Taşlarda kuş ve hayat ağacı figürlerinin bulunduğunu anlatan Karabayram, bunların yanı sıra bir kısım tabakalarda ise kahve tonlarında kök boya görüldüğünü dile getirdi.
Karabayram, işleme detaylarının önemli bilgi verdiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bir disiplin içinde aynı boyut ve çizgiler kullanılarak, detaydaki derinliklere dikkat edilen bir işlemecilik görüyoruz. Diğer Selçuklu döneminin taş yapılarındaki figürlere baktığımızda aynı boyutu, deseni ve malzemeyi görebiliyoruz. O dönemde kaleler arasındaki haberleşmeyi bu tür kuşlar sağlardı. Hayat ağacı içinde işlendiği ve Selçuklu dönemine dayandığı için Alaaddin Keykubat'ın haberci kuşları olarak değerlendiriyoruz."
Tarihi yapının bulunduğu mahallenin 1980'li yıllarda koruma altına alındığını dile getiren Karabayram, yapının mevcut durumda özel mülkiyet olduğunu aktardı.
Yapının şu an bir sivil toplum kuruluşu tarafından kullanıldığını dile getiren Karabayram, şunları söyledi:
"Bundan sonrasında muhtarlığımıza ve vatandaşlarımıza çok iş düşüyor. Bu bölüm özel olarak koruma altına alınabilir. Zaten mahalleli çok iyi bakıyor yapılarına. Zaman dilimi içinde de bu bölgede köklü bir iyileştirme yapıldığında buranın daha da iyi sergilenebileceğini düşünebiliriz. Kültür ve Turizm Bakanlığı hibe yardımlarına başvurabilirler. Hibe yardımlarına başvurduklarında her türlü onarım desteğini hibe olarak alabilirler. Bakanlığımız bu desteği 81 ilde aktif şekilde gösteriyor."
Haşimişcan Mahalle Muhtarı Halil Ay ise birçok tarihi yapıyı içinde barınan mahallenin yok olmaması için mücadele verdiklerini söyledi.
Ay, "Buradaki çocuklar top oynarken sanırım sıva dökülmüş. O şekilde ortaya çıkmış. Aslında burada bu tarz evlere güzel bir işlem yapılsa, Antalya'mıza kazandırılsa turizm olarak büyük kazanç olur" dedi.