Vasıf El Hareke: Lübnan'da fakirleri koruyan bir düzen istiyoruz
Vasıf el Hareke, Lübnan’daki protesto eylemlerinin önderlerinden. Hareketin seyri ve alınan kararlar üzerinde etkili bir isim. Avukat ve aktivist olan Vasıf el Hareke ile protesto eylemlerinin amacı, mantığı, Arap dünyasındaki farklı toplumsal hareketler, Gezi olayları ve hükümetin reform paketi üzerine konuştuk.
Lübnan, üretimin olmadığı daha çok finansal hareketlilikler
üzerinden ve dışarıdan gelen paralarla ayakta duran bir ülke. Ancak
son dönemde uluslararası düzeyde yaşanan ve Lübnan’a da yansıyan
siyasi gerilimler, ülkeye olan para akışına ciddi darbe vurdu ve
ülke ekonomik darboğaza girdi. Yaklaşık bir yıldır süren krize
ilişkin hükümetin uzun süre bir şey yapmaması bir yana halkın
üzerindeki yükü iyice ağırlaştıran ek vergiler getirildi. Bardağı
taşıran son damla ise WhatsApp vergisi olarak bilinen, voip
iletişimine (internet telefon servisi) getirilen vergiler oldu.
Tepki olarak sokağa dökülen halkın yoğun katılım gösterdiği
protesto eylemleri bir haftayı geride bırakırken hükümetin
açıkladığı reform paketi, eylemciler tarafından reddedildi.
Avukat-aktivist Vasıf el Hareke Lübnan'da yaşananları
anlattı.
'LÜBNAN HALKI ERKEN SEÇİM İSTİYOR'
Vasıf El Hareke
Tam olarak talepleriniz neler? Lübnan halkının
protestolar üzerinden ortak bir talebi var mı?
Evet ortak ve üzerinde konsensüs sağlanmış taleplerimiz var ve
bu konsensüsü insanlar sağladı. Bu da gösteriye katılanların farklı
kesimlerden geldiğini gösterir. Önce, sokağın baskısını hafifletmek
için reform belgesi diye bir şey sızdırdılar. Amaçları insanların
ne talep ettiklerini tespit etmek ve göstericilerin nabızlarını
ölçmekti. İnsanlar ise direkt karşılık verdi: “Size güvenmiyoruz”
dediler. Ve ek vergi konulmasını isteyen hükümetin istifa etmesini
istediler. Tabii insanlar bilinçli. İkinci gün taleplerimize
yenilerini ekledik: Hükümet istifa etsin, küçük çaplı ancak geniş
yetkilerle donatılmış teknokratlardan oluşan bir hükümet
kurulsun.
Buna göre hükümetin üç görevi yerine getirmesi talep
ediliyordu:
a. İlk görev, Lübnan’ın kriz içinde ve iflas tehlikesiyle karşı
karşıya bir ülke olması nedeniyle, ekonomik bir plan oluşturularak
ülkenin içinde bulunduğu durumdan kurtarılması. İşin ehli olan
insanlara verilecek yetkilerle ciddi bir rehabilitasyon yapacak bir
plan. Bu planın aynı zamanda fakirleri himaye edecek bir vergi
sistemi de getirmesi gerekiyor.
b. Devlet içerisinde yağmalanan para ve malları geri almayı
sağlayacak özel bir komite oluşturulması. Çünkü Lübnan’ın parası
yok, kimse Lübnan’a borç vermiyor. Bu yüzden tek çıkış yolu,
yolsuzluklarla yağmalanan paraların geri alınması. Lübnan Merkez
Bankası Başkanı'nın yaptığı finansal düzenlemeden elde edilen
kârların geri alınarak halka dağıtılması.
c. Lübnan halkının değişimi, devrim ya da darbe üzerinden
gerçekleştirme gibi bir hedefi yok. Sadece kendisine seçim
kanununun onaylanması için yetki verilmesini, temsil adaleti ve
erken seçim arzu ediyor. Seçim kanununda oy kullanma yaşının 18’e
düşürülmesini istiyor çünkü gösterilere katılanların büyük bir
bölümü gençler.
Gösterilerin bütün mezhepleri aşan yapısı olduğu
söyleniyor. Gerçekten öyle mi?
Göstericileri iki kategoriye ayırmak mümkün: Bir kısmı seküler,
bütün dini ve mezhebi kesimlerin dışında kalan, sivil, demokratik
ve adil bir devletin kurulmasını isteyen kesim. İkincisi de belirli
bir mezhebi oluşumların üyesi olmakla birlikte bu yapıların çıkar
ağlarının dışında kalan kesimler.
'REFORM PAKETİ ÇÖZÜM İÇERMİYOR'
.
Hariri'nin son yaptığı reform paketi neden tatmin edici
bulunmadı ve eylemlere devam kararı verildi?
Herhangi bir ekonomik tedavinin gerçek bir eyleme ve adıma
dayanması gerekir. (Saad Hariri’nin açıklamış olduğu-İÖ) bu reform
paketi tamamen kandırmaca. Lübnan’da bir atasözü var: Yalan
söylemeyi bilmeyen önce büyüğünden başlar. İlk açıkladıkları reform
paketinde bütçe açığını -0,6 oranına indireceklerini iddia ettiler.
