Böceklerle birlikte dünya ölüyor!

Dünyadaki böcek nesli ciddi bir tehdit altında. Uzmanlar, mevcut hızla yok oluş sürerse 100 yıla kadar dünyadaki tüm böcek nüfusunun yok olacağını söylüyor. Dünyadaki yaşamın sürmesi için böcekler olmadığında dünya adeta çöp yığınına döner, hayat sona erer ve gezegen adeta ölü bir gezegen olurdu.

Dilaver Demirağ  

DUVAR – Dünyadaki böcek nesli ciddi bir tehdit altında. Son 30 yılda böcek nüfusunda ciddi bir kayıp yaşandı. Son yapılan çalışmalar dünyadaki böcek neslinin tükenmekte olduğunu gösteriyor. Bu konuda yapılan ilk kapsamlı küresel bilimsel incelemeye göre böcek kaybı, “doğadaki ekosistemlerin yıkıcı bir çöküşü” tehlikesine işaret ediyor. Çalışmalar, önümüzdeki birkaç on yılda, dünyadaki böcek türlerinin yüzde 40’ının neslinin tükenmesine yol açabilecek çarpıcı bir düşüş oranını ortaya koyuyor. Bunun yanında türlerin üçte biri de yok olmuş durumda. Böceklerin yok olma oranı, memelilere, kuşlara ve sürüngenlere göre sekiz kat daha hızlı. Böceklerin toplam kütlesi, mevcut en iyi verilere göre, bir asır içinde yok olması olasılığını düşündürecek şekilde, yılda yüzde 2,5’lik bir hızla düşmekte.

Sánchez-Bayo, son 25-30 yıldaki yıllık yüzde 2,5 oranındaki düşüşe “şok edici” diyerek şunları söylüyor: “Çok hızlı. 10 yılda çeyrek kadar kayıp yaşandı, 50 yılda sadece yarısı kaldı ve 100 yılda hiçbiri kalmayacak. ”

Bu tür basamaklı etkiler Porto Riko’da çoktan görülürken, yakın zamanda yapılan bir çalışmada 35 yıl boyunca kara böceklerinde yüzde 98’lik bir düşüş olduğu ortaya çıktı. Porto Riko çalışması, bu hayati konuyu değerlendiren az sayıda çalışmadan biri olurken, var olan çalışmalar endişe vericidir. Almanya’nın doğal rezervlerindeki uçan böcek sayıları sadece 25 yılda yüzde 75 oranında düştü. Avustralya okaliptüs ormanlarında kuşların ortadan kaybolması, kuraklık ve sıcaklığın sebep olduğu böcek eksikliğine bağlandı. Lister ve meslektaşı Andrés García ayrıca Meksika’da kuru bir ormandaki böcek sayısının 1980’lerden bu yana yüzde 80 düştüğünü tespit etti.

Bilim insanları uzun süredir gezegen tarihinde çalışılması daha kolay olan daha büyük hayvanlarda büyük kayıplar bildiriyorlar ve bundan dolayı bu sürece ‘altıncı büyük yok oluş’ adını veriyorlar. Ancak böcekler, nüfusu insanlardan 17 kat daha fazla olan, çok çeşitli ve nüfus olarak çok olan hayvanlar. Bu nedenle kayıp tespitlerini yapmak diğer türlere göre daha zor.

.

KELEBEKLER, ARILAR, SİNEKLER VE KARINCALAR EN HIZLI KAYBA UĞRAYANLAR

Karasal ekosistemlerde, Pul Kanatlılar (kelebekler) , Zarkanatlılar (arılar, uçan karıncalar ve sinekler) ve gübre böcekleri (Coleoptera) en çok etkilenen türler gibi gözükse de, dört ana sucul tür de (kızböcekleri, taş sinekleri, caddis sinekleri, mayıs sinekleri) türlerinin önemli bir bölümünü kaybetmiş durumda. Etkilenen böcek grupları sadece belirli ekolojik nişleri (bir canlının beslenmesi, korunması, saklanması, üremesi, diğer canlılarla ilişki içinde olması gibi yapması gereken bütün faaliyetleri içeren ekolojik ortam) işgal eden uzman türleri içermiyor, aynı zamanda birçok ortak ve genel türü de içeriyor. Öte yandan bu türler yok olurken belli türlerin ise nüfusu artıyor. Örneğin sucul böceklerin nüfusu azalırken onların yerini kirletici maddelere dayanıklı türler alıyor. Bunlar tarımsal faaliyetlerden etkilenen, sularda yaşanan büyük biyolojik çeşitlilik kayıplarının yerini almaktadır. Böcek türlerinde yaşanan nüfus düşüşüne ise habitat (yaşam alanı) kaybı ve bu habitatların yoğun tarım yapılan yerlere ve kentleşmeye dönüşümü; 2) başlıca sentetik tarım ilaçları ve gübrelerden kaynaklanan kirlilik; 3) türlerde hastalıklara neden olan etkenler ve o yaşam alanına sokulan yabancı türler dâhil biyolojik faktörler ve 4) iklim değişikliği. İklim değişimi tropikal bölgelerde özellikle önemli bir etken, ancak iklim değişimi tropikal bölgeler yanında soğuk iklimlerde ve ılıman bölgelerin dağ ortamlarında yalnızca azınlık bir türün etkilenmesini sağlıyor.

