Bizans Kongresi Türkiye'den neden gitti?

Ayasofya’nın camiye çevrilmesinin ardından İstanbul’da yapılan Bizans Kongresi Venedik’e taşındı. Bizans Sanatı uzmanı Hayri Fehmi Yılmaz, “Umarım ileride Bizans kongreleri Türkiye'de yapılır" dedi.

Google Haberlere Abone ol

İZMİR - Ayasofya’nın müze statüsünün kaldırılıp, cami olarak ibadete açılmasının ardından Uluslararası Bizans Çalışmaları Komitesi’nde (AIEB) organizasyondan sorumlu uzmanlar, etkinliğin İstanbul’da yapılmaması kararı almışlardı. İptal kararı, 19 Temmuz tarihinde Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Melek Delilbaşı imzalı kısa bir açıklama ile duyurulmuştu.

Komitenin 2021’de İstanbul’da düzenlemeyi planladığı ancak Ayasofya Camii’nin açılışıyla 2022’de İtalya’da yapılmasına karar verdiği 24'üncü Bizans Kongresi, geçtiğimiz günlerde Venedik’te gerçekleştirildi. Peki, Venedik’e taşınan bu etkinliğin İstanbul’da yapılması neden önemliydi? Türkiye Bizans sanatı ve medeniyetine neden sahip çıkmalı? Bizans Sanatı uzmanı Hayri Fehmi Yılmaz ve Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın kongrenin Türkiye’den gidiş sürecini Gazete Duvar’a değerlendirdi.

‘BİZANS’IN HEM COĞRAFİ HEM DE KÜLTÜREL MİRASÇISIYIZ’

Türkiye tarihinin çok önemli bir süreci olan Bizans’ın yaklaşık bin yıllık bir dönemi kapsadığını söyleyen Hayri Fehmi Yılmaz, “Bizans'ı öğrenerek Türkiye tarihinin bin yıllık bir sürecini öğreniyoruz. Özellikle Türkler için Bizans biraz daha özel bir alan. Çünkü İslam öncesi Türk tarihini çalışmak istiyorsanız, tarihi anlamda en önemli bilgileri büyük ölçüde Bizans kaynaklarından edinebilirsiniz. O yüzden Bizans çalışmaları bizim için çok kıymetlidir. Bizans tarihi araştırmaları aynı zamanda Türk tarihi için bir kaynaktır. Bu açılardan Bizans tarihine bizim dünya milletlerinden biraz daha fazla ilgi göstermemiz gerekiyor” dedi.

Hayri Fehmi Yılmaz

“Bizans İmparatorluğu’nun coğrafi mirasçısı olduğumuz kadar kültürel mirasçısının da biz olduğumuzu düşünüyorum” diyen Yılmaz, “Dil ve din açısından belki başka uluslar gösterilebilir ama açıkçası Bizans'ın kültürel anlamda en önemli mirasçılarından birisi de biziz. Bu yüzden de Türkiye'de Bizans çalışmaları eskiden beri önemlidir. Hem tarih bölümlerinde Orta Çağ ve Geç Antik Çağ adıyla bu iş yapılır hem de Sanat Tarihi bölümlerinde Bizans sanatı bir ana bilim dalı olarak yakın zamana kadar çalışılmıştır. Anadolu'da yapılan kazılarda muhakkak Bizans dönemi buluntusu çıkar. Çatalhöyük’te kazıyorsanız prehistorik yerleşimin üstünde bir Bizans köyü vardır. Hititlerin başkenti Hattuşa'yı çalışıyorsanız orada da bir Bizans yerleşimi vardır. Dolayısıyla Türkiye'de yapılan bütün arkeolojik çalışmalarda Bizans vardır.” İfadelerini kullandı.

‘BİZANS’I BATILI’NIN İSTEĞİ DOĞRULTUSUNDA KORUMUYORUZ’

Dünyada da giderek artan bir öneme sahip olan Bizans medeniyetinden Hıristiyan olmaları ve Yunanca konuşmaları nedeniyle Türkiye’deki bazı marjinal grupların hoşlanmadığını ve bundan rahatsızlık duyduklarını ifade eden Yılmaz, sürecin de iyi yönetilememesiyle birlikte bir tedirginlik oluştuğunu ve Bizans Kongresi’nin Türkiye'den ayrıldığını belirtti. Bizans’ın bir imparatorluk olduğunu ve bünyesinde birçok halkı barındırdığını da vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Günümüze ulaşan Bizans mirasını hem Selçuklular hem Osmanlılar hem de Türkiye Cumhuriyeti muhafaza etti ve yaşattı. Dolayısıyla da onu bir batılının isteği doğrultusunda korumuyoruz. Bizim bu coğrafyadaki geleneklerimiz bize bunu söylüyor. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. Bu Türk İslam devletlerinin geleneğidir. Bu uygarlığın mirasını yaşatmıştır. Hatta ondan etkilenerek kendi uygarlığını zenginleştirmiştir. Bizim Türkiye'de yarattığımız Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarında hiç şüphesiz Bizans'ın da katkısı vardır. Dolayısıyla da biz buna zaten geleneksel olarak sahibiz ve koruyoruz. Çünkü Osmanlı ve Selçuklu uygarlıklarını anlamak için de Bizans'ı anlamak zorundayız. Asırlarca yan yana yaşadılar ve Bizans coğrafyası üzerine biz kendi uygarlığımızı geliştirdik. Dolayısıyla da etkilendik. Bunu anlamamak buna karşı direnmek çok zor."

