Trump Amerika’nın kepenklerini indiriyor - dünyanın işi zor!

Trump ilk konuşmasında antidemokratik rejimlere yeşil ışık yakmış oldu. Dikta rejimlerinin liderleri herhalde şimdi rahat bir nefes alıyorlardır. Türkiye'ye gelince, korkarım AKP iktidarının Trump yönetiminden beklentileri muhtemelen kısa zamanda hüsranla sonuçlanacaktır.

Faruk Loğoğlu

Donald J. Trump ABD Başkanı sıfatıyla yaptığı ilk konuşmasıyla kendisi hakkındaki kaygıları, bırakın haklı çıkarmayı iyiden iyiye çoğalttı, pekiştirdi. Parti ayırımı yapmaksızın, önceki yönetimleri, halkın değil kendi çıkarlarını gözeten, halkı dışlayan küçük seçkinler grubu olmakla suçladı. Amerikan siyasetindeki fay hatlarını deşerek derinleştirdi. Kendisine oy vermeyen yüzde 52’lik çoğunluğu yok saydı. Hristiyan ve Musevi din adamlarına dua ettirdi, fakat Amerika’da Müslümanların da yaşadığını hatırlamak istemedi. Kısacası seçim kampanyası sırasındaki söylemleriyle uyumlu kutuplaşmaya göz kırpan popülist çıkışını sürdürdü.

Dışarıya yönelik somut tek siyasi mesajı “radikal İslam’ı dünya yüzünden silmek” oldu. Amerika’nın herkesle dostluk ve iyi niyete dayanan ilişkiler kurmaya hazır olduğunu ancak her zaman Amerikan çıkarlarının önde geleceğini vurguladı. Hemen her Amerikan başkanının yaptığının aksine demokrasiden, hukuktan, özgürlüklerden, insan haklarından -genel bir ifadeyle evrensel değerlerden- söz etmedi. Her ülke kendi hayat biçimini belirler, Amerika buna karışmaz mesajını verdi. Bir noktada Trump aslında antidemokratik rejimlere yeşil ışık yakmış oldu. Dikta rejimlerinin liderleri herhalde şimdi rahat bir nefes alıyorlardır.

OBAMA’NIN EN EN BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI

Ekonomik alanda ise “önce Amerika, hep Amerika, sadece Amerika” diyerek dünyaya meydan okudu. Yemin töreninden birkaç gün önce Çin Devlet Başkanı’nın Davos’ta “ticaret savaşları kimsenin yararına değildir” uyarısını hiç dikkate almadı. Amerika’ya kaydıracağı fabrika ve işgücüyle üreteceği malları kime satacağı noktasını es geçti.
Önceki Başkan Obama başkanlık döneminde kendisini en fazla hayal kırıklığına uğratan olayın ülkede son yıllarda iyice artan aşırı siyasi kutuplaşma ve partizanca eğilimler olduğunu söylemişti. Başkan Trump bu kutuplaşmayı sanki inadına daha da derinleştirecek bir söylemi tercih etti. Son dönemleri “enkaz” olarak nitelendirdi. Seçkin yerleşiklerin (establishment) devrinin kapandığını, artık vatandaşların egemen olacağını iddia etti. Amerikan toplumunu oluşturan “beyaz, kahverengi ve siyah” renklerine sahip çıktı fakat farklı inançlara değinmedi.

Trump, kendisinin başkan seçilmesinin iktidarın Washington’dan geri alınıp halka iadesi anlamına geldiğini, artık halkın iktidarda olduğunu defalarca tekrarladı. Ancak nedense azınlık oylarıyla seçildiği gerçeğini hiç dillendirmedi, kendisine oy vermeyenlere el uzatmadı. Halkın yanında olduğunu iddia eden Trump’ın ilk icraatı Amerika’da daha çok dar gelirli ailelerin yararına olan Obama’nın sağlık plan ve programını sona erdirmek oldu.
Daha yemin töreni sürerken kendisine karşı olanların polisle Washington sokaklarında çatışma halinde olduğunu duymak istemedi. Dünyanın birçok yerinde Trump karşıtı gösterilere de herhalde kulak vermedi.

BÜYÜK BİR TEHDİT VE DERİN BİR ÇELİŞKİ

Trump sadece Amerikan ordusuna bir çiçek attı ve Amerika’yı yeniden dünyanın en güçlü ordusuna sahip olan ülke yapacağım dedi. Alt yapı harcamalarıyla birlikte savaş sanayiine ağırlık vererek Amerikan ekonomisini canlandırmak istediği mesajını verdi. İsmen telaffuz etmeden NATO müttefiklerini Amerikan’ın miras yedileri olmakla itham etti. Amerikan kaynaklarını bundan böyle sadece Amerika için kullanacağını ilan etti. Öyle anlaşılıyor ki iktidarı halka iade ettiğini haykıran Trump’ın başkanlık döneminde Pentagon en ön sırada yer alacak bir güç merkezi olmaya adaydır. Burada da belki farkında olmadan içinde dünyamız için büyük bir tehdidin yattığı derin bir çelişki yarattı. Bir yandan dünyadan elini eteğin çekeceksin, aynı zamanda dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerini inşa edeceksin. O takdirde sorarlar: bu müthiş güçle nerede ne yapacaksın?
Trump’ın konuşmasının dikkat çeken yönleri böyle.

