Bağımsız İskoçya, AB'ye başvurmak zorunda kalacak

İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, İngiltere’nin AB’den ayrılma kararının İskoçya açısından olumsuz bir sonuç olduğunu söylüyor. Brüksel'deki üst düzey bir yetkili, İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon'un ikinci bir bağımsızlık referandumu planlarını karmaşıklaştırarak, bağımsız bir İskoçya'nın AB'ye katılmak için yeniden başvuru yapması gerekeceğini açıkladı.

DUVAR – İngiltere’de referandum sonuçlarıyla tescillenen Avrupa Birliği’nden ayrılma planı, Birleşik Krallık yönetimi altındaki ülkelerde de tartışmalara yol açıyor. İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, İngiltere’nin AB’den ayrılma kararının İskoçya açısından olumsuz bir sonuç olduğunu, gerekirse Birleşik Krallık’tan ayrılarak AB’ye yeniden katılma yolunu izleyeceklerini belirtiyor.

İskoçya’daki bağımsızlık yanlısı diğer partiler de Sturgeon’la hemfikir. Öte yandan, İskoçya’da 2014 yılındaki bağımsızlık referandumunun olumsuz sonuçlanmasıyla, ülke Birleşik Krallık’a bağlı kalmaya devam etmişti. Brexit sonrası durum hem üye ülkeler hem de adaylar açısından yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor. İskoçya’nın yeni tutumu nedeniyle Avrupa Birliği muktesebatında ve bağımsızlık talebindeki diğer bölgelerde, Brexit sonrası bir dizi gelişme yaşanması bekleniyor.

The Guardian gazetesinde konuya ilişkin olarak Brüksel’deki Avrupa Komisyonu sözcüsünün yaptığı açıklama ve açıklama ardından gelen ilk tepkiler ele alınıyor: Brüksel’deki yetkili Avrupa Komisyonu sözcüsü, İskoçya’nın üyelik için yeniden baş vurması gerektiğini söylese de Brüksel’deki diğer yetkililer, müzakereler için sıraya girmesi gerektiğini düşünüyorlar.


Jennifer Rankin, Severin Carrell*

Brüksel’deki üst düzey bir yetkili, İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon’un ikinci bir bağımsızlık referandumu planlarını karmaşıklaştırarak, bağımsız bir İskoçya’nın AB’ye katılmak için yeniden başvuru yapması gerekeceğini açıkladı.

Bir Avrupa Komisyonu sözcüsü, yeni bağımsızlaşmış herhangi bir ülkenin, eski komisyon başkanı José Manuel Barroso’nın açıkladığı tutumu hatırlatarak, birliğe katılmak için müzakere yürütülmesi gerekeceğini söyledi.

2012 yılında verdiği röportajda Barroso, “Avrupa Birliği amaçları doğrultusunda hukuki açıdan kesinlikle yeni bir devlettir” demişti. “Bir ülke bağımsızlık ilan ederse, yeni bir devlet olarak AB ile müzakere yürütmelidir.”

Bir AB sözcüsü, 2018 sonbaharıyla 2019 baharı arasındaki bir zamanda yeni bir bağımsızlık oylaması talep edeceğini söylediği İskoç başbakanının son duyurusu hakkında bazı sorular sordu: “Barroso Doktrini, bu geçerli midir? Evet, bu açıkça geçerli olur” dedi.

Birleşik Krallık, Brexit (British Exit/Britanya’nın AB’den ayrılma planı/ç.n.) anlaşmasını imzalamadan önce Sturgeon’un karşılaşacağı bağımsızlık oylamasına dair zorluklar, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in İskoçya’nın yasal olarak İngiltere’den ayrıldıktan sonra savunma ittifakına katılabileceğini doğrulamasının ardından arttı.

Stoltenberg Sky News’a verdiği demeçte, İskoçya bağımsızlık yönünde karar verirse İngiltere’nin geri kalanı Nato üyesi olarak kalmaya devam edeceğini belirtti. “Yeni bir bağımsız devlet, üyelik için başvuruda bulunmalı ve sonra yeni bir üyenin kabul edilip edilmeyeceğine karar vermek 28 müttefik ülkenin inisiyatifine kalır.” dedi.

