Ankara'dan dört kadın iş vaadiyle Suriye'ye gitti

Suriye’deki cihatçı örgütler, salgından sosyo/ekonomik olarak etkilenen göçmen ev işçisi kadınlarla internet üzerinden iletişim kurdu. Aylara yayılan iletişimin sonunda Türkmenistan vatandaşı dört kadın, temmuz ayının ilk haftasında yasa dışı yollarla Suriye’ye geçti. Geçtiğimiz günlerde iletişim kurabildiğimiz kadınlardan ikisi Suriye'de İdlib'e yakın bir yerleşim yerinde bulunduklarını, kendilerine vaat edilenlerin ise yerine getirilmediğini ifade etti.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Suriye’de varlık gösteren selefi-cihatçı örgütlerin, mart ayı ile birlikte dünyayı saran korona virüsü salgını ve karantina sürecini eleman kazanma amacıyla kullandığı ortaya çıktı. Bu iş için internet ortamında sosyal ağları kullandıkları ortaya çıkan cihatçıların hedef aldığı, salgın nedeniyle işsiz kalan, sınırlar kapatıldığı için ülkelerine de dönemeyen Türkmenistan uyruklu dört ev işçisi kadın temmuz ayında kaçak yollarla Suriye’ye geçti. Geçtiğimiz günlerde iletişim kurabildiğimiz kadınlardan ikisi Suriye’nin İdlib kentine yakın bir yerleşim yerinde bulunduklarını söyledi. Suriye’nin İdlib kenti cihatçı-selefi örgütlerin kontrolünde bulunuyor.

COVID 19 İLE GÖÇMEN İŞÇİLER İŞSİZ KALDI

Korona virüsü salgınının artışı ve karantina uygulamalarının başladığı mart ayıyla birlikte Türkiye’de çalışan göçmen işçiler de zorlu bir ekonomik sürece girdi. Türkiye’de özellikle ev işçiliği, yaşlı ve çocuk bakımı, tarım, sanayi, mobilya sektörlerinde çalışan binlerce göçmen işçi işsiz kaldı. Sınırlar kapatıldığı için seyahat engellemeleri nedeniyle ülkelerine dönme olanakları da ortadan kalktı. Çalışma izinleri yenilenemedi; Türkiye’ye turistik vize ile gelen ve çalışma izinleri bulunmayanların vizeleri doldu, kaçak durumuna düştü. Göçmen işçilerin büyük bir bölümü çalıştıkları evlerden hafta sonu izinli çıktıları günlerde kalmak üzere tuttukları kirası ortaklaşarak ödenen evlerde kalmaya başladılar.

'İNTERNET ÜZERİNDEN TEMAS KURDULAR'

Temmuz ayında kaçak yollarla Suriye’ye giden dört kadınla karantina günlerinde aynı evi paylaşan Türkmenistan uyruklu A.K. (32) ve N.C. (23) ile yüz yüze görüştük.

A.K. karantina günlerinde, internet üzerinden cihatçı örgütlenmelerin kendileri ile temasa geçme sürecini şöyle anlattı:

“Yatılı olarak yaşlı bir kadına bakıyordum. Şubat ayının başında kadın vefat etti. Karantinanın ilk günlerinde işsiz kaldım. Aldığım son maaşı da Türkmenistan’daki aileme gönderdim. Elimde 75 lira para vardı. Arkadaşlarımızla hafta sonu iznimizde kaldığımız, kirasını ortak ödediğimiz bir evimiz vardı. O eve taşındım. Kira, elektrik su giderleri için ayda toplam 300 lira ödüyordum. Altı kişi tutmuştuk ama karantina sürecinde dokuz kadın yaşamaya başladık. Evde sürekli kalmadığımız, yemek pişirmediğimiz için stokta malzememiz de yoktu. Gerçekten açtık. Abartmıyorum. Aç yatıp aç kalktık. Tek odalı bir evde dokuz kişi yaşamak çok zordu. İki kızım var. Çocuklarımı anneme bıraktım. Her ay onlara para gönderiyorum. İşsiz kalınca, üstüne bir de pandemi gelince psikolojim bozuldu. Psikolojik olarak çok çöktüm. Sürekli ağlıyordum. İnternette çok zaman geçiriyordum. İnsan bir destek arıyordu. İnternetteki arkadaşlık sitelerinden arkadaş olduk, konuşmaya başladık. İlk aşamada birbirimizi tanımaya çalıştık. Bizi dinlediler, anlamaya çalıştılar. Türkiye’de çalıştığımız evlerde karşılaştıklarımızı anlatıyorduk. Sömürüldüğümüzü düşünüyorlardı. Ama Suriye’de böyle bir şeyin olmayacağını, kendi mesleğimizi yapacağımızı söylüyorlardı. Benim mesleğim diş teknisyenliğiydi. Orada hastanede çalışabileceğimi söylediler. Müslümanlık, İslam, yardımlaşma… Zor günlerde dayanışma bunlar üzerine konuşuyorduk. Ben de Müslümanım. Ama öyle İslam’ın gereklerini tam olarak yerine getirdiğim söylenemez. Ne bileyim namaz kılmam sürekli. Ama hep derler ya ‘huzur İslam’da’ diye. Bunu gerçekten hissettirdiler. Suriye’de olduklarını biraz geç idrak ettim. Suriye’yi merak ediyordum tabii. Gizlemeyeceğim de, konuştuğum kişi çok kibardı, çok iyi anlıyordu beni. Daha doğrusu çok saygılıydı. Sohbet etmek bana da çok iyi geliyordu. İslamiyet ve Müslümanlık üzerine okumaya başladım. Namaz kılmak rahatlatıyordu. Dua etmek huzur veriyordu.”

