Anayasa Mahkemesi eski başkanı Yekta Güngör Özden’in Türkiye
akademisinin rejime teslim edilmesinde en büyük pay sahibi olan
Ankara Üniversitesi eski rektörü Erkan İbiş için Sözcü
gazetesindeki köşesini kullanarak yaptığı “halkla ilişkiler”
çalışması hız kesmiyor. Hafızama Ümit Kıvanç’ın 16 Ton
belgeselindeki Ivy Lee anlatımından kazınan bu tür halkla
ilişkilerin temel amacının hırsız, katil veya yolsuz şirketleri
aklamak olduğunu biliyoruz. Halkla ilişkilerin mucidi bu adamın
kurucu başarısı 1900’lerin başında greve giden işçileri çoluk çocuk
katleden Rockefeller’in halkla ilişkiler danışmanlığını yaparak
olaydan işçileri suçlu çıkarması. Yekta Güngör Özden özellikle CHP
seçmenine seslenen Sözcü’yü kullanarak Türkiye’de gelmiş geçmiş en
büyük akademik suçları işlemiş eski rektör İbiş’i aklama
kampanyasına girişiyor. Ivy Lee’yi aratmayacak biçimde. Nasıl
mı?
Özden, bu çabasına Sözcü gazetesinde 4 Temmuz 2019’da yayımlanan
“Örnek” başlıklı yazısıyla başladı. Yazıyı İbiş’in başkanı olduğu
Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olduğu
dönemde yazdığını söylemekte fayda var. Bu yazıya karşı bir açık
mektubu, Sözcü okurunun da okuması için önce Sözcü’ye göndermiş
fakat yayımlatamamıştım. (1) Yazı İbiş’in her birime Atatürk büstü
koyduğu, İbiş’in bilime ne kadar da değer verdiği ve Ankara
Üniversitesi’ni nasıl da ileri taşıdığı ile ilgiliydi. İbiş,
Erdoğan’ı akademik açılışı yapmak üzere ilk defa Ankara
Üniversitesi’ne davet eden rektör sıfatını taşırken; Ensar
Vakfı’nda toplantılara katılır, AKP siyaset akademisinde enerji
politikaları anlatırken, AKP parti kütüphanelerinin açılışlarında
konuşma yaparken onun CHP’li seçmene de “doğru” anlatılması
gerekti. Özden, Örnek başlıklı yazısında bu rolü üstlendi. Atatürk
büstlerine başvurdu. 12 Eylül darbecilerinin yaptığı gibi.
Özden’in birkaç gün önce 7 Eylül 2020’de yine Sözcü
gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı yazı ise ilk yaptığından daha
beterini yapıyor. (2) Üniversiteden sorgulanmadan,
yargılanmadan Anayasa Mahkemesi’nin akademik özgürlükler
çerçevesinde gördüğü bir bildiriye imza attıkları için ihraç edilen
onlarca akademisyeni suçlu gösteriyor. İbiş döneminde şiir
okudukları için ceza alan öğrencileri, silah doğrultarak poz
verdiği üniversiteye asistan giren “hukukçu”ya karşı bildiri
yayımlayanları, Ülkü Ocakları’nın kılıç teslim törenleri yaptıkları
kampüste dans ettikleri için ceza alan, bursları kesilen kadınları,
ihraçların arından Mülkiye’nin İletişim Fakültesi’nin kapsına
dayanan, darp edilen, gözaltına alınan mezunları, hakarete uğrayan
1402’lik koca çınarları suçlu gösteriyor. Nasıl mı? “…
başarılarıyla özgün bir yeri olan Atatürkçü Sayın İbiş’in aşırı
solcuların yadırganan karşıtlığı dışında tüm ilgililerin beğenileri
ve övgüleri artarak sürmektedir.” ifadeleriyle. “Aşırı solcular” bu
ülkede sağcıların hem de sağın sağının kendini solcu kılıfına
büründürmek için kullandığı meşum ifade. Tabii karşısındakini kimin
kucağına attığını bilerek. Ivy Lee’ye taş çıkartarak.
Özden’in yazısının daha ilginç kısmı Ankara Üniversitesi
Geliştirme Vakfı’nda başkan olan İbiş ile dostluğuna ilişkin kısım.
Akademik kurulların hiçbir kararına saygı duymayan dostunun böyle
yaptığını iddia edecek değil ya. Onun anabilim dalı kararlarına
saygısından bahsediyor, ne demeli isteyen Mülkiyeliler Birliği
tarafından yayımlanan raporu okur. (3) Tabii public relations’ın
temeli aile. Özden İbiş’in mutlu yaşamını hukukçu kızı ve hekim
oğluyla birlikte sürdürdüğünü söylüyor. Hekim oğlu hakkında,
gazetelere çıkan haberden o yılın kontenjanının artması vesilesiyle
bir özel üniversiteden İbiş’in rektörü olduğu Ankara
Üniversitesi’ne geçiş yaptığını biliyoruz. (4) Hukukçu kızı
hakkında da İbiş’in rektör olduğu dönemde fikri mülkiyet hukuku
alanında master programına girip kısa sürede başarılı olup master
derecesi aldığını. Bir Ankara Üniversitesi ailesi… Açıkçası babamın
rektörü olduğu üniversitede kurulacak jürinin karşısına çıkmak
istemezdim. Zaten atıldım, “Ankara Üniversitesi ailesi”nden de
değilim. Ama ailenin genişlediğini de biliyorum, örneğin Ankara
Üniversitesi Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu üyesi ve İbiş’in dostu
Sayın Anayasa Mahkemesi eski üyesi Yekta Güngör Özden’in torunu da
İbiş döneminde Ankara Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’na
hoca olmuş. Kutlamak gerek.
Eski rejim, yeni rejim hikayesine belki biraz mikro ölçekte
bakmak da gerek.
(1) http://mulkiyehaber.net/sozcu-okurlarina-acik-mektup/
(2) https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yekta-gungor-ozden/gorkemli-bir-ayrilis-6025881/
(3) https://mulkiye.org.tr/prof-dr-erkan-ibisin-rektorlugu-doneminde-a-u-siyasal-bilgiler-fakultesi-ogretim-elemanlarina-uygulanan-baskilar-ve-tasfiyeler/
(4) https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/12/27/kontenjan-artti-ibisin-oglu-yatay-gecis-yapti/