Ukrayna krizi üzerinden Türkiye ve Fransa ilişkileri normalleşiyor

Türkiye ve Fransa 24 Şubat’tan beri Rusya ile Ukrayna arasında süregiden savaşta arabuluculuk çalışmalarına devam ediyor. Dışişleri ve savunma bakanları da eşgüdümlü olarak çalışıyorlar.

Abone ol

DUVAR- Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, ülkesinin Türkiye ve Yunanistan ile birlikte, Ukrayna’nın Rus birliklerinin ablukası altındaki Mariupol kentinde çok zor şartlar altında kalan 150 bin sivilin tahliyesi için bir operasyon başlatmayı planladığını ve bu işbirliğinin başka sahalara da genişleyeceğini Cuma akşamı açıklamasının ardından, Fransa’da yaklaşan seçimler öncesinde Türkiye-Fransa ilişkilerinde yeni bir baharın mı ufukta olduğu sorusu gündeme geldi.

Türkiye ve Fransa 24 Şubat’tan beri Rusya ile Ukrayna arasında süregiden savaşta arabuluculuk çalışmalarına devam ediyor.

Yaşanan insani krizde çözüm yolları geliştirmek açısından ise iki ülke liderleri koordineli şekilde adım atarak, geçmişte Doğu Akdeniz’den Libya’ya, Rus yapımı S-400 savunma sistemi satın alımına dek ortaya çıkan birçok kriz alanından kaçınıyorlar. Fransız ve Türk dışişleri bakanları ve savunma bakanları da eşgüdümlü olarak çalışıp sürekli temas halindeler.

Macron, çok-aktörlü gerçekleşecek olan ve uluslararası kuruluşların da desteğini alması planlanan bu operasyonun ayrıntılarını belirlemek üzere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşecek.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise, Cuma akşamı yayınladığı video mesajında Mariupol'de durumun trajik olduğuna dikkat çekmiş; Rus askerlerinin kentteki sivillere askeri yardıma imkân tanımadığını açıklamıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Perşembe günü Brüksel'de düzenlenen NATO zirvesi çerçevesinde bir görüşmede de bulundular. Macron, yaptığı açıklamada, Türkiye ile geçmiş yıllarda görüş ayrılığına düşmüş olduğu Libya ve Orta Doğu konularında da iş birliğe dayanan bir stratejinin yeniden belirlenebileceğini söyledi.

Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü IFRI’den Orta Doğu programı başkanı Dorothée Schmid’e göre; hem Fransa hem de Türkiye, ekonomik çıkarlarının bulunduğu Libya’da görece olarak marjinalleştirildiklerini ve 2020’de askeri çatışmaya oldukça yaklaşan gerginliğin pek de istenmeyen bir senaryo olduğunu, 2021 yılında Yunanistan-Fransa arasında varılan stratejik işbirliğinin de bu anlaşmazlık ortamını güçlendirdiğini kaydediyor.

SAVAŞ TEK SEÇENEK DEĞİL

Gazete Duvar’a konuşan Schmid, tüm tarafların savaşın tek seçenek olmadığını ve ikili işbirliğinden çok daha kazançlı çıkacaklarını bildiklerini düşünüyor.

“Ukrayna krizi ise, bu açmazdan kurtulmak için büyük bir bahane ve bir nevi fırsat sundu. Fransa ve Türkiye cumhurbaşkanları arabuluculuk çabalarını ortaya koyarken Ukrayna’da taraflarını belli ettiler; Putin ile özel bir diyalog kanalları olduğunu iddia ettiler, ancak haftalardır test ettikleri bu kanaldan somut sonuçlar elde edemediler” diye açıklıyor Schmid ve ekliyor:

“Ancak yine de krizin siyasi ve askeri boyutlarını çözmek için diplomatik çabaları bir yana bırakmıyorlar ve ortak bir insani operasyona girişmeye karar verdiler. Bu anlaşmanın NATO bağlamında gerçekleştirilecek olması ve buna dair açıklamanın NATO toplantısı çerçevesinde verilmesi anlamlı. İki ülke NATO’nun kısa süre önce örgütteki görüş ayrılığından sorumlu üyeleriydi. NATO, bir misyon ve inandırıcılık arayışında olup Ukrayna konusunda yeniden birlikte hareket ediyorlar. Karadeniz, NATO için bir ivedi öncelik halini alacak. Dolayısıyla ortak insani operasyon için Mariupol’un seçilmesi tesadüf değil. Öte yandan, sorunların insani yardım boyutunu Macron hep önemser. Fransa’nın Suriye’deki diplomatik yol haritasındaki tek değişmez nokta buydu.”

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 10 Nisan’da gerçekleşecek. Macron’un seçimlerdeki rakiplerinden biri ise, Fransa’nın tanınmış aşırı sağ siyasetçilerinden Jean-Marie Le Pen’in kızı olan aşırı sağcı Marine Le Pen. Türkiye’nin NATO’daki varlığının sorgulanması gerektiği konusunda geçmişte demeçler vermiş olan Le Pen, seçilmesi durumunda Fransa’yı NATO’dan çıkarmayı vaat ediyor.