'ELDEN NAKİT PARA YARDIMI TEKLİF EDİLDİ'

A.K.’nin aktardığına göre, Türkiye’deki yaşam şartları, kazandıkları ücretler ve çalıştıkları evlerde karşı karşıya kaldıkları olumsuz olaylar sohbet konularının başında geliyordu. Kadınların mesleklerini Suriye’de de yapabilecekleri söylendi. İş imkânları olduğu belirtilen kadınlara Şam’da varlıklı ailelerin evlerinde iş vaat edildi. Ultra lüks villaların fotoğrafları gönderildi. Yazışmalar sırasında, görüştükleri kişilerin IŞİD’li olabileceği kaygısını dile getirince IŞİD’in cihat adı altında gerçekleştirdiklerinin İslam’la bağdaşmadığı anlatıldı. Karantina günlerinde ruh ve bedenlerini zinde tutmak için yapabilecekleri telkin edildi. Arapça öğrenmeleri için internet üzerinden imkân sunuldu. İslam, Müslümanlık, Müslümanlıkta kadına verilen değere dair tartışma ve yorumlara katılmaları izin sohbet sitesine katılmaları sağlandı. A.K.’ye ekonomik imkânsızlıkları nedeniyle, elden nakit ödemesi yapılabileceği teklifinde bulunuldu. A.K. internet üzerinden kurduğu bu ilişkiyi, Suriye’deki iş imkânını, ekonomik destek önerilerini İstanbul’da yaşayan abisinin eşi ile paylaştı. Bundan sonra yaşananları kendisi şöyle aktarıyor: “Eşi, hemen abime anlatmış. Abim çok kaygılandı, yazışmaları istedi. Bu kişilerin terörist olduğunu ve uzak durmam gerektiğini söyledi. Çok, çok, çok kaygılıydı. Bunun tuzak olduğunu, Suriye’ye gidersem ölene kadar bir daha çocuklarımı göremeyeceğimi söyledi. Bir süre şey gönderdi orayla ilgili. Beni çok çok korkuttu. Her şeyi sildim. Arkadaşlarımı da uyardım. Asla kimse ile buluşmadım. Bir lira dahi almadım. Tüm ilişkimi kestim. O evden de ayrıldım. Şimdi de zaten bir işim var.”

'SURİYE’DE MESLEĞİMİ YAPABİLECEKTİM'

Görüştüğümüz kadınlardan Türkmenistan uyruklu N.C. ise iki yıldır Türkiye’de. Ankara’da bir evde yatılı çocuk bakıcısı olarak çalışırken, karantina sürecinde işten çıkartılmış. N.C. de, A.K. ile birlikte hafta sonları izinli çıktıklarında toplu olarak kaldıkları eve taşınmış. N.C. karantina süreci ve iletişim sırasında yapılan görüşmeler ve vaatler konusunda şu bilgileri aktardı:

