Bir kara deliğin kütleçekimi çevredeki yıldızları ve gezegenleri yine de etkiler -tıpkı Samanyolu’nun merkezindeki kara deliğin yaptığı üzere, yörüngede dönmelerine dahi neden olabilir- ama onları yutmaz. İngiltere’de bulunan York Üniversitesi’nden astronomi profesörü Paul Delaney, üniversitenin çevrimiçi sayfasında yayınlanan bir makalesinde şu örneği veriyor: “Şayet kendi yıldızımız (mucizevi bir biçimde) aynı kütleye sahip bir kara deliğe dönüşecek olsaydı, gezegenimiz kendisine etki eden kütleçekimi kuvvetinde herhangi bir değişiklik fark etmez ve aynı yörüngede dönmeye devam ederdi. Tabii ki aşırı karanlık ve soğuk olur; yine de kara deliğin bizim mesafemizde etki eden kütleçekimi bir kaygı durumu teşkil etmezdi.”
KARA DELİKLERİN 'İŞTAHINI KAPATAN' OLGULAR
ABD’deki Kaliforniya Üniversitesi’nin Berkeley kampüsünde bir kara delik uzmanı olan Alexei Filippenko, Live Science’a verdiği demeçte, kara deliklerin fazlasıyla küçük olduklarına dikkat çekiyor. Bir kara deliğin bir yıldızı yutma olasılığının aşırı yüksek olması için, söz konusu yıldızın neredeyse doğrudan doğruya kara deliğe ilerlemesi gerektiğini belirtiyor. Zaman içerisinde, bu tür bir kozmik dart isabeti gerçekleşebilir. Bununla birlikte, Filippenko, Samanyolu’nun merkezinde bulunan kara deliğin Güneş’i yutması için, mesela, yıldızın takip ettiği yörüngenin kara delikle tamı tamına aynı hizada olmasının “gerçekten çok büyük bir zaman” alacağını vurguluyor.
Evrendeki bilinen en büyük kara delik dahi -tahminen 40 milyar Güneş kütlesine sahip olan ‘TON 618’ adlı kozmik bir dev- kara deliklerin ne kadar büyüyebileceğine ilişkin kuramsal sınırlara yakın gibi görünüyor. Bu sınır, büyük kara deliklerin kendilerini maddeyle doldururken uzaya saldıkları tonlarca radyasyondan kaynaklanır. Radyasyon etraftaki maddeyi ısıtır ve iyonize eder, bu ise gaz ve tozun soğumasını ve kara deliğe düşmesini güçleştirir; netice itibariyle de kara deliğin beslenme hızını yavaşlatır. Bu öz-dengelenme, kara deliklerin değil bütün evreni, bütün bir galaksiyi dahi yutmasını engeller.
Ayrıca, evrenin göz önünde bulundurulması gereken ve gittikçe hız kazanan genişlemesi mevhumu da var. Khanna, uzaydaki cisimler birbirinden uzaklaştıkça, bir kara delikle çarpışma ya da ona yakalanma ihtimalinin daha da azaldığını aktarıyor. Şayet bir kara delik bütün evrenimizi yutacak olsaydı, kozmosun hareket ediyor gibi göründüğü istikamete doğru muazzam bir kayma yaşanması gerekirdi.
Kısacası, en azından devasa ve evreni yutabilecek kara delikler söz konusu olduğunda içiniz rahat olsun. Khanna, “Bizim açımızdan kaygılanacak bir şey yok” diyor. Tabii ki, evren hâlihazırda bir kara deliğin içinde değilse.
Yazının orijinali Live Science sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)