Bu durum, İskoçya’da bulunan Clyde ve Birleşik Krallık üslerinde konuşlu Trident nükleer denizaltı sisteminin statüsü ve geleceği hakkında hem İskoç hem de İngiltere hükümetleri için önemli soruları da beraberinde getiriyor.
Bağımsızlık hareketi, İskoçya’da bulunan Trident’ı önemli bir kampanya malzemesi haline getirdi; öte yandan, İskoç Ulusal partisinin resmi politikası NATO üyeliğinin korunması yönünde. Bu karar, bağımsızlık için oy kullanmaları halinde, NATO’yu geçiş düzenlemelerine razı olmaya zorlayabilir.

2014’teki bağımsızlık referandumundan önce takınılan tavrı doğrudan yansıtan Avrupa Komisyonu ve NATO bildirileri, İngiltere destekçisi çevrelerce bağımsızlığa ilişkin referandumun düzenlenmesindeki pervasızlığın kanıtı olarak kullanılacak gibi görünüyor.
Diğer yandan Brüksel’dekiler, AB’ye katılmak istiyorsa İskoçya’nın ciddi sorunlarla karşılaşmasını beklemiyorlar. Mevcut bir devletin parçası olarak, zaten giriş kriterlerini karşılıyor ve Sırbistan ve Arnavutluk gibi diğer üyelerin sıralamasında öncelikli olacağını öngörüyor.

European Policy Center Thinktank’ın CEO’su Fabian Zuleeg, “Bağımsız bir İskoç devleti yürürlükteki katılım sürecini izlemek zorunda kalacaktır ve bu yüzden otomatik olarak gerçekleşmeyecektir. İskoçya üyelik kriterlerini büyük oranda yerine getirdiği için nispeten sıkıntısız bir süreç yaşanır” dedi.
Yetkili, üyelik müzakerelerinin ne kadar süreceğini önceden tahmin etmek zor olsa da İskoçya’nın İngiltere’den ayrılmasının ardından bir çeşit “geçici düzenleme” olmasını beklediğini söyledi.

Edinburgh merkezli AB politikası uzmanı ve Avrupa Komisyonu’nun eski bir yetkilisi olan Kirsty Hughes, kendisinin ve diğer meslektaşlarının, Brexit’in ardından bir referandum düzenlense bile, bağımsız bir İskoçya’nın AB’ye üye olabilmesinin yaklaşık 2022 ya da 2023 yıllarını bulabileceğine inandığını söyledi. İskoçya, daha sonraki bir aşamada Euro bölgesine katılmayı taahhüt etmek zorunda kalacaktır.

İskoçya, AB yönetmelikleriyle uyumlu bir yasal statüde olması nedeniyle dikkatle takip edildi. Ancak Hughes, “2019’da yapılan referandumdan sonra üç ila dört yıldan daha kısa bir sürede üye olmasını öngörmek çok zor. Hatta süreç fazla hızlı ilerliyor.”

Sturgeon’un sözcüsü, iki örgüt tarafından daha önce alınan tutumları aynen yansıttığı halde, Brexit’ten önce gerçekleşecek ve AB üyeliğine hızlı bir geçiş sağlayacak olan bir referandum için tercih edilen zamanlamayı etkilemeyen NATO ve Avrupa komisyonu bildirilerinin kendilerini şaşırtmadığını belirtti.
“Başbakanın bu konuda bir seçim yapılması için en uygun zaman olduğuna dair inancını değiştirmiyor” dedi.

Edinburgh’daki konuşmasında Başbakan Sturgeon, İskoç seçmenlerin Birleşik Krallık’taki Brexit anlaşmasını AB’yi kabul edip etmeme konusunda kendi durumlarına dair karar verme hakkına sahip olduklarını; ancak Brexit sonrasına kadar referanduma gitmeyi seçtikleri takdirde, İskoçya’nın İngiltere’yle birlikte geçireceği sürenin artacağını belirtti. Bu, ekonomik ve sosyal zararlara neden olabilir.

