İnsan türünün ilk ataları dik yürüyen maymunlardı

Homo sapiens ve en yakın yaşayan akrabalarımız olan şempanzelerin (Pan paniscus ve Pan troglodytes) her ikisi de Afrika maymunlarına dahil olan aynı kaynaktan türemiştir. Araştırmacılar sıkça bu yaratığı ‘son ortak ata’ ya da ‘LCA’ biçiminde adlandırırlar.

Bridget Alex

Sahelanthropus tchadensis’in kafatasının ve çenesinin bir kısmı. Bu tür, bilinen en eski hominindir.* (Fotoğraf: Didier Descouens / Creative Commons 4.0)

Aşağı yukarı 8 milyon yıl önce, maymunlardan bazıları iki ayağı üzerine kalktı ve insanın evrimi böylece başlamış oldu.

Aslında, tam da böyle olmadı. Yine de bu, bilim insanlarının kullandığı ve insanların atalarına ait olması muhtemel en eski fosillerle ilgili makul bir tanımlama. İki ayakları üstünde yürüyen maymunlar, birçok ders kitabı ve sınıfta anlatıldığı üzere, insanın evrimleşme gayretinin başlangıcına işaret eder.

Zira ‘iki ayaklılık’ ya da ‘iki bacaklı hareketlilik’, insan atalarında, kemiklerden anlaşıldığı kadarıyla en bariz ilk büyük evrimsel değişimdi. Büyük beyinler, küçük azı dişleri ve el yapımı taş aletler gibi başka ayırt edici özellikler, milyonlarca yıl sonra ortaya çıktı. Bu sebeple, soyumuzun en eski üyelerini bulmak isteyen antropologlar, iki ayaklılığın bilinen göstergelerini taşıyan iskelet özelliklerine sahip eski maymunları bulmaya çalışırlar; çünkü onlar sürekli biçimde ayakları üstünde yürüyorlardı.

O halde, ilk iki ayaklı maymunlar kimdi ve onları akraba olarak tanımlayabilir misiniz?

HOMİNİNLERİN VE PANİNLERİN AYRILAN YOLLARI

Homo sapiens ve en yakın yaşayan akrabalarımız olan şempanzelerin (Pan paniscus ve Pan troglodytes) her ikisi de Afrika maymunlarına dahil olan aynı kaynaktan türemiştir. Araştırmacılar sıkça bu yaratığı ‘son ortak ata’ ya da ‘LCA’ biçiminde adlandırırlar (yeterince geri gittiğinizde, dünyadaki her organizmada bir LCA olduğunu görürsünüz; fakat antropologlar “LCA” derken genelde şempanze olanı kastederler). 6 ilâ 9 milyon yıl önce bu popülasyon iki kola ayrıldı ve sonunda birisi şempanzelere, diğeriyse insanlara dönüştü. Homininler, LCA sonrasında türeyen insan kolu dahilinde yaşayan ya da soyu tükenmiş türleri vurgular. “Paninler” biçiminde adlandırılanlarsa, LCA’den sonraki şempanze kolunda bulunan tüm türleri içerir.

Bir şempanze, Uganda’nın orman örtüsünü seyre dalmış. (Fotoğraf: Anton_Ivanov / Shutterstock)

Bu panin-hominin ayrışmasında, yaşayan insanlar ile şempanzeler arasındaki DNA farklarını ve zamanla gerçekleşen genetik değişimin ne kadar zaman önce olduğunu, “moleküler saat” oranını kullanarak tahmin edebiliriz. Mantıksal olarak, LCA biraz daha eski olmalı.

Bu sonuçlar, bize LCA’in yaklaşık yaşını söylese de hiç kimse bu bulunması zor popülasyondan kalma bir fosil bulamadı ve büyük olasılıkla da hiçbir zaman bulamayacak. İskelet kalıntılarının, günümüzde yaşayan çoğu maymun gibi tropikal ormanlarda yaşayan canlılara ait olduğunu düşünürsek, kalıntılar muhtemelen yok olup gitmiştir. Aynı durum, ayrışmanın hemen sonrasında yaşayan orijinal homininler için de söz konusu. Bilim insanları bu dönemden kalma fosiller bulsaydı bile, LCA’in, paninleri mi yoksa homininleri mi temsil ettiğini tespit etmek çok zor olurdu. Muhtemelen bu yaratıklar fiziksel olarak, özellikle de kemikleri açısından birbirlerine benzerlerdi.

İKİ AYAKLI MAYMUNLAR ÖNE ÇIKIYOR

Homininler, farklı bir evrimsel dala ayrılmalarından sonraki bir milyon yıl – evrim bağlamında nispeten kısa bir zaman- içinde, dört ayak yerine iki ayak üzerinde gezmeye başladılar. Bu yeni hareket etme stratejisi, iskelet anatomisinde bazı göze çarpan değişikliklere yol açtı. Bilim insanları, 5 ilâ 7 milyon yıl önce yaşayan üç fosil türünde iki ayak üzerinde yürüme özelliği tespit ettiler: Bunlar, Sahelanthropus tchadensis, Orrorin tugenensis ve Ardipithecus kadabba adlı türlerdi. Bu türlerin hepsi de, Lucy adı verilen fosil gibi, kesinlikle dik yürüyen homininler olan Australopith’lerden birkaç milyon yıl önce yaşamışlardı.