Bu büyük bir yalan. Sadece beş gün önce bütçe açığı nedeniyle halka
WhatsApp vergisi getirdiler. Bu vergiyle bile bütçe açığı 800
milyon doların altına inmiyordu, halbuki borçların 300 milyon
doların altına indirilmesi gerekiyordu. Dolayısıyla bu reform
paketi hamlesi, aslında sokaklardaki eylemleri etkisiz hale
getirmek ve hükümetin imajını düzeltmeyi amaçlıyordu. Bu yüzden söz
konusu reform paketi çözüm içermiyor. Çözüm başka bir yerde.
Öte yandan bu reform paketinin iyi şeyler içerdiğini bir an için
kabul etsek bile, hükümetin bunu gerçekten uygulayacağına nasıl
güvenelim? Halk onlara güvenmiyor, işte bu nedenle bu reform
belgesini aşma, bu hükümeti düşürme ve çözüm için başka bir
alternatif konusunda ısrar ediyoruz.
Türkiye'deki 2013 Gezi eylemlerini takip etmiş
miydiniz?
Evet takip etmiştim. Lübnan’daki protestolarla arasında
benzerlikleri var. Yönetimlerin halkın çıkarları için yapması
gerekenlerin dışına çıktığında halkın sokağa çıkması normaldir. Bu
durumda devlet kurumlarının kaybettiği meşruiyet, halka geçer.
Sudan, Cezayir, Mısır ve Irak'ın ardından Lübnan... Bu
ülkelerin hepsinde yolsuzlukçu yönetime karşı eylemler hâlâ
sürüyor. Sizce bu ülkelerdeki eylemler Lübnan'daki gösterilere
ilham kaynağı oldu mu?
Evet, protesto gösterilerinin birbirinden etkilenmesi anlamında
bir ilham kaynağı olmasından söz edebiliriz. Yönetimle çatışmak
üzere sokaklara inen halk, bir şekilde etkili olur. Ancak Lübnan
halkı olarak biz daha bazı Arap ülkelerinde protesto gösterileri
olmadan önce protesto için sokaklara çıkmıştık. Arap ülkelerinde
statükoya karşı isyan, daha önce de vardı, şimdi de var. Örneğin
Lübnan, iç savaştan (1975-1990) önce demokratik bir modeldi.
Sendikal mücadele geleneği vardı ve gerektiğinde taleplerini kabul
ettirmek için güvenlik güçleriyle çatışmaktan kaçınmayan bir
protesto geleneği mevcuttu. İç savaş maalesef bütün bunları yok
etti. Dolayısıyla diğer Arap ülkelerinde meydana gelen protestolar
bizim için bir ilham kaynağı değil belki örnek alınabilecek
eylemler olabilir. Gerçek ilham kaynağı, halkın ihtiyacı ve
sokaklardır.
'HÜKÜMETİN BASKI YAPMA OLASILIĞI HÂLÂ
FAZLA'
Eylemleriniz siyasi düzene yönelik. Ancak biz biliyoruz
ki Lübnan’daki siyasi düzen, patrimonyal, patronaj ilişkilerine
dayalı, kısmen feodal bir toplumsal yapının uzantısı. Toplumsal
düzen değişmeden siyasal düzen değişir mi sizce?
Kesinlikle; yüzde yüz katılıyorum, siyasi düzen toplumsal
gerçekliğin yansımasından başka bir şey değildir. Toplumsal değişim
olmaksızın siyasi değişim olmaz. Toplumsal değişim ise anında
gerçekleşmez. İçinde bulunduğu realiteden kurtulabilmek için farklı
aşamalardan geçmeyi gerektirir. Ancak insanların içinde yaşamış
olduğu vakada sıkışmaya başladığı anlar biraz farklıdır. Bu tarihi
dönüm noktalarında ani değişimler ve dönüşümler yaşanabilir. Böyle
anlarda yönetimde bir değişiklik meydana getirmek için fırsatları
değerlendirmek gerekir. Böylece o anı, halkın çıkarları için
kullanmak mümkün olur. Bizim şu anda yaptığımız da budur: Yönetimde
köklü bir değişim yaratmak için mevcut fırsatı değerlendirmek.
Lübnan halkı sizce haftalarca sokaklarda kalabilecek
kararlılığa sahip mi? Hükümetin onun bu direnç noktalarını
kırabilecek kozları var mı elinde?
İnsanlar hayatta kalmak, yaşamakta ısrarcı, bu son derece doğal.
Ekonomik açıdan zor dönemler insanların içinden geçtiği kişisel
zorluklara etki eder. Hükümet ilk günden itibaren çalışanlara ve
ailelerine baskı yaptı, tehditlerle yıldırmaya çalıştı. Amacı,
insanların protestolara katılmasını engelleyerek kitleselleşmesinin
önüne geçmekti. Kanımca hükümetin baskı yapma olasılığı hâlâ çok
fazla. Ancak yönetim ne kadar şiddete başvurur ya da baskıyı
artırırsa buna karşı halk da güçlü bir duruş sergileyip olayları
tırmandıracaktır.