Connecticut vampirinin kimliği tespit edildi

ABD'nin Connecticut eyaletinde, 1990 yılında bulunan ve üzerine yalnızca 'JB55' yazılmış tabutun içindeki adamın, bir 'vampir' olduğu iddia ediliyor. Daha sonra yapılan DNA analizinden ve 1826'daki bir gazete haberinden yola çıkarak, tabuttaki adamın, yanında çocuğuyla birlikte gömülmüş olabileceği ortaya çıkarıldı.
Fotoğraf: Connecticut Devlet Arkeoloji Ofisi.

Jennifer Ouellette

1990 yılında, Connecticut eyaletinin Griswold eyaletindeki bir çakıl ocağının yakınlarında oynayan çocuklar, 19’uncu yüzyıldan kalma isimsiz bir mezarlıkta, mezarlarından çıkmış bir çift kafatasına rastladılar. Daha sonra yapılan kazılarda, tabutunun üzerine pirinç raptiyelerle sadece ‘JB55’ yazılan orta yaşlı bir adamın da aralarında bulunduğu 27 mezar daha ortaya çıkarıldı.

İSİMSİZ BİR VAMPİR ŞÜPHELİSİ

İlk mezar, diğerlerinin aksine, uyluk kemikleri kafatasının altında çapraz duracak şekilde (tehlike işaretini andıracak şekilde) özenle düzenlenmişti; bu durum, arkeologların, adamın dahil olduğu topluluğun, ‘vampir’ olduğundan şüphelendikleri sonucuna varmalarına yol açtı. Bilim insanları, nihayet ‘JB55’ için olası bir kimlik buldular ve bulgularını Genes dergisinde bu yaz yayınlanan bir makalede paylaştılar.

1990’larda JB55’in kemikleri üzerinde yapılan analiz, adamın öldüğünde 55 yaş civarında, orta yaşta bir işçi olduğunu gösterdi (dolayısıyla, JB55, adamın baş harfleri ve ölüm yaşını ifade ediyordu). Kalıntılar, ayrıca kaburgalarda lezyon belirtileri taşıyordu; bu nedenle, JB55 büyük olasılıkla o zamanlar verem olarak bilinen tüberküloz türü kronik bir akciğer rahatsızlığından muzdaripti.

Connecticut-Griswold’da bulunan 19’uncu yüzyıldan kalma ‘JB55’ kodlu mezar, ‘vampirin’ mezarından kalkmasını ve topluluktan ‘beslenmesini’ önlemek için düzenlenen kalıntıları içeriyor. Mezardaki adam, muhtemelen yerel bir işçi olan John Barber idi. Fotoğraf: Connecticut Devlet Arkeoloji Ofisi

Bu sorun, 1800’lü yıllarda antibiyotik yoksunluğu nedeniyle çoğunlukla ölümcüldü ve hastalık belirtileri kanlı öksürük, sarılık (soluk, sararmış bir cilt), kırmızı ve şişmiş gözler ile tam bir tükenişi sergileyen bir görünüm sunuyordu. Enfeksiyon genellikle aile üyelerine bulaşırdı. Belki de bundan ötürü, yerel topluluğun bazı insanların ‘vampir’ olduğundan şüphelenmiş olması şaşırtıcı değil.

NEW ENGLAND ‘VAMPİR PANİĞİ’ VE YENİ BULGULAR

Bu sebeple, 19’uncu yüzyılda Rhode Island, Vermont ve Doğu Connecticut’ta ‘Büyük New England Vampir Paniği’ patlak vermişti. Ailelerin vampirlik emareleri aramak için veremden ölmüş olanların cesetlerini mezarlardan çıkardığı ve ‘terapötik (iyileştirici) mezardan çıkarma’ adıyla bilinen bir uygulama yaygındı.

Organlarda (özellikle de kalpte) sıvı kan varsa, karın şişmişse ya da ceset nispeten ‘taze’ görünüyorsa, bu bulgular vampirliğe ilişkin bir delil olarak görülüyordu. Bu gibi durumlarda, organlar cesetten çıkarılarak yakılır, bazen baş bedenden ayrılır ve vücut yeniden gömülürdü. JB55’in akciğerlerinin durumu ve başının kesilmiş olduğu göz önüne alındığında, muhtemelen bir vampir olduğundan şüpheleniliyordu.

Makalenin yazarlarından, 1990’ların başlarında dava üzerinde çalışan Connecticut’lı emekli devlet arkeoloğu Nicholas F. Bellantoni, The Washington Post gazetesine verdiği demeçte, “Bu iş korku ve sevgiden ötürü yapılıyordu,” diyor. “Ailelerindeki insanlar ölüyordu ve bunu durdurmanın bir yolu yoktu; belki de ölümleri durdurabilecek şey buydu. Bunu yapmak istemeseler de hayatta olan insanları korumak istiyorlardı.”

1990’ların başında, Ulusal Sağlık ve Tıp Müzesi’nde (NMHM) görevli araştırmacılar, JB55’in uyluk kemiğinden örnek aldılar. DNA analiz edildi; ne var ki o günlerde güvenilir bir tanımlama yapmak için yeterli bilgiyi toplamak mümkün değildi. Virginia’da bulunan SNA International’da bir adli tıp uzmanı olan Charla Marshall, The Washington Post gazetesine verdiği demeçte, “Bu dava 1990’lardan beridir bir gizem,” diyor. “Artık teknolojik yeteneklerimizi geliştirdiğimizden, onun kim olduğuyla ilgili gizemi çözüp çözemeyeceğimizi görmek için JB55’i yeniden ziyaret etmek istedik.”

MUHTEMELEN JOHN BARBER

Araştırmacılar yapılan en son analizde, ‘Y-kromozomal DNA profillemesini’* kullandılar ve genetik işaretçileri çevrimiçi bir soyağacı veritabanı ile çapraz referans kullanarak incelediler. En uygun eşleşme, ‘Barber’ soyadına sahipti. 1826’da yapılan bir gazete haberinde, Griswald’lu John Barber’ın oğlu Nathan Barber adında 12 yaşında bir çocuğun öldüğü aktarılmıştı.

Tesadüfe bakın ki, JB55’in hemen yanındaki bir mezarda bulunan tabutun kapağında ‘NB13’ baş harflerinin bulunduğu görülmüştü. Bu, NB13’ün bahsedilen oğul, JB55’in de muhtemelen John Barber olduğuna dair güçlü bir kanıt demek. Bununla birlikte, ikisi hakkında başka bir tarihsel veya soyağacı bilgisi bulunmuyordu.

Araştırma yazarları, DNA profillerini yaşayan akrabalarınınkiyle karşılaştırılabildikleri II. Richard ya da Romanov ailesi gibi yüksek profilli tarihsel figürler için yapılan DNA analizlerinden farklı olarak, “Bildiğimiz kadarıyla, bu, kimliği olmayan tarihsel bir vakanın kalıntılarını belirlemek için DNA testi uygulanan ilk çalışma,” diyorlar. “Gelecekte yapılacak genetik soyağacı çalışmaları, JB55’in yaşayan torunlarına ulaşabilir ve büyük ihtimalle Connecticut-Griswald vampirinin kimliğinin John Barber olduğunu teyit edebilir.”

*DNA profillemesi (DNA testi), insanların DNA profillerine dayanarak onların kimliklerinin tespitini kolaylaştırmak için bilim insanlarının kullandığı bir tekniktir. Y kromozomu babadan oğula aktarılır, dolayısıyla baba taraflı akraba olan erkeklerin tespitinde yardımcı olur.

Yazının aslı Arstechnica sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)