Genetik bilimciler, kalp krizi riskini azaltmayı amaçlıyor

ABD’li doktorlar, gelecek üç yıl içinde nadir görülen hastalara ilişkin bir gen tedavisi geliştirmeyi amaçlıyor. Doktorlar, kalp krizi riskini geliştirdikleri tek seferlik uygulanan bir iğneyle büyük oranda azaltmayı hedefliyor.

Ian Sample

ABD’deki doktorlar, dünyadaki başlıca ölüm sebeplerinden biri olan kalp krizi tehlikesini tek seferlik uygulanan bir iğneyle büyük oranda azaltmayı hedefleyen, radikal bir gen tedavisi için planlamalar yaptıklarını duyurdular.

Araştırmacılar, tedaviyi önümüzdeki üç yıl içinde geliştirerek, 30’lu ve 40’lı yaşlarında kendilerini kalp krizlerine meyilli hale getiren ve ender rastlanan genetik bir bozukluğu olan insanlarda denemeyi umuyorlar. Eğer tedavinin hastalarda güvenli ve etkin biçimde işlediği ispatlanırsa, doktorlar iğneyi daha geniş bir nüfusun kullanımına açmak için onay isteyecekler.

YALNIZCA GENETİK KAYNAKLI SORUNLAR DEĞİL

Harvard Tıp Fakültesi’nde kardiyolog ve genetik uzmanı olan Sekar Kathiresan, “Tedavinin, kalp krizi geçirme riski olan herhangi bir yetişkinde uygulanabilir olacağını düşünüyoruz,” diyor. “Bunu yalnızca genetik bir hastalık sebebiyle genç yaşta kalp krizi geçiren insanlar için değil, aynı zamanda herhangi bir kalp krizi türü için de uygulayabilmek istiyoruz.”

Birçok ülkede, kalp hastalıkları bir numaralı ölüm sebebidir. Her yıl tahminen 18 milyon ölümün büyük kısmı, yaklaşık yüzde 85’i, kalp krizi ve felçten ötürü meydana geliyor.

Kalp krizi riski taşıyan insanlar, alışıldık biçimde kan sulandırıcı ve kolesterol düşürücü ‘statinler’ ile yüksek tansiyon hapları gibi çok çeşitli ilaçlar kullanmak durumundadırlar. Çoğu insanın yaşantısının geri kalanında bu hapların günlük olarak alınması gerekir ama insanların büyük kısmı zaman geçtikçe ilaçlarını almayı unutur.

Araştırmacılar, kalp krizlerine karşı kalıcı biçimde koruyan tek seferlik gen terapisi aracılığıyla, sadece kalp hastalığının yaşam üzerindeki olumsuz etkisini değil, sağlık kurumlarının karşı karşıya kaldığı hasta bakımı maliyetlerini de azaltmayı umut ediyorlar. Kalp-damar hastalıkları, İngiltere’de yaşanan ölümlerin dörtte birine karşılık geliyor ve her yıl yaklaşık 54 milyar liraya mal oluyor.

TEK SEFERDE UYGULANAN, SONUÇ ALICI BİR ÇÖZÜM

Kathiresan, “Bu meselenin en heyecan verici kısmı, sürekli bakım yaklaşımından ‘tek seferlik ve sonuç alan’ yaklaşıma geçmek,” diyor. “Sürekli bakım modelinden tek seferlik bir tedaviyle sorunu ortadan kaldırma modeline geçerek, kalp-damar hastalıklarındaki gel-git eğilimini tersine çevirebileceğimizi düşünüyoruz.”

Yüksek kolesterol, Kathiresan’ın ailesinde de yaygın bir sorun. Kardeşi ve bir amcası, henüz 42 yaşında kalp krizinden öldü. Kathiresan, kendi kolesterol oranını ilaçlar ve sağlıklı bir yaşam tarzı aracılığıyla kontrol altında tutuyor. Son 15 yılını, kalp krizi tehlikesini artıran ya da azaltan genleri tespit ederek geçiren uzman, Harvard’daki görevinden istifa etti ve Massachusetts Genel Hastanesi’nde Genetik Tıp Merkezi yöneticisi olarak yeni bir tedavi geliştirecek olan ‘Verve Therapeutics’ adlı bir girişim başlattı. Google’ın ana şirketi Alphabet tarafından işletilen bir girişim fonu da dahil olmak üzere, yatırımcılardan 58.5 milyon dolarlık bir kaynak sağladı.

NANO-ARAÇLAR VASITASIYLA ÇALIŞIYOR

Tedavi, kalbin kendisini hedeflemekten ziyade, karaciğerde bulunan ve genellikle ‘kötü kolesterol’ diye adlandırılan ‘düşük yoğunluklu lipoprotein’ (LDL) üretiminde rol oynayan genleri değiştiriyor. Yaş ilerledikçe, kolesterol ana damarlarda birikme eğilimi gösteriyor ve sonuç olarak kalp krizlerine neden olan tıkanmalara yol açıyor.

Yapılan çeşitli araştırmalar, kimi insanların doğal LDL seviyelerini önemli ölçüde düşüren mutasyonlar (genetik değişimler) yaşadıklarını ve bununla bağlantılı biçimde kalp krizi tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını gösteriyor. Örneğin, 50 Afrika kökenli Amerikalıdan yaklaşık birinde ‘PCSK9’ adı verilen bir genin normalde iki adet olan çalışan kopyası yerine, sadece bir kopyası mevcut. Netice itibariyle, kolesterolleri aşırı derecede düşük. Kathiresan, “Bu insanlar gayet sağlıklı ve kalp krizine karşı oldukça dirençliler,” diyor.

Tedavi, karaciğer hücrelerine ev sahipliği yapan kan akışına çok sayıda ‘nanolipid’ adı verilen küçük ve yağlı yuvarlar enjekte ederek başlıyor. Nanolipidler kan akışına dahil olunca hücrelerin içine giriyor ve ‘Crispr-Cas9’ adıyla bilinen bir moleküler gen düzenleme aracını serbest bırakıyorlar. Bu araç, önce PCSK9 ya da benzer bir geni tespit ediyor ve ardından devre dışı bırakıyor. Bundaki amaç, insanları kalp krizine karşı koruyan doğal mutasyonu taklit etmek için PCSK9’un yaklaşık yüzde 30 ilâ yüzde 40’ını kapatmak.

* Yazının aslı The Guardian sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)