Yoksulun nafakası

İstanbul 11. Bölge İdare Mahkemesi'nin kararı Yurttaşlar Yasası da diyebileceğimiz Medeni Kanunumuzdaki açık düzenlemeye aykırıdır. Anayasa Mahkememiz yoksulluk nafakasının koşulları devam ettiği sürede “süresiz” olduğunu vurgulamış olup, Yargıtay kararlarında da yoksulluk nafakasının yasada koşulları devam ettiği sürece belirli bir süre ile sınırlandırılamayacağı açıkça kabul edilmekte ve süreli olarak yoksulluk nafakasına karar veren yerel mahkeme kararlarını bozmaktadır.

Abone ol

İzzet Doğan*

Yoksulluk nafakası tartışmaları sürerken İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında ‘süresiz nafaka verilmeyeceğine’ hükmetti. İstinaf mahkemesi, kararında tarafların yaşları ve kısa evlilik süresini gerekçe yapmış.

Dava konusu olayın özeti şöyle: Tekstil işçisi M.E. 2013 yılında İ.E. ile evlenmiş. M.E’nin çocuk sahibi olma talepleri koca İ.E. tarafından “ilk amaçlarının ev satın alma” olduğu gerekçesiyle sürekli ertelenmiş. M.E., 1 Temmuz 2015 günü işten eve geldiğinde evdeki bütün eşyalarının ve biriktirdikleri 25 bin TL’nin alındığını ve eşi İ.E.’nin yazdığı, “Borcum vardı haciz memurları geldi aldı eşyaları. Ben de terk ettim buraları, sen de annenin evine git. Benden sana hiçbir fayda gelmez. Dilekçeni ver” notunu bırakarak sevgilisi ile birlikte gittiğini öğrenmiş.

İKİ YILLIK NAFAKA

Mahkeme nüfus kayıtları üzerinden yaptığı incelemede, koca İ.E.’nin sevgilisinden bir çocuk sahibi olduğunu tespit etti. Mahkeme koca İ.E.’nin evine ve ailesine bakmaması, evin faturaların ödenmemesi ve aldatma nedeniyle evliliklerinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle çiftin boşanmasına ve. Ayrıca, dava tarihinden itibaren koca İ.E.’nin eşine 350 TL nafaka ödemesine karar vermiş.

Karara yapılan itiraz üzerine dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi özetle şu değerlendirmeyi yapmış:

“Kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği sabittir. TMK’nın 169. Madde çerçevesinde tedbir nafakası verilmesi doğru olduğu gibi, yoksulluk nafakasına da karar verilmesi doğrudur. Ancak tarafların yaşları, fiili evlilik süresinin az olduğu gözetildiğinde yoksulluk nafakasının süresiz olarak hüküm altına alınması doğru bulunmamıştır. Kadın yararına aylık 350 TL’den 2 yıllık toplam 8 bin 400 TL toplu yoksulluk nafakasının erkekten tahsili ile kadına verilmesine, karar vermek gerekmiştir.”

Yani 11.Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemece süresiz olarak verilen yoksulluk nafakasını süreli hale getirmiş ve bu süreyi de tarafların evlilik sürelerine indirgeyerek iki yıl ile sınırlandırmıştır.

Karar aralarında Ümit Boyner, Latife Tekin, Zuhal Olcay, Müjde Ar, Leman Sam, Nesrin Nas, Hazal Kaya, Feride Acar, Ufuk Tarhan gibi isimlerin de yer aldığı, farklı çalışma alanlarından 100 tanınmış kadının, nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğinin altını çizdikleri bir metin yayınladıkları zamana denk geldi.