.

Sydney Üniversitesi Yaşam ve Çevre Bilimleri Fakültesi’nden Francisco Sánchez-Bayo ve Queensland Üniversitesi Biyolojik Bilimler Okulu’ndan Kris A.G. Wyckhuys tarafından hazırlanan “Entomofauna’nın Dünya Çapındaki Düşüşü: Sürücülerine Genel Bakış” raporunda araştırmacılar böcek sayısındaki düşüşün sonuçlarının felaket olacağını söylerken, “Sonuç açıktır. Yiyecek üretme yöntemlerimizi değiştirmediğimiz sürece, böcekler bir bütün olarak birkaç yıl içinde nesli tükenme yoluna girecektir. Böcek türü kayıpları durdurulamazsa, bunun hem gezegenin ekosistemleri hem de insanlığın hayatta kalması için feci sonuçları olacaktır” şeklinde ifade ettiler.

TARIM YÖNTEMLERİMİZ DEĞİŞMEK ZORUNDA

Araştırmacılar bunun önüne geçmek için de şu tavsiyelerde bulunuyorlar: “Tarımsal kimyasal girdilerde ve tarımsal ‘yeniden tasarım’da ciddi bir azalma ile birleşmiş olan habitat restorasyonu, özellikle yoğun tarım altındaki alanlarda düşüşü durdurmanın en etkili yoludur. Mevcut tarımsal uygulamaların, özellikle böcek ilacı kullanımında ciddi bir düşüşün ve bunun daha sürdürülebilir, ekolojik temelli uygulamalarla ikame edilmesinin yeniden düşünülmesi çok önemlidir.

Örneğin, tarla kenarında kurulan çiçek ve otlak şeritleri; vahşi tozlayıcıların bolluğunu, ürünlerin yonca ile rotasyonu, bombus arılarının bolluğunu ve çeşitliliğini arttırır, bu da mahsul verimini ve çiftlik kârlılığını arttırıyor. Bu “ekolojik mühendislik” taktikleri sadece tozlaştırıcıları desteklemekle kalmaz, aynı zamanda birçok mahsul için otçul zararlı haşere türlerini uzak tutmak için gerekli olan doğal düşmanlarını da korur. Sentetik böcek ilaçlarını azaltmada hiçbir tehlike yoktur, çünkü sentetik ilaçlar mahsul verimine önemli katkı yapmamasının yanında haşere direncini tetikler, gıda güvenliğini olumsuz etkiler ve bazen çiftlik gelirini düşürür. Ayrıca, dünyadaki tarım sistemlerinin çoğunda uygulanan biyolojik kontrol, hem tarla sınırında hem de tarla sınırının ötesinde biyoçeşitliliği korurken, tarımsal haşere problemlerini çözmek için az kullanılmış ancak maliyet etkin bir yoldur.

Sudaki böcekler, bataklık alanların rehabilitasyonu ve iyileştirilmiş su kalitesi biyolojik çeşitliliğin geri kazanılması için şarttır. Bu, mevcut kirli suları temizlemek için etkili iyileştirme teknolojilerinin uygulanmasını gerektirebilir. Bununla birlikte, akıntı ve toksik kimyasalların, özellikle de pestisitlerin süzülmesiyle kirlenmenin azaltılmasına öncelik verilmelidir.

Sadece bu koşullar, çöplerin ayrıştırılması ve besin geri dönüşümü gibi temel ekosistem hizmetlerini destekleyen sayısız türün yeniden kolonileştirilmesine izin verebilir, dahası balıklara ve diğer su hayvanlarına yiyecek sağlarlar ve mahsul zararlılarının, suda yaşayan yabani otların ve rahatsız edici sivrisineklerin etkin avcılarıdır.

