Yeni keşfedilen bir fosil, dinozor ve kuşları birbirine bağlıyor

Japonya’daki Kitadani Dinozor Madeni’nde keşfedilen fosil Erken Kretase Dönemi’nde yaşayan kuşların iskelet anatomisine net bir bakış olanağı sunuyor. 120 milyon yıllık bu fosil, dinozorlar ile kuşlar arasındaki evrimsel bağlantıları gösteriyor.
‘Fukuipteryx prima’ adlı dinozorun yeniden yapılandırılmış görüntüsü. Görsel: Masanori Yoshida.

Riley Black

Kuşlar antik yaratıklardır. Bugün yaşayan her şahin, serçe, güvercin ve penguenin ataları olan ilk kuşlar, ‘raptor’ (iki ayaklı etçil dinozor çeşidi/ç.n.) benzeri bir dinozorun değişime uğramış haliyken, Jurassic Dönem’e* kadar uzanan bir tarihe sahiptir. Son otuz yılda ortaya çıkarılan ve tanımlanan düzinelerce fosil, bu derin tarihin büyük kısmını aydınlattı ama kayalarda gizlenen kayıtlar yeni sürprizlere gebe olabilir. Yakın zamanda Japonya’da bulunan bir fosil, başka nelerin keşfedilmeyi bekleyebileceği noktasında yeni soruları gündeme getiren, beklenmedik bir kanatlıydı.

120 MİLYON YAŞINDAKİ HEYECAN VERİCİ KEŞİF

‘Fukuipteryx prima’ adı verilen iskelete ilişkin bilgiler, Fukui Vilayet Üniversitesi’nden Paleontolog Takuya Imai ve meslektaşları tarafından geçen hafta Communications Biology adlı dergide paylaşıldı. Ve son birkaç on yıl içinde benzer jeolojik çağa ait çok sayıda kuş tasnif edilmişken, bu kemiklere ve bulundukları yerlere dair ayrıntılar uzmanlar arasında bir heyecan dalgası yarattı.

120 milyon yıllık bu fosil, 2013 yılının yazında Japonya’daki Kitadani Dinozor Madeni’nde fosil ararken keşfedildi. Imai, “Fukui Vilayeti Dinozor Müzesi’nde görevli meslektaşlarımdan biri, bir çakıl taşı bloğunda hapsolmuş küçük kemiklere rastladı” diyor. O zamanlar, kemiklerin hangi yaratığa ait olduğu bilinmiyordu ama yekpare haldeki kaya kırıldıktan sonra, fosilin yapısı da açığa çıktı. İskelet ilkel bir kuşa aitti ve olağandışı bir şeydi.

Küçük gövdeleri ve içi boş kemikleri nedeniyle, kayıtlardaki kuş fosilleri nispeten nadir görülen buluntulardır. Çin’in 125 milyon yıllık ‘Jehol Biota’ veya ABD’nin 50 milyon yıllık ‘Green River’ oluşumu gibi sadece birkaç benzersiz fosil yatağı, paleontologların antik kanatlılara ayrıntılı biçimde göz atmalarına olanak sağlar. Buna benzer istisnai koruma alanlarının dışında iyi korunmuş bir kuş fosili bulmak önemli bir paleontolojik keşfi temsil eder. Japonya’daki Fukuipteryx, kuş fosilleriyle ilgili haritaya çok önemli bir alan daha ekliyor.

KUSURSUZ BİÇİMDE KORUNMUŞ

Dahası, Fukuipteryx’in iskeleti üç boyutlu biçimde korunmuş, yani kuşun kemikleri hayatta olduğu zamanki şekillerine benziyor ve zaman içinde ezilmeden kalmış. Imai, “Dürüst olmak gerekirse, kazı alanımızda bir kuş fosiline ait bu kadar iyi korunmuş bir bulguya rastlamayı beklemiyorduk” diyor. Paleontologlar küçük parçalar bulmayı umuyorlardı ama iyi korunmuş bir iskeletin büyük kısmına ulaştılar. Fosil, Çin’in Jehol Biota’sında bulunan ezilmiş ve kemikten yapılmış bir krepi andıran buluntulardan farklı. Fukuipteryx’in yassılaşmış kuşlarla yaklaşık aynı yaşta olduğu göz önünde bulundurulduğunda, iskelet, uzmanlara Erken Kretase Dönemi’nde yaşayan kuşların iskelet anatomisine net bir bakış olanağı sunuyor.

