'Varlık Fonu'na aktarılan 75 milyon lira esnaflara verilsin'

Korona virüsü önlemleri kapsamında kapatılan iş yerlerinin sahipleri ve çalışanları Kadıköy'de bir araya geldi. “Geçinemiyoruz, hayatımızı istiyoruz” diyen meslek örgütleri, "Milyonlarca insanın içinde olduğu bir sektör yok olma tehlikesiyle karşı karşıya, çalışanlar açlıkla karşı karşıya" diyerek iş yerlerinin açılması çağrısını yaptı.

Abone ol

DUVAR - İstanbul Turizm Aşçılar Derneği, Otel ve Turizm İşçileri Sendikası ve Kafe Bar Çalışanları Dayanışması, Kadıköy'de basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasına HDP, İYİ Parti ve EMEK Partisi katıldı.

HDP Milletvekili Dilşad Cambaz, yoksulluk dayatan bir iktidarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Cambaz şunları kaydetti: "Hükümetin ne halka, ne yoksula, ne de ekonomik krize karşı bir reçetesi yok. Acı reçeteyi yoksullar ödüyor. 700 lira ile kendileri geçirebiliyor mu? Günlük masraflarına dahi yetiyor mu? Açlık ve yoksulluğu dayatan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bir an önce bir çözüm üretilmeli hükümet tarafından. Varlık Fonu'na aktarılan para esnaflara verilsin."

'NİYE GÖREVİNİZİ YAPMIYORSUNUZ?'

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da Kadıköy'deki basın açıklamasına katıldı. Özdağ şunları söyledi: "Bize vergi verin diyorlar veriyoruz. 97 yıldır görevimizi yapıyoruz. Sosyal hayatı anlamlandıran iş yerlerine yardım edin. Siz niye bir yıldır görevinizi yapmıyorsunuz. Niçin yandaşlara ve belirli müteahhitlere veriyorsunuz. Türkiye gerçeklerine dönün. Meşru zeminde haklarını aramaya devam edecekler bu arkadaşlar. Devlet tedbirleri alır. İnsanca yaşayın der. Maskeyi bile dağıtamayanlar çözüm üretemezler. Varlıktan yokluğa düştüler bu insanlar. Hükümetten eşitlik ve adalet istiyoruz."

'SANKİ VİRÜS BİZDEN ÇIKTI'

Otel ve Turizm Sendikası'ndan Emine Hatuntaş büyük mağduriyet yaşadıklarını belirterek "Mağdur edilen turizm işçileri olarak sanki virüs bizden çıktı. Alınan paralar kiralara gidiyor. Kredilere, kredi kartları borçlarına gidiyor. Borçlar artıyor. Nefes alamadığımızı, geçinemediğimizi daha nasıl anlatalım?" dedi.

'İNTİHAR EDEN İNSANLAR DEĞİL BİRA KONUŞULUYOR'

Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği Başkanı Aydın Ali Kalaycı ise 11 aydan beri kapalı olduklarını, herhangi bir desteğin verilmediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Bizi görmüyorlar. Sadece vergileri görüyorlar. Neden? Çünkü alkol satıyoruz. Bu işin siyasi tarafı olduğunu gördük. 20 milyon insanı görmediklerine hayret ediyoruz. Kapattınız madem stopajı nasıl istersiniz? Madem bir destek vermiyorsunuz açalım dükkanlarımızı çorbamız kaynasın. Korona değil, ekonomik sorunlar bizi öldürüyor. Bugün ülkede aş iş diye intihar eden insanlar konuşulmuyor. Bira konuşuluyor."

OTİS Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Çamkıran, pandemi sürecinde en büyük zararı görenlerin başında gelen otel, kafe-bar, restoran ve yemekhane çalışanlarının çaresizliklerini haykırmaya başladığını söyledi.

"Bir yandan işsiz kalmaktan yakınan emektarlar bir yandan da çalışanların işsiz kalmaması için mecburen hukuksuzluklara boyun eğmelerinden şikayetçiler" diyen Çamkıran sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizler aylardır kaderine terk edilen, işsiz kalan, gelecek güvencesi yok edilen otel, kafe-bar, restoran, yemekhane işçileriyiz. Milyarlarca liralık servetlerine rağmen vergi borçları silinen sermayedarlar değil açlık sınırı altındaki asgari ücretinden vergiler kesilen işçileriz. Aylardır bütün güvencelerden yoksun işsiz arkadaşlarımız intihar ediyor. Gün geçtikçe biriken ihtiyaçlar sırtımızda bir kambura dönüşmüş durumda! Ve maalesef ki korkumuz, bu intiharların artmasıdır. Birçoğumuz kiralarını, faturalarını, sağlık ihtiyaçlarını karşılayamaz halde. İşsiz kalmayan, işyerlerinde çalışmaya devam eden arkadaşlarımız ise türlü hukuksuzluklarla karşı karşıyalar. İşlerinden olmaktansa bu hukuksuzluklara boyun eğmek zorunda bırakılıyorlar."

