İklim değişikliği çiftçiler için ne anlama geliyor?

Dünya ısınmaya devam ettikçe, son zamanlarda meydana gelen doğal felaketlerin sıklığı artacak. İklim değişikliği çiftçilerin üretimini etkilerken, bu felaketlerin artması çiftçiler için ne anlama geliyor?

Richard Ellis

İklim değişikliği, hâli hazırda, çiftçilerin üretebileceği yiyecek miktarını olumsuz yönde etkiliyor. Örnek olarak, 2019 sonbaharında İngiltere’de tohum ekim tarihi ertelendi ve boy veren ürünlerin bazıları yağışlı hava nedeniyle zarar gördü. Bu esnada Avustralya’da yaşanan kuraklık ise büyük bir hasara neden oldu.

Bununla birlikte, iklim değişikliği, tohumların kalitesini de etkileyerek, çiftçilik alanında bir darbe etkisi yaratabilir; bu durum ise olgunlaşarak besin üreten bitkilere dönüşen fideler yetiştirmeyi zorlaştırır. Araştırma grubum, yakın zamanda, tohumun gelişim sürecinde tam olarak ne zaman yaşandığına bağlı olarak, kısa süreli aşırı sıcak veya kurak dönemlerin bile, pirincin tohum kalitesini azaltabileceğini ortaya koyan bir çalışma yayınladı.

YENİ TÜRLER ÜRETMEK ZORUNDAYIZ

Diğer yandan, ürünlerin değişen iklime uyum sağlamasına yardımcı olabilmek amacıyla geliştirilecek yeni çeşitler üretmek de mümkün. Ve bunu gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan kaynaklar, gelecekte kullanılması amacıyla bitki çeşitliliğini koruyan tohum kütüphaneleri olan ‘gen bankalarında’ toplanıyor ve korunuyor.

Özellikle de gelişmekte olan dünyanın büyük kısmında, uygun fiyatlarla kaliteli tohum temini sorunu, çiftçilerin bitki yetiştirme olanaklarını kısıtlıyor. Tohumların hasat ve ekim dönemleri arasında saklanması gerekir ama düşük kaliteli tohumlar depolarda uzun süre dayanamaz. Ekilmesinin ardından, düşük kaliteli tohumların fide verme ihtimali daha düşüktür ve sonrasında ürün vermeme olasılığı daha yüksektir; bu durum ise tarlada daha düşük bir bitki yoğunluğu ve neticede daha cılız bir hasat anlamına gelir.

Bu nedenden ötürü, tohum kalitesinin araştırılması, iklimin tahıl ürünleri üretimi üzerindeki etkilerini değerlendirmenin önem arz eden bir yoludur. İklim değişikliğinin gıda maddelerinin içeriğinin ve gelecekteki bitkileri yetiştirmek için kullanılan tahıl tohumlarının kalitesini azaltabileceğini zaten biliyoruz.

AŞIRI İKLİM OLAYLARI MAHSULÜ AZALTIYOR

Bu bağlamda, sıcaklık, tohum kalitesini etkileyen ana faktör olma eğilimindedir; fakat yağış miktarı ve zamanlaması da mühimdir. Bu etki ortalama hava koşullarındaki değişikliklerden kaynaklanabilir ama kısa süreli aşırı sıcaklık veya yağış da mahsul gelişimindeki hassas aşamalarla çakıştığında önemlidir.

Örneğin, 1990’lı yıllarda yapılan araştırmalar, bir mahsulün çiçeklenme aşamasında ve hemen öncesinde yaşanan kısa süreli aşırı sıcak dönemlerin üretilen tohum sayısını azalttığını ve dolayısıyla çoğu tahıl mahsulünde elde edilen verimin düşürdüğünü ortaya koydu.

Araştırmalarımız, kısa süreli sıcak dalgalarının tohum gelişiminin başlangıcıyla çakışması halinde pirinçteki tohum kalitesinin en büyük zararı gördüğünü doğruluyor. Yanı sıra, tohum gelişiminin erken aşamalarında yaşanan kuraklığın da olgunlaşma dönemindeki kaliteyi düşürdüğünü göstermiştir. Ve hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde, her ikisi bir araya geldiğinde hasar daha da büyüyor.

Buna karşın, olgunlaşma sürecinde yaşanan daha yüksek sıcaklıklar, tohumlar kurudukça pirinç tohumu kalitesine katkı sağlayabilir. Ancak tohumun boğulmasına neden olan sel de hasara neden olabilir; bu durum, ilerleyen günlerde, olgunlaşma sırasında açığa çıkar. Bu husus, tohum kalitesinin hangi biçimde etkilendiğini incelerken, neden değişen yağışlarla birlikte sıcaklığın etkilerini ve aşırı hava koşullarının hassas zamanlamasını araştırmalarımıza dahil etmek zorunda olduğumuzu açıklıyor.

GELECEĞİN TOHUMLARI

Araştırmalarımız, ayrıca farklı tohum çeşitlerinin bu çevresel baskılara karşı farklı esneklik seviyelerine sahip olduğunu gösteriyor. Bu, gelecekte tarımın değişen iklime yanıt verebilmesinin, doğru çeşitlerin seçilmesi ve ıslahına bağlı olacağı anlamına geliyor.

Dünya artık genetik çeşitliliği korumaya yardımcı olan ve çok çeşitli bitkilerin tohumlarını depolayan küresel bir gen bankası ağına sahip. Örneğin, Uluslararası Pirinç Gen bankası, 130 bini aşkın ekili pirinç türünü, vahşi akrabalarını ve yakından ilişkili türleri, Afrika Pirinç Gen bankası ise 20 bin örneği barındırıyor.

Bulgularımız, bilim insanlarının gen bankası örneklerini ‘ebeveyn’ gibi kullanarak yeni mahsul çeşitlerini ürettikleri sırada, türün seçilen özellikleri arasında baskı altındaki ortamlarda yüksek kaliteli tohum üretebilme kabiliyetini de içermesi gerektiğini gösteriyor. Bu yolla, iklim değişikliğinin giderek artan baskılarına dayanabilecek yeni tohum türleri üretebilmeliyiz.

Yazının aslı The Conversation sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)