“Evde dokuz kadındık. Ama hiçbirimizin geliri yoktu. O günlerde hava çok soğuktu. Ne gazımız vardı ne de elektrikli ısıtıcı alabilecek bir imkânımız. Yalan söylemeyeceğim. Suriye, İran olsun, kutuplar olsun, Jamaika olsun, dünyanın neresinden olursa olsun birilerinin sizi düşünüyor olması bana kendimi iyi hissettiriyordu. Müslümanım ama çok da inançlı bir insan değilim. Ben arkadaş bulmak için arkadaşlık sitelerinde zaman geçiriyordum. Önceleri çok keyifliydi sohbet etmek. İlgimi de çekti. Suriye’de kendi mesleğimi yapma imkânı sundular. Okullarda çok öğretmen ihtiyacı varmış. Kendi mesleğimi yapacaktım. Para da kazanacaktım. Arapça bilmemizi, öğrenmemizi istiyorlardı. Biraz duygusal bağ da oldu. Ama sonra bazı şeyler hoşuma gitmedi. IŞİD’ci olmadıklarını, kadına çok değer verdiklerini söylüyorlardı ama yine de içime sinmeyen bir şeyler vardı. Ben alkol kullanan bir insanım. Ortamına göre içerim. Dini konuların konuşulduğu, rahatlatıcı da olan bir chat ortamında konuşulanlar çok rahatsız etti beni. İletişimi kestim. Fakat evdeki diğer arkadaşlardan iletişimi sürdürenler oldu. Bana da para teklif edildi. Eğer istersem Suriye’ye gidene kadar aylık elden ödeme yapabileceklerini söylediler. Ben para almadım. Ama iki arkadaşımızın elden para aldığını biliyorum. İslam dininin yardımlaşma dini olduğunu söylüyorlardı sürekli. İçime sinmeyen şeyler oldu. Korktum da. Suriye’ye gitsem geri dönebilecek miyim emin değildim. Oranın kurallarına uyabilir miydim emin değilim. Kendimden emin olamadım. Gidince dönememek de var. Mayıs ayı gibi bir iş imkânı doğdu. Evden ayrıldım. Şimdi bir evde çocuk bakımında çalışıyorum.”

DÖRT KADIN TEMMUZ AYINDA SURİYE’YE GİTTİ

A.K. ve N.C.’nin karantina sürecinde birlikte yaşadıkları dört kadının temmuz ayında farklı günlerde Suriye’ye gittikleri ortaya çıktı. Bu dört kadından ikisi ile bir sosyal ağ üzerinden yaklaşık üç dakika süren bir görüşme gerçekleştirebildik. Suriye’nin İdlib kentine yakın bir yerleşim yerinde bulunduklarını belirten kadınlar, kendi nitelemeleri ile 'duygusal bağ kurdukları' erkeklerin evli olduğunu, diğer kadınlarla aynı evde yaşadıklarını ifade ettiler. Kendilerine vaat edilen, “mesleklerini yapma, her gün işe gitme, para kazanma” vaadinin yerine getirilmediğini söylediler. Kadınların aktardığına göre, Suriye’ye beraber giden dört kadın ayrı ayrı evlerde kalıyor. Şu ana kadar ülkelerindeki yakınlarına para gönderememişler. “Ailelerinizle iletişim kurabildiniz mi?” sorusunu “İki-üç kez konuştuk” diye yanıtlayan kadınlar, “Yanında kaldığınız kişiler kimler? “Genç mi yaşlı mı, asker kıyafetleri var mı? Siviller mi? gibi sorulara “gençler” diye yanıt vermekle yetindiler. “Siz cihat için mi Suriye’ye gittiniz” sorusuna ise “Aslında hayır” yanıtını verdiler. Orada yaşamaya devam edebilecek misiniz?” sorusuna karşılık ise sessiz kalmayı tercih ettiler. "Geri dönmek istiyor musunuz?" sorusuna “Evet” yanıtını veren kadınlar, Suriye’ye ayrı ayrı gittiklerini, kendilerini 'taksici'nin götürdüğünü anlattılar. "Ankara’dan Antakya’ya kadar rahatlıkla seyahat edebildiniz mi? Kimlik kontrolü olmadı mı? Pasaportlarınızın süresi var mıydı?" sorusuna da “taksici yanımızdaydı” yanıtını verdiler. Geri dönmek istediklerini ifade eden kadınlar nasıl döneceklerini ise bilmediklerini belirttiler. 