Dünyadaki salgının ve tedbirsizliğin bütün sorumluluğu kafe ve bar çalışanlarına yüklendiğini söyleyen Çamkıran, "İşlerimize geri dönmek ama aynı zamanda sigortasız-güvencesiz çalışmanın da önlenmesini istiyoruz. Bizler sadece pandemi zamanında değil, sonrasında da görevimizin başında olacağız. İnsan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayacağımız haklara sahip olana kadar da olduktan sonra da mücadelemiz devam edecek. Bizler geleceğimizi istiyoruz" dedi.

Kafe ve bar çalışanları dayanışması, Otel ve Turizm işçileri Sendikası, Türkiye Esnaf Platformu, Türkiye Tekel Bayileri Platformu ve İstanbul Turizm ve Aşçılar Derneği, ortak gerçekleştirdiği basın açıklaması metnini Ilgım Gölpunar okudu. Açıklamanın satır başları şöyle:

SAĞLANAN DESTEKLER YETERSİZ KALDI: Korona virüsü pandemisi 2020 yılının başında Çin’de ortaya çıktı ve kısa sürede tüm dünyayı sarstı. Türkiye’de resmi açıklamalara göre ilk korona virüsü vakası 11 Mart tarihinde görüldü, ilk vakanın ardından 16 Mart tarihinde sektörümüzde paket servis yapan işletmeler hariç olmak üzere tüm iş yerleri kapatıldı. İşletmeler 1 Haziran’da açıldı ancak 5 buçuk ay sonra 20 Kasım itibariyle tekrar kapatıldı. Çalıştığımız iş yerleri ilk tedbir döneminde 75 gün, ikinci tedbir döneminde ise bugün itibariyle 45 gün kapalı kaldı. İş yerleri toplam 120 gündür kapalı.
Yüz binlerce işletme kapandı, milyonlarca insan işsiz kaldı. Bu süre içerisinde insanların hayatlarını idame ettirmelerine dönük bir planlama yapılmadı, gerçekçi bir destek sağlanamadı. Bu süreçte ne yazık ki çalışanlar hayatını idame ettirmekte çok zorlandı. Sağlanan destekler çok yetersiz kaldı. Hükümet 15 Mart ila 1 Haziran tarihleri arasında; herhangi bir işyerinde 15 Mart’tan önce 60 gün çalışmış olan ve son 3 yıl içinde 450 gün sigorta primi ödenmiş olanlar için aldıkları ücretin yüzde 60’ı kadar Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) desteği sağladı. Ancak çoğu çalışan bu koşulları sağlayamadı. Bu şartları taşımayan personel için ise günlük 39 TL ücretsiz izin ödeneği sağlandı. Kısa çalışma ödeneği alanlar 1.500 TL, ücretsiz izne çıkarılanlar ise 1.170 TL ile geçinmek zorunda bırakıldı.
Net asgari ücretin bile yarısından az olan bir rakamla geçinmemiz beklendi. İş yerlerinin kapatıldığı dönemlerde kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik ödeneğinden faydalandırılan işçiler sosyal güvenlik primlerinden de faydalanamıyor. Geçinemiyoruz, güvencemiz de yok. Bir miktar para veriliyor ama karşılığında sosyal güvencemiz elimizden alınıyor.

GÖÇMEN İŞÇİLER DE ÇOK ZARAR GÖRDÜ: Sektörümüzde günlük, yarı zamanlı çalışanların yoğunluğu sebebiyle sigortasız çalışma da oldukça yaygın. Bu süreçte sigortasız çalışan işçiler bu desteklerin hiçbirinden yararlanamadı. Sektörümüzde göçmen işçiler de yoğun bir şekilde çalışıyor. Bu süreçte göçmen işçiler de çok zarar gördü. Ne yazık ki Türkiye’de yaşıyorlar ama çalışma izni alamıyorlar.