BÖCEKLER DÜNYADAKİ YAŞAMIN ÜÇTE İKİSİNİ OLUŞTURUYOR

İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nden Prof. Dave Goulson, “Böcekler, yeryüzündeki tüm yaşamın üçte ikisini oluşturuyor ama, dehşet verici bir düşüş oldu. Geniş alanlardaki arazilerin çoğunu yaşam biçimimize uygun hale getiriyoruz ve şu anda ekolojik Armageddon için yoldayız. Böcekleri kaybedersek her şey çökecek” diye uyarıda bulunuyor.

Doğu Anglia Üniversitesi’nden Lynn Dicks ise, “Uçan böceklerin sayıları çok fazla olduğu için çok önemli ekolojik işlevleri vardır. Çiçekleri tozlaştırırlar; sinekler, güveler ve kelebekler birçok çiçekli bitki ve bazı ürünler dâhil arılar kadar önemlidir. Kuşlar, yarasalar, bazı memeliler, balıklar, sürüngenler ve amfibiler gibi birçok hayvana besin sağlarlar. Sinekler, böcekler ve eşek arısı da yırtıcı hayvandır ve zararlıları kontrol etmek, genel olarak zemini temizleyen ayrıştırıcılardırlar.”

Araştırmacılar, böceklerin diğer canlılar, tozlayıcılar ve besin geri dönüşümü yapanlar oldukları için tüm ekosistemlerin gıda üretiminin düzgün çalışması için “şart” olduğunu söylüyorlar. Böcekler kitabının yazarı David MacNeal, “Böcekler, dünyanın çekici kollarıdır” diyor. MacNeal, “böcekler, bizi beslemekten çöpleri yok etmeye kadar ABD ekonomisine yaklaşık olarak 57 milyar dolarlık bir kaynak yaratacak her şeyi tek başlarına yapıyorlar. Yeryüzündeki yaşamı da onlara borçluyuz. Onlar dünyanın çalışmaya devam etmesi için çalışan görünmez güçlerdir” tespitlerini yapıyor.

Ekologlar ‘böcekler olmazsa ne olur?’ sorusuna böcekler olmazsa hayatın 50 yıl gibi bir sürede sona ereceğini söylüyorlar. “Onlar olmadığında öncelikli olarak yiyecek bir şey bulamazdık. Çiftleşmek gibi bir seçeneği olmayan bitkiler üreme konusunda böceklere son derece bağımlılar, yani böcek olmaması bitki de olmaması demek. İnsanların çoğunlukla bitkilerle beslendiğini ve hayvansal besinleri yetiştirmek için de bitkilere ihtiyaç duyduklarını düşünürsek kısa sürede yiyecekler tükenebilirdi.”

Böcekler olmasaydı ölen bunca şeyin ayrışması son derece yavaşlardı ve ölen her şey yeryüzünde birikmeye başlardı. Son olarak, ipek ve bal gibi böceklerden elde edilen yan ürünlere de veda etmemiz gerekirdi. Son yıllarda böcek ilacı, yaşam alanı kaybı ve iklim değişimi kaynaklı koloni ölümleri yüzünden bal fiyatlarının ne kadar arttığını zaten fark etmişsinizdir. Kısacası dünyanın üzerine kurulduğu besin zinciri ve azot döngüsü gibi hassas sistemlerin her biri çökerdi ve bu durumda yaşam devam edemezdi.

Birçok uzmanda aynı fikre sahip. Eğer böcekler olmasaydı; bitki örtüsünün önemli bir bölümünü, kuş türlerinin çoğunu, sürüngenleri ve amfibiyanları çok kısa bir süre içinde kaybederdik. Tabi yok olan her bir tür, beraberinde birçok türü de yine oldukça kısa bir zaman içinde kaybetmemize neden olurdu. Bu durumun biz insanlara ulaşması da tahmin edilebileceği gibi çok uzun sürmezdi. Sonuçta; böcekler olmasaydı gezegendeki yaşamın sonuna doğru hızlıca yol alıyor olurduk.

Kaynaklar:

https://www.theguardian.com/environment/2019/jan/15/insect-collapse-we-are-destroying-our-life-support-systems
https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0006320718313636
https://www.theguardian.com/environment/2019/feb/10/plummeting-insect-numbers-threaten-collapse-of-nature
https://www.theguardian.com/environment/2017/oct/18/warning-of-ecological-armageddon-after-dramatic-plunge-in-insect-numbers

The Worldwide Threat to the Biodiversity of Insects