Fas İslamcılarının üçüncü seçim zaferi

İslamcıların lideri Abdelalih Benkirane kurulan koalisyon hükümetinin başına geçti. Fas’ın yakın geçmişinin en başarılı liderlerinden biri olarak görülen Benkirane gençliğinde monarşi karşıtı bir sosyalistti. 1980’de kurduğu ılımlı İslamcı grup, 1998’de Adalet ve Kalkınma Partisi olarak siyaset sahnesine girdi.

Hande Yalnızoğlu

Arap Baharı’nın çıkış noktası olan Kuzey Afrika bölgesi, Ortadoğu coğrafyasında nüfus sayılarına göre en kalabalık alt bölgelerden biri olmasına rağmen Ortadoğu çalışmaları içerisinde akademisyen ve öğrenciler açısından en az ilgiyi çeker. (Fas’ın nüfusu 34 milyon; Cezayir’in 39 milyon; Tunus’un 11 milyon; Libya’nın ise 6 milyondur.)

Geçtiğimiz 7 Ekim’de yapılan Fas parlamento seçimleri de dünya basınında fazla yer bulmadı. Alev alev yanan Ortadoğu’da nispeten istikrarlı durumu sebeplerden biri olabilir. Yine de siyasal İslam’ın Ortadoğu yolculuğunda Fas’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (Hizb el Adala wa el Tanmia) göreceli başarı öyküsünü gözden kaçırmamak gerek.

Seçimlere geçmeden önce Fas’ın siyasi düzenine dair birkaç cümle yazmak gerekiyor. 1956’da Fransa’dan bağımsızlığını kazanan Fas, güçlü ve halkın büyük çoğunluğunun desteklediği bir monarşi düzeninde yönetiliyor. Monarşinin meşruiyeti bağımsızlık savaşında oynadığı öncül rol, ailenin Hz. Muhammed’in soyundan gelmesi ve İslam’ın koruyucusu olması üzerinde temelleniyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuzey Afrika’da hakimiyeti altına alamadığı tek toprak olan Fas’ta Krallık baskı, böl-yönet ve reformcu açılımlardan oluşan kokteyl taktiklerle otoritesini koruyor. Kral’ın otoritesini sorgulamadıkça siyasi partiler, parlamento, STK’lar ve gazeteler ‘özgürce’ var olabiliyor. Gazeteci Hisham Mansouri gibi rejimin muhaliflere yönelik baskı pratiklerini inceleyenler ise ‘ulusal güvenliğe tehdit’ suçlamalarıyla yargılanıyorlar.

2011’de Tunus’ta ilk kıvılcımı parlayan Arap Baharı Fas monarşisini de endişelendirdi. M20 adıyla örgütlenen muhalifler, 10.000 kişinin katıldığı gösterilerde yolsuzlukla mücadele, anayasal değişiklik ve haklarını talep ettiler. Fakat bu protestolar yine de doğrudan popüler Kral’ın meşruiyetini sorgulamadı.

Tunus ve Mısır’da rejimlerin muhaliflere karşı kullandığı şiddetin aksine Kral VI. Mohammed apar topar bir reform sürecine girdi ve ülke Temmuz 2011’de mutlak monarşiden anayasal monarşiye geçti. Parlamentonun yetkileri genişletildi ve yargının bağımsızlığı garanti altına alındı. Kral ulusal güvenlik, dış politika ve dini işler alanlarında ise tüm yetkilerini korudu. Arap Baharı dalgası kazasız belasız atlatıldı.

Katılımın %50’nin altında olduğu 2011 parlamento seçimlerini sosyal adalet, ekonomik reform ve yolsuzlukla mücadele sözü veren Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kazandı. İslamcılar Fas’ta ilk kez iktidara geldi.

İslamcıların lideri Abdelalih Benkirane kurulan koalisyon hükümetinin başına geçti. Fas’ın yakın geçmişinin en başarılı liderlerinden biri olarak görülen Benkirane gençliğinde monarşi karşıtı bir sosyalistti. 1980’de kurduğu ılımlı İslamcı grup, 1998’de Adalet ve Kalkınma Partisi olarak siyaset sahnesine girdi.

İsim benzerliğinin işaret ettiği üzere Türkiye ve Fas AKP’leri benzer bir ideolojik temelde siyaset yapıyorlar. Uzun süre yasaklı şekilde taban siyaseti yaptıktan sonra sosyal adalet ve yolsuzlukla mücadele sözüyle iktidara geldiler. Yine de Ortadoğu’da Amerikan müttefiki olan iki ülkeyi neoliberal ekonomi modelleriyle uyum içinde yönetiyorlar.

Akademisyen Feriha Perekli Insight Turkey dergisi için kaleme aldığı karşılaştırmalı makalede ülke içi dinamiklerin yanı sıra Faslı İslamcıların Türkiye modelini de izleyerek din temelli bir kimlik siyasetinden politika temelli bir siyasete evrildiklerini gösteriyor. Türkiye’de olduğu gibi Fas AKP’sinin seçim platformları da ekonomi, sosyal refah ve hizmet politikalarından oluşuyor, dini meselelere referans vermiyor.

