Dersim yanıyor: Şimdi ses verme ve dayanışma zamanı

İnsanî trajedilere ve doğal felaketlere yapay sınırlar ve aidiyetler üzerinden bakmak, her şeyden önce bir vicdan körelmesi ve insanî hislerin yitimidir.

Google Haberlere Abone ol

Hasan Hayri Ateş

Ya Tija hometê!
Na roca newiyêde qe çiye bê rısk mêvêrde
Ravêr rıskê dar û kemeri de, vergê yavani de,
Can u roy dê, wae û bırayi dê,
Xal u werêziyi dê, ded u dezayi dê,
Dıma ki çiye mendê ma neçari dê.

"Ya kâinatın Nuru! Bu yeni günde de cümle varlığı rızıksız bırakma. Önce dağın, ormanın, suyun rızkını ver. Yaban hayvanlarının rızkını ver. Ondan sonra muhtaca, kapı komşuya, etraftakilere ver. Kalırsa eğer, son olarak ben fukarayı da unutma."

Kadim Dersim itikadında sabah güneşini karşılama duası

BARO BAŞKANLARININ ÇAĞRISI

Her yaz olduğu gibi, bu yıl da rutin değişmedi. Dersim’den Şırnak’a kadar uzanan bir hatta, gene yangınlar var. Bu yangınların, yürütülen askeri operasyonlarla eş zamanlı olarak meydana gelmesi, bir kastın göstergesidir. Asıl sorun ise burada olup bitenlerin, ülkenin gündemine girmiyor oluşudur.

Sosyal medya paylaşımlarından ve yerelden yapılan açıklamalardan da anlaşılıyor ki, Dersim’de on günü aşkın süredir devam eden yangınlar, hâlen gündeme oturmuş değildir.

Bu duyarsızlık ve ilgisizlik yaşanırken 74 Baro Başkanı’nın “bugün de yok olan ormanlar için Tunceli ile dayanışma zamanı" diye çağrıda bulunması, son derece önemli bir adımdır. Umarız bu duyarlılık her bakımdan örnek alınarak, geliştirilir.

KADİM DERSİM KÜLTÜRÜ İNSANLIĞIN ORTAK MİRASIDIR

Diğer yandan Dersim açısından yangınlar ve doğaya yönelik tüm tahribatlar, diğer bölgelerden farklı olarak daha yüksek bir duyarlılıkla ele almayı gerektirir. Çünkü buranın kadim inanışına göre doğa, kültürel kimliğin yapıcısıdır. Kimlik doğadaki tüm varlıklara kutsallık atfederek şekillenmiştir. Dolayısıyla doğaya yönelen her tahribat, aynı zamanda toplumsal kimliğe de yönelmektedir.

Kadim Dersim itikadı, diğer varlıkları da insanlar kadar canlı ve hisli görmektedir. Bir kum zerresinin dahi canlı ve hisli olduğuna inanır. Bugün artık hayatta olmayan kadim Dersim yaşlılarına göre dağlar, taşlar, ağaçlar, göller ve diğer tüm doğal varlıklar canlıdır ve kendilerini vererek dinlemek isteyen herkes, onlarla konuşabilir. Tüm kutsallıkların kaynağı, kâinatın kendisidir ve her parçası kutsaldır. Her ulu ağaç, her dağ, her dere, her çeşme kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan pırıltılı sular, sadece yaşam iksiri değildir. Bir derenin, bir çeşmenin mırıltısı ebedi zamanın susmayan sesidir; ezelden ebede yaşanmışlıkları aktarır, tanıklıkları dile getirir. Kâinat insanın tapulu arazisi değildir. İnsan ait olduğu kâinatın sunduğu nimetlere, kendisine emanet edilenlere, bu geçici hayatta hıyanet etmeden, geriden gelenlere bırakmalıdır.

Buranın kadim kültürüne bakıldığında, yakın zamana kadar insanlığın ortak mirası olan binlerce yıllık düşünüş ve inanış değerlerini bünyesinde barındırdığı görülmektedir. Bu yanıyla korunmayı ve koruma altına alınmasını gerektirir. Fakat ülkeye hâkim olan tekçi inkârcı anlayış meseleye böyle yaklaşmadığı gibi, kadimliği, kimliği ötekileştirmenin, inkâr ederek görünmez kılmanın nedeni hâline getirmiştir.

DOĞAYA ADLANDIRMALAR VE SINIRLAR ÜZERİNDEN BAKMAK

Bu görmeme, görünmez kılma hâli doğa üzerinden de sergilenmektedir. Yangınlara yaklaşımda görülen de budur. Türkiye’nin batısında yaşanan yangınlar haklı olarak ülkenin temel gündemi olurken, Dersim hattında yaşananların gündem olmaması, başka şekilde açıklanamaz.

Oysaki ad vermeden, bir aidiyetle tarif etmeden görebilmek, hissedebilmek, anlayabilmek önemlidir. Böyle yapıldığında yaşanan her felaket, gözü kapalı dahi görülebilir, gerekli insani davranışlar gecikmeksizin ortaya konulabilir. Her yangının yakıcılığı ve dumanının boğuculuğu en ücra noktalarda dahi hissedilebilir. İnsan böyle bir hissiyatla, nefes alamaz duruma gelir. Yeter ki hisler diri tutulsun, yüreğin kapılarına kilit vurulmayıp, sesine kulak verilebilsin.

Ne yazık ki, günümüzde kimi durumlarda yüreğin sesinin boğuntuya getirildiğine, kapılarına kilit vurulduğuna tanıklık etmekteyiz. Onun içindir ki, yaşanan felaketler karşısında hiç duraksamadan insani refleksler göstermek yerine, öncelikle felaketin nerede gerçekleştiğine ve kimlerin yaşadığına bakılmaktadır.

İnsanî trajedilere ve doğal felaketlere yapay sınırlar ve aidiyetler üzerinden bakmak, her şeyden önce bir vicdan körelmesi ve insanî hislerin yitimidir.

İnsanî trajedilerin ve doğal felaketlerin ortak hissiyatı geliştirerek, toplumları birleştirmesi gerekirken, Türkiye gerçeğinde epey bir zamandır bunun, tersinden sonuçlar verdiğine tanıklık etmekteyiz. Özellikle Van depreminde yaşanan ırkçı refleksler hatırlardır. Bunun son örneğini ise, hâlâ devam eden yangınlarda gördük.

Yangınlara odaklanmak yerine, yangın mahallinde yaşayan Kürt yurttaşlara odaklanma; bununla da kalmayıp işi linç girişimlerine kadar vardırma histerisi, oldukça ürkütücüdür. Bu düşmanlaştırıcı ırkçı, milliyetçi hezeyanların, toplumsal bünyeye, yaşanan felaketlerin veremeyeceği kadar zarara verdiği çok açıktır.

DOĞA CÜMLE VARLIĞIN ORTAK YAŞAM ALANIDIR

Yangın mahalli neresi olursa olsun, salt sınırlarla belirlenerek adlandırılmış bir yer değildir. Ateşin düştüğü yer, sınır tanımadan hareket eden cümle mahlukatın yaşam alanı, kadim kutsallıkların odağıdır. Dolayısıyla doğa, insanların merkez olduğu, dünyanın insanın etrafında döndüğü bir arsa değildir. Kurdun kuşun, börtü böceğin, yaban hayvanının, dağın taşın, ağacın suyun hakkı ne ise, insanınki de o kadardır.

İnsanı merkeze alan, bununla da kalmayıp diller, inançlar ve kültürler arasında katı hiyerarşiler oluşturarak, doğayı aidiyetler ve sınırlar üzerinden gören anlayış, felaketin kendisidir. Çünkü ötekine ait saydığı her şeye kördür, sağırdır, dilsizdir. Öteki gördüğüne kör kalırken, onunla aynı havayı soluduğunu idrak edemeyecek kadar da kalp gözünü öldürmüştür. Fakat bunlar da ötekileştirdikleri olmadan, bir boşlukta yaşayamaz. Tüm insanlar aidiyetleriyle birlikte aynı şartlarda, aynı doğa içerisinde yaşamaktadır. Başka da bir seçenek yoktur. Bu hâl, doğaya ayrımsız sahiplenmeyi gerektirir.

Etiketler dersim yangın