Bakırçay Havzası'nda küçük üreticiyi bitirme projesi

İzmir Dikili'de yapılması planlanan Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) hem yöre halkının hem ekoloji aktivistlerinin tepkisini çekiyor. Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel, küçük üreticinin ve aile tarımının yok edileceğini belirterek, "Atadan gelen işle geçimini sürdüren insanların elindeki topraklar zaman içerisinde ellerinden alınacak" dedi.

Google Haberlere Abone ol

Cihan Başakçıoğlu

İZMİR - Uzun süredir ekolojik talan projeleri ile gündeme gelen Kuzey Ege'de bu kez yeni bir tartışma söz konusu. İzmir'in Dikili ilçesinde Ege İhracatçılar Birliği (EİB), İzmir Ticaret Borsası (İTB), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Valiliği, İzmir Ticaret Odası (İZTO), Dikili Belediyesi ve Bergama Ticaret Odası tarafından kurulması planlanan Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) nedeniyle yöre halkı tedirgin. Bölgede yaşayan yurttaşlar, her bir ortağın payının en az 3 bin m2 olacağının öğrenilmesinin ardından topraklarını acele kamulaştırma ve benzeri yöntemlerle kaybedecekleri endişesini taşıyor. Ekoloji aktivistleri ise duruma tepkili. 

 'ÜÇ MİLYON METREKARE BÜYÜKLÜĞÜNDE OLACAK'

Projenin tanıtım yazılarında tesislerde jeotermalin yanı sıra güneş, rüzgâr ve biyogaz gibi sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ısıtılacak modern, teknolojik, topraksız seralarda, kaliteli yaş sebze ve meyve üretileceği iddia ediliyor. Dikili TDİOSB alanının 3 milyon metrekare büyüklüğünde olacağı, proje sahasında yaklaşık 1,8 milyon metrekare modern teknolojik sera alanı ile 300 bin metrekare ihtisas konusuna uygun sanayi tesislerinin yer alacağı sanayi parselleri yer alacağı belirtildi. Dikili TDİOSB içinde yaklaşık 49 adet sera parseli 35 adet de sanayi parseli bulunduğu kaydedilen tanıtım dosyasında, seraların ısıtılması noktasında ise bölgedeki jeotermal enerji kaynaklarının kullanılacağının Tanıtım dosyasında "Dikili TDİOSB alanında, sanayi parseli talepleriniz en az 3.000 m2, üretici sera parseli talepleriniz ise en az 25.000 m2 olmak durumundadır” ifadeleri yer aldı. 

 BİRÇOK VERGİ MUAFİYETİ SAĞLANACAK

Öte yandan projede Dikili TDİOSB projesinde bazı muafiyetlere yer verilmesi de dikkat çekti. KDV indiriminden başka daha birçok vergi muafiyeti tanınan 14 maddelik o muafiyet listesi ise şöyle; 

*Arazi alımlarında KDV muafiyeti

*Tesis tamamlandıktan sonra 5 yıl emlak vergisi muafiyeti

*Su, doğal gaz ve iletişim giderleri düşük olacak

*Parsel bölme/birleştirmede vergi muafiyeti

*İnşaat ve işletmede, yerel yönetimlerin vergi muafiyeti,

*Katı atık vergi muafiyeti

*Atık su vergisinden muaf,

 *Bazı makine teslimatlarında KDV muafiyeti,

*Çevre temizlik vergisinden muaf,

*Yapı denetim şirketlerine ödenecek bedellerde % 75 indirim,

*Ziraat bankasından yüzde 100 subvansiyonlu, 2 yıl ödemesiz 7 yıl vadeli kredi,

*Gümrük vergisinden muaf,

*Çeşitli vergi indirimleri,

*Sigorta ödemelerinde destek.

