GIDA ENFLASYONUNDA DÜNYAYLA MAKAS AÇILIYOR
Gıda enflasyonu, dar ve orta gelir grubunun kabusu olmaya devam ediyor. Bunun salt enflasyon döngüsüyle ilgili olmayıp yapısal bir sorunun, tarım ve hayvancılıkta yaşanan çok yönlü sorunların bir sonucu olduğu tespit edilerek ciddi önlemler alınmazsa hem dezenflasyon sürecini hem de gıda güvenliğini ciddi bir biçimde etkileyeceğini söylemek gerek. İşte bu yüzden küresel gıda fiyatları düşerken Türkiye’de tersine artış sürüyor. Türkiye ile küresel gıda enflasyonundaki makas mayıs ayında da açık kalmaya devam etti. Dünya gıda fiyatları, mayıs ayında şeker ve bitkisel yağ fiyatlarındaki düşüşlere rağmen, tahıl ve süt ürünleri fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle art arda üçüncü ayda arttı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi nisan ayındaki revize edilmiş seviyeden yüzde 0.9 yükselerek mayıs ayında 120.4’e çıktı. Bununla birlikte, endekste yıllık bazda yüzde 3.4’lük düşüş kaydedildi. Gıda fiyatlarında aylıkta yükseliş ivmesi görünürken, yıllık düşüş hızında da yavaşlama dikkat çekti. TÜİK verilerine göre mayıs ayında yıllık gıda enflasyonu yüzde 69.9 oldu. Son veriyle birlikte, küresel gıda enflasyonuyla olan makas da 73 puanın üzerinde gerçekleşti.
ŞİMŞEK’İN İDDİALARININ GERÇEK OLMASI GÜÇ GÖRÜNÜYOR
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kur korumalı mevduattan (KKM) piyasada sorun yaratmadan çıkacaklarını açıkladığını hatırlatıp, “TL cinsi KKM’ye son verdik. Döviz cinsinden de şimdiden haber vereyim ben. Temmuzda şirketlerin vergi avantajını yenilemeyeceğiz. Dolayısıyla TL mevduat daha cazip hale gelecek diye düşünüyoruz” dedi. Veriler KKM’den çıkışların hızlandığını gösteriyor, bu uygulamayla birlikte, KKM’den çıkışların daha da hızlanması beklenebilir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı’nın açıklaması gerçekçi görünüyor. Ancak konu dezenflasyon olunca fazla iyimser olduğunu söylemek mümkün. Dezenflasyona geçiş sürecinin bittiğini söylüyor Mehmet Şimşek ve ekliyor: “Dezenflasyonun eşiğindeyiz. Sadece baz etkisiyle değil, enflasyonun kalıcı düştüğünü hep birlikte göreceğiz. En kötüsü geride kaldı. Aylık enflasyon bir patikaya doğru evriliyor, hazirandan itibaren düşecek. Keskin düşüşler de göreceğiz”. Oysa ki, aylık enflasyonda keskin düşüşler olması pek mümkün görünmüyor. Söz gelimi gıda ve hizmet enflasyonunun ne denli dirençli olduğu ortada... Bir diğer mesele olan bütçe açığı konusunda da iddialı Şimşek, alınan ve alınacak tedbirlerle, açığın gelecek yıldan itibaren yüzde 3’lerin altına çekilmiş olacağını iddia ediyor, ki bu da fazla iyimser görünüyor.
KKM’DEN ÇIKIŞLAR UMUT VERİYOR
KKM ile ilgili stok bakiyesi verisi TCMB tarafından yayımlandı. Aylık bazda yayımlanan verilere göre, nisan ayı itibarıyla dövizden dönüşümlü KKM stoku 72.8 milyar dolar oldu. Veriler dövizden dönüşümlü KKM’nin 2023 Temmuz ayında 97 milyar dolarla zirve seviyeye yükselmiş olduğunu gösterdi. Ekonomi yönetiminin aldığı önlemlerin etkisiyle, bu tarihten itibaren dövizden dönüşümlü KKM stokunda düzenli düşüş izlendi. Nisan ayındaki stokun 51.4 milyar doları gerçek kişilerin hesaplarından oluştu. Yani, dövizden dönüşümlü KKM stokunda gerçek kişilerin payı yüzde 71 düzeyinde oldu. Nisan ayında tüzel kişilerin dövizden dönüşümlü KKM stoku ise 21.3 milyar dolar seviyesine geriledi. TL KKM ise nisan ayı itibarıyla bu hesapların yenilenemeyeceğine ilişkin düzenlemelerin etkisiyle 65.1 milyar TL'ye kadar çekildi. TL KKM’de 2023 Ağustos ayında 1.06 trilyon TL hacimle zirve seviye görülmüştü. Şu süreçte olası bir döviz şoku beklenmiyor, KKM hacmi ne kadar azalırsa Türkiye ekonomisinin üzerinde potansiyel bir tehdit oluşturan bu sorun da ortadan kalkmış olacak. Hala TCMB ve Hazine açısından ciddi bir yük oluşturmasına karşın, KKM artık eskisi kadar can sıkıcı bir sorun değil.
ÇİN OTOMOBİLLERİNİ DURDURMAK ANCAK İLAVE VERGİYLE MÜMKÜN
ABD ve Avrupa ülkelerindeki otomotiv devleri bile Çin otomotiv endüstrisinin rekabetine karşı koyamazken Türkiye’nin direnebilmesi hiç mümkün değildi. Hele ki konu elektrikli otomobiller olunca, Çin ile rekabet etmek imkansızdı. ‘Milli otomobil’ TOGG’un satışlarını, Çin menşeli elektrikli araçların baltalayacağı anlaşılınca, Türkiye, Çin’den ithal edilen binek araçlara ilave vergi bindirme kararı aldı. Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, mevcutta elektrikli otomobiller için uygulanan yüzde 40’lık vergi tüm yakıt tiplerindeki araçlar için de uygulanacak. Bununla birlikte, düzenlemeyle en düşük gümrük vergisi de 7,000 dolar olarak belirlendi. Türkiye otomotiv pazarında Skywell, MG, Chery, Leapmotor, Seres, Maxus, Hongqi, DFSK, BYD ve NETA ile on Çin menşeli marka bulunuyor. Bu listeye yakın zamanda SWM ve Jaecoo markalarının da eklenmesiyle, Çin menşeli marka sayısı onikiye çıkacak. Çin otomotiv firmalarının otomobil ve hafif ticari araç olmak üzere Türkiye’deki toplam satışları yılın ilk dört ayında 29 bin 539’a, otomotiv pazarından aldıkları pay da yüzde 7.95’e ulaşmış bulunuyor. Çin markaları arasında DFSK ve Maxus’un ticari araç satışı da var. Bu iki markanın hafif ticari satışları hariç tutularak sadece otomobil özelinde bakıldığında, Çin markalarının satış sayısı 29 bin 241’e, pazar payı ise yüzde 9.91’e yükselmişti.