Dolayısıyla, Ukrayna krizi gölgesinde gerçekleşecek olan seçimin sonuçlarının ardından Türkiye-Fransa ilişkilerinin ne yöne evrileceği de şu anda merak konusu. Ancak Ukrayna krizinin ele alınması sürecindeki aktif rolü sebebiyle Macron’a verilen halk desteğinde bir artış olduğu da sır değil.

PARİS-ANKARA EKSENİNDE ORTAK HAREKET ALANLARI

Paris Bosphorus Enstitüsü başkanı Dr. Bahadır Kaleağası, uluslararası ilişkilerde anlaşmazlıkların normal olduğunu; Fransa ve Türkiye arasında ise, iki tarafın ortak ekonomik ve stratejik çıkarları dikkate alındığında, normal olmayan düzeyde bir gerginlik olduğunu kaydediyor.

“Şimdi Putin rejiminin kendi ülkesinde demokrasi korkusu ile çıkardığı Ukrayna savaşı sonucunda NATO ülkelerinin stratejik bütünlüğü ve taktiksel eylem güçleri yükseldi. Bu çerçevede Paris-Ankara ekseninde de ortak hareket alanlarında ilerlemenin değeri geçmiş olağandışı gergin dış politika üsluplarına baskın çıkıyor” diyor Kaleağası.

Ayrıca her iki ülkede de iç siyasetin, ekonominin ve seçim ortamlarının diplomatik yumuşamaya uygun zemini pekiştirdiğini kaydeden Kaleağası, Fransa’nın yeniden şekillenen Avrupa güvenlik ve siyasal sisteminde Almanya ile dengeli ve güçlü konum peşinde olduğunu ve bu çerçevede savunma sanayi, enerji, göç politikaları gibi önemli başka etkenlerin de söz konusu olduğunu belirtiyor.

“Kendi iç siyasi ve ekonomik sorunlarını, aşırı sağ hareketleri denetim altında tutarak çözerken, dış politikada başarı Macron için faydalı olur. Türkiye ise keşke bu döneme güçlü bir demokrasi, ekonomik yönetişim ve sosyal ilerleme ülkesi olarak girebilseydi; küresel rekabet gücü için çok önemli atılımlar içinde olabilirdi” diye ekliyor Kaleağası.

LİBYA’YA YANSIMALAR

Peki, iki ülke arasında yaşanmakta olan normalleşme sürecinin Libya’ya yansıması ne olur?

Libya konusunda uzun zamandır araştırmalar yürüten Jalel Harchaoui’e göre, 2020 yılında görülen anlaşmazlık konularından hiçbirisi ortadan kalkmayacak.

Gazete Duvar’a konuşan Harchaoui, “Tanık olacağımız tek dinamik; Türkiye’nin bölgeden askeri olarak çıkmaksızın kuzeybatı Libya’da birkaç taviz vermesidir. Ankara, Mısır, Fransa ve diğer aktörlerle bölgedeki etki alanlarını paylaşacağı bir modeli kabul edebilir. Ancak Türkiye’nin bu konuda karar vermesi durumunda, Libya’nın doğusunda iş / yatırım olanakları şeklinde başka faydalar elde etmeye çalışacağını düşünüyorum” diyor ve ekliyor:

“Türkiye’nin Libya’nın kuzeybatısında halihazırda sahip olduğu statü, yarı-hegemonya olup, bunu uzun zaman sürdürmek pek kolay değil.”

Öte yandan, ABD'nin Libya Büyükelçisi Richard Norland, geçtiğimiz günlerde Ankara ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Libya'nın seçim sürecinde içeriden kutuplaştığını ve Rusya'nın Ukrayna saldırısının bölgede dalga etkisi yarattığını belirtmiş, “Türkiye gibi müttefiklerle istişare etmek için uygun bir zaman” demişti.

Libya’da genel seçimlerin haziran ayında yapılması planlanıyor.

TÜRKİYE-FRANSA-İTALYA YAKINLAŞMASI DA UFUKTA

Öte yandan, Fransa-Türkiye ilişkileri, aralarına İtalya’yı da katarak önümüzdeki dönemde savunma alanında gündemde olmaya devam edecek gibi görünüyor. Geçtiğimiz günlerde İtalyan ve Fransız liderlerle görüşen Erdoğan’ın önemli bir gündemi de Fransa ve İtalya ortaklığındaki Eurosam Konsorsiyumu'nun geliştirdiği SAMP-T füze savunma sisteminin ortak üretiminin Türkiye’de gerçekleştirilmesi.

Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemleri için Rusya ile anlaşma imzalamasından hemen sonra Türkiye, Fransa ve İtalya, 2017 senesinde NATO sistemlerine entegre edilebilen SAMP/T hava savunma sisteminin birlikte üretilmesini de içeren bir teknik çalışma başlatmışlar; Ocak 2018’de Eurosam ile Aselsan ve Roketsan’ın ortak üretim yapması kararlaştırılmış, ancak 2019 yılı Ekim ayında Türkiye'nin Suriye'de operasyon başlatması sonucunda süreç askıya alınmıştı. SAMP/T hava savunma sistemi için işbirliği bir süredir dondurulmuştu.

Ayrıca, Türkiye-İtalya-Fransa arasında iş birliği grubunun da önümüzdeki dönemde toplanması öngörülüyor.