Baştan aşağı popülist motiflerden oluşan bu konuşma gerçekten Trump’ın yürüyeceği yolu çiziyorsa Amerika’nın “değerli yalnızlık” noktasına varması fazla uzun sürmeyebilir. Obama da dış dünyada tek taraflı ABD müdahaleleri yerine dost ve müttefikleriyle birlikte çok taraflı hareket etmekten yana bir politika izlemişti. Obama ABD’nin dışarıdaki askeri varlığını küçültmüş, siyasi müdahalelerini sınırlamış, fakat dış dünyadan kopmamıştı.

AMERİKA’YI KENDİ İÇİNE HAPSETMEK

Trump’ın küreselleşmenin olumsuz yönlerine yanıtının ise Amerika’nın kepenklerini tamamen kapatmak olacağı, hatta duvarlar öreceği anlaşılmaktadır. Oysa siyasi ve ekonomik olarak Amerika’yı kendi içine hapsetmek sürdürülebilir bir çıkış yolu veya çözüm değildir. Trump dünyayı dışlayarak “Amerika’yı tekrar büyük” yapamayacağını çabuk anlayacaktır. Amerika kendini dünyadan tecrit etmeye kalkıştıkça güçlenmediğine, aksine her alanda sorunlarının arttığına şahit olacaktır. Trump “önce Amerika” derken diğer ülkeler “evet, önce Amerika, sonra biz” demeyeceklerdir.

Trump konuşmasıyla küresel çapta kaosa yol açabilecek çelişki ve çatışmaların tohumunu atmıştır. Bu duruşunu aynen sürdürmeye devam ettiği takdirde dünyanın Trump’ın çıkış ve tahriklerine kapılmaması, uymaması ve Amerikan yönetimiyle ilişkileri sükûnet içinde akılcılıkla sürdürmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, ABD’yle ilişki kuracak devletlerin Trump’ın kabinesi ve danışmanları arasında çok boyutlu ve daha olumlu görüşlere sahip kişiler üzerinden Amerika’yı etkileme çabalarına tanık olabiliriz. Tabii bir ihtimal de gerçekler karşısında Trump’ın tutum değiştirmesi ve daha rasyonel davranmasıdır. Bu olasılık yemin töreni konuşmasıyla birlikte maalesef ciddi güç kaybına uğramış bulunmaktadır.

AKP HÜKÜMETİNİN BEKLENTİLERİ

Türkiye’ye gelince korkarım AKP iktidarının Trump yönetiminden beklentileri muhtemelen kısa zamanda hüsranla sonuçlanacaktır. Radikal İslam’ı yok edeceğini ilan eden, Müslüman Kardeşleri terör örgütü olarak kabul eden, PYD/YPG yanlısı tutumu Obama döneminin konuyla ilgili özel temsilcisi BrettMcGurk’a aynı görevi teklif ederek sürdüreceği anlaşılan, Esad’ı değil IŞİD’i öncelikli hedef olarak belirleyen Trump AKP yönetiminin hangi beklentisine karşılık verecektir? Amerikan adalet sisteminin çarkları arasına girmiş olan Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi konusunda da Trump yönetiminin yargıya müdahalesi zordur. Buna mukabil Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu yemin töreni vesilesiyle gittiği Washington temasları hakkında oldukça olumlu mesajlar vermiştir. Umarım gelişmeler bizi yanlış, onu haklı çıkarır.

Dünya Trump’la birlikte belirsizlikle dolu bir döneme girmektedir. İktidara Amerikan halkının şu veya bu nedenle birikmiş öfke ve hayal kırıklıklarının rüzgârıyla gelmiştir. Ancak öfke üzerine bina edilmiş bir yönetim kimseye yarar sağlamaz. Hemen herkesin üzerinde ittifak ettiği bir nokta Trump’ın nerede ne yapacağı belli olmayan, kestirilemeyecek bir yapıya sahip olduğudur. Bu özellik bir siyasi lider, bir devlet başkanı, hele nükleer silahların düğmesi parmaklarının altında bulunan bir ABD Başkanı için en tehlikeli durumdur.

“Önce Amerika” diyen Trump’ın küresel alışveriş ve işbirliğinin gereklerini görmesi, içine kapanarak, dünyadan koparak Amerikan’ın bir yere varamayacağını ve dünyanın da başına türlü dertler açacağını bir an önce anlaması tüm insanlık için yaşamsaldır. En fazla da Amerika için önemlidir. Aksi halde dünya, Trump’ın büyük Amerika’sına dar gelebilir.


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.