EGEÇEP: DİKİLİ TDİOSB GASP PROJESİDİR

Proje ile ilgili olarak Ege Çevre Platformu da bir açıklamada bulundu. Projenin Dikili köylülerinin topraklarını gasp projesi olduğu vurgulanan açıklamada, kamu yararının göz ardı edildiği bu projeden bir an önce vazgeçilmesi istendi. Açıklamada “Bu projede, dar gelirli köylülerimiz, çiftçilerimiz yoktur. Böyle bir proje oluşumunda hedeflenen ilk amaç ‘kamu yararı’ olmalı iken bu projede kamu yararı tamamen göz ardı edilmiştir” ifadelerine yer verilirken, sadece tarımın değil sanayinin de olacağı projede birde JES kurulacağı belirtildi.

Vergi muafiyetine de dikkat çekilen açıklamada, “Dikili’nin tarım arazileri, sermayeye peşkeş çekilecek ve üstelik bu para babaları çeşitli teşviklerle donatılacaklar. Örneğin, ekmek alırken bile KDV ödenirken, bu yatırımcılar KDV’den muaf tutulmuştur. Onların ayrıcalığı mı var? Kısacası tam anlamıyla ballı börek sunuluyor yatırımcıya. Şimdi bunlara bir de JES eklenmiş. EGEÇEP olarak soruyoruz: Bunca ayrıcalık niye? Yetkililere sesleniyoruz. Sermayeye değil köylüye, çiftçiye aynı destekleri vererek tarımsal üretimi teşvik edin. EGEÇEP olarak, bu ayrıcalıklara karşı olduğumuzu, köylümüzün çiftçimizin toprağının gasp edilmesine karşı mücadele edeceğimizi, yetkililere ve kamuoyuna duyuruyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel.

'AİLE TARIMINI BİTİRECEKLER'

Bölgede aktif faaliyet gösteren Bergama Çevre Platformu da projenin karşısında. Gazeteduvar'a konuşan Bergama Çevre Plarformu Sözcüsü Erol Engel, tüm ülkede olduğu gibi bu bölgede de kapitalizmin vahşi yüzünün ortaya çıktığını belirterek, aile tarımını ve küçük çiftçiyi bitirmek istediklerini vurguladı. Bölgede binlerce küçük üretici olduğuna dikkat çeken Engel, şunları kaydetti; 

"Kapitalizmin vahşi yüzünün ortaya çıktığını görüyoruz. Aile tarımını küçük çiftçiyi bitirmek istiyorlar. Bu hükümet 10 yıldır tekrar tekrar allıyor pulluyor sunuyor. Son 1-2 yıldır Bakırçay Havzası'ndaki Bayındır, Menemen, Dikili hatta Bergama da bunlara ilave oldu. Niyet gerçekten tarımsal üretimi geliştirmek büyütmek değil, bunun ötesinde niyet var. Bölgede binlerce küçük üretici var. Tarım Bakanlığı kamu gelirleri için, 'ihtisas organize sanayi bölgesine şu kadar para' ayıracağım diyor. Bu konuda Dikili Belediyesinin çıkıp şunu söylemesi gerekiyor. Burada küçük üreticiler, aile tarımı var. Bunlar yoksa biz de yokuz demeli. Ancak proje yukarıdan dayatma şeklinde ilerliyor. 15 Aralık başvuru için son gündü. Şubat ayı için 9 milyon lira belirlendi. Çok yalın bir şekilde yöredeki aile tarımını, önce Bakırçay'da başlayıp Türkiye'nin dört bir yanında tarımı büyük şirketlere bırakmak istiyorlar. Zaten yıllardır tarımı yok etmek için ellerinden gelen çabayı sergiledikleri ortadadır. Bir de bu tarıma dayalı OSB'ler oluşturarak küçük tarım yapanları ortadan kaldıracaklar."

