Covid-19 okumaları

Bu virüsün atasının yıllarca insanda hastalığa neden olmadan yaşadığını ve kimsenin bunun farkına varmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ne zaman ki mutasyon geçirip ölümcül olduysa "doğuş teorileri" ortaya atılmış ve adlandırılmıştır.

Google Haberlere Abone ol

Edîb Polatpolatedip21@gmail.com

Coronaların Sars-Cov türünün, Sars-Cov-2 suşunun (yani Covid-19'un) "Hızlı üreyen canlılar, hızlı tür veya alt türler üretirler, hızlı değişirler ve çok mutasyon geçirirler," kuralına uygun olarak değiştiğini önceki yazımızda belirtmiştik. Nitekim şimdiye kadar bilinen üç varyantının İngiltere, Brezilya ve Güney Afrika'da görüldüğü, bunlardan en öldürücü olanın Brezilya'daki varyant olduğu açıklandı. Bu satırlar yazıldığında Yeni Zelanda'da yeni iki varyantının belirlendiği haberi yayıldı. Peki, bu varyantlar adlandırıldı da, geriye kalanlar nasıl tanımlanacak? Yani dünyanın diğer ülkelerine yayılan Covid-19 suşları yahut varyantlarına ne ad vereceğiz? Hemen şunu belirtelim, geriye kalan varyantlar bir kısım medyada açıklandığı gibi "standart Covid-19" değildir ve asla böyle adlandırılamazlar. Zira "standart Covid-19" diye bir şey kalmadı ve olamaz. Şöyle ki:

Üyesi fazla olan türler (suşlar, varyantlar vs.) akışkan sıvı gibidirler, asla bir ülkede veya kentte aylarca ve yıllarca değişmeden kalamazlar, hızlı değişirerek ya yok olurlar veya yeni özellikler alırlar. Bu yüzden "standart Covid-19" tanımı belki Wuhan'da ilk kez ortaya çıktığı kişideki virüse denebilir, ama sonrasındaki hiç bir ülkedeki suşa standart denemez, denmemeli. Eğer diğerlerine illa ki bir tanım yapmak gerekirse "insan genomuna uyan, organizmamızın yenebildiği, ilaç ve aşılar tarafından tez yok edilebilen varyantlar" denebilir veya her ülkedeki virüsler o ülke adıyla farklı tanımlanabilir. Bunların hastalık yapıcılığı, öldürücülüğü, bulaş hızları da farklı olacaktır.

Canlılar âleminin kuralı şudur: Bir tür doğal afetler ve diğer türler tarafından ya yok edilir ya da gelişerek yeni türler, alt türler, suşlar, varyantlar doğurur ve dayanıklı hale gelir.

Bir yıldan fazladır ne insanoğlu Covid-19'u yenebildi ne de Covid-19 insanlığı alt etti, bu yüzden hem insan soyu pandemi öncesine göre güçlendi hem de Covid-19 varyasyonlar geçirerek kuvvetlendi, özellikler kazandı ve çeşitlendi. Bunun neticesinde de orijinal Covid-19 diye bir şey kalmadı. İnsan türü (Homo Sapiens) ilk kez yeryüzünde farklılaşmaya başladığında da benzer bir süreç izlemiştir. Kendisinden önceki türden mutasyonlar geçirip doğal seleksiyonun desteğiyle yaşama ve üreme ortamı bulduğunda, tıpkı Covid-19 gibi dünyanın değişik coğrafyalarında farklı Homo sapiens alt türleri meydana geldi: Çin'de ortaya çıkan alt türe Homo sapiens pekinensis, Afrika'da görülenlere Homo sapiens africanus, o devirde Almanya'da yaşayanlara Homo sapiens neodertalensis vs. denildi. Peki, diğer insanlara ne ad verildi? Homo rudolfensis, Homo habilis, Homo erectus vs. gibi devirlere göre pek çok isim aldı insan türü. Kısacası geriye saf bir Homo Sapiens kalmadı. Aynı şey Covid-19 için de geçerlidir, şu an her ülkenin kendine göre bir Covid-19 varyantı bulunmaktadır ve zamanla varyanta ismini verebilecektir, ancak bu konuda henüz yeterli araştırmalar yapılmadığı için adlandırmalar eksik kalmaktadır ve biz hastalık yapanları ancak görebileceğiz, diğerlerini hiç fark etmeyeceğiz bile. Önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi RNA'ların nükleotid çeşitleri (Adenin Urasil, Guanin Sitozin) dışında bu virüslerin neredeyse hiç bir ortak özelliği kalmamıştır/ kalmayacaktır. Ünlü psikanalizci Nietzsche'nin "beni öldürmeyen şey, güçlendirir" sözünde belirttiği gibi, insanoğlu Covid-19'u bitiremediği için, onu elinde olmayarak güçlendirmiştir. İşte Brezilya varyantı bunun sonucudur ve korkarım ki aşılardan sonra farklı güçlü suşlarla karşılaşabiliriz. Neden?