‘BU ORTAK MİRASIMIZI HATIRLAMALI, HATIRLATMALIYIZ’

Bugün cami deyince Osmanlı coğrafyasında yaşayan insanların zihninde beliren imgenin aslında Ayasofya olduğuna da dikkat çeken Yılmaz, bizim Bizans'a ne kadar yakın olduğumuzu anlatabilmek için bu tür şeyleri hatırlamamız gerektiğini ifade etti. Yılmaz, son olarak şunları söyledi:

“Biz bu uygarlığın mirasçıyız. Çok şaşırtıcı bir şekilde Osmanlılar ve Selçuklular da onlarla yakından ilgilidirler. Hem Selçuklu ve Osmanlı kaynakları Bizans hakkında bilgi verir hem Bizans kaynakları, Osmanlı ve Selçuklu hakkında bilgi verir. Bizans'ın içinde birçok Türk kökenli insan yaşamıştır. Osmanlı coğrafyasında ve Selçuklu dünyasında çok sayıda Bizans kökenli isim meşhur olmuştur. Bu ortak mirasımızı hatırlamalı ve hatırlatmalıyız. Umarım ileride başka Bizans kongreleri Türkiye'de yapılır. Kaldı ki Türkiye'nin yaptığı birçok etkinlik Bizans uygarlığı ile çok bağlantılıdır. Mesela İstanbul metrosu ve Marmaray kazılarında dünyanın en büyük Bizans koleksiyonunu denilebilecek dev bir buluntu grubu ortaya çıkartıldı. Kültür Bakanlığı’na bağlı müzelerimiz dünyanın en büyük Bizans koleksiyonuna sahip. Bizans'ın mirasçısıyım diyen ülkelerde bu kadar büyük bir koleksiyon yok. Son yıllarda kazılar, restorasyonlar ve birçok uygulama ile bu uygarlığı dünyaya biz tanıtıyoruz.”

Prof. Dr. Asnu Bilban
‘BİZANS SİYASİ NEDENLERDEN DOLAYI YASAK BİR KONUYDU’

Bir ülkenin aday olduğu zaman tüm organizasyonları ve altyapıyı da hazırlayıp sunması gerektiğini ifade eden Asnu Bilban Yalçın ise, Türkiye’nin kongreyi yapabilecek alt yapıyı gerçekleştiremediğini ve vaatlerini yerine getiremediğini belirtti. Türkiye için çalışan komiteyi de görevini yapmadığı konusunda eleştiren Yalçın şöyle devam etti:

“Ülkemizde, öncelikli olarak Bizans ve medeniyetine sahip çıkması gereken akademisyenler, araştırmacılar böyle bir girişimi sonuçlandıramıyorlar ise toplum olarak Bizans’a nasıl sahip çıkacağız? Yani önce bizler üzerimize düşeni yapmalıyız, toplumu bilinçlendirebilecek tüm girişimlerin içinde bulunmalıyız. Çünkü bilinmeyen her şey korkutur. Bizans Türkiye’de uzun yıllar siyasi nedenlerden dolayı yasak olarak görülmüş bir konuydu. Ancak buna tezat olarak Avrupa ülkelerinden çok daha önce İstanbul Üniversitesi’nde S. Runciman tarafından Bizans kürsüsü kuruldu. Bizans tarihi ülkenin birçok üniversitesinde okutulmakta ve çalışılmaktadır. Ancak bir yandan milliyetçi diğer yandan filo Amerikan şeklinde iki zıt yoldan ilerleyen Bizans akademik camiası, ülkede ihtiyaç olan sahip çıkma sorununa çare bulamadı.”

‘BİZANS MEDENİYETİNE SAHİP ÇIKMALIYIZ’

İtalya’da gerçekleştirilen kongrenin gündeminin de Ayasofya’nın cami yapılması ve Türklerin Bizans kültür varlıklarına sahip çıkmaması olduğuna dikkat çeken Yalçın, şöyle devam etti:

“Aslında Türkiye’de Osmanlı veya Bizans’a yaklaşım aynı seviyededir. Türkiye’nin kültür varlıklarına yaklaşımı hepimizin bildiği bir konu. Ancak diğer medeniyetlere olduğu gibi Bizans medeniyetine de sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü bizim topraklarımızda var olmuş bir devlet. Geçmişteki, siyasi görüşlerin gölgesinde hala hatalı düşüncelerin devam etmemesi için öncelikle bilim insanlarının bunun gerekliliğini idrak etmeleri ve ettirmeleri gereklidir. Bu alanda eğitimin daha da geliştirilmesi, ilginin arttırılması gibi adımlar atılmalı. Ve her şeyden önce önyargılardan kurtulup, objektif bakmalı.”