Imai ve ortak yazarların aktardığı kadarıyla, genel olarak, Fukuipteryx, Jurassic Dönem’de yaklaşık 30 milyon yıl önce evrimleşen en ilkel kuşlardan bazılarını andırıyor. Örneğin, pençelerle biten parmaklar, bilinen en eski kuşlardan biri olan ‘Archaeopteryx’ ile Fukuipteryx’in paylaştıkları bir özelliklerden biri. Ancak, Fukuipteryx’in kuyruğu kısadır ve ‘pygostyle’ adı verilen bir iskelet yapısında sona erer. Kemikli yapı, modern kuşlarda bulunan ve kuşların raptor benzeri dinozorlardan günümüzde var olan kuşlara geçişleri sırasında geliştirdikleri önemli bir özellik olarak kabul edilen kas ve kuyruk tüyleri için bir bağlantı noktasıdır.

BİR GEÇİŞ AŞAMASI ÖRNEĞİ

Özelliklerin birleşimi, Fukuipteryx’i ilkel kuşlar arasında hiç umulmadık bir yere koyuyor. Imai, “Yaptığımız inceleme, Erken Kretase Dönemi’ndeki kuşlar arasındaki en ilkel kuşun bu olduğunu açığa çıkardı,” diyor. Fukuipteryx, göz kamaştırıcı kuyruğu nedeniyle daha modern türlerle ortak özelliklere sahipken, en ilkel kuşlarla da büyük miktarda ortak özellikleri paylaşıyordu.

Fukuipteryx, garip bir vaka olmaktan ziyade, evrimde var olan ortak bir temanın altını çiziyor. Stony Brook Üniversitesi’nde paleontolog olan Alan Turner, “Evrimsel çeşitlenmenin ilk dönemleri daha iyi örneklendikçe, beklenmedik özellik bileşimleri görmek beni şaşırtmıyor” diyor. Turner, bazen pygostyle** gibi özelliklerle daha önce görülmemiş bileşimlerde ortaya çıktığını hatırlatarak, “Evrim nadiren doğrusal bir şekilde ilerler” diye ekliyor.

Gelecekte yapılacak yeni keşifler bu görüşü sınayacak; fakat bu kuş, Jurassic Dönemi’nin sonları ve Kretase’nin başlarında, kuşların bu erken dönemdeki çoğalışının, bugüne dek uzmanların tanımladıklarından çok daha çeşitli biçimlere evrildiğini gösterebilir. “Daha önce benzersiz kuşlara sahip yeni yöreler bulunması nedeniyle sürprizlere hazırlıklı olmamız gerektiğini düşünüyorum” diyen Turner, uzmanların henüz antik kuş çeşitliliğinin derinlerine inmediğini sözlerine ekliyor.

‘Fukuipteryx’, bilim insanlarını şaşırtacak en son kanatlı fosil olmayacak gibi görünüyor. Imai, “Bunun, gelecekte, Çin sınırları dışında keşfedilmeyi bekleyen ve henüz bilinmeyen birçok kuştan yalnızca biri olduğunu hissediyorum” diyor. Keşfedilmeyi bekleyen ilkel kuşlardan oluşan büyük bir dünya söz konusu.

*Jurassic Dönem (ya da Jura Dönemi), Mezozoik zamanın Trias’tan sonra gelen ikinci dönemidir. 205,1 milyon yıl ile 142 milyon yıl önceki zaman aralığını kapsar. Jura’da sürüngenlerin ezici bir üstünlüğü olsa da ilkel memeliler bu dönemde gelişme ve çeşitlenmelerine devam ettiler. İlk çiçekli bitkilerin de Jura’nın sonlarına doğru evrimleştiği düşünülüyor.

**Pygostyle (‘pigostil’ diye telaffuz edilir), birbiriyle kaynaşmış kuyruk omurlarından oluşan ve tipik olarak kuyruk tüylerini destekleyen üçgen yapı.

Yazının aslı Smithsonian Mag sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)