Dünya'ya yakın yaşanabilir gezegenden yeni bilgiler

Bilimcilerin araştırmalarından çıkan yeni bir sonuç heyecan verici bazı ihtimaller içeriyor. Güneş'imize en yakın yıldızın etrafında dönen gezegenlerden biri olarak yakın zamanda keşfedilen Proxima b'nin yaşama uygun olma şansı oldukça yüksek.

Erdal Kaplanseren @Kaplanseren

DUVAR – Daha önceki haberimizde duyurduğumuz gibi, Proxima b olarak adlandırılan gezegen, suyun sıvı olarak var olmasını imkan sağlayan ılıman bir bölgede yer alıyor. 16 yıllık gözlem ve son çalışmalara dayanan bulgular dün Nature’da yayınlanan bir makale ile duyuruldu.

Araştırmanın yazarlarından Montpellier Üniversitesi’den Astrofizikçi Julien Morin, bizim sistemimize en yakın sistem olan Proxima Centauri yıldız sisteminde yer alan, bu ufak ve büyük ihtimalle kayalık yüzeye sahip olan gezegeninin, insansız bir uzay aracının ziyaret edeceği ilk Güneş dışı gezegen olacağını düşünüyor. Yaşama elverişli olma ihtimalinin yüksekliğinin yanında, dünyamıza yakınlığı da bu düşüncenin temel nedenlerinden biri zira Proxima b bizden sadece 4 ışık yılı uzakta. Bu mesafe galaksimizin boyutlarını düşününce kısa ama bizim şu anki teknolojimiz ile kısa vadede aşabileceğimiz bir mesafe değil.

DÜNYAYA ÇOK BENZİYOR

Gezegenin kütlesi dünyanın 1,3 katı ve kendi güneşine uzaklığı da ortalama 7 milyon mil. Peki dünyaya göre güneşine 21 kat daha yakın bir gezegen, nasıl oluyor da kavrulmuyor ve üzerinde sıvı halde su var olabiliyor. Burada Güneş ve Proxima Centauri arasındaki önemli bir fark devreye giriyor; komşu yıldız “kızıl cüce” adı verilen ve daha düşük enerjiyle yanan yıldız kategorisinin üyesi.

proxima b

Yaşanabilirlik için gerekli kıstaslar elbette sıvı su ile sınırlı değil, sıcaklık ve atmosfer ile başlayan uzun bir liste var. Bilim insanları atmosfer varlığı konusunda hiçbir fikre sahip değiller fakat bir atmosfer olması durumunda sıcaklığın karanlık tarafta -30, aydınlık yüzde ise +30 C derece arasında değişeceğini ön görüyorlar. Evet, Proxima b de dünyamız gibi bir yüzü karanlıkta iken diğer yüzü aydınlık olan bir döngüye sahip. Atmosferin varlığı solumak dışında, dünyamıza göre 100 kat daha fazla zararlı ışına maruz kalan gezegenin yaşanabilirlik seviyesini artıracaktır.

“Bu nasıl yaşanabilirlik, orada ne yaşar ki?” sorusunun cevabı aklımızdaki yaşam kavramını genişletmekte ve dünya üzerinde bile hayatın mümkün olmadığını düşündüğümüz şartlarda yaşayabilen en ufak yaşam formlarında yatıyor, ayrıca gezegenimizde hayat başladığı zaman burası da kafamızdaki genel geçer algıya göre pek yaşanabilir bir ortam değildi. Şunu da unutmamak lazım güneş sistemi dışında keşfettiğimiz ilk gezegeni sadece 21 yıl önce 1995’te keşfettik ve 21 yıl içinde bu sayı toplamda 3500’i buldu. Şu an bu konuda emekleme değil henüz embriyo durumunda olduğumuzu düşünebiliriz.