İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Kasım ayında yüzde 71.3’ken, 2023 Kasım ayında yüzde 79.5’e yükseldi. Ocak-kasım döneminde dış ticaret açığı yüzde 0.1 artarak 99 milyar 828 milyon dolardan, 99 milyar 926 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Kasım döneminde yüzde 69.8’ken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 70’a yükseldi. Kasım ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı yüzde 93.3 oldu. 2024 yılında dış ticaret ikliminin olumsuz bir seyir izleyeceğinden herkes hemfikir, ihracat gelirlerine düşüş olacağı kesin.
BÜYÜDÜK, BÜYÜDÜK DE NASIL BÜYÜDÜK?..
Ekonomik krizin tek sorumlusu olan iktidar büyüme oranlarıyla övünüp duruyor. Övünüyor da, hiçbir yetkili o büyümenin bileşenleri üzerine konuşmak istemiyor. Şöyle diyelim, “Sağlıksız ve kalitesiz büyüme nedir?” sorusuna cevap arıyorsanız, Türkiye’nin büyüme oranlarına ve bileşenlerine bakmak yeterli! İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan da, her iş insanı gibi, önce hükümeti övüp sonra araya eleştirilerini serpiştirirken bu konuya değinmiş. Büyümenin pek çok şeyin anahtarı olduğunu dile getiren Bahçıvan, “Ekonomik büyümenin, ‘yüzde kaçtan’ ziyade ‘nasıl’ sorusuyla birlikte tartışılması gerekiyor. Eğer daha temiz bir çevre, daha nitelikli istihdam, daha yüksek refah sağlamayacaksa ne kadar hızlı büyüdüğümüzün ne önemi var?” demiş. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki makası daraltabilmek için hem fiziki hem de beşeri anlamda büyük çaplı sermaye yatırımlarına ihtiyacımız olduğunu belirtmiş. Büyümenin bileşenleri arasında hane halkı tüketiminin lokomotif olduğunu da hatırlatmış. Devamını getirelim, eğer ki yapısal sorunlara çözüm getirilmezse, büyüme hep kalitesiz ve sağlıksız olacak. Ve Türkiye hiçbir zaman gelişmiş ekonomiler seviyesine gelemeyecek. Bırakın onu bir Vietnam, bir Brezilya’nın bile yanına yaklaşamayacağız.
AVRUPA BORSALARI AÇISINDAN PERFORMANSLI BİR YIL OLDU
Avrupa Borsaları 2023’te 2021’den beri en iyi yıllık performansı kaydetti. Gösterge endeks Stoxx 600 yılın son işlem gününde yüzde 0.2 yükseldi. Böylece endeks yılın tamamında yüzde 12.6’lık artış kaydetti. En iyi performans yüzde 30’a yakın artışla İtalya borsasında görüldü. Almanya’da DAX endeksi ülkedeki karmaşık ekonomik görünüme rağmen bu yıl yüzde 20’ye yakın yükselirken Fransız CAC 40 endeksi yüzde 16.4, Britanya’da FTSE 100 endeksi yüzde 3.64 yükseldi. Merkez Bankalarının 2024’te faiz indireceğine dair beklentilerle son iki ayda tahvil faizleri düşerken küresel piyasalarda ralliler yaşandı. 2024 yılında Avrupa borsalarının nasıl bir performans göstereceğine gelince… Bu konuda uzmanların çelişik öngörüleri var. Stoxx 600’ün rekor kırmasını bekleyenler olduğu gibi, yüzde 18 ila yüzde 6 oranında düşüş bekleyenler de bulunuyor. Borsaların performansında politika faizlerinde artırımın durması ve indirim beklentileri, düşük seyreden enerji fiyatları ve Çin’de büyüme oranlarının yükselişe geçmesi temel etmenler olacak. Ancak, özellikle enerji fiyatları ve Çin’in büyüme rakamlarının ne olacağı konusunda bugünden öngörüde bulunmak oldukça güç.
KÜRESEL KAMU BORCU HACMİ 100 TRİLYON DOLARA DOĞRU…
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, Covid-19 öncesi 2019’da 74 trilyon dolar seviyesinde bulunan küresel kamu borcu, 2023’te 2019’a kıyasla yüzde 32.8, geçen yıla kıyasla yüzde 5.4 artarak geçen ay itibarıyla 97 trilyon dolara çıktı. ABD, geçen yıla kıyasla yüzde 10 artarak bu yıl 33 trilyon dolara ulaşan kamu borcuyla, dünyanın en fazla borca sahip ülkesi konumunda… Covid-19 salgınıyla birlikte tüm dünyada çoğu hükümet istihdam piyasasını korumak ve iflas dalgalarını önlemek için büyük ölçekli mali teşvik programları uygulamaya koydu. Hükümetler harcamaları finanse edebilmek için yüksek miktarlarda borçlandı ve bu da kamu borçlarının hızla artmasına yol açtı. Düşük faiz oranları hükümetlerin borçlanmasını daha cazip hale getirirken, özellikle gelişmiş ülkelerde yaşlanan nüfusa yönelik sağlık hizmetleri ve emekli maaşlarına ilişkin artan harcamalar da hükümet bütçeleri üzerinde baskı yaratıyor ve bu da maliyetlerin karşılanması için borçlanma yükünü artırdı. Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş ise küresel enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı yaratırken, çoğu ülke enerji maliyetlerini vatandaşlarına yansıtmamak için bütçe üzerinde bir başka baskı unsuru yaratan sübvansiyonları yoğunlaştırdı.