Bir sanatçının Lucy’i tasvir eden çalışması. Yeni bir araştırmaya göre, bu en tanınmış Australopithecus afarensis büyük olasılıkla kendi atalarımıza dahil olan bir tür ve bir düşme sonucu oluşan yaralardan dolayı öldüğü düşünülüyor. Araştırma, erken döneme ait homininlerin nasıl yaşadığıyla ilgili eski bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. (Görsel: Wikimedia Commons)

Şu âna dek bilinen en eski hominin olan ve 6.8 ilâ 7.2 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen Sahelanthropus’un en eski ve en olası üç adayına odaklanalım.

Bu türlerin kalıntıları 2001 ve 2002 yılları arasında, Fransız bir paleontolog olan Michel Brunet liderliğindeki bir ekip tarafından ortaya çıkarıldı. Bilimsel ismi olan ‘Sahelanthropus tchadensis’, keşfedildiği bölgeye atıfta bulunuyor: Bulunduğu yer, Sahra’nın güneyindeki kurak bir bölge ve Orta Afrika ülkesi Çad’ın bir parçası olan Sahel bölgesi. Bu bölge, günümüzde kum tepelerinin kapladığı çorak bir alan olsa da, Sahelanthropus’un yaşadığı dönemde maymunlar, timsahlar ve balıklar da dahil olmak üzere, aynı birikintilerde keşfedilen diğer hayvan fosillerine ev sahipliği yapan bir gölün kıyısındaki ormanlık bir alan gibi görünüyor. Diğer yandan, en erken homininlerin yaklaşık 2450 kilometre ötede bulunan Doğu Afrika Rift Vadisi’nde ortaya çıktığı göz önüne alındığında, şaşırtıcı bir yer. Eğer Sahelanthropus gerçekten bir homininse, bu durum, atalarımızın daha önce varsayılandan daha yaygın olduğunu gösteriyor.

Kalıntılar, birkaç diş, dört adet alt çene parçası ve daha sonra neredeyse tamamı yeniden bir araya getirilen ezilmiş bir kafatasından ibaret. Birçok açıdan bu kemikler eski bir maymuna aitmiş gibi görünüyor. Açık biçimde beyin, kabaca bir şempanzeninkiyle aynı boyutta, yani yalnızca 360 ​​ilâ 370 ml büyüklüğünde. Bununla beraber, kimi özellikleri homininlerle benzeşiyor: Düz bir surat yapısıyla daha küçük köpek dişlerine sahip ve alt premoların karşısındaki üst köpek dişleri keskin değil (tıpkı şempanzelerdeki gibi).

Peki, ellerinde yalnızca kafatası kemikleri bulunan bilim insanları neden Sahelanthropus’un iki ayaklı olduğunu düşünüyor? Bu soru bizi ‘foramen magnum’** durumuna, yani en olası hominin benzeri özelliğe getiriyor. Bu, kafatasında bulunan ve omurganın bağlandığı deliktir ve dört ayak üstünde yürüyen primatlarda, başın arka kısmında bulunur. Homo sapiens de dahil olmak üzere, iki ayak üstünde yürüyen homininlerdeyse kafatasının alt kısmındadır ve göz yuvaları ile dik açıya yakın bir açı oluşturur. Bahsi geçen dört ayak veya iki ayak üzerindeki duruşlarda, her iki anatomi de hayvanların boyunlarını zorlamaksızın gözlerini dümdüz ileriye doğrultmalarına olanak sağlar.

Sanırım bu kısmı tahmin ettiniz: Sahelanthropus’un sahip olduğu foramen magnumu, bir hominindeki gibi konumlanmış ve bu türlerin dört ayaktan ziyade iki ayak üzerinde daha fazla zaman geçirdiğini düşündürüyor.

Öte yandan, Sahelanthropus’u büyük büyük büyük büyükbaba ya da büyükanneniz olarak kabul etmeden önce, şu iki uyarıyı aklınızın bir köşesinde tutun. Öncelikle, bu türler, Homo sapiens’in doğrudan doğruya atası olmasa da bir hominin olabilirler. Hatta tam tersine, günümüz insanlarının soy kaynağına dahil olmadan yok olan bir hominin türünün yan koluna ait de olabilirler.

İkinci olarak, birçok bilim insanı ve ders kitabı, Sahelanthropus’u iki ayaklı (veya en azından öyle olduğu “varsayılan”) bir hominin olarak takdim ederken, kimi araştırmacılar bu konuda hemfikir değiller. Farklı eleştiriler arasında, iki ayaklılığın kanıtlanması için ‘pelvis’ ve ‘femur’ gibi alt uzuvlara ait kemiklere ihtiyaç duyulduğu dile getiriliyor. İddia edildiği kadarıyla, henüz kamuya açıklanmamış olsa da kafatasının yanında bir femur da bulundu.

Kalıntılar incelenmeye devam ediyor.

*Hominin: Bu terim, modern insan ve modern insanın soyu tükenmiş atalarını tanımlamak için kullanılır.
*Foramen magnum: Kafatasının alt kısmında bulunan boyun deliğinin anatomideki adıdır.

* Yazının aslı Discover Magazine sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)