Cargill direnişi: Saygı duymayı işverenlere öğretmek zorundayız

Cargill işçilerinin direnişini anlatan Tekgıda-İş Sendika Temsilcisi Suat Karlıkaya, “AKP 18 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsa zaten muhalafet partileri sorunu çözemediği, kitleyi göremediği içindir. Bu kadar işçi varken, işçi hakları için bir şey yapmadığınızda yapacak hiçbir şey yok. Diğer partilerin katkıları yeterli değil. Kamera olmadan gelen kimse yok. Yine de ben mücadelelerde yalnızlığa inanmam. Biz, bizimle olan insanları biliyoruz” diyor. 

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - “Cargill direnişimizde bugün 1003. gün. 17 Nisan’da 3. yılımız dolmuş olacak. Türkiye’de sermayenin temel misyonu köleleştirmektir. Kendi servetlerini artırabilmek için işçinin sırtındaki deriyi sökmeye çalışıyorlar.”

Tek Gıda-İş Sendika temsilcisi Suat Karlıkaya’ya Türkiye’deki sermayeyi sorduğumda böyle yanıt veriyor. 

ABD gıda tekeli Cargill’in Bursa’daki fabrikasında Tek Gıda-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan 14 işçi açtıkları davaları kazanmalarına rağmen işlerine iadeleri gerçekleşmedi. İşçiler 1000’i aşkın gündür kâh Bursa’da fabrika önünde, kâh başka şehirlerde eylemlerine devam ediyorlar.

Tekgıda-İş Sendikası’na üye işçiler, direnişin bininci gününde, Ankara’da Tarım ve Orman Bakanlığı önünde eylem yapmak istediler. Bakanlık binasına yürümelerine izin verilmeyen işçiler eylemlerini sendika binası önünde sürdürmek isteyince gözaltına alındılar. 14 Cargill işçisi, emniyette ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Ancak akşam geç saatlerde serbest bırakılan işçilere bu kez sokağa çıkma yasağı nedeniyle iki kez ceza kesildi.

Tekgıda-İş Sendikası Temsilcisi Suat Karlıkaya yaşananları sosyal medya hesabından şu sözlerle paylaştı: “Ankara Emniyet’i gidebilirsiniz diyerek bizi yola çıkartıyor. Sonra Gölbaşı emniyetine plakamızı verip sokağa çıkma yasağından ceza yazdırıyor. Devlet gücünü gerçekten bizde mi sınıyor. Geri dönüyoruz Ankara’ya. İşsiz insanlara yaptığınızla gurur duyun.”

‘KAMERA OLMADAN GELEN KİMSE YOK’

Suat Karlıkaya.

Suat Karlıkaya, 2009’da Tek-Gıda İş Sendikası Tokat Şube Başkanı olduğu dönemde Tekel direnişinden de bildiğimiz bir isim. 

Uzun yıllardır içinde bulunduğu işçi mücadelesini, örgütlenme üzerine tecrübesini şu sözlerle anlatıyor:

“Sermaye işçiye göre daha birleşebilen bir yapı. Bir bakıyorsunuz rakip olan firmalar işçiye karşı ortak hareket ediyor. İşçilerin birleşebilmesi için bir sendika altına girebilmesi, toplu sözleşme elde edebilmeleri gerekiyor. İşçi senden benden daha kurnaz. İşçi sadece dibini görmediği suya girmek istemiyor. İşinden atılmayacağını anladığı an AKP’lisi, MHP’lisi, CHP’lisi, sol görüşlüsü hepsi sendikaya üye oluyor. O beğenmediğiniz AKP’liler mücadeleyi senden benden daha çok savunuyorlar, sahip çıkıyorlar. Karşımızdaki kitleyi iyi görmemiz lazım. Bunlar cahil insanlar değiller.”

 “AKP 18 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsa zaten muhalefet partileri sorunu çözemediği, kitleyi göremediği içindir. Bu kadar işçi varken, işçi hakları için bir şey yapmadığınızda yapacak hiçbir şey yok. Diğer partilerin katkısı yeterli değil. Kamera olmadan gelen kimse yok yani… Yine de ben mücadelelerde yalnızlığa inanmam. Milyonlar peşimizden yürüsün gibi bir talebimiz yok! Biz, bizimle olan insanları biliyoruz. İnandığımız bir davada bizim davamıza inanan insanlarla beraber yürümek isteriz.”

Karlıkaya, Cargill direnişi için şunları söylüyor: “İş başı yaptırmak yerine tazminatları ödendi. Üç kuruş parayla arkadaşlarımızı başlarından savmak istediler. ‘Çocuklar iyi yaşasın diye babalar direniyor’ sloganıyla başladı bu direniş. Dedik ki, ‘Arkadaşlar gidip bir fabrikada iş başı yapabilirsiniz ama o fabrikada da hakkınızı aradığınız zaman işinizden olacaksınız.’ Direnişi seçti arkadaşlarımız.”

'SİVRİSİNEKLERLE UĞRAŞMAYI BIRAKIP BATAKLIĞI KURUTMAMAMIZ LAZIM’

Karlıkaya, Cargill direnişi ile topluma vermek istedikleri mesajı şu sözlerle anlatıyor:

“Biz hep sivrisineklerle uğraşıyoruz. A fabrikasında, B fabrikasında sendika üyesi olduğu için işten atılan işçilerin direniş yapmalarını bekliyoruz. Bizim sorunumuzu yasaların çözmesi lazım. Yani artık bizim bataklıkla uğraşmamız lazım. Sivrisinekleri öldürdüğünüz zaman sorun bitmiyor, başka bir fabrikada yine sorun çıkıyor.”

“Mesela 10 yıldır Sütaş’la uğraşıyorum. Sendikalaşmanın önüne geçmek için 2012’de işçi çıkardılar. Yine aynı nedenle 2014’te işçi çıkardılar. 2017’de işçi çıkarma devam etti. Durmadan bunları yaşıyoruz. İşçi mücadelesi artık bataklığa kurutmaya yüzünü dönmeli.”

“Örgütlenmek hiç de sanıldığı gibi zor değil. Banvit’te 40 günde 4 bin 500 kişilik bir iş yeri örgütlendi. İşçilerle dışarıda görüştük, kahvelerde görüştük. 40 gün gibi bir sürede bunu başarabildik. Yetki tespitimizi aldık. İşverenlere saygı duymayı öğretmek zorundayız.”