerin de gevşetildiği gözlemleniyor. Mekanlar kalabalık, maske takanların sayısında düşüş görülüyor. Sıkı tedbirlerin ardından yeniden bir gevşeme gözlemleniyor.

Bunların yanı sıra Rusya’da tespit edilen ve Delta varyantı adı verilen varyantı ortaya çıktı. Aşı olanlarda görülen varyantın tehlikesine dikkat çekiyor bilim insanları. Moskova’da Delta varyantına bağlı hasta sayısının artışına dikkat çekiliyor ve bugün, korona virüsü nedeniyle iptal edilen Moskova uçuşları yeniden başlıyor.

Dolayısıyla korona virüsü aşısı bulundu, Türkiye’ye getirildi ve aşı hızla yapılıyor. Ancak akıllarda hala tek soru var: Virüs tehlikesi geçti mi?  

Bu sorudan yola çıkarak Türkiye’nin ve dünyanın korona virüsü ile mücadelesini, Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Üyesi Doktor Halis Yerlikaya ile konuştuk.

Halis Yerlikaya

Sağlık Bakanı’nın açıklamalarına göre aşılama hızı arttı. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle şunu ifade etmemiz gerekir ki 16 ayı geride bıraktığımız pandemi sürecinde başarısız salgın yönetimi nedeniyle toplumsal düzeyde yıkıcı sonuçlar ortaya çıktı. Nüfusa oranla dönem dönem Avrupa’da ve dünyada vaka sayılarının en fazla olduğu, doğrudan ve dolaylı olarak açıklananın çok üzerinde ölümün yaşandığı ülkelerden biri olduk. Tüm süreç boyunca toplumdan gerçekler gizlendi. Açıklanan vefat sayıları ve rakamlara gerçekliği ifade etmediğini meslektaşlarımız ve sağlık çalışanları tanıklık etti. Sağlık Bakanlığı, mızrak çuvala sığmayınca kara tabloya dönüşen turkuaz tabloya sadece bir gecede 1 milyondan fazla iyileşen hasta sayısı ekledi. Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan veriler güvenilmez olduğu yapılan şeffaflık araştırmasında da açığa çıktı. Salgının toplumsal etkilerinin azaltılması için tedavi edici sağlık kuruluşlarından önce toplum bazında bulaşıcılığın engellenmesi gerektiğini, epidemiyoloji bilimine uygun, etkili olduğu kanıtlanmış ve yaşamın içinde sınanmış pratiklerin hayata geçirilmesinin pandemi ile mücadelede başarıyı getireceğini, ülkemizde yapılanların akla ve bilime aykırı olduğunu söyledik, haklı çıktık. Salgın süreci yönetimi katılımcılıktan uzak topluma güven vermeyen bir tarzda yürütüldü. Bu da salgının kontrol altına alınamamasının en önemli etkenlerinden biri oldu. Toplum olarak büyük bir bedel ödedik. Sosyal cinayete dönüşen önlenebilir çok sayıda ölüme tanıklık ettik. Gelinen aşamada özel bir aşamaya gelmiş durumdayız. Bağışıklama hizmetleri her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumdadır.

'GÜVENSİZLİK TEREDDÜDE NEDEN OLDU'

TTB Pandemi Çalışma Grubu’nun da dikkat çektiği gibi aşı olma konusunda bazı tereddütler yaşanıyor. Bunun nedeni nedir ve Sağlık Bakanlığı tereddütlerin giderilmesi için neler yapmalı?

Aşılar hastalıklara karşı mücadelede tıbbin en önemli başarılarından biridir. Günümüze kadar aşılar sayesinde birçok hastalık yeryüzünden silinde ve milyonlarca insanın yaşamı kurtarıldı. Dünya Sağlık Örgütü aşı kararsızlığı, küresel sağlığı tehdit eden en önemli başlıklar arasında saymaktadır. Sağlık Bakanlığı salgın ile mücadelede de toplum üzerinde etkili bir aşı kabul çalışması yapmadığı, mevcut yönetim anlayışının aşıya güven duygusu oluşturamadığı söylenebilir. Dolayısı ile Türkiye aşı tedariki ve dağıtımındaki zorlukları aşmada başarılı olsa bile COVID-19 aşısına karşı oluşan tereddütleri engelleyemezse salgını önlemek için gereken aşılama oranlarına ulaşamama riskiyle yüz yüze kalacaktır. Ayrıca mevsimlik tarım işçiler ve göçmenlere yönelik ayrı bir çalışma yürütülmesi gerekmektedir. Bu dezavantajlı grupları aşılayamazsak toplumsal bağışıklığa da ulaşılamayacaktır.