“Bu aşamada hiçbir şey yapmamak birçok açıdan benim için en kolay şey. Bu, İskoçya’nın önümüzdeki iki yıl boyunca sürüklenmesi, parmaklarımızın arasından kayıp gitmesi ve sadece en iyisinin olmasını umduğum anlamına gelir” dedi.

İskoç hükümeti, siyasi açıdan hassas balıkçılık sorunuyla değil, en azından zorlu AB müzakereleri ile karşı karşıya kalacak. İskoç sanayi grupları, Brexit’i ortak balıkçılık politikasından kopma fırsatı olarak görüyor.
Öte yandan para birimi en büyük baş ağrısı olabilir. Britanya hükümeti, İngiltere ile para birliğine giderek Pound’u kullanarak, İskoçya’ya karşı veto ettikleri 2014’teki bağımsızlık hedefinin gerilemesine yardım etti. Avro bölgesi krizi, Polonya gibi Avrupalı olmayan katılımcıların bu yönde hareket etmesi hususunda baskı uygularken, teoride tüm yeni AB üye ülkeleri Avro’ya katılmak için kaydoluyorlar.

Ayrıca İskoçya, şu anda Birleşik Krallık’ın elinde olan özel ödemeleri (örneğin, AB ödemeleri için indirim vb) almak için mücadele etmek zorunda kalacak. Zuleeg, “İskoç cephesi ne tür bir üyelik istediğini gözden geçirmek zorunda kalacak; ancak Birleşik Krallık’ın sahip olduğu özel düzenlemelerin hiçbirini beklememeli” demişti.

AB yetkilileri, İskoçya bağımsız bir ülke olana dek, üyelik müzakerelerinin başlayamayacağını vurguladılar; bu, AB liderleri tarafından zaman zaman altı çizilen bir tutum.

İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Brexit referandumunu takip eden günlerde “eğer İngiltere yola çıkarsa, İskoçya onlardan ayrılır” açıklamasını yapmıştı. İspanya uzun zamandır, İngiltere’den ayrılmak için yapılacak bir oylamanın Katalanya’daki ayrılıkçıları cesaretlendirmesinden endişeleniyor. Ancak Brexit oylamasından bu yana İspanya’nın tavrı yumuşadı. Avrupalı politikacılar ve diplomatlar İskoçya’ya daha anlayışlı biçimde davranıyor ve Madrid’in, üyelik seçeneğini tercih eden bir ülkenin AB umutlarını veto etme yetkisini kullanması çok da olası görünmüyor.

Rajoy’un iktidardaki merkez-sağ partisinin üst düzey bir üyesi, geçen hafta BBC İskoçya’ya İspanya’nın bağımsız bir İskoçya’yı veto etmeyi düşünmediğini açıklamıştı. İspanya Parlamentosu üyesi Esteban González Pons, “Katalonya’yı ele aldığınızda durum İskoçya’nınkinden çok, çok, çok farklı” demişti.

European Policy Center Thinktank’ın CEO’su Fabian Zuleeg, AB’nin, İskoçya’nın İngiltere’den ayrılması ve AB üyeliğine başvurması konusunda “gerçekçi bir şans” yaratılması için ihtiyâti tedbirler üzerinde bir planlama yapması gerektiğini söyledi.

Yetkili, “İskoç halkı, bağımsızlık için oy kullanırsa ve AB’nin yanında kalmayı seçiyorsa, AB’nin yapması gereken şey kapıyı yüzlerine kapatmamaktır” diyor. “Yeni bir ülkenin katılımı, AB için çok olumlu bir gelişmedir ve AB’nin dağılmasına neden olanlara yönelik bir sinyal olacaktır.”

*Bu yazının orijinali 14 Mart’ta The Guardian’da yayınlanmıştır. Çeviri: Tarkan Tufan


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.