Yunanistan'daki öğrenci eylemleri: Gücümüzü Boğaziçi'nden alıyoruz

Yunanistan'da öğrenciler, muhafazakâr Yeni Demokrasi hükümetinin üniversitelerle ilgili hazırladığı yasa taslağına karşı eylemler düzenliyor. Atina Ulusal Teknik Üniversitesi öğrencisi Dimos Koufopoulos, "Baskıya ve korkuya meydan okuyan Türkiyeli sıra arkadaşlarımızın, daha iyi bir bakış açısı için mücadelesi bize güç veriyor" diyor.

Abone ol

DUVAR - Yunanistan, şiddetli öğrenci gösterileriyle çalkalanıyor. Hükümetteki muhafazakâr Yeni Demokrasi hükümetinin (ND) yasa taslağı öğrenciler tarafından tepkiyle karşılandı. Başta üniversitelere polis konuşlandırılması, okuldan atılmaların kolaylaştırılması ve okulun siyasi faaliyetler için elverişsiz hale getirilmesi, öğrencilerin en temel itirazlarını oluşturuyor. 

Gazete Duvar'a konuşan Atina Ulusal Teknik Üniversitesi öğrencisi Dimos Koufopoulos, hükümetin yasa tasarısıyla asıl amacının 'üniversitedeki siyasi varlığı kilitlemek' olduğunu savundu: “Hükümetin yasasındaki başlıca bölümler, birincisi polisin üniversitede olması, ikincisi disiplin takibatları ve üçüncüsü de öğrenci ihraçları. Bu önlemlerle birlikte hükümet üniversitelerden ve toplumdan gelen her sesi susturmaya çalışıyor. Bu yasanın çekirdeği kampüs içerisindeki suç sorununa çare bulmuyor, çünkü zaten suça dair hakim anlatı tamamen yalanlar üzerine kurulu. Bunun yerine temel nedeni, içerisinde siyasi herhangi bir sürecin işlemediği bir şekilde üniversiteleri yeniden yaratmak. Bu nedenle, hükümetin önermek istediği rol modelden farklı olmaya çalışan herkes ihraç edilme cezasıyla karşı karşıya kalacaktır.”

.

Geçtiğimiz günlerde Selanik'te öğrenciler tarafından düzenlenen basın açıklamasında yasa tasarısının sosyo-ekonomik boyutu 'özel üniversitelerin kuruluşu ve yüksek öğretime yetersiz kaynak sağlama, eğitimin tamamıyla yatırımcılara bağımlı hale gelmesine neden oldu ve harç ücretleri dayatmaları ile ücretsiz eğitimin tasfiyesi devlet tarafından polis gücünü yoğunlaştırmak olarak kendini gösteriyor' sözleriyle vurgulanmıştı. Koufopoulos ise hükümetin asıl amacının daha farklı olduğunu “Bu önlemler esas olarak mali açıdan zayıf olanları değil, içinde yaşadığımız durumu değiştirmeye çalışan kişileri vurmaya geliyor” şeklinde dile getiriyor.

 'ÖĞRENCİLERE KARŞI MİÇOTAKİS-ERDOĞAN İTTİFAKI'

Selanik'teki aynı basın açıklaması “Kampüste polis istemiyoruz. Yunanstan'dan Türkiye'ye öğrenci hareketi kazanacak” yazılı Türkçe-Yunan pankartlar önünde gerçekleşti. Okunan basın açıklamasında “Yunan öğrenci birlikleri Türkiye'deki öğrencilerin ve üniversite topluluğunun zorlu mücadelesinde dayanışma göstermektedir. Erdoğan hükümeti tarafından üniversitelere yapılan idari atamaların karşısında duruyoruz. (..) Miçotakis ve Erdoğan çok uluslu enerji şirketlerinin çıkarları için silahlanmayı artırmayı, milliyetçiliği körüklemeyi tartışıyor ama gençliğin ve işçilerin karşısında ittifak halindeler. Türk ve Yunan hükümetlerinin ortak saldırılarına karşı, Türk ve Yunan oligarşisine karşı öğrencilerin ortak mücadelesi ve halklar kazanacak!” ifadeleri yer aldı. 

Yine düzenlenen pek çok yürüyüşte Atina'dan İstanbul'a öğrenci hareketinin kazanacağını ifade eden pek çok döviz dikkat çekmişti. Boğaziçi eylemlerinin Yunanistan öğrenci hareketi tarafından nasıl değerlendirildiğini sorduğumuz Koufopoulos şöyle diyor: “Bizim için komşu ülkelerde halkı ve gençliği susturmaya çalışan hükümetlere karşı eş zamanlı hareketlerin olduğunu görmek çok ama çok önemli. Son yıllardaki küresel ekonomik kriz, pek çok kişiyi sefalete sürükledi. Mevcut durumu alaşağı etme hedefinde olan her hareket oldukça olumlu ve tam desteğimize sahiptir. Baskıya ve korkuya meydan okuyan Türkiyeli sıra arkadaşlarımızın, daha iyi bir bakış açısı için mücadelesi bize güç veriyor.”

'MİLLİYETÇİ RETORİK ATEŞLENİYOR”

Koufopoulos, her iki ülkede de sağın toplumsal olaylarda yükselttiği söylemlerin ortaklığına değindi ve Akdeniz sularındaki gerilimden yola çıkarak Ege'deki anlaşmazlıkların Yunanistan'a, Türkiye'ye ya da onların halklarına hiçbir şey sunmadığını dile getirdi: “Aksine kâr, sözkonusu madencilikleri üstlenen yabancı çokuluslu şirketler tarafından sağlanmaktadır, Kıbrıs'ta olduğu gibi. Bu ihtilaf insanları gerçek sorunlardan (örneğin eğitim tasarıları, çalışma koşulları gibi) uzaklaştırmak için kasıtlı olarak en yüksek 'ulusal çıkar' olarak yansıtılmaktadır.” 

Hükümetin yasa tasarısıyla birlikte ülkedeki öğrenci hareketinin siyasi yönünü değiştirmeye çalıştığının altını çizen Koufopoulos “Milliyetçi sesler üniversitelerde kendine yer bulmaya çalışıyor, ancak öğrencilerin çoğu oynamak istedikleri rolü anladıkları için onları izole ediyor. Bu mantığa kısmen dahil olanlar var ama okullarımızda azınlıktalar. Böylesi mantıklar hükümete yakın gençlik tarafından ifade edilmeye hep çalışılıyor, ancak Öğrenci Dernekleri ile sürekli karşı karşıya kalıyorlar. Sonuç olarak sistem için güvenlik vanası ya da halka yönelik saldırının baskın sözcüsü milliyetçi retorik ateşleniyor” dedi.