Pandeminin ortaya çıkışı, yayılımı ve yönetimi ile ilgili uygulanan tutarsız politikaların toplumda güvensizliği tetiklediği gözlemlenmektedir. Bu durum, pandeminin bilimsel gereceklerin hem anlaşılmasını hem de kabul edilmesini zayıflatan yaygın dezenformasyonu tetiklemiş, halk sağlığı önlemlerine uyumun azalmasından aşılanma konusunda tereddüdün artmasına ve reddine kadar uzanan sonuçlara yol açmıştır. COVID-19`un dünyanın her yerindeki insanlar için kritik bir halk sağlığı sorunu olduğunu bilinmesine rağmen, aşı olmak konusunda tereddütler devam etmektedir.

TTB olarak bir taraftan aşı tedariki ile ilgili gerekli uyarıları yaparken diğer taraftan tedarik edilmiş olan aşıların kullanımına dair neler yapılması gerektiği ile ilgili de uyarılarda bulunduk. Milyonlarca insanı mümkün olduğunca hızlı bir şekilde aşılamaya yönelik çabada ülke çapında başarılı olmak için, hem aşılara hem de aşılama çabasından sorumlu kurumlara duyulan güven konusu öncelikli olarak ele alınmalıdır. Aşıların etkinliği ve güvenliği ile ülkede lojistik zorlukların yetkin bir şekilde yönetilme kapasitesi konusunda halk arasında güven kurulmalıdır.

'AŞI KAMPANYASI BAŞLATILMALI'

Sağlık bakanlığı; bölgesel farklılıkları da gözeterek aşıların etkinliği ve güvenliği ifade eden “aşı kampanyası” başlatmalıdır. Kampanya yerellerde şeffaf ve tutarlı bir biçimde Anadilinde yapılmalıdır.

Bölgesel farklılıklar ve eşitsizlikler gözetilerek toplumda güven oluşması için toplum katılımının sağlanması için yerel dinamiklerle işbirliği yapılmalı, toplumun tüm kesimlerini temsil eden Demokratik Kitle örgütlerini, Meslek odalarını, Sendikaları, geniş inter disipliner bilim insanlarının sürece ve karar alma mekanizmalarına doğrudan katılımı sağlanmalı, Kampanya süreçlerinde görev alacak tüm sağlık çalışanlarının emek ve özverilerinin görünür kılınması ve motivasyonlarını yüksek tutacak çalışmalar yapılmalıdır.

Aşıya dair tereddüt yaşayanlar ve aşı karşıtları ayrı olarak değerlendirmek ve gerekli iletişim kampanyalarını yürütmek gerekmektedir.

'BÖLGELER ARASINDA EŞİTSİZLİK ORTADA'

Diyarbakır’da ve bölge genelinde aşı olma oranı arzu edilen seviyededir diyebilir miyiz?

Bölgemizde aşılanma oranları düşük seyretmektedir. İller ve bölgeler arası aşılanma oranlarında ciddi eşitsizlik olduğu verilerle ortadadır. Aşılamaya ilişkin sağlıklı değerlendirmelerin yapılabilmesi için aşılamanın çok iyi gittiği izlenimi yaratmaya çalışan Sağlık Bakanlığı’nın aşılama verilerini sadece il genelinde değil; ilçe ve mahalle düzeyinde yaş, cinsiyet, mesleklere göre birinci ve ikinci dozu ayrı belirtmek üzere aşılanma oranlarını, aşılanmış gruplarda COVID-19 vakalarının sayısını günü gününe paylaşması gerekmektedir.