Varolan ilaçlar virüsü tamamen yok etmiyor, aşılar da iki doz halinde verilmektedir ve ilk doz verildikten sonra vücutta tam bir antikor koruması oluşmadığı için virüs o zayıf bağışıklıkta kendini korumaya çalışırken de güçlenebilir. "Virüs yara alamayacağına!" göre, bir defada ölmemekte ve güçlenmektedir.

Bir soru: Covid-19 insanla savaşında hep güçlenme yönünde mi mutasyon geçirmekte? Hiç geriye doğru, yenilme istikametinde değişime uğramamakta mıdır?

Şu okumayı yapmak mümkün: Geçen bir yıllık süre zarfında insana karşı zayıf düşen, yok olan milyonlarca, belki milyarlarca Covid-19 ortaya çıkıp kaybolmuştur, ama bizim bundan haberimiz bile olmamıştır. Çünkü yenilenler, zaten yok oldukları için üzerlerinde durulmamıştır. Geriye kalanlar hızlı yayılan ve dayanıklı olan varyantlardır ki, adlarından söz ettirmektedirler. Neden yenilmeyenlere mutasyon geçirmiş (Brezilya, İngiltere, G. Afrika vs. varyantı) diyoruz da yenilenlere mutasyon geçirmiş demiyoruz ve onları adlandırmıyoruz? Oysa mutasyon insana göre hem pozitif hem negatif yönde geçirilebilir. Bir de şu sıralar kaplanlarda görüldü, nasıl bir seyir izler bilemeyiz. Yarasadan insana geçtiği gibi kaplandan da insana daha tehlikeli bir varyantı geçebilir.

Evrim teorisine göre bütün canlılar koaservatlardan başlayan bir değişimle önce tek hücreli canlılara sonra sırayla diğer türlere dönüşerek, gelişerek, farklılaşarak günümüze kadar geldiler. Zaten insan, embryolojide evrimin tekrarı dediğimiz zigottan (tek hücreli benzeri yapı denebilir) başlayarak 9 ay 10 gün boyunca aşama aşama evrimleştiği canlının embriyolarını kısa aralıklarla kendinde göstermesi bundan. Önce diğer tek hücrelilerle rekabete girdik, galip geldik ki gelişebildik, mutasyonlar geçirip doğal seleksiyonla bugünkü halimizi aldık. Bu, insanın Covid-19 veya diğer virüslerle ilk karşılaşması da değildir; Sars, Mers, İspanyol gribi vs. virüsleriyle savaşımında galip çıktı. Bu galibiyetleri gelecekteki virüslere karşı da banko galip gelir anlamına gelmiyor, her savaşı ayrı vermek zorundadır.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NÜN (WHO) 'ARAŞTIRMASI'

Hatırlayacaksınız önce WHO heyetinin Çin'e girişine izin verilmedi. Sormak gerekir WHO Wuhan'da neyi araştırmak için gitti?

-Bu virüsün yarasadan insana geçişini yerinde tespit etmeye mi, bunun izlerini bulmaya mı?
-Virüsün laboratuvarda sentetik veya yarı sentetik üretildiğinin bulgularına rastlamaya mı?
-Sözkonusu laboratuvarda bir aşı üzerinde çalışılırken bir kaza sonucu virüsün önce kime bulaştığını bulmaya mı?

Yoksa,

-Bütün bu ihtimallerden hangisinin ortamının (kirlilik vs. nedenlerle) olup olmadığının bilimsel tespitini yapmaya mı?

Amaçları ne olursa olsun (belki virüse ilk yakalananlarla röportaj yapmak istediler), bu hususta bir yöntem yahut hedef tespiti hatasından söz etmek mümkündür. Ki, zaten heyet hiçbir şey elde edemeden geri döndü. Sadece bu yazı yazıldığı gün WHO, şu ilginç ama bizce beklenen açıklamayı yaptı: "2019 Aralık ayından önce bu virüs Wuhan'da zaten yaygındı...." Bundan şu okumayı yapmak mümkün: Virüse adını veren "19" da gerçekçi ve bilimsel değildir. Virüs hastalık yapıncaya ve bu hastalıktan ölümler başlayıncaya kadar yok sayıldı.

Naçizane 18 yılını kamuda bakteriler ve virüsler üzerinde çalışarak geçiren biri olarak, bu virüsün atasının yıllarca insanda hastalığa neden olmadan yaşadığını ve kimsenin bunun farkına varmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ne zaman ki mutasyon geçirip ölümcül olduysa "doğuş teorileri" ortaya atılmış ve adlandırılmıştır. WHO heyetinin çalışma yönteminin hatalı oluşundan söz ettik, zira doğada bazı olaylar geri dönüşsüzdür (irreversible) ve asla tekrarlanamazlar, doğum olayı da bunlardan biridir. Her bir canlının doğuşu (virüs, bakteri vs. de dahil) Big Bang gibidir, bir kez olur, müstesnadır, her birey için de, türler için de bir kez vuku bulur. Bu yüzden teşbihte hata olmaz; ha akan bir dereye daha önce bırakılan bir eşyayı aynı yerde aradınız, ha virüsü doğduğu yerde aradınız. Aynı suda bir kez daha yıkanmak mümkün değil.

WHO heyetinin bir şey bulması beklenemezdi, bulsaydı da aynı virüs olmayacaktı.

*Biyolog