Daily Sabah gazetesinde Şubat 2016’da ‘Türkiye-Fas ilişkilerini geliştirmenin zamanı’ başlıklı bir makale yayınlayan Faslı yazar Ahmed Charai, Benkirane’ın Başbakan seçildikten sonra uyguladığı uzlaşıcı siyasi yaklaşım ve ekonomik büyüme odaklı platformun AK Parti’den ilham aldığını yazıyor. Ve Mısır’ın Müslüman Kardeşleri’ne göz kırparak şunu ekliyor: “Arap Baharı sonrası seçim kazanan diğer İslamcılar da benzer bir taktik izleselerdi, bugün Arap dünyasının haritası çok farklı olabilirdi.”

AKP 2011’den beri IMF’nin tavsiyelerine uyarak kemer sıkma politikaları uyguladı ve dış borç bir nebze azaltıldı. 4 yıllık iktidarın sonunda işsizlik rakamları ve ekonomik büyüme yerinde seyretse de AKP ‘dürüst’ imajını korudu ve 2015 yerel seçimlerinde ciddi başarıya ulaştı. Parti artık ülkenin en büyük şehirleri olan Kazablanka ve Rabat’ı yönetiyor.

İslamcıların toplumu tabandan muhafazakarlaştırma politikaları Türkiye’de olduğu gibi Fas’ın gündeminde de tartışma konusu. Haziran 2015’te Fas’ta konser veren Amerikalı şarkıcı Jennifer Lopez’in performansının televizyon kanallarında yayınlanması tepki yarattı. Benkirane olaya dair soruşturma başlattı ve konser yayınının ‘ülkenin dini ve ahlaki değerlerine’ karşı geldiğini söyledi. Radikal hareketlere destek verdiğini kesinlikle reddeden Başbakan, ülkede ılımlı ve aydınlanmacı bir İslam’ın yayılmasını savunuyor.

Fas AKP’si de AK Parti’nin Türkiye’de başa geldiği ilk dönemlerde kırmızı çizgilerini oluşturan benzer bir ‘vesayet rejimi’ içinde siyaset yapıyor. Benkirane bir röportajında “Kral’a karşı gelirsem annem bana çok kızar” itirafında bile bulunmuş. Asla Kral’ın otoritesini sorgulamayan parti, sarayın siyaset üzerindeki kontrolünü her an hissediyor.

7 Ekim 2016 seçimlerini seçmenler tarafından hala en dürüst, temiz ve etkin siyasi parti olarak görülen AKP %27 oyla kazandı, parlamentoda sandalye sayısını arttırdı. Katılım %43 seviyesinde kaldı ve ülkede özellikle şehirli gençler oy kullanmadı. Bu “Faslıların demokratik süreçlere güveni artıyor” öngörülerini de boş çıkardı. Genç işsizliği %10 seviyesinde. Muhalif M20 hareketi diğer Arap Baharı ülkelerinde olduğu gibi dağılmış durumda ve monarşiyi daha fazla açılıma zorlayacak bir örgütlenme yapısı içinde değiller.

Tüm Kuzey Afrika ülkelerinde olduğu gibi Fas da ciddi bir cihatçı terör tehdidi altında. 1,000’e yakın Faslının IŞİD’e katıldığı biliniyor. Ulusal güvenlik siyasetinin uygulayıcısı Saray için bu ülkenin ‘teröre karşı’ koruyucusu olarak meşruiyetini pekiştiriyor. Libya ve Tunus örnekleri de ‘istikrar’ın önemini Faslılara her gün hatırlatıyor.

Bu karamsar tabloda AKP’nin Saray’ın gölgesi altında ikinci dönemini nasıl yöneteceği hem siyasal İslam’ın yolculuğu hem de Ortadoğu’da demokrasinin gidişatı açısından belirleyici olacak. Fas AKP’si diğer toplumsal kesimlerle işbirliği yaparak vesayet rejimine karşı bir etkin bir toplumsal muhalefetle Kral’ı daha fazla demokratikleşmeye zorlayabilir mi? Yoksa bölgedeki yangın ortamında Kral otoritesini sarsmadan koruyarak İslamcıları demokrasi vitrininde manken olarak kullanmaya devam mı eder? Ortadoğu’da gidişata bakılırsa ikinci opsiyon daha gerçekçi görünüyor.

Referanslar

Perekli, Feriha. “The Applicability of the Turkish Model to Morocco: the Case of the Parti de la Justice et du Developpement (PJD).” Insight Turkey. Vol.14 / No.3 / 2012
http://file.insightturkey.com/Files/Pdf/insight_turkey_vol_14_no_3_2012_perekli.pdf

Charai, Ahmed. “Time to Intensify Turkish-Moroccan Partnership.” Daily Sabah. 11/02/2016
http://www.dailysabah.com/op-ed/2016/02/12/time-to-intensify-turkish-moroccan-partnership


* Bu metinde yer alan fikirler yazarına aittir. Gazete Duvar'ın editoryal politikasıyla uyumlu olmak zorunda değildir.