HİÇBİR GELİRİMİZ YOK: Ne yazık ki iş yerlerimizin kapalı olduğu dönemde, çalışanlara yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayacak desteğin sağlanması için yaptığımız eylemleri ve sesimizi hükümet duymadı. Sesimizin duyulmasını istiyoruz: İş yerlerini kapatmak bizi açlığa mahkum etmek demektir. Ya hayatımızı idame ettirecek bir destek sağlayın ya da iş yerlerini açın. İş yerlerinin açılmaması demek, hiçbir gelirimiz olmadan yaşamak zorunda kalmamız demek, sosyal güvencemizin olmaması demek, biz çalışanları açlığa mahkum etmek demek.
Gelelim esnaflara, tekel bayilerine, barlara….
Durum esnaflar açısından da içler acısı. İş yerleri kapalı ama kira ödemeye devam ediyorlar. Hükümetin verdiği kira desteği 750 TL. İstanbul’da merkezi yerlerdeki kira bedelleri 10 bin TL’den başlıyor. Verilecek olan kira yardımı kiraların yüzde 10’u bile değil. Peşin alınan gelir vergisi olan Stopaj vergisi yüzde 20’den yüzde 10’a düşürüldü. Ancak soruyoruz, olmayan gelirin vergisi olur mu? Yiyecekteki KDV yüzde 8’den yüzde 1’e düşürüldü. İş yerleri kapalı, satış yok. KDV oranı düşse ne yükselse ne! Esnafın bu kadar masrafın içinde ayakta kalması, geçinmesi mümkün mü? Tekel bayilerinin sokağa çıkma yasakları süresince alkol satışı yapması yasaklandı. Yasaklar süresince marketler açık bakkallar açık ama tekel bayileri kapalı. Bu sadece pandemi önlemi değil, hükümetin alkollü işletmelere ve alkol satışına dönük yaklaşımının bir göstergesi. Dün alkole yapılan yüzde 17’lik Özel Tüketim Vergisi zammı da bunu gösteriyor. İş yerlerinin geneli 120 gün kapalı olsa da; barlar ve gece kulüpleri 16 Mart’ta kapatıldı ve hiç açılmadı. Barlar 290 gündür kapalı. Barların kapalı olduğu süre; 75 gün sonra tam 1 yılı dolduracak. Barlar adeta kaderine terk edildi. Bar ruhsatıyla çalışmayan ama bar olarak hizmet veren yerler ise müzik yasağına takıldı. Bu iş yerlerinde müziğin kapatıldığı saat işletmenin kapatıldığı saate dönüyor.
Pandeminin görünmeyen bir başka yüzü ise kapatılan iş yerleriyle dolaylı olarak çalışan, tedarik zincirinde olan işletmeler. Toptancılar, kuru temizlemeciler, buz satanlar, çiçekçiler, seyyar satıcılar, valeler, sokak müzisyenleri hepsi işsiz. Kafelerde barlarda canlı müzik yapan ve hiçbir yerde sigortası olmayan müzisyenler de işsiz.

MİLYONLARCA İNSAN AÇLIKLA KARŞI KARŞIYA: Milyonlarca insanın içinde olduğu bir sektör yok olma tehlikesiyle karşı karşıya, çalışanlar açlıkla karşı karşıya. İş yerlerinin kapatıldığı 20 Kasım tarihinde korona virüsü günlük hasta sayısı 827, aktif hasta sayısı ise 40.000’di. Dün itibariyle ise günlük hasta sayısı 1.508, aktif hasta sayısı 85.000’dir. Hastanelerdeki yoğun bakım ve normal yatak doluluk oranları da yüksek seviyelerde değildir. Eldeki veriler işletmelerin açılmasına engel değildir. İşletmelerin bir an önce açılmasını istiyoruz, bir önce işimize dönmek istiyoruz. Çalıştığımız iş yerlerinde alınması gereken tüm tedbirleri alalım, işyerleri açılsın, yasaklar kalksın. Son olarak kahvehane, lokanta, meyhane, kafe ve bar çalışanları sendikasız da olduğu için bu süreçte hak arama zeminlerinden de yoksun kalmıştır. Tüm arkadaşlarımızı; iletişim kanallarımızı arttırmak, yan yana gelişlerimizi çoğaltmak, içine düşürüldüğümüz yoksulluğa karşı birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz. Sektörde çalışan tüm arkadaşlarımızı, ‘‘Kafe ve Bar Çalışanları Dayanışması’’nda, Otel ve Turizm İşçileri Sendikası’nda örgütlenmeye çağırıyoruz."