Covid-19’un nörolojik etkilerini yaşayanlar anlatıyor

Covid-19 tanısı konulduktan 10 gün sonra kısa süreli bellek kaybı yaşayan 32 yaşındaki Elanur Rüzgar, “Tıpkı bir elektrik kesintisi gibi bir anda bir kopma oluyordu. Ne anlatacaktım ya da bir şey anlatacak mıydım bilemiyordum” diyor. Mart sonunda Covid pozitif olduğunu öğrenen 51 yaşındaki Yusuf Kuzu ise kafatasında ciddi bir uyuşma hissettiğini belirterek yaşadığı durumu şöyle özetliyor: “Sanki kafamın içine kurşun dökmüşler gibiydi.”

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Dünyayı etkisi altına alan yeni tip korona virüsü, sinir sistemine de zarar veriyor. Salgının ilk dönemlerinde baş ağrısı, tat ve koku kaybı semptomları üzerinden tartışılan bu etkilere, zaman içerisinde baş dönmesi, dikkat dağınıklığı, bilinç bulanıklığı gibi yeni belirtiler de eklendi.

Nörolojik yakınmalar bazı kişilerde hastalık sırasında bazılarındaysa iyileştikten sonra ortaya çıkıyor. Uzmanlar, nörolojik belirtilerin hastalığı ağır geçirenlerde daha sık görüldüğünü ve şimdiye kadar yapılan araştırmalara göre bu etkilerin büyük bir bölümünün geçici olduğunu belirtiyor.

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Burcu Örmeci, solunumun yolu virüslerinin sinir sistemine etki etmesinin yeni bir durum olmadığını belirtiyor. Gazete Duvar’a konuşan Örmeci, “Grip, kızamık ve nezle virüslerinin hepsi, beyni veya merkezi sinir sistemini enfekte edebilir ve nörolojik hastalığa neden olabilir. Covid-19 da bilinen bir zatürre virüsü olan korona virüsünün yeni bir mutant şeklidir” diyor.

Covid-19 geçiren her üç kişiden birinde nörolojik belirtilerin ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Örmeci, nörolojik etkilerin erkeklere oranla kadınlarda daha sık görüldüğüne dikkat çekiyor.

‘SİNİR SİSTEMİNİ DİREKT İSTİLA EDEBİLİR’

Doç. Dr. Burcu Örmeci

Peki korona virüsü, sinir sistemimizi nasıl ele geçiriyor ve nörolojik etkiler nasıl bir tahribatın sonucu olarak ortaya çıkıyor? Doç. Dr. Burcu Örmeci, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Virüs, sinir sistemini direkt istila edebilir ya da virüsün neden olduğu yangısal olaylar, nörolojik sistemlerde ikincil hasara neden olabilir. Özellikle solunum ve kalp sistemleri üzerindeki etkiler, kanın oksijenlenmesini bozar ve bu durum beyinde oksijensiz kalmaya bağlı etkilere neden olabilir. Bunların yanı sıra, virüsle mücadele sırasında kullanılan ilaçlar da sinir sistemini etkileyerek nörolojik belirti ve bulgulara neden olabilir.”

‘KAFAMIN İÇİNE KURŞUN DÖKMÜŞLER GİBİYDİ’

İstanbul’da yaşayan 51 yaşındaki Yusuf Kuzu, yeni tip korona virüsünün nörolojik etkilerine maruz kalan kişilerden biri. Öksürük şikayetiyle sağlık kuruluşuna başvuran Kuzu, 28 Mart’ta Covid-19 tanısı almış. Tanı aldıktan bir süre sonra kafasında çok ciddi bir uyuşma başladığını belirtiyor. Aradan geçen altı ayda şikayetinin sıklığı azalsa da zaman zaman aynı sorunu yaşamaya devam ettiğini ifade ediyor.

“Bütün kafatasını saran bir ağrı vardı. Zihin fonksiyonlarını engelleyen bir şey değil, ama bir ara yataktan çok zor kalktım. Sanki kafamın içine kurşun dökmüşler gibiydi ve göz çevremde bir ağrı vardı.”

Korona virüsü geçirdikten sonra boyun ve omuz bölgesindeki ağrıların da devam ettiğini söyleyen Yusuf Kuzu, aynı zamanda mide yanması da yaşıyor. Virüs yokken herhangi bir sağlık probleminin olmadığını dile getirerek “Virüs ortaya çıktı, virüsle beraber başka sorunlar da ortaya çıktı. Dolayısıyla akıl, ikisi arasında bağ kuruyor” diyor.

Covid sonrası ortaya çıkan sağlık problemleri için defalarca hastaneye gitmek zorunda kalan Yusuf Kuzu, virüsü geçiren hastalara bütüncül bir tedavi uygulanmadığına dikkat çekiyor. Her bir şikayeti için farklı bir branşa giderek hastalık öyküsünü tekrar tekrar anlatmak zorunda kaldığını vurguluyor:

“El yordamıyla sağa sola gidip hikayeyi anlatıp çözüm arıyorsunuz. Bütün bunlarla tek tek uğraşmaktansa bir birimin, bir merkezin kurulmuş olması gerekiyor.”

‘TIPKI ELEKTRİK KESİNTİSİ GİBİ’

Erzurum’da yaşayan 32 yaşındaki Elanur Rüzgar, Covid-19 test sonucunun pozitif olduğunu 19 Ağustos’ta öğrenmiş. Teşhis konulduktan yaklaşık 10 gün sonra, kısa süreli bellek kayıpları yaşamaya başlayan Rüzgar, içinde bulunduğu durumun yüksek ateşten kaynaklanıyor olabileceğini düşünmüş. Ancak hastalık süresince yüksek ateş belirtisi göstermediğini fark edince bunun bir tür nörolojik etki olabileceğini anlamış:

“Tıpkı bir elektrik kesntisi gibi bir anda kesiliyordu. Ama o kesilmeler, bir unutkanlık değildi farklı bir şeydi. Bildiğiniz bir temassızlık, bir boşluk gibiydi. Mesela arkadaşımla konuşuyordum, neler yaşadığımdan bahsediyorum bir anda bir kopma oluyordu. Ne anlatacaktım ya da bir şey anlatacak mıydım bilemiyordum. Sonrasında toparlamaya çalışıyordum ama farklı bir yerden devam ediyordum, sanki bir atlama gibi. Konuşmaya devam ederken ‘Ben ne diyorum acaba, buraya nasıl bağladım’ diye düşünüyordum.”

Hastalığın ağır seyrettiği günlerde bu etkiyi daha sık yaşadığını belirten Elanur Rüzgar, aynı durumu nadiren de olsa iyileşme sürecinde de yaşamış. Aradan geçen iki ayın ardından kısa süreli bellek kaybının son bulduğunu ifade ediyor.

‘NÖROLOJİK BELİRTİLER COVID-19’U İŞARET EDİYOR OLABİLİR’

Salgın süresinde virüsün nörolojik etkilerinin akılda tutulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Burcu Örmeci, nörolojik yakınmalarla sağlık kuruluşlarına başvuran kişilerin korona virüsüne yakalanmış olabileceğine dikkat çekiyor. “Hastalarda nörolojik belirti ve bulguların saptanması, ancak bu durumların farkında olunmasıyla ve araştırılmasıyla mümkün. Mevcut şartlarda nörolojik belirti ve bulgularının göz ardı edilmesi muhtemel. Ancak salgın döneminde, hastalığın yayılmasını önlemek ve tedavi etme şansını kaybetmemek için nörolojik belirtileri olan hastalarda Covid-19 riskinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.”