Kara delikler geçmiş evrenlerin izini taşıyor

Bilim insanları geçmiş evrenlerin izinin kara deliklerden sürülebileceğini iddia ediyor. Araştırmacılar, Hawking radyasyonunun gerçekten varolduğunu ortaya çıkarmaya çalışıyor.

DUVAR – Bizim yaşadığımız evren ilk değil. Fizikçiler, çok eski zamanlarda da uzayda başka evrenler olduğunu söylüyorlar. Bu evrenler de, bizimkinde olduğu gibi, kara deliklerle doluydu. Uzun zaman önce ölmüş olan bu kara deliklerin izini Kozmik Mikrodalga Arkaplan Işınımları (CMB), vasıtasıyla sürebiliyoruz.

Oxford Üniversitesi’nde Stephen Hawking’in de mesai arkadaşlarından biri olan matematiksel fizikçi Roger Penrose tarafından da dile getirilen bu görüş hiç bir şey değilse bile egzantrik olarak anılabilir. Penrose ve ekibi Büyük Patlama’nın (Big Bang) güncellenmiş bir versiyonunu tartışmaya açıyorlar.

Penrose ve benzer görüşlere eğilimli fizikçiler Konformal Döngüsel Kozmoloji (CCC) adı verilen bir teoriye göre evrenler oluşur, genişler ve arkalarında diğer evrenlerin içinde bir dizi kara delik bırakarak ölürler. 6 Ağustos’ta Penrose’la birlikte State University of New York Maritime College’dan Daniel An ve Varşova Üniversitesi’nden teorik fizikçi Krzysztof Meissner ön baskı dergisi arXiv’de yayınladıkları bir makalede diğer evrenlerin izinin ‘CMB’ler içindeki veriler vasıtasıyla sürülebildiğini iddia ediyorlar.

KARA DELİKLER ZAMANLA KÜÇÜLÜP YOK OLACAK

Penrose, Live Science sitesine verdiği mülakatta “Eğer Evren devam ediyorsa ve kara delikler her şeyi yutuyorsa belli bir noktada elimizde sadece kara delikler olacak.” diyor. Penrose şöyle devam ediyor; “Hawking’in en meşhur teorisine gör kara delikler zamanla graviton ve foton adıyla adıyla bilinen kütlesiz parçacıkların yaydığı radyasyon sebebiyle kütlelerinin bir kısmını kaybediyorlar. Eğer bu radyasyon teorisi doğruysa söz konusu kara deliklerin boyutu da zamanla küçülecek. ”

Daniel An da söz konusu kara deliklerin zamanla çözüneceğini belirterek “Evren tamamen kütlesiz bir graviton ve foton çorbasına dönüşecek” diyor.

An şöyle devam ediyor, “Graviton ve fotonlar bizim gibi kütleli ve yavaş hareket eden nesneler gibi olmadıkları ve kütlesiz ışık hızında seyreden objeler oldukları için zaman ve uzay deneyimini bizim gibi yaşamazlar. Einstein izafiyet teorisinde kütleli maddelerin ışık hızına ulaştıkları zaman zaman içinde daha yavaş hareket ediyor gibi gözüktüklerini, ve mesafelerin asimetrik gözüktüğünü söyler. Kütlesi olmayan graviton ve fotonlar ise ışık hızında hareket eder. bu yüzden zaman ve mesafe algıları yoktur.”

Daniel An “Bu yüzden graviton ve fotonların herhangi bir zaman ve mekan duygusu olmayacak” diyor.

Penrose’un da dahil olduğu bir grup fizikçi kara deliklerin küçülmesi sonrasında ortaya çıkan boş evrenin büyük patlama zamanındaki  zaman ve mesafenin olmadığı ultra sıkıştırılmış evrene benzeyeceği savını ileri sürüyorlar. Daniel An ise “Sonra her şey tekrar başlayacak” diyor. Peki yeni evrende kara delik yoksa geçmişteki kara delikler CMB’ lerde nasıl iz bırakabiliyor?

İZLER HAWKİNG RADYASYONUNA AİT

Penrose, Live Science’a bu izlerin kara deliklerin kendisinin olmadığını milyarlarca yıl önce var kütlelerin Hawking radyasyonu vasıtasıyla kendi evrenlerinde dışarıya attıkları enerjinin izleri olduğunu söyleyerek “Bir kara delik tekilliği ya da onun bir fiziksel hacmi yok, tarihi boyunca varolmuş Hawking radyasyonunun tamamı var.” diyor.

Bunun anlamı şu ki; Hawking radyasyonu ile çözünen kara delikler arkada bir iz bırakıyor. Uzay radyasyon dalgalarının arka planında bırakılan bu izler evren yok olsa da yaşamaya devam ediyor. Bilim insanları bu izi doğru bir şekilde tespit edebilirlerse evrenin CCC  görünümün doğru olduğuna, en azından tamamen yanlış olmadığına inanabilirler.

Daniel An CMB’lerin bozulmuş  radyasyonlarının soluk izlerin, bulabilmek için göklerdeki yamalar arasında sayısal bir yarış başlattığını ifade ediyor.

Daniel An gökyüzünün üçte birlik kısmında galaksi ve yıldız ışıklarının CMBlere baskın gelmediğiı  dairesel bölgeleri incelemeye aldı. Sonra da  Hawking noktalarının olduğu varsayıldığı durumda var olabilen mikrodalga frekanslarının dağıldığı noktaları işaretledi. Daniel An bu halkalar hangilerinin Hawking noktalarının ışık tayflarıyla daha fazla örtüştüğünün belirlenmesi için sıraya girmiş durumdalar” diyor.

Daniel An daha sonra elde ettiği verileri kendisinin gelişigüzel oluşturduğu sahte CMB  verileriyle karşılaştırdı. An bu mukayeseyi CMB verilerinin tamamen gelişigüzel olduğu durumda farazi Hawking noktalarının ortaya çıkmış olma olasılığını bertaraf edebilmek için yapıyor. Eğer rastgele kurgulanan CMBler söz konusu Hawking noktalarını taklit edemezse yeni bulunan noktaların gerçekten de eonlar öncesine ait kara delikler olduğu doğrulanmış olacak.

Penrose geçiş evrenlerdeki kare deliklere sadece bu makalesinde işaret etmedi. 2010 yılında Vahe Gurzadyan isimli bir fizikçiyle yazdığı bir makaledede benzer bir iddia ortaya atmıştı. fakat bu makale bir eleştiri bombardımanına maruz kalmıştı. Ona cevaben yazılan iki farklı makalede Penrose ve Gurzadyan tarafından Hawking noktalarına dair ortaya konan delillerin verilerin içindeki rastgele gürültüler olduğunu savundular. Penrose gene de ısrar ediyor. Daha önce de, nörobilimcileri pek de ikna edemeden, insan bilincinin kuantum proglamlama vasıtasıyla ortaya çıktığını savunmuştu. Penrose, günün birinde bizdeki kara delikler diğer evrenler için   iz bırakır mı diye sorulduğunda cevabı “Sahiden de Evet” oluyor.

Yazının aslı Fox News‘da yayınlanmıştır. (Çeviri :Balkan Talu)