DAD Eşbaşkanı Kulu: Bu saldırılar bir denemeydi

Dersim Demokratik Aleviler Derneği Eşbaşkanı Musa Kulu, Ankara’daki Cemevi saldırıları için 'Tüm bu yaşanılan saldırılar aslında devlet denetimiyle oluyor' yorumunda bulundu.

Google Haberlere Abone ol

Semra Yansit

DİYARBAKIR - Ankara’da gerçekleşen eşzamanlı Cemevi saldırılarına Dersim’de bulunan Demokratik Aleviler Derneği (DAD) Eşbaşkanı Musa Kulu tepki gösterdi.

Cumhuriyet tarihinden beri saldırı ve katliamların yaşandığını dile getiren Musa Kulu, “Maraş'ta, Sivas'ta, Dersim'de, Zilan'da, Malatya'da, Suruç'ta, Sur'da katliamlar ve saldırılar yaşandı ve bu olaylar bu ülkenin karanlık sayfalarıdır. Türk Cumhuriyeti iki taş üzerine oturmuş: Türk ve Hanefi Müslüman olmak. İktidar herkesi Türkleştirmek ve Müslümanlaştırmak istiyor. Bunun dışındaki kimlikleri düşmanlaştırıyor. Bu ülkede başka kimliklerin nefes almaya hakları yoktur. Haliyle böyle bir ülkede demokrasiden bahsetmek de pek mümkün değil“ dedi.

‘İKTİDARIN ÖTEKİ DEDİĞİ ASLINDA DÜŞMANDIR’

Kulu, sözlerine şöyle devam etti: “Öteki demek aslında düşman demektir. Düşman olan da her zaman ortadan kaldırılması gerekendir. Ötekiyi ya fiziksel olarak ya dili yok ederek ya da inancına saldırarak ortadan kaldırmayı hedefler. Ülkede milyonlarca Alevi yaşıyor ancak anayasal hakları yok. Anayasal haklardan önce varlığı dahi kabul edilmiyor.

'Ya dinsizsindir ya teröristsindir.' Böyle bakan bir devlet aklıyla karşı karşıyayız. Bu akıl bize inkarı, baskıyı, zulmü ve saldırıyı getirir. Zulmü kabullenmek kendinden bir vazgeçiş halidir. Zulme karşı çıkmak da insan olmanın bir gerekliliğidir.”

‘DEMOKRATIM DEYİP SESİNİ ÇIKARMAYANLARIN KAYITSIZLIĞI'

Herkesin bu saldırılara karşı refleks göstermesi gerektiğini vurgulayan Kulu, “Bugün Alevilere yapılan saldırı yarın başka bir inanca ya da etnik kimliğe yapılabilir. Tarihe baktığımızda bunu çok daha iyi idrak ederiz. Bugün zulme karşı sadece zulüm görenler durmamalı. Asıl bu zulme bizzat Türk olup Müslüman ve Hanefi olanların seslerini yükseltmeleri gerekir. Demokratım diyen, insanım diyen kişilerin kayıtsız kalması aslında zulmü üretenlerin en büyük destekçisidir.

Birbirimizin ölümlerine sessiz kalıyorsak zaten ölmüşüz. Bir Müslüman başka insanların yaşadığı zulmü görmeyip karşı çıkmıyorsa zaten birçok şey ölmüş demektir. Bir Müslüman'ın rehberi peygamberi ve kitabıdır.

Kuran-ı Kerim de diyor ki: ‘Her kavimi ayrı yarattım ve her kavime ayrı dil verdim.’ Şu an bu kavimlere ve bu kavimlerin kullandığı dile ve sahiplenildiği inanca saygı duyulmuyor” dedi.

‘TÜM BU SALDIRILAR DEVLET DENETİMİYLE OLUYOR'

“Sistem şu anda zulüm üretiyor” diyen Kutlu, “Bir fail yakalarlar, o fail ya aklı yerinde değildir ya da sorumlu kişiyi mahkemeye çıkaracaklar ve cezasızlıkla ödüllendirecekler. Bu yapılan saldırı bir denemeydi. Çünkü iktidar zora girdiği zaman düşman üretir. Düşman üreterek kendi çeperinde bulunan insanları bir arada tutmak ister ve bu gücü kaybetmek istemez.

Bir cemevine saldırı yapıldıktan sonra ardından bir camiye saldırı olacak ve bunu solcular ya da Aleviler yaptı deyip bir algı oluşturmak isteyecek. ‘Herkes Türk'ün ve Müslümanların düşmanıdır’ anlayışı hakim kılınacak. Çünkü iktidar kaos yaratarak ayakta kalmaya çalışıyor. Toplumun nabzı tutulmaya çalışılacak. Toplum bir refleks gösterirse geri adım atılacak ve başka bir yol ve yöntemle toplum ayrıştırılmaya çalışılacak. Tüm bu yaşanılan saldırılar aslında devlet denetimiyle oluyor. Kişilerin böyle refleksleri yoktur. Bu saldırı tamamen planlı ve programlı bir sistemdir. Diğer türlü düşünmek hayatı bilmemek ve saflıktır.

Bu saldırıya karşı Alevilerden önce Türk, Müslüman ve aydınların seslerini çıkarmaları gerekmektedir. Birbirimize sahip çıkmalıyız ve olayları iyice çözümlemeliyiz. Bu olaylar sadece protesto etmekle çözülmez. Bu kalıcı bir çözüm değildir. Hayat örgütlenmektir. Ve bizler zulme, baskıya, şiddete ve demokrasi dışı olan tüm şeylere karşı çıkmalıyız. Bu karşı çıkış toplumsal bir karşı çıkış olmalıdır. Zulme karşı herkesin bir sözü olmalı ve sesinin yükseltmelidir” diye konuştu.