'KÜÇÜK TARIM YAPAN KÖYLÜLER BİR SÜRE SONRA "MARABA" OLACAK'

Bölgede küçük tarım yapan köylülerin bir süre sonra kendi arazilerinde asgari ücretli işçi olacağını ifade Engel, "Büyükşehir statüsü geldiğinde geçmişte köylülerin meralarına el konuldu. Bizim vergilerimizle oluşan bütçeden Tarım Bakanlığı buralara ciddi paralar harcayacak. Bir süre sonra küçük tarım yapan yöre köylüleri 'maraba' olarak asgari ücretle bu işletmelerde çalışacaklar. Tarıma dayalı hayvancılığın öne çıktığı OSB'de başta 3 bin daha sonra 5 bine çıkan istihdamdan bahsediliyor. Bergama Belediye başkanı üzerinden de reklam yapıyorlar" dedi.

ALİBEYLİ KÖYLÜSÜNÜN MERASI ELİNDEN ALINACAK

Özellikle bölgede bulunan Alibeyli mevkiindeki tarımla uğraşan köylülerin topraklarının ellerinden alınacağını söyleyen Engel, projenin bölgenin ekosistemine ciddi zararlar vereceğini de belirtti. Engel, "Bergama Alibeyli köyü merasında yapılacak olan hayvana dayalı organize sanayi ile köylünün elinden merası alınarak çaresiz bırakılacaktır. Buradan geçimini sağlayan köylü bu proje de olmadığına göre bu köylü nasıl geçinecektir? Meraları adeta gasp edilecek olan Alibeyli köylüsüne rağmen bu proje yapılamaz. Bu projeyle endüstriyel hayvancılık dayatılmaktadır. Bir taraftan yörenin havası, suyu, çevre ve doğal yaşam kaynaklarımız kirlenecek diğer taraftan da küresel ısınmaya neden olunacaktır. Yörenin eko sistemine vereceği zararlar da göz önüne alınarak bu projeden vazgeçilmelidir" dedi.

PROJEDE DİKİLİ KÖYLÜSÜ VE ÜRETİCİSİ YOK.

İzmir Büyük Şehir Belediyesi'nin de yıllardır destek verdiği üretici kooperatiflerinin de bu projede olmadığına dikkat çeken Engel, Tarım Bakanlığı'nın sadece Dikili sera organize için 1 milyarlık yatırım yapıldığını bildirdiğini kaydetti. Sağladığı vergi ve benzeri muafiyetler de düşünülecek olduğunda devletin olanaklarının büyük şirketlere aktarıldığını söyleyen Engel, küçük üretici ve çiftçinin tarlasına, traktörüne haciz geldiği bugünlerde bu fırsat eşitsizliğine karşı durulması gerektiğini de vurguladı. 

Projenin hiçbir yerinde küçük üreticinin olmadığını belirten Engel son olarak şunları söyledi;

"Bakırçay'da kapitalizmin vahşi yüzünü görüyoruz. Büyük şirketlere yönelik sunulan bir fırsat var. Yöre insanı açısından bu durum büyük bir fırsat eşitsizliğini doğuracak. Ancak bu yanı tartışılmıyor. İhracat, istihdam konuşuluyor fakat aşamaların hiçbirinde yöre köylüsü yok. Sağlanacak arazilerde vergi muafiyeti söz konusu olacak. Bunu yapanlar küçük üreticiye üç kuruştan imtina ediyor. Atadan gelen işle geçimini sürdüren insanların elindeki topraklar zaman içerisinde elinden alınacak. Dolayısıyla bu proje tamamen Bakırçay havzası için acımasız bir girişim. Biz bu haksızlığının karşısında olmaya devam edeceğiz. Yöre insanı da projeyi kabullenmiyor ama gelin görün ki insanların örgütsüz olduğu bir dönemden geçiyoruz. Proje vicdanımızı kanatıyor. Sermayenin önünü açan bu proje Dikili'de CHP'li Belediye Bergama'da AKP'li belediye tarafından yöre insanına dayatılıyor."