İDLİB’İN YÖNETİMİ HTŞ’DE

Gazete Duvar yazarı Fehim Taştekin, İdlib’de faaliyet gösteren cihatçı yapıları analiz etti. Taştekin’in aktardığına göre onlarca farklı yapı olsa da İdlib’de varlık gösteren örgütleri dört ana kategoride toplamak mümkün. İdlib’in hâkim gücü HTŞ (Heyet Tahrir el Şam). Bu örgüt IŞİD’in Suriye kolu olarak Nusra Cephesi adıyla ortaya çıkıp sonradan dönüşüm geçirdi. 2017’den itibaren Türkiye destekli İslamcı güçleri tasfiye ederek İdlib’in yüzde 90’ını kontrol eder hale geldi. İdlib’in genelinde yönetim işleri HTŞ’nin sivil kanadı Kurtuluş Hükümeti tarafından yürütülüyor.

HTŞ’NİN ÜSTÜNLÜĞÜ

Taştekin’in verdiği bilgiye göre, HTŞ’nin Türkiye ile uyumlu politikasından rahatsız olup ayrılanların kurduğu Hurras el Din’in El Kaide çizgisindeki örgütlerle birlikte oluşturduğu bir yapı da var. Hurras el Din ile birlikte bu çizgide yer alan Ensar el Din, Tensikiyat el Cihad, Ensar el İslam ve Mukatilin el Ensar adlı örgütler "Fesbutu Operasyon Odası" adı altında hareket ediyor. Bu koalisyonda çok sayıda yabancı savaşçı var. HTŞ, bu yapıyı kendisine tehdit olarak gördüğü için şiddetle dağıtma yoluna gitti. Çatışmalar yaşandı. Son üç ayda çok sayıda ölen ve tutuklanan oldu.

ÇEÇEN, ÖZBEK VE UYGURLARIN YAPILANMASI CİSR EL ŞUĞUR

HTŞ ve Fesbutu dışında üçüncü cihatçı kümelenmeyi özellikle Çeçen, Özbek ve Uygur savaşçıların başını çektiği yabancı örgütler oluşturuyor. Bunlar, Cisr el Şuğur ve Lazkiye kırsalında aktif olan örgütler. İç çatışmalardan uzak duruyorlar hatta geçmişte diğer İslamcı güçler arasındaki çatışmaları bitirmek için arabulucu ve garantör olarak da öne çıktılar.

IŞİD’İN KALINTILARI DA BÖLGEDE

Dördüncü kümede Türkiye’nin şeklen de olsa Suriye Milli Ordusu’na bağlı gözüken İslamcı örgütlerin yer aldığı Ulusal Kurtuluş Cephesi bulunuyor. Ahrar el Şam ve Feylak el Şam gibi Türkiye’ye çok yakın örgütler bu cephede başı çekiyor. Bu örgütler geçen yıllarda birbirleriyle ciddi çatışmalar yaşadı. Bu çatışmalara bağlı olarak çok sayıda bölünme ve yeniden gruplaşmalar oldu. Artık kendi bayraklarıyla açıkça varlık göstermeyen IŞİD kalıntıları da hem Türk ordusunun kontrolündeki alanlara hem de İdlib’e sızmış durumda. Aslında 'sızma' ifadesi biraz abartılı olabilir. Herkesin herkesi artık tanıdığı bir alanda IŞİD artıklarının kendilerini gizlemesi çok da mümkün değil. Eski IŞİD üyelerinin Hurras el Din ve El Kaide çizgisindeki örgütlere katıldığı yönünde bilgiler var. Mesela HTŞ, Hurras el Din’e karşı operasyon yaptığı yerlerde IŞİD hücrelerini bastığını ve elimine ettiğini söylüyor. Bütün bu örgütlerin bulunduğu alanda Türkiye de askeri tahkimatını şubattan beri sürdürüyor.

İDLİB’TEKİ TÜRK ASKERİ VARLIĞI

20 Ekim itibariyle İdlib’e giren Türk askeri araç sayısı 10 bin 615. Asker sayısınınsa 15 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Türk istihbaratı, Ulusal Kurtuluş Cephesi, Suriye Milli Ordusu ve HTŞ’nin yer alacağı bir ortak askeri konsey kurmaya çalışıyor. Fakat birleşme çalışmaları sürerken bile iç çatışmalar bitmiyor. 'Ilımlı' etiketiyle yeni çatı kurma çabaları El Kaide çizgisindeki örgütleri selefi cihadi gruplar için alternatif haline getiriyor. Bu yapı içerisinde IŞİD’in de eski dava arkadaşlarının saflarında kendilerine yer bulması zor değil.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR