Nereden biliyoruz? Sismik aktiviteden biliyoruz. Hem de o yüzeydeki sıcak sulardan, mineralli suların çıkışlarından biliyoruz bunu. Bizim bu bölgede uzun süredir yürüyen projemiz var. Şimdi biz bu çalışmamız için üniversiteden teknik kadromuzla beraber, akademisyenlerle beraber hafta sonu bu bölgede bir çalışma yaptık. Bu fayın yaşını bulmak üzere bir fay hattı üzerinde örneklemeler yaptık. Yani bu fay ne zamandan beri çalışıyor? Yaşı ne kadar? Onu bulmak üzere örneklemeler yaptık. Bunun için bölgede tam fay hattına gittik. Fayın nereden geçtiğine baktık. Fay ne yazık ki kısmen yerleşim yerinden geçiyor. Üzerinde yapılar var" şeklinde konuştu.
'RİSK YOĞUNLAŞTI, ENERJİ BİRİKTİ'
Prof. Dr. Öztürk, fay hattından çıkan sudan örnekler aldıklarını belirterek, "Şimdi biz bu çalışmamızda, yerel halkla da burada konuşma şansı bulduk. Eski fay hattından çıkan suyun ve bıraktığı çökeleklerin, -traverten diyoruz buna-, bu çökeleklerin olduğu noktalardan örnek aldık. Özetle bu fayın yaşını bulacağız. Bu bize sağ yanal yönlü fay sisteminin ne zamandan beri çalıştığını ve diğer segmentlerle beraber yaş ilişkisini ortaya koymamıza yarayacak. Burası uzun süre suskun bir nokta. Söylediğim gibi aletsel ve tarihsel deprem datası yok elimizde.
Yani 500 yıl önce kırıldığını bilmiyoruz. 1000 yıl önce kırıldığını bilmiyoruz. Yaşlılarla da konuştuğumuzda burada bir depremden bahsedemiyoruz ama fayımız var. O halde uzun süredir burada deprem olmamış ve bir riskin yoğunlaştığını, enerjinin biriktiğini bu alanda söyleyebiliriz" dedi.
'SU KAYNAĞI VE HİDROJEN SÜLFÜR GAZI RAPORLANACAK'
Prof. Dr. Öztürk, fay hattının su çıkışlarında zehirli hidrojen sülfür gazı çıktığını ifade ederek, "Şimdi biz orada tabii su çıkışlarına baktık ve o su çıkışları gerçekten de cilt hastalığı için herkesin geldiği bir su. Bu suyun olduğu yeri de kapalı almışlar ve gazla çıkıyor. Kapalı alan bu gazın orada konsantre olmasına da sebep oluyor.