Pandemi sürecinde güven veren bir politika sürdürülmemesi, toplum katılımı sağlanmaması, gerekli toplumsal bilgilendirme yapılmaması, Anadilinde sağlık hizmeti sunulmadığı ve teknoloji kullanımını gerekli kılan randevu, onam vb. bölge insanları açısından zorlayıcı faktörlerin olması, başlangıçta aşı tedarikinde yaşanan sorunlar nedeniyle aşılama oranları Diyarbakır ve bölgede diğer illerle kıyaslandığında düşük seyretmektedir.

Toplum bağışıklığı için hesaplanan %70 hedefinin her yerleşim yerinde olması gerekliliği ilkesini göz ardı etmemeliyiz. Bu ilke şu anlama gelir, her yerleşim yerinde (sokak, mahalle, belde, ilçe, il, bölge ve ülke) iki doz aşı yapılan nüfusun oranının %70’in üzerinde olması. Dahası bu oranın kırılgan topluluklarda da (mülteciler, evsizler, ötekileştirilen topluluklar, cezaevindeki kalanlar vb.) sağlanması hedeflenmelidir. Şu gerçeği göz ardı etmemiz gerekir hem ülke hem de dünyada salgın her yerde sonlanmadan hiçbir yerde sonlanmayacaktır. Dünyada yapılan 2 milyar doz aşının çok büyük kısmının Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da yapıldığı, sadece binde 3’ünün Afrika’da yapıldığı göz önüne alınırsa dünya kapitalist sisteminin bu hedefin uzağında olduğunu söyleyebiliriz. Tüm dünyada riskli grupların aynı anda aşılanması gerekirken, ters hizmet yasası burada da kendini göstermiştir. Birçok ülkede risksiz ama parası olan kişiler aşılanırken, onlarca ülkede sağlık çalışanlarının bile aşıya erişemediği ve yaşamlarını yitirdikleri bir gerçeklikle karşı karşıyayız.

'HEDEFİN ÇOK UZAĞINDAYIZ'

Belki vaka sayısındaki düşüş ve aşılama oranındaki artış nedeniyle, maske takanların sayısı azaldı gördüğüm kadarıyla. Yeni normal süreçle de ilgili olabilir bu rahatlık. Sizin gözleminiz nedir? Ayrıca maskesiz günlere ne kadar zaman var?

Türkiye’de salgın hala kontrol altına alınabilmiş değil. Türkiye’de aktif hasta sayısı halen çok yüksek seyretmektedir. Maskesiz günlere gelebilmemiz için toplumsal bağışıklığın elde edilmesi, nüfusun çok önemli bir bölümünün aşılanması gerekmektedir. Bugünlere henüz gelemedik maalesef ancak önemli bir mesafe kat edilmeye başlandığını söyleyebiliriz. Türkiye’de tam aşılı nüfus oranı henüz %17 civarında. Toplum bağışıklığı için hesaplanan %70 hedefinin henüz çok uzağındayız. Üstelik başta Hindistan’da görülen Delta varyantı olmak üzere endişe verici varyantlar gündemde iken aşılama çalışmalarının hızla artması, bireysel olarak alınması gereken önlemlere devam edilmesi, olası enfekte kişilerle karşılaşma sürelerinin kısa tutulması, havalandırmanın yapılması gerekmektedir.

COVID-19 pandemisine karşı başarılı olmanın en etkili yolu dünya çapında yapılacak toplu aşılamadır. İnsanlık tarihinin bilimsel bilgi birikimi sonucunda COVID-19 için aşıların hızla geliştirilmiş olması son derece önemlidir. Bununla birlikte, aşıların onaylanması ve kullanıma sunulması, içerisinde bulunduğumuz sağlık krizinin hemen sona ereceğinin habercisi değildir. Toplumsal düzeyde bağışıklığı oluşturacak şekilde aşılama henüz yapılmadı. Üstelik bu aşıların koruyuculuğu ne kadar süreli olacağını bilmiyoruz. Endişe verici varyantların da görüldüğü bir süreçte maskesiz günlere henüz gelmedik diye düşünüyorum.

TTB olarak da ifade ettiğimiz gibi çok uzun bir bekleyişten ve toplum olarak çok büyük kayıp yaşadıktan sonra aşılar sayesinde 1,5 yıldır süren bu derin krizden çıkma şansı doğmuştur. O nedenle topluma aşı dayanışması çağrısı yapıyoruz.  #TedirginOlmaAşıOl diyoruz.