İstanbul 11. Bölge İdare Mahkemesi'nin kararı Yurttaşlar Yasası da diyebileceğimiz Medeni Kanunumuzdaki açık düzenlemeye aykırıdır. Anayasa Mahkememiz yoksulluk nafakasının koşulları devam ettiği sürede “süresiz” olduğunu vurgulamış olup, Yargıtay kararlarında da yoksulluk nafakasının yasada koşulları devam ettiği sürece belirli bir süre ile sınırlandırılamayacağı açıkça kabul edilmekte ve süreli olarak yoksulluk nafakasına karar veren yerel mahkeme kararlarını bozmaktadır.

Örnek olarak Yargıtay 2. HD, 12.12.2017, E. 2016/8859, K. 2017/14407 sayılı hükmünde:

“…Kanun, yoksulluk nafakasının süresiyle ilgili hâkime herhangi bir takdir hakkı tanımamış, süresini durumun gerekleri ya da haklı sebepleri göz önünde tutarak belirlemeyi de emretmemiştir. Kanun, bu nafakanın “süresiz” olmasını açıkça öngördüğüne göre, takdir hakkına sığınarak nafakayı belirli bir süreyle sınırlamak kanuna açık aykırılık oluşturur. Öyleyse, aylık irat şeklinde takdir edilen yoksulluk nafakasının belirli bir süreyle sınırlandırılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir” denilmektedir.

Bu konuda birçok Yargıtay kararı varken mahkemelerin kanuna ve bugüne kadar yıllardır süregelen uygulamalara ters kararlar vermesi kamuoyunda bazı çevrelerce olması istenen bir düzenlemenin henüz yasalaşmadan uygulamaya geçirmek istendiği konusunda haklı bir endişe doğurmaktadır. Bu bakımdan yoksulluk nafakası tartışmaları tüm sıcaklığı ile devam ederken süreli nafakaya hükmetmek açıkça kanuna aykırı karar vermek demektir.

KADININ NAFAKASI DEĞİL YOKSULLUK NAFAKASI

Sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan açıklamalarda genel olarak bu nafakadan kadınlar yararlandığından “Kadının Nafakasına Dokunmayın” başlığı kullanılmaktadır. Yasada bu nafakanın koşulları oluştuğunda hem erkek için ve hem de kadın için verilmesi cinsiyet ayırımı öngörülmeden verilmesi düzenlenmiştir ve yasadaki adı da yoksulluk nafakası dır. Ayrıca ünlü ve varlıklı kişilerin boşandıkları eşlerine ödedikleri büyük maddi tutarlarda kamuoyuna nafaka adı altında servis edilmektedir. O Halde kullanılan başlığın “Yoksulun Nafakasına Dokunmayın” olması gerekir diye düşünüyorum.

Yasal uygulamada yoksul ise; yeme, içme, barınma, giyinme, sağlık kültür gibi zorunlu gereksinmelerini karşılayacak gücü olmayan bireylerdir. Oysa Anayasamıza göre herkes dengeli bir çevrede yaşamak, maddi ve manevi varlığını geliştirmek hakkına sahiptir.

Bu tanımlara göre Acun Ilıcalı'nın anlaşmalı boşanma yoluyla eşine verdiği aylık 75 bin TL, Aktör Halit Ergenç’in Gizem Soysaldı ’ya verdiği 225 bin TL tazminat, Mehmet Ali Erbil’in, Cem Yılmaz'ın ve benzeri varlıklı ve ünlü kişilerin ödedikleri yasal anlamda yoksulluk nafakası değildir. Çünkü yoksulluk nafakası zenginleşmeye yol açacak bir para olmayıp ancak yoksulluğu giderecek bir paradır. Bu para tutarı da yoksulluğu giderdiği takdirde asgari ücret, dul ve yetim aylığı, emekli aylığı civarındadır.

İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu tarafından taranan 120 dosyaya ait kararların büyük çoğunluğunda yoksulluk nafakasına hükmedilmemiş olduğunu, nafaka verilen dosyalarda da yoksulluk nafakası tutarının ortalamasının 350 TL civarında olduğu saptanmıştır.

*Avukat, emekli İstanbul Hakimi